Mısır’da kız öğrencilere yönelik peçe yasağı tartışmalara neden oldu

Mısır Eğitim Bakanlığı, öğrencilerde peçe takmayı yasakladı. (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanlığı, öğrencilerde peçe takmayı yasakladı. (Mısır Eğitim Bakanlığı)
TT

Mısır’da kız öğrencilere yönelik peçe yasağı tartışmalara neden oldu

Mısır Eğitim Bakanlığı, öğrencilerde peçe takmayı yasakladı. (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanlığı, öğrencilerde peçe takmayı yasakladı. (Mısır Eğitim Bakanlığı)

Mısır Eğitim Bakanlığı'nın gelecek akademik yılda (2023-2024) okul üniformaları için onayladığı şartname kapsamında aldığı öğrencilerin peçe takmasını yasaklama kararı, Mısır’da, özellikle ebeveynler ve öğrenciler arasında tartışmaya yol açtı.

Karar hem siyaset hem de din alanında çeşitli tepkilere neden oldu. Sosyal medyada ‘#peçeyasağı’ hashtagi en çok konuşulan başlık oldu. X platformunda (eski adı Twitter) yorumlar, kararın destekçileri ve karşıtları arasında değişiklik gösterdi. Başta muhafazakar dini harekete mensup olanlar olmak üzere pek çok kişi karara karşı olduğunu ifade etti. Bazıları kadınların halka açık yerlerde ve okullarda peçe takma hakkına sahip olduğunu öne sürdü. Liberal kanatta ise karar memnuniyetle karşılanırken bu önerinin diğer sektörlerde de uygulanması talep edildi.

Şarku’l Avsat’ın resmi El-Ahram ve El-Ahbar gazetelerinden aktardığına göre Mısır Eğitim Bakanı Dr. Rıza Hecazi pazartesi günü, okul üniformalarının nasıl olması gerektiğini belirten bir karar yayınladı. Kararda ‘kızların saçlarını örtmesinin isteklerine bağlı olduğu ve öğrencinin isteğine göre örtünmesinde sadece yüzünü kapatmaması şartı olduğu’ vurgulandı.

Karar, ‘vasinin, kızının başörtü kullanma seçiminin farkında olması gerektiğini ve velinin bu konudaki bilgisinin doğrulanması şartıyla, vasi dışında herhangi bir kişi veya kuruluşun baskısı veya zorlaması olmadan, kızının seçiminin kendi isteğine’ dayanmasını içeriyordu.

Din adamlarının ve ülkenin tanınmış isimlerinin söz konusu karara yönelik yorumları kapsamında, El Ezher Üniversitesi Hukuk Profesörü Dr. Ahmed Kerime, peçe yasağını ‘doğru bir karar’ olarak nitelendirdi. Televizyon açıklamalarında peçenin kamu eğitim kurumlarında veya El Ezher’de de yasaklanması kararını desteklediğini söyledi. Kerime, devletin peçeyi tüm kurumlarda yasaklaması gerektiğini, iş dışında ise bunun kişisel bir özgürlük olduğunu sözlerine ekledi.

Tarih ve felsefe yazarı ve araştırmacısı Samih Askar da aynı görüşte. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kararında kimlik bilgisi boyutunun dikkate alındığını zira öğrencinin kimliğini saklama hakkının olmadığını, peçenin en sıkıntılı yönünün yüzü maskeleyerek kimliğini gizlemek olduğunu belirtti.

X platformunda ayrıca Mısırlı gazeteci Ahmed Musa’nın okullarda peçenin yasaklanması kararı hakkındaki yorumu da yer aldı. Musa yorumunda söz konusu kararı ‘aşırılığın tohumlarını yok etmek ve eğitimdeki felaket durumunu düzeltmek için önemli bir başlangıç’ olarak nitelendirdi.

