Lübnan Suriye’den yeni göç dalgasıyla yüzleşmeye çalışıyor

Her gün onlarca kişi sınırı geçiyor. Şarku’l Avsat, bu süreci takip ederek, Suriyelilerle konuşuyor

Geçen yıl Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Bar Elias’ta yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulan kampta oynayan çocuklar (AP)
Geçen yıl Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Bar Elias’ta yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulan kampta oynayan çocuklar (AP)
TT

Lübnan Suriye’den yeni göç dalgasıyla yüzleşmeye çalışıyor

Geçen yıl Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Bar Elias’ta yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulan kampta oynayan çocuklar (AP)
Geçen yıl Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Bar Elias’ta yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulan kampta oynayan çocuklar (AP)

Suriyeli Fadi Ş. (24), marketten ihtiyacı olan şeyleri almak için cebinde sadece bir dolarla Lübnan’ın doğusundaki Baalbek’e geldi. Humus’tan Lübnan’ın Bekaa bölgesine doğru olan yerinden edilme yolculuğu Fadi’nin tüm gücünü tüketti. Amcasının onu Lübnan’a götürmesi için bir kaçakçıya vermek üzere gönderdiği 100 doları bitirdi. Geçen cuma günü Şarku’l Avsat’a söylediğine göre yarın sabahtan itibaren de iş bulana kadar markette en ucuz şekilde ne yiyeceğini araştırıyor.

fdr
Lübnan ve Suriye arasındaki yasadışı sınır hattı (Şarku’l Avsat)

Fadi, ülkelerindeki ekonomik koşullardan kaçmak için yeni yerinden edilme dalgalarının bir parçası olarak her gün Lübnan topraklarına geçen onlarca Suriyeliden biri. Onları yasadışı yollardan gizlice Lübnan topraklarına taşıyan kaçakçılarla iş birliği yapıyorlar. Bu durum, son haftalarda daha da kötüleşen bu olguyu önlemek için Lübnan’ın iç kesimlerinde siyasi ve güvenlik alarmı verilmesini gerektiren bir mesele.

13 saatlik yolculuk

Fadi, 13 saat süren zorlu bir yolculuğun ardından Baalbek’e ulaştı. Gece yarısından sonra bir araçla Humus’tan yola çıktığını, ardından başka bir araçla Humus kırsalındaki Şinşar’a, oradan da yasadışı geçitler ve engebeli yollardan yürüyerek geçişin gerçekleştiği Basateen’e doğru yola çıktığını söylüyor. Ancak kaçakçılar Suriye ve Lübnan güvenliğinin gözünden saklanan noktaları bildikleri için bu noktaları kolayca atlattı.

st
Kamplar, kaçakçılık yoluyla Lübnan’a yeni gelenlerin sığınağı haline geldi (Şarku’l Avsat)

Göçmenler, Lübnan’ın derinliklerine ulaşmak için bazen tarlalar ve meyve bahçeleri arasında saatlerce yürüyorlar. Fadi, çoğu iş arayan genç erkeklerden oluşan 17 Suriyeliden oluşan bir grupla birlikte, Lübnan’ın en kuzeydoğusundaki Hermel’in kuzeyindeki yasadışı bir geçişten girdi. Lübnan yataklarına girdiklerinde ise dağıldılar. Bir kısmı akrabalarının yanında kaldıkları Bekaa Vadisi’ndeki Suriyeli mülteci kamplarına sığınırken, bir kısmı da Baalbek köylerinde akrabalarının yaşadığı evlere sığındı.

Ekonomik kriz

Fadi’nin yerinden edilmesinin ardındaki tek sebep ekonomik durum. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Ekonomik durumun cehenneminden kaçtım. Suriye’de, artık dayanılmaz hale gelen yüksek fiyat canavarı ve Suriye lirasının ciddi değer kaybı nedeniyle artık yaşamamız mümkün değil” ifadelerini kullandı. Fadi Ş. “Bir doların 14 bin Suriye lirasına çıkmasıyla Suriye’de hayat çok zorlaşırken, Suriye’de tarım ve inşaatta çalışan bir işçinin ücreti günlük 3 doları (40 bin Suriye lirası) geçmiyor. Gıda fiyatları yükselirken, bir kilogram domates, üzüm ve patatesin fiyatı 3 bin liranın üzerine, bir galon yağın fiyatı 110 bin liraya (8 dolar), bir kilogram şekerin fiyatı ise 13 bin liraya (yaklaşık bir dolar) ulaştı” dedi.

