Libya seçimlerinin önünde yasalarla ilgili engel var

Trablus ve Kahire yönetimleri, sınır geçitlerinde malların nakli ve vatandaşların geçişini engelleyen zorlukları görüştü.

Dibeybe Trablus’taki ofisinde Bathiliy’i ağırladı. (UBH Medya Ofisi)
Dibeybe Trablus’taki ofisinde Bathiliy’i ağırladı. (UBH Medya Ofisi)
TT

Libya seçimlerinin önünde yasalarla ilgili engel var

Dibeybe Trablus’taki ofisinde Bathiliy’i ağırladı. (UBH Medya Ofisi)
Dibeybe Trablus’taki ofisinde Bathiliy’i ağırladı. (UBH Medya Ofisi)

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Abdullah Bathiliy, ‘en yakın zamanda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılması için uygun koşulların hazırlanması’ amacıyla geçtiğimiz iki gün içerisinde farklı siyasi taraflarla yaptığı görüşmelerin neticeleri hakkında Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’ye bilgi verdi. Bu sırada dün Temsilciler Meclisi, Usame Hammad hükümeti tarafından sunulan 2023 yılı devlet bütçe kanunu taslağını oybirliğiyle onayladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre seçim yasalarıyla ilgili süreç beklenen seçimlere ulaşma yolunda halen engel oluştururken Dibeybe, Trablus’taki ofisinde Bathiliy ile ülkedeki siyasi durumla ilgili gelişmeleri görüştü.

Dibeybe’nin ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre UBH Başbakanı, UNSMIL çabalarını desteklediğini vurgulayarak ‘BM temsilcisinin adil ve şeffaf yasalara göre seçimlerin yapılmasını sağlayacak şekilde Libya krizini çözmeye yönelik girişimlerinin olumlu rolünü’ takdir etti.

Açıklamanın devamına göre Bathiliy, geçen ağustos ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi önünde verdiği brifingin akabinde konsey üyelerinin geçtiğimiz yıllara kıyasla Libya’daki durumun daha istikrarlı olduğuna kanaat getirip bu durumu övdüklerini söyledi.

6+6 Ortak Komitesi’nin seçimlerle ilgili istenen kanunları halen hazırlayamaması göz önüne alındığında, ülkenin seçimleri bu kez de yapamayacağına dair Libya’daki siyasi çevrelerde bir endişe söz konusu. Çoğu gözlemcinin nazarında, kanunların hala hazırlanmamış olması, 2021’de ertelenen seçimlere doğru gerçek herhangi bir ilerlemenin önünde ‘büyük bir engel’ sayılıyor.

sd
Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanlık ofisi, seçim yasalarıyla ilgili 6+6 Ortak Komitesi’nin çalışmalarını takip ediyor. (DYK)

Bunun arka planında, Muhammed Tekale liderliğinde DYK Başkanlık Ofisi, pazartesi akşamı, Libya sahnesindeki son siyasi gelişmelerini ve 6+6 Ortak Komitesi’nin çalışmalarının sonuçlarını tartışmak üzere DYK merkezinde toplandı.

Dün öğleden sonra Akile Salih başkanlığında Temsilciler Meclisi, Hammad hükümeti tarafından sunulan devletin cari yıl genel bütçesine ilişkin kanun tasarısını tartışmak üzere kapalı bir oturum düzenledi. Tasarı oybirliğiyle onaylandı. Bazı milletvekillerine göre genel bütçenin yaklaşık 90 milyar dinar (takriben 18,7 milyar dolar) olduğu tahmin ediliyor.

Diğer yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Sözcüsü Tümgeneral Ahmed el-Mismari, ‘Genel Komutanlık’ın güneybatıda yaşayanlara güvenli bir yaşam sağlama ve onlara gönül rahatlığıyla hareket etme özgürlüğü garanti etme çabalarının bir parçası olarak, Saddam Hafter’in komutasındaki Tarık bin Ziyad Tugayı’nın, Güneyin Güvenliğini Sağlama Operasyonları Odası gözetiminde 128. Tugay’ın katılımıyla Sebha kenti içinde devriye gezdiğini’ söyledi.

