Gazze'deki Kedi Kafe... Yumuşak tüyler ağrıları giderir

Psikolojik rahatlama amaçlı evcil hayvanlarla oynayabileceğiniz küçük bir alan. "Baskıların ortasında mutluluğu arıyoruz."

Kafe sahibinin tek isteği Gazze halkının endişelerini hafifletmek (Meryem Ebu Dikka -Independent Arabia)
Kafe sahibinin tek isteği Gazze halkının endişelerini hafifletmek (Meryem Ebu Dikka -Independent Arabia)
TT

Gazze'deki Kedi Kafe... Yumuşak tüyler ağrıları giderir

Kafe sahibinin tek isteği Gazze halkının endişelerini hafifletmek (Meryem Ebu Dikka -Independent Arabia)
Kafe sahibinin tek isteği Gazze halkının endişelerini hafifletmek (Meryem Ebu Dikka -Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe

Naima, kedisi Beyaz'ı o kadar çok seviyor ki, 10 yıldır yanında. Onunla oynuyor ve kedisi, refakatçi olarak tüm gezilerinde ona eşlik ediyor.

Evcil hayvanlara olan güçlü bağlılığı nedeniyle Gazze Şeridi'nde kediler için özel bir kafe açtı.

Naima, kedi besleme konusunda iyi ve onları insanlarla sosyalleşmeleri, hareketlerini ve seslerini anlamaları konusunda eğitme konusunda da yetenekli.

Hayatını bu hayvanlara bakmakla geçirdiğini ve evinde 10'dan fazla kedinin yaşadığını ifade eden Naima, "Bu evcil hayvanların neşe ve huzur kaynağı olduğunu, onlarla oynarken kişinin psikolojik baskıdan kurtulduğunu" belirtti.

Kedi severler için

Bu esasa dayanarak her cins ve şekilden kedinin yer aldığı, bu alandaki ilk kafe Gazze'de açıldı. Bu kafe heveslilerine, kedilerle okşama ve oynama fırsatı sağladı.

Kedi Kafe fikri, evcil hayvanların kapalı mekanlarda gözetim ve kontrol altında kiralanması üzerine kurulu ve Naima'nın da yaptığı bu.

Kafe, ziyaretçilerin oynayabileceği çok sayıda kedinin bulunduğu donanımlı bir salon sağladı.

Yanında ziyaretçiler için alkolsüz içeceklerin hazırlandığı küçük bir bar bulunmakta ve misafirler bir fincan kahve aldıktan sonra doğrudan kedi köşesine gidip tüylü hayvanlarla oynayabilir.

Naima, Arap ülkelerindeki ve uluslararası ülkelerdeki benzer deneyimlerden yola çıkarak Kedi Kafe fikrinden ilham aldı ve projesi Gazze'de bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Ancak bu tür kafe 2015 yılından bu yana dünya ülkelerinde resmi olarak tanınmaya başlarken, dünyada buna benzer ilk kafe 1998 yılında Tayvan'da açıldı.

Naima'nın projesi evde kedi besleyemeyen kedi severlerin ilgisini çekiyor.

Naima, dost canlısı hayvanlarla uyumlu bir şekilde hazırlanmış bir mekanda onlara oynayabilecekleri bir alan sağlayarak, hayatın baskılarından uzak, mutlu anlar geçirmelerine olanak tanıyor.

Kullanışlı bir mekan

Naima, kedi köşesine kedilerin tırmanıp oynayabileceği yeşil suni çim parçalarıyla süslenmiş ahşap köprüler ve çocuklarla kedilerin birlikte kullanabilecekleri salıncaklar astı. Bunların parlak renkleri mekana neşeli bir hava katıyor.

Evcil hayvan aksesuarları kedilerin boyunlarına asıldı ve isimleri, kendilerine seslenilmesi için bir kolyeye takıldı.

Kedilerin her birine görünüşlerine göre farklı lakaplar verildi. Örneğin nokta gibi küçük olan bir kediye "Nokta" ismi verilirken, bir hastalığa yakalanan ve ölmek üzere olan bir kediye "anka kuşu" anlamına gelen "Phoenix" ismi verildi. Çünkü o, sanki dirilmiş gibi mucizevi bir şekilde ölümden kurtuldu.