Fadi, bu koşulların kendisini Humus’taki işinden ayrılmaya ittiğini söylüyor. Kaçış masraflarını karşılayamayacağını belirten Fadi Ş., ekonomik durumunu iyileştirmek ve Lübnan’da çalışabilmek için Suriye dışında yaşayan amcasından yardım istedi ve amcası kendisine Lübnanlı ve Suriyelilerden oluşan bir kaçakçılık grubuna ödemesi için 100 dolar gönderdi. Nitekim aradığını Lübnan’da bulduğunu, buraya geldikten sonraki gün iş bulduğunu, çarşamba günü inşaatta sıva işinde çalışmaya başladığını ve kendisine günde 8 dolar maaş verildiğini belirtti.

scdefr
Lübnan - Suriye sınırında bulunan bir askerin Lübnan ordusunun internet sitesinden alınan fotoğrafı

Lübnanlı güvenlik kaynakları, Fadi’nin verdiği sayıları doğrularken, sınırdan kaçan tutuklularla yapılan soruşturmalarda rakamların daha yüksek olduğunu belirtiyor. Bekaa’da Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynağı, kaçakçılık çetelerinin kişi başına talep ettiği meblağın, ister bir kafilede olsun ya da kaçakçının araçlarında olsun 100 ile 600 dolar arasında ve seyahat kurallarına göre değiştiğini dile getirdi.

dcferg
2020’de Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Zahle şehri yakınında yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulmuş bir kamp (EPA)

Güvenlik kaynağı, Lübnan’a gizlice girenlerden bazılarının ‘Lübnan topraklarını deniz ve havaalanı yoluyla Avrupa ülkeleri, Türkiye, Mısır veya Yunanistan’a geçiş koridoru olarak kullandıklarını söylerken, işlerinin ise onları yurtdışına göndermeden önce Lübnan’da kendilerine barınma sağlamaya çalışan çeteler tarafından üstlenildiğini vurguladı. Kaynak, Suriyelilerden bazılarının ise güvenlik hizmetlerinin eline geçtiğine dikkat çekti.

İkinci göç dalgası

Ancak ekonomik durum, Lübnan’a göçün ana nedeni olmaya devam ediyor. Samiye (32), geçen salı günü 2 yaşındaki oğlu Muhammed ile birlikte yasadışı kaçakçılık yoluyla Baalbek yakınlarındaki bir kampa geldiklerini söylüyor. Daha önce Suriye’deki ekonomik durumun Lübnan’dan daha iyi olduğu inancıyla ailesiyle birlikte yaşamak için Suriye’ye dönmüştü. Ancak Suriye’de kötüleşen ekonomik durumdan kaçmak için tekrar Lübnan’a yöneldi ve Bekaa Vadisi’ne doğru yola çıktı. Kamyon şoförü olarak çalışan ve Lübnan’dan Suriye’ye para gönderen kocasıyla yeniden birlikte yaşayacağını söylüyor.

dfrg
Lübnan ve Suriye arasındaki su kaçakçılığı geçidi (Şarku’l Avsat)

Bugün Suriye’ye göç ettiği çadırda yaşayan Samiye, 2 ay sonra aynı kaçakçılık yolu ve aynı kaçakçılarla buraya geri döndü. Samiye, “Ailemle birlikte yaşamak üzere iki ay önce kaçakçılar aracılığıyla Suriye’ye gittiğimde durum bugünden daha iyiydi. Ama şimdi durum daha da kötüleşti. Hayat dayanılmaz bir cehenneme dönmüştü ve bu beni tekrar Lübnan’a dönmeye sevk etti” dedi.

Samiye, yerine yolculuğun bedelinin 200 dolar olduğunu, kaçakçıların bu ücreti hem gidiş hem de dönüş için ücretlendirdiğini belirtti.

Güvenlik hareketi

Lübnanlı yetkililer yasadışı geçiş girişimlerini engellemek için harekete geçti. Lübnan Ordu Komutanlığı, yaptığı açıklamada “Kara sınırından insan kaçakçılığı ve yasa dışı sızmayla mücadele kapsamında ordu birliklerimiz, geçtiğimiz hafta farklı tarihlerde yaklaşık bin 100 Suriyelinin Lübnan- Suriye sınırına sızma girişimini engelledi” dedi.