Bununla paralel olarak, başkent Trablus’ta UBH İçişleri Bakanı İmad et-Trablusi, Libya’nın ‘güvenlik açısından iyi bir konum’ elde ettiğini belirtti ve ‘son iki günde hiçbir suç ihbarının kaydedilmemiş olmasının’ bunun bir kanıtı olduğunu kaydetti. Bu bağlamda bakanlık olarak suç faaliyetlerini caydırma yeteneklerini vurguladı.

https://www.facebook.com/watch/?v=3425430511006071

Trablusi dün Başsavcı Sıddık es-Sur ile düzenlediği ortak basın toplantısında, bakanlığının, ülke genelindeki emniyet müdürlükleri ve polis karakollarını destekleyecek bir güvenlik planının uygulanması üzerinde çalıştığını bildirdi.

Trablusi, Libya’daki güvenlik birimlerinin geri kalanıyla irtibat halinde olma hususunda “Doğu ve güney bölgelerindeki tüm güvenlik taraflarıyla sürekli temas halindeyiz” dedi. Trablusi vatandaşlara ‘ulusal ilkelerden taviz vermeden güvenliği sağlamak için emniyet müdürlükleriyle iş birliği yapma’ çağrısında bulundu.

Trablusi sözlerini şöyle sürdürdü:

Güvenlik çalışmalarının geliştirilmesi hususunda ellerimizi yerel ve uluslararası ortaklarımıza uzatıyoruz. Libya’nın kara ve deniz sınırlarını kontrol ediyoruz ve sınır ülkeleriyle güvenlik anlaşmalarımız var.

Başsavcı, savcılıkta Libya’nın tüm bölgelerinden 700 binden fazla farklı davanın bulunduğunu açıkladı. Ülkedeki güvenlik durumunun iyileştiğine işaret ederken “Güvenlik durumu yüzde 100 mükemmel değil ama eskisinden daha iyi” dedi.

Diğer yandan Libya ve Mısır’ın Ticaret ve Sanayi bakanlıklarından iki yetkili, ‘Musaid-Sellum sınır geçidinde mal ve hizmetlerin taşınmasında ve vatandaşların hareketlerinde karşılaşılan sorun ve zorlukları’ ele aldı.

İki taraf, Mısır’ın idari başkentinde yaptıkları görüşme esnasında, her iki ülkede ticari alışveriş hacmini artırmak üzere malların hareketini ve bireylerin, şirketlerin ve yatırımcıların seyahatini kolaylaştırmak amacıyla Trablus ve Mısır otoriteleri arasında imzalanan anlaşmaları etkinleştirme ve bunları uygulamak üzere mekanizmalar geliştirme gerekliliğini masaya yatırdılar.



Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, hareketin yaklaşık 20 yıldır Gazze Şeridi'ndeki fiilî yönetimini yürüten "Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi"ni feshetmeye hazırlandığını doğruladı.

Ayrı ayrı açıklamalarda bulunan iki kaynak, fesih kararının, Filistinli Ali Şaat'ın başkanlığını yürüttüğü ve "Gazze Yönetim Komitesi" ya da "Teknokrat Komitesi" olarak bilinen yapının Gazze'ye girerek görevlerini devralmasının önünü açmayı amaçlayan bir "girişim" kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Komite yaklaşık altı ay önce kurulmuş olmasına rağmen İsrail'in üyelerinin Gazze'ye girişine izin vermemesi nedeniyle görevine başlayamamıştı.

Hamas, 2006 yılında yapılan Filistin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Gazze'de yönetimi üstlenmiş, 2007 yılında ise El Fetih ile yaşanan kanlı çatışmaların ardından bölge üzerindeki tam kontrolünü sağlamış ve o tarihten bu yana Gazze'nin tüm idari işlerini yürütmüştü.

Kaynaklardan biri, hükümetin feshedildiğine ilişkin kararın yarın (Pazartesi) açıklanacağını söylerken, diğer kaynak da kararın duyurulmasının yakın olduğunu ancak kesin tarih vermekten kaçındı.

