Fas depreminin ardından hayatta kalanları bulma umudu azalırken arama-kurtarma operasyonları devam ediyor

12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedinin çıkarılması sırasında insanların tepkisi. (AP)
12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedinin çıkarılması sırasında insanların tepkisi. (AP)
TT

Fas depreminin ardından hayatta kalanları bulma umudu azalırken arama-kurtarma operasyonları devam ediyor

12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedinin çıkarılması sırasında insanların tepkisi. (AP)
12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedinin çıkarılması sırasında insanların tepkisi. (AP)

Yaklaşık 2 bin 900 kişinin ölümüne yol açan yıkıcı depremin üzerinden 72 saat geçtikten sonra umutların azalmasına rağmen, hayatta kalanları bulmak ve evlerini kaybeden ailelere yardım sağlamak amacıyla Fas’ta arama ve kurtarma operasyonları dün (Salı) devam etti. Uluslararası Kızıl Haç, acil yardım için 100 milyon dolardan fazla para toplamak amacıyla bir çağrı başlattı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız haber ajansı AFP’den aktardığı habere göre  Fas’taki kurtarma personelleri, yabancı ekiplerin ve gönüllülerin desteğiyle arama operasyonlarını hızlandırmaya ve evini kaybeden yüzlerce aileye barınak sağlamaya çalışıyor.

Ülkenin merkezinde, Marakeş’in yaklaşık 80 kilometre güneyinde yer alan yıkılan Douzrou köyünde temel imkanlarıyla barınakta yaşayan hayatta kalanların yüzlerinde endişe açıkça görülüyordu.

“En kötüsünü yaşamaktan korkuyoruz”

36 yaşındaki İsmail Oubella, “Bizimle ilgilenilmesi gerekiyor. Açık havada uzun süre kalamayız. Hava koşulları çok sert, kış yaklaşırken en kötüsünü yaşamaktan korkuyoruz” dedi.

İsmail, yaşları 8’i geçmeyen üç çocuğunu, hamile eşini ve annesini kaybetti.

Ailesinden 9 kişiyi kaybeden, köyden sağ kurtulan bir diğer kişi olan 61 yaşındaki Hüseyin Benhamou “Sorunların mümkün olduğu kadar çabuk çözülmesini istiyoruz. Her şeyimizi kaybettik, hayvanlarımızı bile. Ölüleri de kendi ellerimizle dışarı çıkardık” dedi.

Bu sırada 20 İngiliz kurtarma görevlisinden oluşan bir ekip köye geldi. Ekibin lideri Steve Willett “Sakinler cesetleri çıkarmayı başardı, ancak başka birileri olup olmadığını görmek için köpekleri kullanacağız” dedi.

68 yaşındaki Lahcen Ouhmane ise ‘asfaltsız yolu kapatabilecek ve dolayısıyla açlık riskine neden olabilecek’ yağmur ihtimalinden endişe duyduğunu belirtti.

Fotoğraf altı: Bir kurtarma ekibi, 12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedini çıkardı (AP)
Bir kurtarma ekibi, 12 Eylül 2023 salı günü Fas’ın Marakeş dışındaki Imi Natala beldesinde depremde ölen bir kadının cesedini çıkardı (AP)

El-Haouz depremin merkez üssüydü. Dün açıklanan son verilere göre, deprem 2 bin 901 kişinin hayatını kaybetmesine, 5 bin 530 kişinin de yaralanmasına neden oldu. Bu bölge çoğunlukla heyelanlar nedeniyle köylere ulaşımı zorlaştırdığı Yüksek Atlas Dağları üzerinde uzanıyor.

Ölenlerin çoğunun gömüldüğünü doğrulayan İçişleri Bakanlığı’na göre, can kayıplarının yarısından fazlası el-Haouz Eyaleti’nde (Bin 643) meydana gelirken, dün depremin vurduğu diğer bölgelerde yeni can kaybı kaydedilmedi.

“Her şeyimizi kaybettik”

Amizmiz beldesinde hayatta kalan onlarca kişi dün gönüllülerin getirdiği gıda yardımını almak için bir kamyonun etrafında toplandı.

28 yaşındaki gönüllü Abdul İlah Tiba “Hükümet hiçbir şey yapmıyor, biz de harekete geçtik. Yardım eden hükümet değil, halktır” ifadelerini kullandı.