Kaçakçılık hatları, güneyde batı Bekaa’daki es-Suveyri’den başlayarak Lübnan’ın en kuzeydoğusuna ve kuzeyde tüm sınır bölgesine kadar geniş bir alana uzanıyor. Burası, davetsiz misafirleri gizleyen bitki örtüsü göz önüne alındığında kaçakçılığın kolayca gerçekleştiği bir yer.

dcfrg
Lübnan’daki Bekaa Vadisi’ndeki Bar Elias'ta yerinden edilmiş Suriyeliler için kurulan bir kamp (AP)

Bir güvenlik kaynağı, Lübnan’ın doğusunda Şarku’l Avsat’a “Lübnan ordusu, Kara Sınır Alayı aracılığıyla ve istihbarat devriyelerinin yardımıyla yasal ve yasadışı geçişleri kontrol edebildi ve yeni yerlerinden edilmiş insan dalgalarının girişini önlemek için Bekaa’nın kuzeyinde uluslararası yollara paralel bariyerler kurdu. Geçtiğimiz haftadan sonra bir güvenlik kaosuna tanık olduk” diyerek, Lübnan’a kaçanların istisnasız tüm Suriye bölgelerinden olduğuna dikkati çekti. Kaynak ayrıca, ordunun yakaladığı kişilerin tekrar sınırdan sınır dışı edildiğini söyledi.

Siyasi baskı

Yeni yerinden edilme dalgasına son verilmesi yönünde iç siyasi baskılar artıyor. Öyle ki Lübnan Kuvvetleri, hükümete ‘mevcut mülteci krizine çözüm üretmesi ve durumun krizi daha da kötüleştirmemesi’ amacıyla Suriye’den, özellikle de kuzey ve doğudan herhangi bir sızıntının Lübnan’a girmesini önlemek için gerekli ve acil tüm önlemleri hassasiyetle alması çağrısında bulundu.

Lübnan Kuvvetleri medya departmanı tarafından yayınlanan bir açıklamada, “Bir hatırlatma olarak, Lübnan’daki Suriyeli mülteci krizinin başlangıcını sona erdirecek herhangi bir pratik adım görmedik. Gerekli olan, Suriye’den Lübnan’a sızmanın önlenmesine paralel olarak mültecilerin Lübnan’dan Suriye’ye bir an önce geri dönmesidir” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Milletvekili Sami Cemayel, Lübnanlıların 12 yıl önce Suriyelilere bir sığınak sağlamak için birçok fedakarlık yaptığını söylerken, bugün bu krizin sona ermesi, ülkelerine geri dönmeleri veya Lübnan’ın artık tek başına taşıyamayacağı bu yükü Lübnan’la paylaşan diğer ülkelere yeniden dağıtılmaları çağrısında bulundu.

Güçlü Cumhuriyet bloğunun bir üyesi olan Milletvekili Razi el-Hac ise “Suriyeli kaçakçılar, insan ve eşya kaçakçılığı operasyonlarını gerçekleştirmek için kandırmaya ve yeni yöntemler kullanmaya devam ediyor. Lübnan devletine her zaman çağrıda bulunduk ve bugün, her zamankinden daha fazla yasal ve yasadışı kara sınırlarının kontrol altına alınmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Artık bu tedbirleri hayata geçirmenin ve bu alanda ciddi adımlar atmanın zamanı gelmiştir. Kaçakçılık operasyonları, devletin görevini yerine getirirken dağıldığının en belirgin işaretlerinden biridir” diyen Hac, “Bu konunun sorumsuzca ele alınması daha ne kadar devam edecek? Lübnan’ın bu Suriyeli akınına artık tahammülü kalmadı ve bizim yıllardır burada çürüyen yüzbinlerce insanın geri dönüşüne şiddetle ihtiyacımız var” dedi.

