Ordu Komutanı Burhan: ‘İsyan’ yakında sona erecek ve Sudan barışa kavuşacak

Özgürlük ve Değişim Güçleri liderlerinden liderlerinden birine göre Sudan hızla iç savaşa doğru ilerliyor.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
TT

Ordu Komutanı Burhan: ‘İsyan’ yakında sona erecek ve Sudan barışa kavuşacak

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Katar'ı ziyareti ve Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmesi sırasında yaptığı açıklamada, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) isyanının yakında bastırılacağını ve Sudan halkının barış ve istikrara kavuşacağını söyledi. HDK tarafından yapılan açıklamada ise, ikinci lider Abdurrahim Daklu'ya yönelik ABD yaptırımlarını ‘şok edici ve haksız’ olarak nitelendirildi.

Burhan açıklamasının devamında, Sudanlıların çektiği acıların sona ermesi ve işlerin normale dönmesi için çabaların sürdüğünü belirterek şunları söyledi:

“Şimdi savaşın durdurulduğu bir aşamadayız ve bundan sonra diğer konular hakkında konuşabiliriz. Biz, ordu mensupları olarak bu isyanı bastırıp geçiş dönemini tamamladıktan sonra sivil demokratik yönetime geçeceğimiz konusunda Sudan halkına güvence veriyoruz.".

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, dün Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el Burhan ile yaptığı görüşmede, Katar'ın Sudan'daki çatışmaların durdurulması ve farklılıkların barışçıl yollarla çözülmesi için çağrısını yineledi. Katar'ın, Sudan'da barış ve istikrarı desteklediğini ve ülkenin içinde bulunduğu hassas koşullarda bu çabalara destek vereceğini vurguladı. Şeyh Temim bin Hamad, görüşmelerde ayrıca Sudan ve Katar arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin önemine dikkat çekti. İki ülke arasındaki ilişkilerin, resmi ve halk düzeyinde her zaman güçlü ve iyi olduğunu ifade etti.

Burhan, dün Katar'ın başkenti Doha'ya bir ziyarette bulundu. Ardından HDK tarafından Ordu Genel Komutanlığı’ndaki ikametgahına uygulanan kuşatmadan çıktıktan sonra üssünün bulunduğu Port Sudan'a döndü. 

Katar’dan güzel karşılama

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı açıklamada, Orgeneral Abdulfettah Burhan'ı karşılamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İkili ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi için görüşmeler yaptıklarını belirtti. Ayrıca Sudan'daki çatışmaları sona erdirme ve ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarını destekleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Burhan'ın Doha temasları, Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun önde gelen siyasi liderlerinden oluşan bir heyetin Katar'ı ziyaretinden günler gerçekleşti. Heyet, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüştü. Katarlı Bakan, Sudan'daki savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek için bölgesel güçlerle birlikte çalışacağına ve savaşın sona ermesinin ardından Sudan'ın yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti.

Burhan, Katar'ın başkenti Doha'ya gitmeden saatler önce, geçtiğimiz çarşamba gecesi bir anayasa kararı çıkararak HDK’yı feshetti ve yasasını iptal etti. Kararını, sivillere karşı işlediği ağır ihlallere, ülkenin altyapısını kasıtlı olarak tahrip etmesine ve 2017'de kurulmasının hedeflerini, görevlerini ve ilkelerini ihlal etmesine bağladı.

Burhan'ın kararı, Sudan'da büyük bir kafa karışıklığına neden oldu. Çünkü Burhan, geçtiğimiz 17 Nisan’da savaşın başlamasından iki gün sonra, HDK’yı feshetmiş ve Hamideti olarak bilinen komutanı Muhammed Hamdan Daklu’yu, Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcılığı görevinden almıştı.

Fotoğraf Altı: Şeyh Temim ve Burhan dün Doha'da görüştüler. (SUNA)
Şeyh Temim ve Burhan dün Doha'da görüştüler. (SUNA)

Burhan'ın kararı, ABD Hazine Bakanlığı'nın HDK’nın ikinci lideri Abdurrahim Daklu'ya (Hamideti'nin kardeşi) güçlerinin sivillere karşı işlediği ihlaller nedeniyle yaptırımlar uygulamasından saatler sonra geldi.