Kahire'de yeni görüşmeler

Öte yandan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, Gazze'deki kırılgan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin anlaşmazlıkların giderilmesi amacıyla önümüzdeki iki gün içinde Mısır'ın başkenti Kahire'de yeni toplantılar yapılacağını bildirdi.

ergt5h
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta. (Reuters)

İsrail'in geçen ekim ayında ilan edilen çok aşamalı ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği, bu süreçte binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve Hamas'ın üst düzey yöneticilerinin hedef alındığı belirtilirken; başta Mısır, Katar ve Türkiye olmak üzere arabulucuların anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak ve Gazze'de yaklaşık üç yıldır süren savaşın sona erdirilmesi için sonraki aşamalara geçilmesini sağlamaya çalıştığı ifade edildi.

Pazar günü Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas'tan iki, başka bir Filistinli gruptan ise bir kaynak, Kahire'nin yaklaşık 48 saat içinde Hamas başta olmak üzere Filistinli grupların katılacağı yeni toplantılara ev sahipliği yapacağını söyledi.

Mladenov'un katılımına ilişkin bilgiler

Kaynaklar ayrıca, Barış Konseyi'nin Gazze'den sorumlu en üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov'un, Barış Konseyi bünyesinde görev yapan Amerikalı yetkililer ve Uluslararası İstikrar Gücü temsilcileriyle birlikte görüşmelere katılmak üzere Mısır'a ulaştığı yönünde bilgiler bulunduğunu aktardı.

Ancak Mladenov'un ekibinden katılımına ilişkin resmî doğrulama alınamadı. Kendisine yakın kaynaklar daha önce, Hamas ve diğer grupların son yanıtları ışığında anlaşma maddelerinde ilerleme sağlanması hâlinde Mladenov'un müzakere turuna katılacağını belirtmişti.

Hamas kaynaklarından biri, "Hareket heyetinin bazı üyelerinin perşembe günü şafak vakti Kahire'de bulunduğu sırada arabulucularla yürütülen sürekli istişareler sayesinde görüş ayrılıklarının önemli ölçüde giderildiğini, buna Türkiye'de Katarlı ve Mısırlı yetkililerin katılımıyla gerçekleştirilen temasların da eklendiğini" söyledi.

Silah maddesi üzerinde yeni formül

Süren müzakerelerin, Mladenov'un geçen nisan ayında sunduğu yol haritası konusunda ortak bir uzlaşı sağlanmasını hedeflediği belirtildi.

Hamas, silahların belirli bir Filistinli kuruma devredilmesi sürecinin aşamalı biçimde yürütülmesini savunurken, İsrail'in Gazze'nin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmesinin de zorunlu tutulmasını talep ediyor.

fgthyj78
Han Yunus'ta yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı geçici kampta bir kap su taşıyan kız çocuğu. (AFP)

Hamas kaynakları, tarafların özellikle sekizinci madde olan "silah meselesi" konusunda görüş ayrılıklarını gidermek amacıyla yeni bir metin üzerinde çalıştığını, diğer maddelerde ise tüm tarafların katılımıyla kapsamlı uzlaşı sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

Hamas ayrıca Gazze Yönetim Komitesi'nin en kısa sürede Gazze'ye girerek görevine başlamasını isterken, Mladenov'u komitenin bölgeye girişini silahların sınırlandırılması konusundaki anlaşmaya bağlamakla suçluyor.

"Gazze'nin yönetimi komiteye devredilecek"

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, hareketin son müzakere turunda "olumlu ve sorumlu" bir tutum sergilediğini belirterek, "Süreç ilerliyor. Savaşın durdurulması, gerçek anlamda insani yardımın başlaması ve Gazze'nin tüm bölgelerinin yeniden inşası dâhil bütün konularda ortak çözümler üretmeye çalışıyoruz." dedi.

Kasım ayrıca, "Gazze'nin yönetimine ilişkin tüm dosyaların ulusal komiteye devredilmesi yönündeki süreçten geri adım atılmayacağını ve komitenin görevlerini yerine getirmesinin sağlanacağını" vurguladı.

Netanyahu: Gazze artık tehdit oluşturmuyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze içinde oluşturduğu yeni "nüfuz bölgeleri" sayesinde Gazze'nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmadığını savundu.

Netanyahu, "Gazze halkı özgürce seçim yapabilir. Gitmek isteyen gidebilir, kalmayı tercih edenler ise bize tehdit oluşturamaz. Gazze'nin silahsızlandırılması olmadan yeniden inşa edilmesi söz konusu olamaz." ifadelerini kullandı.