Konuya yönelik tartışmalar Mısır vatandaşları dışında da kendine geniş çapta yer buldu. Sanatçı Şems el-Kuveyti, X platformundaki hesabında yaptığı paylaşımda karar hakkında yorum yaparak, bu kararı kesinlikle reddettiğini ifade etti. Her insanın kendi istediği giysiyi seçme özgürlüğüne sahip olduğunu vurgulayan Kuveyti sözlerini şöyle sürdürdü:

“Peçe saygı duymamız gereken kişisel bir özgürlüktür. Nasıl giydiğimiz konusunda tam bir özgürlüğe sahip olmak istiyorsak, başkalarının da tam bir özgürlüğe sahip olmasını istemeliyiz.”

Karşıt görüştekilerin tartışmaları özellikle X platformunda arttı. ‘Sofia’ isimli bir hesap ‘karara saygı duyduğunu, diğer sektörlerde yayılması gerektiğini’ belirterek “Kiminle muhatap olduğumu bilmeye hakkım var” ifadelerini kullandı.

Pek çok kişi ‘peçenin yasaklanmasına hayır’ görüşünü kabul ederken, bunun kişisel özgürlükten önce dindarlık ve iffet meselesi olduğunu savundu.

Mısırlı Ebeveynler Birliği’nin kurucusu ve ruh sağlığı danışmanı Dr. Dalya el-Hevazi, Eğitim Bakanı’nın kararını ‘cesur’ olarak nitelendirdi. Söz konusu kararın, öğrencinin kimliğinin okul içinde doğrulanması, eğitim disiplininin sağlanması ve ayrıca bazılarının peçe altında kulaklıkla kopya çekmesin engellenmesi gibi pek çok olumlu yanı olduğunu kaydetti.

Hevazi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ister öğretmen ister öğrenci olsun eğitim sürecinin maske kullanılmadan gerçekleşmesi gerektiğini zira eğitim sürecinin etkinliğini ve öğrenci ile öğretmen arasındaki etkileşimi etkilediğini belirtti.

Kararın ebeveynler arasında yol açtığı tartışmalara ilişkin olarak, özellikle kırsal ve geleneksel bölgelerde ebeveynlerin farklı tepkilerinin geldiğine dikkat çeken Hevazi bilinçlendirme broşürleri ve seminerlerle karara karşı çıkanların bilinçlendirilebileceğini, bu süreçte davranışların peçeyle değil, güzel ahlak eğitimi ve yetiştirilmeyle ilgili olduğunun vurgulanması gerektiğine dikkat çekti.

Mısırlı Ebeveynler Birliği’nin kurucusu, kız çocuklarının başörtü takma isteğini ailesine bildirmesi gerekmesini ve bunun herhangi bir kişi veya kuruluş tarafından zorlama olmadan yapılması gerekmesi şartını da takdirle karşıladı. Bunun ‘uzun zamandır beklenen bir karar’ olduğunu, zira söz konusu kararın, bazı okullarda kız öğrencilere başörtüsü kullanmanın zorlanması durumunu sona erdirmeye çalıştığını kaydetti.

Mısır’da daha önce de peçeyle ilgili farklı kararlar alınmıştı. Bunlar arasında eski El Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi’nin El Ezher’e bağlı tüm okullarda ve aynı zamanda El Ezher’e bağlı üniversite yurtlarında peçe takılmasını yasaklama kararı da yer alıyordu. Tantavi bu kararı,  peçenin ‘İslam diniyle hiçbir ilgisi olmadığını’ söyleyerek açıklamıştı.

Kahire Üniversitesi 2015 yılında, üniversitedeki kadın doktor ve hemşirelerin peçe takarak hastalarla ilgilenmesini yasaklayan bir karar aldı. Ardından konu mahkemelere taşındı ve 2020’de Mısır’daki Yüksek İdare Mahkemesi, Kahire Üniversitesi’ndeki kadın öğretim üyelerinin peçe takmasını yasaklayan nihai bir karar çıkana kadar beklemede kaldı.