Şok edici ve adil olmayan cezalar

HDK, ABD'nin ikinci komutanına yaptırım uygulama kararını ‘üzücü, şok edici ve haksız’ olarak değerlendirdi. HDK’nın açıklamasına göre, karar ‘tamamen siyasi bir karar’ ve savaşın başlamasından sorumlu tarafın kim olduğunu ve savaş sırasında farklı tarafların işlediği ihlalleri araştıran şeffaf bir soruşturma yapılmadan alındı.

Yaptırımlar, Daklu'nun tüm varlıklarının, mülklerinin ve çıkarlarının dondurulmasını içeriyor ve ona bağlı kuruluşlarla iş yapan herkesi etkiliyor.  HDK’nın açıklamasında, “İkinci lider Abdurrahim Daklu ‘ya uygulanan yaptırımlar, operasyon sırasında savaş döneminde farklı bölgelerde meydana gelen ihlal iddialarına dayanıyordu” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca ABD'nin kararının ‘arabayı atın önüne koyduğunu’ ve geçmişte, bugün ve gelecekte bunu memnuniyetle karşılansa da Sudan'daki krizin çözümünde arabuluculuk rolüne olumsuz gölge düşüreceği ifade edildi. Kararın taraflı olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun Sudan'daki siyasi krizi çözmeye yardımcı olmayacağın belirtildi. Ayrıca kararın, Sudan'daki çatışmayı sona erdirmek ve demokratik bir geçişi sağlamak için gerekli olan kapsamlı bir siyasi çözüme ve geçiş dönemi adaleti sürecine ulaşmayı engelleyeceğine işaret edildi.

Fotoğraf Altı: Abdurrahim Cuma. (Arşiv)
Abdurrahim Cuma. (Arşiv)

HDK’nın açıklamasında ABD yaptırımlarının, Sudan Silahlı Kuvvetlerinin ve Darfur'daki izole rejimin kalıntılarının gerçekleştirdiği korkunç ihlalleri görmezden geldiğine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca Batı Darfur'daki Hızlı Destek Güçleri komutanı Tümgeneral Abdurrahim Cuma'yı eyalet valisi Hamis Abdullah Ebkar ve kardeşine yönelik suikastın sorumluluğuyla suçlamanın ‘utanç verici bir adım’ olduğu ifade edildi. Eyalet başkentinde (el- Cenine) meydana gelen olaylara ilişkin bağımsız bir uluslararası soruşturma yapılması çağrılarının görmezden gelindiği ifade edildi.

Açıklamada, yaptırımlara maruz kalan HDK ikinci liderinin, savaş sırasında yaşanan ihlallerin durdurulmasında aktif rol oynadığını, ülkede demokratik yolun yeniden tesis edilmesi için tüm enerjisiyle çalıştığını belirtti.

Ayrıca HDK, kapsamlı çözüm bağlamında savaşın durdurulması ve adaletin sağlanması için kapsamlı operasyonlar yapılması gerektiği konusunda savaşın başlangıcından bu yana kararlı duruşunu vurguladı.

ÖDBG endişeli

Diğer yandan, ÖDBG’nin (Sudan'daki eski iktidar koalisyonu) liderlerinden Ureve es- Sadık, Arap Birliği'nin Sudan'ın kapsamlı bir iç savaşa sürükleneceği yönündeki uyarılarına yanıt olarak ülkenin hızla iç savaşa doğru gittiğini söyledi. Sadık, “Sahada gördüklerimiz Birliğin uyarısını güçlendiriyor” dedi.

Halen Hartum'da yaşayan Sadık dün Arap Dünyası Haber Ajansı’na  (AWP) verdiği demeçte şunları söyledi:

"Sahada gördüklerimize göre çok hızlı bir şekilde iç savaşa doğru ilerliyoruz. Artık Sudan'da iç savaşın çıkmasına yol açacak gerekli tüm faktörler mevcut.”

Sadık, bu faktörlerin arasında yaygın silahların, sosyal adaletsizliğin, birçok şehirde zayıf güvenliğin ve yoksulluk derecesindeki artışın yer aldığını söyledi.