Öte yandan İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, önümüzdeki haftalarda Refah'taki pilot bölgelerde kamu düzenini sağlamakla görevli Filistinli bir polis gücünün eğitime başlayacağını yazdı.

Haberde, söz konusu birliğe elektroşok tabancaları verileceği, Uluslararası İstikrar Gücü'nün sorumluluğunda iki pilot bölgenin oluşturulacağı ve bunun Hamas'a bağlı olmayan Gazzelilerin bu bölgelere yerleştirilmesini hedefleyen daha geniş kapsamlı bir planın parçası olduğu belirtildi.


Mısır'dan İsrail'e net mesaj: Filistin devleti olmadan halklar arası normalleşme yok

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2017 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir araya geldi. (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2017 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir araya geldi. (Arşiv - Reuters)
TT

Mısır'dan İsrail'e net mesaj: Filistin devleti olmadan halklar arası normalleşme yok

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2017 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir araya geldi. (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2017 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında bir araya geldi. (Arşiv - Reuters)

Mısır ile İsrail arasında resmi barış anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık 47 yıl geçmiş olmasına rağmen, Mısır kamuoyunda İsrail ile herhangi bir normalleşmeye yönelik güçlü bir toplumsal ret devam ediyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler uzun yıllardır "soğuk barış" olarak nitelendiriliyor.

Cumartesi akşamı düzenlenen resmi bir törende konuşan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin devleti kurulmadığı ve İsrail'in ihlalleri sürdüğü sürece İsrail ile "halklar düzeyinde normalleşmenin" mümkün olmadığını belirterek, çözümün ancak "adil ve kapsamlı bir barışın" sağlanmasıyla mümkün olacağını söyledi.

Sisi'nin açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine yakın çevrelerin, Mısır Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Hüsam Hasan'ın Dünya Kupası son 32 turunda Avustralya karşısında alınan galibiyetin ardından Filistin bayrağı açmasına tepki göstermesinin hemen ardından geldi. Hasan, son 16 turuna yükselen takımın galibiyetini Mısır ve Filistin halklarına armağan etmiş, bu tavrı Mısır'da sosyal medyada geniş destek görmüştü.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, Mısır'ın tutumunun "önemli bir mesaj" taşıdığını belirterek, "Filistinliler kendi devletlerine kavuşmadığı sürece halklar arası normalleşme, İsrail'in önündeki Mısır engeli olarak varlığını sürdürecektir" dedi.

Sorunun kökenine çözüm vurgusu

Mısır ile İsrail, Mart 1979'da ABD'nin başkenti Washington'da barış anlaşmasını imzaladı. Ancak ilişkiler büyük ölçüde resmi düzeyde kaldı ve Mısır toplumunda hiçbir zaman geniş kapsamlı bir normalleşme yaşanmadı. Hatta Mısır'daki bazı meslek odaları ve sendikalar, üyelerinin İsrail ile normalleşmesini disiplin suçu sayarak yaptırım uyguluyor.

xvfgthy
Mısır'ın merhum Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail'in eski Başbakanı Menahem Begin, Mart 1979'da Beyaz Saray'da barış anlaşmasını imzaladıktan sonra birbirlerine sarılırken. (AFP)

Kahire'nin doğusundaki Yeni İdari Başkent'te düzenlenen "Devlet Stratejik Komutanlığı" açılış töreninde konuşan Sisi, "Devlet, halkının kazanımlarına asla zarar verilmesine izin vermeyecek; ancak barış isteyenlerle de barışa bağlı kalacaktır." ifadelerini kullandı.

Sisi şöyle devam etti:

"Bölgeye ilişkin derin vizyonu ve tarihsel tecrübesiyle, ayrıca İsrail ile barış anlaşması imzalayan ilk ülke olarak Mısır, Ortadoğu'daki çatışmaların kalıcı çözümünün, Filistin sorununu sona erdirecek ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda kuracak kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasından geçtiğini teyit etmektedir."