Yargı kararına göre Ayn Şems Üniversitesi de 2020 yılında peçenin yasaklanmasına karar verdi. Bundan önce, 2017 yılında Kahire’deki Amerikan Üniversitesi kampüsünde peçeyi yasaklama kararı alındı.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)

İsrail ordusu dün Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) kentinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, harita üzerinde Sur ve çevresindeki kamplar ile mahalle sakinlerine acil olarak bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, "Hizbullah'ın terörist faaliyetleri, İsrail Savunma Kuvvetlerini ona karşı güçlü bir şekilde harekete geçmeye zorluyor. İsrail ordusunun size zarar verme niyeti yok" ifadeleri yer aldı.


Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
TT

Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)

Irak’taki El-Askeri adıyla bilinen ve yakın zamanda öldürüldüğü Kudüs Tugayları tarafından açıklanan Ebu Ali el-Askeri, muhtemelen tek bir kişi değil; Bağdat’taki İran Devrim Muhafızlarını temsil eden kapsamlı bir diplomatik mekanizmanın adı olarak işlev görüyor.

Büyük olasılıkla, sosyal medya platformu X’te kullanılan bu takma hesap, “gölge büyükelçi” rolünü üstlenen bir grup kişi tarafından yönetiliyor; bu kişiler, Irak’ta İslam Devrimi politikalarını eksiksiz uygulamak, siyasi karar alma süreçlerini sıkı bir şekilde kontrol etmekle görevli.

Kudüs Tugayları, 16 Mart 2026’da El-Askeri’nin öldüğünü duyurdu, ancak olayın yeri veya zamanı hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Güvenlik kaynaklarına göre, duyuru, Bağdat’ın el-Karada semtinde etkili kişilerin katıldığı operasyonel bir toplantıya yönelik roket saldırısının ardından yapılmış olabilir; bazı raporlara göre ise saldırı başka bir konut veya araçta gerçekleşmişti.

Kudüs Tugayları lideri Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi imzalı açıklamada, Askeri, askeri cephe ile medya platformları arasındaki iletişimin ana damarlarından biri olarak tanımlandı.

ffferb
Bağdat’ta, 4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde  gerçekleşen hava saldırısında hayatını kaybeden bir Kudüs Tugayları üyesinin cenazesi defnedildi (AFP)

Son beş yıldır, bu takma ad, İran’ın Irak’taki resmi büyükelçisinin açıklamadığı sert tutumları yansıtarak, ülke siyasetinde sert politikaların yerleşmesine katkıda bulundu. Hesap, zaman zaman silinip yeniden açıldığı için alıntılar genellikle medya veya ekran görüntüleri aracılığıyla yayıldı.

Askeri’nin gizemi

El-Askeri, yıllardır kimliği belirsiz bir figür olarak dikkat çekti. Iraklı araştırmacı Hişam el-Haşimi (2020’de öldürüldü), El-Askeri’nin Hareket-i Hukuk partisinden milletvekili Hüseyin Mu’nes olabileceğini iddia etmişti. Ancak birçok kaynak bu iddiayı reddetti. Genel kanı, El-Askeri’nin operasyonel rolleri üstlenen gizemli bir kişi olduğu yönündeydi; sosyal medyada kendisini Kudüs Tugayları’nın Irak’taki güvenlik sorumlusu olarak tanıttı.

Kudüs Tugayları’nın açıklamasının ardından farklı sızıntılar ortaya çıktı; bazıları onun Karada saldırısında öldürülen Ebu Ali El-Amiri olduğunu iddia etti. Bazı kaynaklar ise El-Askeri’nin Ahmed El-Hamidavi’nin kardeşi olabileceğini öne sürdü. Diğer tahminler, duyurunun, Bağdat’ta çeşitli saldırılarda öldürülen milis liderlerini gizlemek amacıyla uydurulmuş olabileceği yönünde.

dsvd
Bağdat’ta Kudüs Tugayları geçit töreni (Arşiv görüntüsü - Dolaşımda)

Sonuç olarak, “Ebu Ali El-Askeri”nin bir kişi mi grup mu tartışmasından ziyade  çoklu kimliklerin Kudüs Tugayları’nın Devrim Muhafızları tarzında korku ve belirsizlik yaratma stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Ölüm haberi de önemli bir iç olayı gizlemek için bir taktik olabilir.