39 yaşındaki Fatıma “Her şeyimizi kaybettik... İnsanlar bize yardım etmeyi bıraktığında ne yapacağız?” diye sordu. Gönüllülerden konserve yiyecekler ve bisküvi kutuları aldı.

AFP muhabirleri, helikopterlerin bazı uzak köylerde depremzedelere yiyecek dağıtmak için gidiş-dönüş seferler yaptığını gözlemledi.

Fotoğraf altı: 12 Eylül 2023’te Fas’ın Ouirgane bölgesinde depremzede bir kişinin yakınları enkazın üzerinde beklerken (EPA)
12 Eylül 2023’te Fas’ın Ouirgane bölgesinde depremzede bir kişinin yakınları enkazın üzerinde beklerken (EPA)

Uluslararası Kızıl Haç, dün Cenevre’de, Fas’ın acil ihtiyaçlarının karşılanması için 100 milyon dolardan fazla bağış yapılması yönünde bir çağrı yayınladı.

Uluslararası Kızılay Kızılhaç Dernekleri Federasyonu (IFRC) Afetler, İklim ve Kriz Direktörü Caroline Holt’un açıklamasına göre, bu miktarın, ‘sağlık, su, sanitasyon, hijyen, barınma yardım malzemeleri ve temel ihtiyaçlar dahil olmak üzere şu anda en acil ihtiyaçların karşılanmasına’ olanak sağlayacağı umuluyor.

UNICEF dün ‘depremden yaklaşık 100 bin çocuğun etkilendiğini’ bildirdi. “Fas Krallığı’nın öncülüğünde sahada acil müdahaleyi desteklemek için insani yardım personelini zaten harekete geçirdiğini’ açıkladı.

Başbakan Aziz Ahnuş pazartesi günü yaptığı açıklamada, evleri yıkılan sakinlerin ‘tazminat alacağını’ söyledi. Konuyla ilgili olarak ‘Bu hafta hazırlamaya çalışacağımız net bir sunum olacak’ diye açıkladı.

Evsizlerin barınmasına yönelik çözümlerin şu anda düşünüldüğüne dikkat çekti. Hükümet, felaketin yansımalarıyla yüzleşmek için bağış almaya açık özel bir fon oluşturulduğunu duyurdu.

“Umut”

Heyelanlar nedeniyle merkez üssüne en yakın köylere erişim hâlâ zor bir şekilde yapılıyor.

Fas ordusu, harap olmuş el-Haouz vilayetindeki Asni köyü gibi uzak bölgelerdeki yaralıları tedavi etmek için sahra hastaneleri kurdu.

AFP’ye konuşan doktor Albay Yusuf Kamus’a göre bu hastaneye 300’den fazla yaralı yerleştirildi.

12 Eylül 2023’te Fas’ın Ouirgane beldesinde hayatta kalanlar aranırken, bölge sakinleri çöken bir binadan bir buzdolabını çıkarıyor (EPA)
12 Eylül 2023’te Fas’ın Ouirgane beldesinde hayatta kalanlar aranırken, bölge sakinleri çöken bir binadan bir buzdolabını çıkarıyor (EPA)

Fas Pazar akşamı, depremin neden oldukları ile mücadele için İngiltere, İspanya, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yapılan 4 yardım teklifine yanıt verdiğini duyurdu.

AFP muhabirleri, İspanya’dan kurtarma personelinin Marakeş’in güneyinde depremin vurduğu iki bölgeye, yani el-Haouz eyaletindeki Talat N’Yaaqoub ve Amizmiz’e geldiğini bildirdi.

İspanyol kurtarma ekibinin lideri Anika Cole AFP’ye “En büyük sıkıntı, burası gibi ulaşılması zor uzak bölgelerde yaşanıyor, yaralılar helikopterle taşınıyor” dedi. Hayatta kalanları bulma konusunda ise ‘her zaman umut vardır’ ifadelerini sözlerine ekledi.

Cuma gecesi meydana gelen ve Fas Bilimsel ve Teknik Araştırma Merkezine göre 7 büyüklüğündeki (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’na göre 6,8) deprem, Fas’ta şimdiye kadar ölçülen en güçlü deprem oldu.

Fas’ta genellikle yıkıcı depremler olmuyor. Bu şiddetli deprem, Yüksek Atlas Dağları’nın kalbindeki konumu ve etkilenen alanın genişliği göz önüne alındığında ‘istisnai’ olarak değerlendiriliyor.