Cumhurbaşkanı ayrıca şu vurguyu yaptı:

"İşgali sona erdirmeyen, zulüm ve saldırıları bitirmeyen, hak sahiplerine haklarını geri vermeyen, herkes için güvenlik sağlamayan ve bölge halklarına istikrar ile refah içinde yaşama fırsatı sunmayan bir çözümle ne kalıcı barış, ne gerçek istikrar ne de halklar arası normalleşme mümkündür."

"Mısır, yükümlülüklerini yerine getirdi"

Muhammed Hicazi, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı değerlendirmede, Mısır'ın barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve onlarca yıl boyunca bölgesel istikrarın korunmasına katkı sunduğunu söyledi.

Buna rağmen Mısır kamuoyunun Filistin meselesini yalnızca siyasi bir dosya değil, aynı zamanda adalet, ulusal güvenlik ve kimlik meselesi olarak gördüğünü belirten Hicazi, şu değerlendirmeyi yaptı:

"İşgalin sürmesi, yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin genişlemesi ve Gazze'ye yönelik tekrar eden savaşlar, barışın resmi düzeyden toplumsal düzeye taşınmasını engelleyen temel nedenler oldu."

Hicazi, Cumhurbaşkanı Sisi'nin mesajının Mısır dış politikasının değişmeyen ilkesini yeniden teyit ettiğini belirterek, "Gerçek barış yalnızca ateşkesler veya anlaşmalarla değil, çatışmanın temel nedenlerinin çözülmesiyle mümkündür. Bunun başında da bağımsız Filistin devletinin kurulması gelmektedir." dedi.

Ayrıca, "Halklar arası normalleşme siyasi kararlarla dayatılamaz; ancak toplumlar adaletin sağlandığını ve hakların iade edildiğini hissettiklerinde doğal olarak ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.

"İsrail'in önünde stratejik bir tercih var"

Ekim 2023'te Gazze savaşının başlamasının ardından iki ülke ilişkileri, 1979'daki barış anlaşmasından bu yana en gergin dönemlerinden birini yaşıyor.

Özellikle İsrail'in barış anlaşmasına aykırı olduğu belirtilen şekilde Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru'nu kontrol altına alması ve Filistin tarafındaki Refah Sınır Kapısı'nı işgal etmesi, Kahire ile Tel Aviv arasındaki gerilimi artırdı.

Son iki yılda Mısır, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik söylemini sertleştirerek yaşananları sık sık "etnik temizlik" ve "insanlığa karşı suçlar" olarak nitelendirdi.

Mısır, savaşın başlangıcından bu yana Katar ve ABD ile birlikte arabuluculuk yürütüyor. Türkiye de 2025 yılında oluşturulan yeni diplomatik girişime katıldı. Ancak İsrail'in anlaşmanın hükümlerini tam olarak uygulamaması ve zaman zaman savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunması dikkat çekiyor. Bunun yanında İsrail medyasında zaman zaman Mısır'ın artan askeri kapasitesine yönelik eleştiriler de dile getiriliyor.

Bu çerçevede Hicazi, İsrail'in önünde iki stratejik seçenek bulunduğunu söyledi.

Bunlardan ilki, karşılıklı güvenliği sağlayacak kapsamlı bir barış sürecine katılarak Filistin devletini tanıması ve İran'ın da iyi komşuluk ilkelerine uyması ile bölgesel işlere müdahaleden vazgeçmesi halinde, Avrupa benzeri bölgesel güvenlik ve iş birliği sisteminin kurulacağı daha istikrarlı bir Ortadoğu'nun oluşturulmasıdır.

İkinci seçenek ise İsrail'in çatışmayı yönetme politikasını sürdürmesi ve siyasi çözüm yerine askeri üstünlüğüne güvenmeye devam etmesidir.

Hicazi, tarihsel deneyimlerin askeri gücün tehditleri caydırabileceğini ancak tek başına siyasi meşruiyet üretemeyeceğini ve kalıcı barış sağlayamayacağını belirterek, "Askeri üstünlük geçici bir düzen kurabilir; ancak kalıcı ve istikrarlı bir bölgesel sistem inşa edemez." uyarısında bulundu.