Cidde en iyi platform

Sudan'da iç savaşın çıkmasını önlemek için ÖDBG tarafından yapılan çabalara ilişkin bir soruya yanıt olarak, Sadık, müzakerelere başlamak için Cidde platformunu desteklediklerini söyledi. Sadık sözleirni şöyle sürdürdü:

"Cidde platformunu, Sudan'da köklü bir çözüme ulaşmak için şimdiye kadarki en iyi platform olarak görüyoruz. Bu, Arap Birliği ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) tarafından desteklenen ve Sudan'ın komşu ülkeleri tarafından desteklenen bir penceredir."

ABD'nin HDK’nın ikinci lideri Abdurrahim Daklu'ya yönelik açıkladığı yaptırımlara atıfta bulunan Sadık ayrıca “Arabulucular için, ‘yaptırım sopası’ ile temsil edilen ‘yeni bir strateji’ var” dedi. Sudan'ın hayatta kalması müzakereye konu hale geldiğinden iki tarafın eninde sonunda müzakereye gideceğine inandığını ifade etti.

Yangına körükle gitmek

Sadık, Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın dün HDK’yı feshetme kararına ilişkin ÖDBG tutumu hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“HDK’nın feshi ve ordu çokluğunun ortadan kaldırılması Aralık 2018 Devrimi'nin taleplerinden biridir. Ancak bu karar barış zamanında istendi. Savaş zamanında gerçek bir eyleme geçilmediği sürece bu, yangına körükle gitmek anlamına gelir.”

Sadık ayrıca bu dönemde HDK’nın feshinin 'yerel, bölgesel ve uluslararası' ittifaklarını güçlendirmeye iteceğine inandığını ifade etti.

Burhan'ın, ordunun HDK’yı yenilgiye uğratma çabalarına ilişkin Katar'da yaptığı açıklamalara ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:

“Darfur bölgesi ve eski Güney Sudan'daki savaşa işaret eden deneyimler, Sudan'daki savaşların askeri bir zaferle bitmediğini kanıtladı.”

Kan dökülmesine son verilmesi

Ayrıca ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve HDK’ya, Sudan halkının akan kanına ve acılarına son verilmesi çağrısında bulunarak, bu çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını vurguladı.

Fotoğraf Altı: ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield dün Sudanlı mültecilerin kaldığı Çad'daki Adre Kampı’nı ziyaret etti. (Reuters)
ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield dün Sudanlı mültecilerin kaldığı Çad'daki Adre Kampı’nı ziyaret etti. (Reuters)

Hartum'daki ABD Büyükelçiliği'nin Facebook hesabından yapılan açıklamaya göre Çad'ın Adre kentinde savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Sudanlıların kaldığı kamplara yaptığı ziyarette, Thomas-Greenfield, ülkesinin Sudan'a acil insani yardım sağlamak için yaklaşık 163 milyon dolar sağlayacağını ifade etti.

Açıklamada yardımın 103 milyon dolarının Dışişleri Bakanlığı Nüfus, Mülteciler ve Göç Bürosu tarafından, yaklaşık 60 milyon dolarının ise ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'ndan sağlandığı belirtildi.

Büyükelçi’ye göre Washington'ın Sudan'a acil müdahale için sağladığı toplam insani yardım bu yıl yaklaşık 710 milyon dolara yükseldi. Yardımın aralarında Mısır, Çad, Etiyopya, Güney Sudan ve Orta Afrika komşu ülkeleri de kapsadığına işaret etti.

Sudan'da evlerini terk etmek zorunda kalan 3,6 milyon dahil 24,7 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Thomas-Greenfield, Sudan'a yönelik acil müdahalede en büyük bağışçının ABD olduğunu kaydetti.

ABD’li Büyükelçi, Thomas-Greenfield, Sudanlı yetkilileri hayat kurtaran yardımların ulaştırılmasını ve insani vize verilmesini engelleyen bürokratik ve güvenlik kısıtlamalarını kaldırmaya çağırdı. Çatışmalardan etkilenen nüfusa güvenlik arayış özgürlüğü tanınması gerektiğini vurguladı.

Sahadaki gelişmeler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre başkent Hartum'un güneyindeki eş-Şecera bölgesindeki Zırhlı Kolordu Komutanlığı çevresinde ordu ile HDK arasında üst üste üçüncü gün şiddetli çatışmalar ve yoğun top atışları yeniden başladı.