Suriye: Ekonomiye benzemeyen bir ekonomi ve hayata benzemeyen bir hayat

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, askeri operasyonların durdurulduğu bölgelere Suriyeli mültecilerin dönüşünde karşılaşılan zorluklara ilişkin bir soruya “Bir mülteci suyu, elektriği, çocuklarına okul ve tedavi için sağlık hizmeti olmadan nasıl geri dönebilir?” sorusuyla yanıt verdi. Esed, ekonomik ve yaşam koşullarını, Suriye bölgesinin en büyük bölümünü oluşturan, Rusya ve İran müttefiklerinin desteğiyle hükümetinin yeniden kontrol altına aldığı bölgelere indirgedi. Her ne kadar bu bölgelerde savaş durmuş olsa da orada hayat hala zor, hatta durum savaş zamanlarına göre çok daha zor.

vtju
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed (EPA)

Suriye hükümeti, ülkedeki ekonomik çöküşten ve yeniden inşanın engellenmesinden ABD’yi ve Batılı ülkeleri sorumlu tutuyor. Bu ülkeler, Suriye hükümetine ve onunla ilgilenenlere yönelik boğucu ekonomik yaptırımlar uyguluyor.

Geçen Mart ayında Dünya Bankası, Suriye’nin gayri safi hasılasındaki daralmanın 2,3 puan artarak 2023’te yüzde 5,5’e ulaşmasını bekliyordu. Yeniden yapılanma çalışmalarındaki yavaşlama devam ederse, bu durum ekonomik büyümenin daha da daralmasına yol açacak.

Öte yandan enflasyonun, ekonomik çöküşün ve yerel para biriminin değerinin Şam hükümeti açısından benzeri görülmemiş seviyelere (1 dolar 14 bin lira) kadar bozulmasının ve kriz yönetiminde ekonomi politikalarının bocalamasının sorumluluğunun büyük bir kısmı yerel iktisatçılara aittir. Bu ekonomi, devletin kaynaklarını kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirdiğinde tarımı, sanayiyi ve geleneksel ticareti ortadan kaldırmayı başardı.

Şamlı bir ekonomist, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Geçtiğimiz Ağustos ayında açıklanan yüzde 100’lük artıştan sonra çalışan maaşı 25 doları geçmiyor. Bu miktar, elektrik, su ve akaryakıt fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan yüksek fiyatlar dikkate alındığında küçük bir ailenin bir günlük masrafını dahi karşılamıyor. Peki devlet çalışanları, ayın geri kalan masraflarını nereden karşılıyor? Bu noktada başka kaynaklar da var. Bunların başında ise rüşvet, ikinci bir iş veya yasa dışı kazanç geliyor” ifadelerini kullandı. “Bu, piramidin tabanında gerçekleşir. Yolsuzluğun yukarıya doğru sızmayı artırdığını, tekel, büyük anlaşmalar yapmak ve kaçakçılık ve şaibeli ticaret operasyonlarına dolaylı sponsorluk ile temsil edildiğini söylersek abartmış olmayız” diyen ekonomist, “Bütün eklemleri çürümüş ve ekonomi çökmüş olmasına rağmen devleti ayakta tutan, yolsuzluk ve yasadışı kazançtır” şeklinde konuştu. Ekonomiste göre bu durum da küçük bir varlıklı sınıf ile işlerini dış yardım ve işçi dövizleri yoluyla yöneten orta sınıfın küçük bir kalıntısı arasındaki uçurumu artırıyor. Ezici bir çoğunluk ise göç etmeyi ve kendilerini kabul eden herhangi bir ülkeye sığınmayı hayal ediyor.

dsf
Suriye’nin güneyindeki Süveyda şehrinde gerçekleşen halk protestolarından bir görüntü (EPA)

Dünya Gıda Programı verilerine göre Suriye, dünyada gıda güvensizliğinin en fazla yaşandığı altı ülkeden biri. Suriye’de yaklaşık 12,1 milyon insan, yani nüfusun yarısından fazlası gıda güvensizliği yaşıyor. Suriye’de ortalama aylık ücret, şu anda ailenin gıda ihtiyacının yalnızca dörtte birini karşılıyor. Dünya Gıda Programı’ndan elde edilen veriler aynı zamanda yetersiz beslenmenin arttığını, çocuklarda bodurluk oranlarının ve anneler arasında yetersiz beslenmenin benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığını gösteriyor. Açlık insanları tehdit ederken, ufukta ise Suriye hükümetinin enflasyonla mücadele ve yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik net bir planı yok, aksine tam tersi yaşanıyor. Enerji, su, gıda ve ilaç gibi en temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun olan Suriyelilerin dramı derinleşirken, bu da Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetinde günlerdir yoğunlaşan halk protestolarının patlak vermesinin nedenlerinden birine dönüştü.



YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
TT

YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), Suriye savaşı sırasında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) saflarında savaştı ve ülkenin kuzey ve doğusunun geniş bölümünde DEAŞ'ın bölgeden çıkarılmasına yardımcı oldu.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Beşşar Esed'in 2024'ün sonlarında devrilmesi ve silahlı muhalif saflarda yer alan İslamcı savaşçıların öncülüğündeki yeni hükümetin göreve gelmesinden beri birliklerin geleceği belirsizliğini koruyor.

fgthy
SDG Lideri Mazlum Abdi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte 25 Ağustos 2026'da Şam'daki Halk Sarayı'nda televizyondan yayımlanan konuşma öncesinde, (AFP)

Yeni yönetim, daha önce dağınık ve bağımsız şekilde faaliyet gösteren silahlı grupları devlet kurumlarına entegre etmeye çalıştı. Geçen hafta SDG, kendisini resmen feshettiğini açıklarken, lideri Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın danışmanı olarak atandı. SDG'nin bazı mensupları da Savunma Bakanlığı'na katıldı.

Ancak yeni Suriye Savunma Bakanlığı'nda kadın savaşçılar yer almıyor. YPG lideri Newroz Ahmed, geçen hafta Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile yaptığı görüşmelerde, kendisine kadın savaşçılarının orduda yerinin olmayacağının bildirildiğini söyledi.

gthyju
Newroz Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da Reuters'a röportaj verirken - 31 Ağustos

Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'daki bir askeri üste Reuters'a yaptığı açıklamada, “Orduya katılmak istedik, çünkü güçlerimiz kendilerini bir tugay veya bağımsız bir tabur şeklinde düzenli biçimde korumalarını sağlayacak deneyim ve yeterliliğe sahip” dedi. Ahmed, “Temel şartımız, bu gücün düzenli bir yapı içinde olması, farklı yerlere dağıtılmaması ve küçük gruplar halinde konuşlandırılmamasıydı. Bu öneriyi reddettiler” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı'nda rol mü?

YPG, şu anda örgütlü bir savaş gücü olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak alternatif formül bulmak amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyor.

Görüşmeler, yeni yönetimin on yılı aşkın süren iç savaşın sona ermesinin ardından Suriye'nin güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde hâlihazırda turizm polisi aracılığıyla kadın personel bulunuyor. Bu yılın başlarında, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Suriye merkezi yönetiminin, YPG’li kadın savaşçıların İçişleri Bakanlığı'na bağlı bu kadın birimine katılmasını önerdiğini belirtmişti.

Ancak kaynaklar, YPJ’nin bu öneriyi reddettiğini doğrularken, birlik sözcüsü de kendilerine böyle bir teklif yapıldığını yalanladı.

Newroz Ahmed, Reuters'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri”nin bunun yerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı özel operasyon güçlerine katılmayı önerdiğini söyledi. Ahmed, bu birimin kendi güçlerinin yetenekleriyle daha fazla örtüştüğünü ve erkeklerin ağırlıkta olduğu güvenlik güçlerinde kadınların temsilinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

gh
YPJ mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında - 22 Ağustos (Reuters)

Ahmed, “İçişleri Bakanlığı ile konuyu görüştüğümüzde, güçlerimizde bin 500'den fazla kadın savaşçı bulunduğunu söyledik ve bu gücün tamamının entegre edilip edilmeyeceğini sorduk” dedi. Ahmed, yanıtı “önümüzdeki günlerde” almayı beklediğini ifade etti.

Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıkları, görüşmeler hakkında Reuters'ın sorularını henüz cevaplamadı. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba ise cuma günü Rudaw'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri” mensubu kadın savaşçıların bakanlık saflarında memnuniyetle karşılanacağını söyledi, ancak üstlenecekleri muhtemel role ilişkin ayrıntı vermedi. El-Baba ayrıca birliklerin Suriye'nin tamamında konuşlandırılacağını ve tek bir coğrafi bölgeyle sınırlandırılmayacağını ifade etti.

JPJ’nin geleceği meselesi, bu gücü çatışma yıllarında büyük mücadelelerle elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların sembolü olarak gören çok sayıda Kürt kadın açısından daha geniş önem taşıyor.