İran’ın stratejik ölçüm birimi

El-Askeri’nin arkasında muhtemelen bir güvenlik sorumlusu, bir şura üyesi ve Devrim Muhafızları tarafından özel olarak eğitilmiş bir askeri danışman bulunuyor. Tüm bunlar, El-Askeri’yi İran’ın Bağdat’taki en kritik siyasi yatırımlarından biri haline getiriyor.

Ölümünden birkaç gün önce, hesabından “Gelecek başbakanın atanması, İslami Direniş’in parmağı olmadan gerçekleşmeyecek” paylaşımını yaptı. Koordinasyon Çerçevesi Nuri el-Maliki’yi önermek konusunda çıkmazdayken, El-Askeri’nin sert tutumu, Irak’taki Şii siyasi davranışını yönlendiren bir “tempo belirleyici” işlevi gördü.

Geçmişte, El-Askeri, Mustafa el-Kazimi hükümetine karşı saldırı planlarını yönlendirdi, ardından Muhammed Şiya el-Sudani hükümetine geçişte daha yumuşak bir ton benimsedi. Ayrıca, 2021 seçimleri sonrası Mücteba el-Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma girişimlerini engellemeye çalıştı; bunu, “milislerin dışlanması ve ABD destekli bir proje” olarak nitelendirdi.

2019’da İran etkisine karşı protesto eden göstericilerin öldürülmesine dair operasyonlarda, El-Askeri protestocuları “yabancı ajanlar” olarak tanımladı. Dolayısıyla, gerçek kimliği ne olursa olsun, onun etkisinin boyutu önemliydi.

El-Askeri’nin rolü, Sünni ve Kürt liderlere siyasi sınırları belirlemek ve dış ilişkilerde (Arap, Körfez ve uluslararası) caydırıcı mesajlar vermekti. Suriye’nin yeniden entegrasyonuna ve yeni liderliğinin uluslararası alanda tanınmasına karşı da temkinliydi.

İran’ın gölge büyükelçisi

2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı sert bir tutum takındı, Kürtler için “ABD ve İsrail destekli bir bölünme projesi” uyarısı yaptı. 2018’de Muhammed el-Halbusi’nin parlamento başkanlığına gelişini dış destekli bir denge sonucu olarak değerlendirdi.

2020’de Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Mühendis öldürüldüğünde, El-Askeri, “ABD güçleri artık meşru hedeflerdir” dedi. Beş yıl sonra tüm bu açıklamalar, İran’ın Bağdat’taki “gölge büyükelçiliği” misyonunun bir parçası olarak, resmi diplomatik kanallardan bağımsız şekilde hayata geçirildi.

Özetle, Ebu Ali El-Askeri, Irak siyasetinde İran etkisini perçinleyen, çok katmanlı ve gizemli bir figür olarak hem operasyonel hem de medya alanında etkin bir “gölge diplomasi” rolü üstlendi.


Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail’in İran’la süren çatışmalara odaklanarak Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşması ve yükümlülüklerinden uzaklaştığı bir dönemde, Hamas Kahire’de yeni bir diplomatik hareketlilik yürütüyor. Hareket, ocak ayı ortasında ilan edilen ikinci aşamadan bu yana ilerleme kaydedilemeyen süreci aşmak için çözüm arıyor.