Görgü tanıkları, ordunun Umdurman'ın kuzeyindeki ‘Vadi Saydna’ askeri üssünden şehrin merkezi ve batısındaki HDK’nın mevzilerini hedef alan yoğun topçu bombardımanı başlattığını aktardı. Ayrıca HDK’nın kontrolündeki Bahri kenti yönünden Halfaya Köprüsü'ne doğru güçlü patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Eş zamanlı olarak ordu İHA’ları, Hartum'un güneyindeki sivil Riyadiya bölgesindeki HDK karargahını hedef aldı.



Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.


Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
TT

Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)

Suriye'nin Halep şehri, savaş ve depremin tozunu üzerinden atıyor ve özellikle iddialı projelerle tarihi çarşısında yavaş yavaş eski canlılığını ve ruhunu yeniden kazanıyor.

UNESCO tarafından koruma altına alınan bu tarihi çarşı, Bab Antakya'dan Halep Kalesi civarına kadar uzanan onlarca çarşıyı içerir. Memlük, Zengi ve Osmanlı dönemlerine ait hamamlar ve kervansaraylara ev sahipliği yapar; her bir çarşının belirli bir zanaat veya emtia konusunda uzmanlaşmış olmasıyla öne çıkar.

Kültür Bakanlığı ve uluslararası ortaklar, 2018'den bu yana restorasyon projeleri başlattı; bu projeler arasında 40 çarşıdan 13'ünün yeniden açılması ve yüzlerce dükkanın sahiplerine iade edilmesi yer alıyor. Bu çalışmalarda orijinal taşlar ve yetenekli el işçiliği kullanılıyor.

Mimar Fatima Hulendi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Halep'in tarihi çarşısının estetiği ve benzersizliği hakkında coşku ve gururla konuşuyor ve "El-Sakatiyye 1" çarşısrının, Bab Antakya'dan Suk el-Zerb'e uzanan düz bir hat üzerinde yer alması nedeniyle Halep'teki eski çarşılar için hayati bir damar olduğunu belirtiyor.


İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
TT

İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)

Irak sahnesinde derin bir siyasi kriz, ülkenin iç işlerine yönelik açık bir ABD müdahalesi ve komşu İran’da olası bir savaş riski bulunuyor. Bu tablo karşısında, Irak’ın geçmişte yaşadığı ve ancak kısmen toparlanabildiği yeni bir istikrarsızlık sürecine yeniden sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Yıllar boyunca ülkeyi yıkım ve kaosa sürükleyen çatışmaların ardından Irak son dönemde görece bir istikrar yaşamaya başladı. Ancak siyasi alandaki derin görüş ayrılıkları ve İran ile ABD arasındaki ilişkilerde denge kurmanın zorluğu, bu kırılgan istikrarı tehdit etmeyi sürdürüyor.

Bağdat’ta hükümet kurma süreci, çoğu zaman Tahran ve Washington’un çıkarları ile siyasi nüfuzundan etkilenen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta yaptığı açıklamada, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi hâlinde Washington’un Bağdat’a yönelik tüm desteğini keseceğini dile getirdi. ABD yönetiminden bazı temsilcilerin de kulislerde Iraklı siyasetçiler üzerinde aynı yönde baskı kurduğu belirtiliyor.

erregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Siyaset analisti İhsan eş-Şemmeri’ye göre“Başkan Trump’ın yönetimi İran ile Irak arasında bir ayrım yapmıyor; iki ülkeyi tek bir dosya olarak ele alıyor ve aralarında net bir çizgi çekmiyor.”

Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından yaşanan uzun siyasi çekişmeler sonrasında, Tahran’a yakın Şii partileri bünyesinde barındıran ve parlamentodaki en büyük blok konumundaki Koordinasyon Çerçevesi, cumartesi günü Nuri el-Maliki’yi yeni hükümetin başbakanlığına aday gösterdiğini duyurdu.

75 yaşındaki Maliki, 2006-2014 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış; bu süreçte ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi, mezhep temelli şiddetin tırmanması ve DEAŞ’ın ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesi gibi kritik gelişmeler yaşanmıştı. İkinci döneminde Washington ile ilişkileri soğurken, İran ile bağları güçlenmişti.