Naima'nın ifadesine göre o, kediler için bir barınak kurup sokaklardan sokak kedilerini toplayıp oyun köşesine yerleştirmeyi düşünüyordu.

Ancak insanları rahatsız edebileceğinden korktuğu için bu fikri sakin, oyuncu, güvenli ve sağlıklı kedileri barındırmaya dönüştürdü.

Kafenin fikri, evcil hayvanların gözetim ve kontrol altında kiralanması üzerine kurulu (Meryem Ebu Dikka-Independent Arabia)
Kafenin fikri, evcil hayvanların gözetim ve kontrol altında kiralanması üzerine kurulu (Meryem Ebu Dikka-Independent Arabia)

Sıkı kontroller

Kedi Kafe'de ziyaretçilerin ayakkabılarının plastikle kaplanması da dahil olmak üzere oyun öncesi sıkı kontroller uygulanıyor.

Ayrıca halk sağlığının korunması amacıyla ziyaretçilerin kedileri kucaklamadan önce ellerini yıkaması da gerekiyor.

Bunun yanında mekanın sahibinin hayvanlarına hastalık bulaşmasından endişe etmesi nedeniyle dışarıdan kedi alınması da yasak.

Naima, ziyaretçileri izlediğini ve onlara kedilerle nasıl başa çıkılacağı ve bu hayvanları yakalamanın doğru yöntemleri konusunda sürekli talimatlar verdiğini belirtiyor.

Naima, yavru kedinin sağlığının korunması için özel bir veteriner hekim eşliğinde periyodik takipler yapılarak güvenlik ve sağlık standartlarına uyulduğunu da ifade etti.

Kedi Kafe'de oyun öncesi el yıkama da dahil olmak üzere sıkı kontroller uygulanıyor / Fotoğraf: Meryem Ebu Dikka-Independent Arabia
Kedi Kafe'de oyun öncesi el yıkama da dahil olmak üzere sıkı kontroller uygulanıyor (Meryem Ebu Dikka-Independent Arabia)

Naima'nın kedi kafesi modasını Gazze'ye taşıması kolay olmadı. Naima, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

Gazze'deki sosyal ve ekonomik koşullar nedeniyle proje fikri hem cesaret verici hem de korkutucuydu. Gazze zor şartlardan geçtiği için eleştiriden korkuyordum ama hayatın baskıları arasında neşeyi ve mutluluğu aramamız gerektiği için cesaretlendirildim.

Kendini deşarj etme

Naima'nın kafeyi açmasındaki asıl amacı kedilerin onun hobisi olması değildi.

Ancak arzuladığı tek şey insanların endişelerini hafifletmek ve onlara rahat bir alan sağlamaktı.

Naima, "Gazze'de her zaman baskı altındayız. Bu durum psikolojik gerginlik şeklinde içimizde birikir ve sağlık sorunlarına neden olur. Dolayısıyla Filistin toplumunda oldukça popüler olan kedilerle oynamanın keyif, eğlence ve psikolojik stresten arınma kaynağı olduğunu düşündüm. Suçlamaları ortadan kaldırmanın yanı sıra çocukları evcil hayvanların bakımıyla tanıştırmak ve onlara nezaket, yardımseverlik ve merhametle davranmayı öğretmek için çalışıyoruz" açıklamasında bulundu.

Kedi Kafe fikri Gazze halkını şaşırttığı için bu kafe büyük ilgi gördü.

Psikiyatri alanında uzman Behzad el Ahras şunları söyledi:

Burası, Gazze Şeridi'ndeki yıkıcı savaşlardan ve diğer zorluklardan muzdarip olanlar için bir sanatoryum olarak düşünülebilir, çünkü psikolojik deşarj için insanlarla konuşmaktan daha iyi bir fırsat sağlıyor.

Ahras, açıklamalarına şöyle devam etti:

Hayvanlarla etkileşimin insanlar üzerinde güçlü bir psikolojik etkisi var. Bu rahatlıkla görülebilir, eğer bir insan kedilerle oynuyorsa yüzünde bir gülümseme oluşacaktır. Bunu bitirdiğinde eve gider ve tatlı macerasını anlatır. Bu, hafızada sıkışıp kalan, acı ve sıkıntıları silen psikolojik deşarjın küçük bir kısmı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.