JPJ mensubu 20 yaşındaki Josko Siyager, “Kadınları her zaman zayıf olarak görüyorlar... Biz gücümüzü erkeklerden almıyoruz, mevcut devletten de almıyoruz... Elbette özel bir statümüzün olmasını istiyoruz ve bu konuda ısrar ediyoruz” dedi.

YPG’ye bağlı bir birliğe komuta eden 31 yaşındaki Binaber Baran ise Suriye anayasasının bu güçlerin rolünü açıkça güvence altına alması gerektiğini düşünüyor. Baran, “Bugüne kadar hiçbir zaman birilerinin bizi savunmasını beklemedik... Biz kadınlar kendimizi savunduk” ifadelerini kullandı.


Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
TT

Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)

Cezayir, hayat şartları açısından dünyanın en zorlu bölgelerinden biri olan Tanezruft Çölü'nde bulunan bir askeri kışlayı, uyuşturucu kaçakçıları için yüksek güvenlikli cezaevine dönüştürecek. Karar, Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından dün açıklandı.

Karar, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlığında düzenlenen Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısında alındı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, yeni cezaevinin “uyuşturucu baronları ve satıcılarına” tahsis edileceği belirtildi ancak başka ayrıntı verilmedi.

Yetkililer ayrıca, birçok ülkede bulunan kurumlara, örneğin ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'ne (DEA), benzer şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış bir güvenlik birimi kurulmasına karar verdi.

Açıklama, yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip, Akdeniz'e kıyısı bulunan ve yaklaşık 6 bin 400 kilometrelik kara sınırına sahip Cezayir'de uyuşturucu kaçakçılığındaki artış konusunda yetkililerin uyarılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele ve Bağımlılık Dairesi'nin verilerinden aktardığına göre Cezayir'de uyuşturucu bağımlılarının sayısı 2024 yılında 3 milyonu aştı.

Yetkililer düzenli olarak geniş çaplı uyuşturucu operasyonları ve ele geçirmeler gerçekleştirildiğini duyuruyor. 21 Ağustos'ta, psikotropik bir madde olan pregabalin içeren 10 milyondan fazla kapsülün yanı sıra 33 kilogramdan fazla kokain ele geçirildiği açıklandı. Operasyon, rekor miktarda uyuşturucunun ele geçirildiği bir baskın olarak nitelendirildi.

Cezayir'in Mali sınırında, ülkenin güneybatı ucunda bulunan Tanezruft, neredeyse tamamen ıssız bir çöl bölgesi. Yaz aylarında sıcaklıkların 50 santigrat dereceyi aşabildiği bölge, Sahra Çölü'nün en izole ve zorlu kesimlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
TT

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik bir planı, Esed rejiminin kalıntıları ile Hizbullah'a bağlı faaliyet gösteren bir güvenlik ağını çökerterek engelledi.

Yargı kaynakları, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, ağın üyelerinden 5 kişinin (3 Suriyeli ve 2 Lübnanlı) gözaltına alındığını bildirdi. Kaynaklara göre ağ, Suriye'den savaşçıları kuzey sınırı üzerinden Lübnan'a sokuyor, ardından bu kişileri Beyrut'un güney banliyölerine ve daha sonra Baalbek-Hermel bölgesindeki bir eğitim kampına götürüyordu.

Kaynaklar, gözaltına alınanlar arasında eski Suriye rejimindeki güvenlik birimlerinden birinin sorumluluğunu üstlenmiş olan Suriyeli Albay Menaf Ali Safi'nin de bulunduğunu belirtti.

Kaynaklar ayrıca ağın elinde el bombaları, makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu silah ve mühimmatın ele geçirildiğini belirtti.

Gözaltına alınanların, “Hacı Alaa” olarak bilinen bir kişinin yönetimindeki Hizbullah mensupları ve kadroları tarafından eğitildiklerini kabul ettikleri kaydedildi. Şüpheliler, eğitimlerin kamuoyuna açıklanan amacının “mevcut Suriye güçlerinin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik olası bir saldırısına karşı hazırlık yapmak” olduğunu öne sürdü.

Kaynaklar, ağın eski Suriye ordusunda tümgeneral olan Muhammed Cabir tarafından yönetildiğini vurguladı. Moskova'da bulunan Cabir'in, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yakınlığıyla bilindiği ifade edildi.