Trump, salı günü Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda Maliki’yi “son derece kötü bir seçenek” olarak nitelendirerek, “çılgın politikaları ve ideolojisi” nedeniyle seçilmesi hâlinde ABD’nin Irak’a gelecekte hiçbir yardım sağlamayacağını söyledi.

dwfrgty6
Nuri el-Maliki (Reuters)

AFP’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre Trump’ın açıklamalarının ardından ittifak içinde önümüzdeki döneme ilişkin yoğun görüşmeler yürütülüyor. Siyasi kaynaklar, ittifak içinde bir bölünme yaşandığını; bazı liderlerin Irak’ı Trump’ın tehditlerinden korumak için Maliki’ye geri çekilme çağrısı yaptığını, bazılarının ise ABD müdahalesini reddederek tutumlarını sürdürmekte ısrar ettiğini aktarıyor.

Maliki’ye yakın bir Iraklı yetkili ise, Maliki’nin ABD yönetimiyle “çatışma arayışında olmadığını”, ekibinin Washington ile “uzlaşı yolları bulmaya çalıştığını” söyledi. Yetkili, “Durum zor ama imkânsız değil; bunun için zamana ihtiyaç var” dedi.

ABD’nin nüfuzu

ABD, Irak üzerinde önemli bir nüfuza sahip. Özellikle Irak’ın petrol ihracatından elde edilen gelirlerin, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinin ardından yapılan bir düzenleme uyarınca New York’taki ABD Merkez Bankası’nda tutulması bu etkinin başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda birçok ABD’li şirket Irak’ta büyük ölçekli yatırımlara imza atarken, Washington ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti de özellikle ülke gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını sağlayan petrol sektöründe yeni yatırımlar çağrısı yapıyor.

fgt
Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynak, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde Trump’ın Irak’a yönelik yaptırımlar uygulamasından ciddi endişe duyulduğunu belirtti. Ekonomik büyümede zorluklar yaşayan Irak için, daha önce İran’a yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanan Iraklı kuruluşlara yaptırım uygulayan ABD’nin yeni cezai adımlar atması büyük bir risk olarak görülüyor.

Şemmeri, Irak’ın bir sonraki hükümette “İran merkezli bir çizgide ilerlemesi” durumunda ülkenin “büyük bir kırılma noktasına” sürükleneceğini, bunun da Trump’ın uyguladığı “azami baskı politikası” kapsamında ekonomik ve mali alanları kapsayan bir izolasyona yol açabileceğini ifade ediyor.

İran’da savaş ihtimali

Irak için komşu İran’ı denklemin dışında tutmak zor görünüyor. Özellikle Tahran’ın, son yirmi yılda bölgesel nüfuzunu genişletmede kilit rol oynayan Irak’taki kazanımlarını koruma çabası ve Gazze savaşı sonrası bölgedeki müttefiklerinin ağır kayıplar vermesi bu durumu daha da karmaşık hâle getiriyor.

Tahran, yıllardır Irak’ta; başbakanların belirlenmesinde etkili olan Şii partiler veya direniş ekseninin bir parçası olan ve ABD ile İsrail karşıtı silahlı gruplar aracılığıyla belirleyici bir etkiye sahip. Bu gruplar, İran’ı savunmak için müdahalede bulunacaklarını sık sık dile getirmiş olsa da, örneğin haziran ayında 12 gün süren İsrail-İran çatışmasında fiilen devreye girmediler.

Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidini yinelemesi ve Tahran’ın “ezici bir karşılık” sözü vermesi üzerine, bu hafta Irak’taki iki önde gelen silahlı grup olan “Hizbullah Tugayları” ve “Nüceba Hareketi”, İran’a destek amacıyla “kapsamlı savaşa” hazır olduklarını açıkladı ve “düşmanlara” karşı “intihar operasyonları” için gönüllü başvuru merkezleri kurduklarını duyurdu.

Şemmeri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının Irak’ı “bir savaş alanına, bir misilleme platformuna ya da askeri baskı sahasına” dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Washington’un “İran rejimini devirmek, dini lider Ali Hamaney’i hedef almak ve askeri saldırı düzenlemek” yönündeki tehditlerinin Irak iç siyasetinde her düzeyde güçlü yankılar uyandıracağını belirtiyor.

Şemmeri’ye göre İran’da rejimin çökmesi hâlinde Irak’taki müttefik güçler askeri ve siyasi düzeyde “varoluşsal bir mücadeleye” girmek zorunda kalacak. Bu durumun ise Irak’ta siyasi sistemin yeniden şekillendiği yeni bir senaryonun önünü açabileceği ifade ediliyor.