Hicazi sözlerini şöyle tamamladı:

"Mısır'ın yaklaşımına göre adil barış yalnızca Filistinlilerin ya da Arap dünyasının talebi değildir; aynı zamanda İsrail'in ve bölgenin gerçek stratejik çıkarıdır. İki devletli çözüm, resmi barışı halklar arasında gerçek bir barışa dönüştürebilecek, daha güvenli, istikrarlı ve iş birliğine dayalı bir bölgesel düzen kurabilecek tek çıkış yoludur."


Suriye heyeti, Hiroşima'nın yeniden inşa deneyiminden yararlanmak amacıyla Japonya ziyaretini tamamladı

Suriye heyeti, Hiroşima Barış Müzesi'ni ziyaret ederek atom bombası kurbanlarının anısına çelenk bıraktı. (Suriye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı)
Suriye heyeti, Hiroşima Barış Müzesi'ni ziyaret ederek atom bombası kurbanlarının anısına çelenk bıraktı. (Suriye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı)
TT

Suriye heyeti, Hiroşima'nın yeniden inşa deneyiminden yararlanmak amacıyla Japonya ziyaretini tamamladı

Suriye heyeti, Hiroşima Barış Müzesi'ni ziyaret ederek atom bombası kurbanlarının anısına çelenk bıraktı. (Suriye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı)
Suriye heyeti, Hiroşima Barış Müzesi'ni ziyaret ederek atom bombası kurbanlarının anısına çelenk bıraktı. (Suriye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı)

Suriye Arap Cumhuriyeti'nden, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı başkanlığındaki bir heyet, 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD'nin attığı atom bombasıyla büyük yıkıma uğrayan ve daha sonra yeniden inşa edilerek "barış kenti" kimliği kazanan Japonya'nın Hiroşima kentinin yeniden yapılanma deneyimini incelemek amacıyla gerçekleştirdiği ziyareti pazar günü tamamladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, heyetin Hiroşima Belediyesi'nde kentin yeniden inşa süreci, toparlanma dönemine eşlik eden kentsel planlama çalışmaları ile şehrin kalkınma ve barış alanında küresel bir örnek haline gelmesini sağlayan yasal düzenlemeler ve projeler hakkında kapsamlı bir sunum dinlediği belirtildi.

Heyet ayrıca Hiroşima Barış Müzesi'ni ziyaret ederek atom bombası felaketine ilişkin önemli tarihî dönüm noktalarını inceledi ve hayatını kaybedenlerin anısına çelenk bıraktı.

cdfgrthyj
Suriye heyeti, Hiroşima'nın yeniden inşa ve kentsel planlama deneyimine ilişkin sunumu dinledi. (Suriye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı)

Ziyaretin sonunda Suriye heyeti adına konuşan Bayındırlık ve İskân Bakan Yardımcısı Dr. İmad el-Mısri, Japonya'nın yeniden inşa ve şehir planlaması alanındaki deneyimlerinden yararlanmanın, Suriye'deki kalkınma ve yeniden yapılanma çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.

Suriye heyeti, uluslararası iş birliğini geliştirmek ve yeniden yapılanma ile erken toparlanma süreçlerinde küresel deneyimlerden faydalanmak amacıyla Japonya'ya resmî ziyaretine geçen cuma günü başlamıştı.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın başkanlığında gerçekleştirilen ziyaret, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) iş birliğiyle düzenlendi. Heyette Yerel Yönetimler ve Çevre Bakanlığı, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı ile Şam, Humus ve Halep valiliklerinden temsilciler yer alırken, Japonya'daki Suriye Büyükelçiliği maslahatgüzarı da heyete eşlik etti.

rhtyjuk8
Humus kentinde yıkımın boyutunu gösteren görüntü (16 Aralık 2024). (AFP)

Heyet, programına ilk olarak Kobe kentinde başladı. Burada 1995 depreminin ardından kentin yeniden inşa süreci, uygulanan şehir planlama yöntemleri ve toparlanmayı mümkün kılan yasal düzenlemeler hakkında bilgi aldı.

Heyet ayrıca Afet ve Deprem Risk Azaltma Merkezi'ni ziyaret ederek Japonya'nın afet yönetim sistemi ile risk azaltmaya yönelik uygulamalarını inceledi. Edinilen deneyimlerin, Suriye'nin yeniden imar ve kentsel gelişim çalışmalarına katkı sağlaması hedefleniyor.