Uzmanlara göre Hamas, devam eden İran savaşı nedeniyle oluşan mevcut tıkanıklığı aşacak bir açılım umuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yürütülen temasların Gazze anlaşmasını yeniden rayına oturtmayı, ihlalleri durdurmayı ve İsrail ablukasının yol açtığı günlük krizlere çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

sdwegr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze törenine katılanlar (Reuters)

Hamas heyeti, Mısır Genel İstihbarat yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikolay Mladenov ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Gazze dosyasına ilişkin siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı. Bu bilgiler, Mısır ve Katar medyasında yer alan haberlerde de doğrulandı.

İhlaller ve güvenlik düzenlemeleri gündemde

Hamas’a yakın iki kaynak, salı günü Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Nizar Avadallah başkanlığındaki ve Gazı Hamad’ın da yer aldığı heyetin Mısırlı güvenlik yetkilileri ve Barış Konseyi temsilcileriyle görüştüğünü aktardı. Görüşmelerde İsrail’in anlaşma ihlalleri, Hamas personelinin polis teşkilatına entegrasyonu, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesi ve Gazze’yi devralması öngörülen yönetim komitesinin çalışmaları ele alındı.

Kaynaklardan biri, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunun da gündeme geldiğini ancak bu başlığın Filistin polisi ile uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasına kadar ertelendiğini belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın Gazze anlaşması için ABD’den destek ve İsrail’in ihlallerini durdurmasını beklediğini ifade etti.

fbf
Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail’in askeri bombardımanı sonucu yıkılan bir binanın üzerinde bulunan Filistinli bir aile (AFP)

Öte yandan Gazze Yönetim Komitesi’nden bir yetkilli, Hamas heyetiyle henüz görüşme yapılmadığını doğruladı ancak gerekçe paylaşmadı.

ABD bağlantılı temaslar ve Refah Kapısı

Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi temsilcilerinin hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle görüştüğünü ve ateşkesi korumayı amaçladığını bildirdi. Kaynaklar, hafta içinde yeni toplantılar yapılmasının beklendiğini ancak tarihlerin netleşmediğini aktardı.

Görüşmenin ardından İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kapatılan Refah Sınır Kapısı’nı yakında yeniden açacağını duyurdu. Reuters’a konuşan kaynak, bu kararın Hamas ile Barış Konseyi arasındaki görüşmenin doğrudan sonucu olabileceğini ifade etti.

Monte Carlo Uluslararası Radyosu da Hamas’ın, bölgedeki güvenlik gerilimine rağmen Kahire’de yeni bir müzakere turuna hazırlanarak, İran savaşı nedeniyle duran ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yeniden canlandırmayı hedeflediğini aktardı.

Anlaşma hâlâ gündemde mesajı

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver, Hamas heyetinin ziyaretinin kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Kahire’deki temasların anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğu yönünde güven verdiğini söyledi. Enver, görüşmelerde ihlallerin yanı sıra Gazze yönetim komitesinin işleyişi ve silahsızlanma gibi başlıkların da ele alındığını kaydetti.

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise Kahire’deki görüşmelerin Gazze Anlaşması için yeni bir ivme oluşturduğunu ve Mısır’ın süreci gündemde tutmaya çalıştığını vurguladı. Rakab, mevcut tıkanıklığın aşılması için bu diplomatik hareketliliğin süreceğini öngördü.

Ocak ayı ortasında Washington, Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama; İsrail’in Gazze’den kademeli çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve bölgede uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu hâlen Gazze’nin yarısından fazlasında kontrolünü sürdürürken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu ise uluslararası gücün mayıs ayı itibarıyla Gazze’de konuşlandırılmasının planlandığını bildirdi.

xcvf
Trump planına göre Gazze’den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’yi yönetecek ulusal komitenin sahada görevine başlamasının hızlandırılması gerektiğini belirterek bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hâle gelmesi için kritik olduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre mevcut temaslar, İran savaşı nedeniyle oluşan küresel dalgalanmalara rağmen Gazze anlaşmasını yeniden işler hâle getirecek yeni bir yol haritası oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik trafiğin önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.