29 Şubat 1960’da ülkenin batı kıyısında yer alan Agadir şehri 5,7 büyüklüğündeki depremde yerle bir olurken, şehir nüfusunun üçte biri olan 12 ila 15 bin kişi hayatını kaybetmişti.



Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
TT

Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, çeşitli davalardan hüküm giymiş 602 mahkum hakkında af kararı aldı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Sina Yarımadası'nın kurtuluş yıl dönümü kutlamaları vesilesiyle ve Cumhurbaşkanı Sisi'nin af koşullarını karşılayan bazı mahkûmlar hakkında aldığı af kararı doğrultusunda Toplumsal Koruma Dairesi (eski adı Cezaevleri Dairesi), af hakkını kazanan mahkumları belirlemek amacıyla ülke genelindeki cezaevlerinde tutuklu dosyalarını incelemek üzere komisyonlar kurdu" ifadelerine yer verildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle devam etti:

“Komisyon çalışmaları, 602 tutukluya af kapsamında tahliye kararının uygulanabilir olduğu sonucuyla tamamlandı.”

Mısır, her yıl 25 Nisan'da Sina Yarımadası’nın kurtuluşunu kutluyor. Bu tarih, 1982 yılında İsrail'den geri alınan Sina Yarımadası'nda Mısır bayrağının göndere çekildiği ve barış antlaşması gereği son İsrail askerinin de bölgeden çekildiği tarih.

vfgthyj
Mısır'da cumhurbaşkanlığı affı kapsamında tahliye edilen mahkumlar (Mısır İçişleri Bakanlığı)

İçişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, tutukluların tahliyesinin Bakanlığın modernite anlayışıyla ceza politikasını uygulamaya, Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri sakinlerine çeşitli bakım hizmetleri sunmaya ve topluma yeniden kazandırılmaya hazır hale getirilen mahkûmların serbest bırakılması yöntemlerini etkin biçimde uygulamaya verdiği önemin bir yansıması olduğu vurgulandı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, tüm Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri'nin, ceza sisteminde uluslararası insan hakları standartlarının en üst düzeyine uygun olarak gerçekleştirilen gelişme ve modernleşme süreci çerçevesinde tahliye olan hükümlülere eksiksiz yaşam ve sağlık imkânları sunduğunu ve bu merkezlerin yargı denetimine tabi olduğunu teyit edilmişti.


Irak’taki milis güçlerini ‘tasfiye etmek’ için 5 adımlı bir yaklaşım

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) lideri Falih el-Feyyad ile Genelkurmay Başkanı Ebu Fedek’in arasında yürüyor. (Hükümet medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) lideri Falih el-Feyyad ile Genelkurmay Başkanı Ebu Fedek’in arasında yürüyor. (Hükümet medyası)
TT

Irak’taki milis güçlerini ‘tasfiye etmek’ için 5 adımlı bir yaklaşım

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) lideri Falih el-Feyyad ile Genelkurmay Başkanı Ebu Fedek’in arasında yürüyor. (Hükümet medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) lideri Falih el-Feyyad ile Genelkurmay Başkanı Ebu Fedek’in arasında yürüyor. (Hükümet medyası)

ABD’nin Iraklı yetkililere silahlı grupları dizginleme ve dağıtma yönündeki süregelen çağrılarına rağmen, gözlemciler bu dosyanın Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin toplantılarında neredeyse tamamen gündem dışı kaldığına dikkat çekiyor. Bu durumun, yeni hükümetin ABD desteğini kaybetme riski doğurabileceği belirtilirken, uzmanlar ülkenin en karmaşık güvenlik-siyasi dosyalarından birinin çözümü için beş adımlı bir yaklaşım öneriyor.

ABD’nin milis güçlerinin tasfiyesine yönelik ısrarı, son dönemde atılan bir dizi cezai adımla daha da belirgin hale geldi. Bu kapsamda Washington, Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi hakkında bilgi sağlayanlara 10 milyon dolar ödül koydu. Ardından yedi farklı grup yaptırım ve terör listesine alınırken, son olarak Ketaib Seyyid eş-Şuheda lideri Ebu Ala el-Velai hakkında bilgi verenler için de benzer bir ödül açıklandı.

Öte yandan, yaklaşık üç ay önce silahlı grupların silahsızlandırılması ve Halk Seferberlik Güçleri’nin (Haşdi Şabi) yeniden yapılandırılması yönündeki tartışmaların aksine, Koordinasyon Çerçevesi bileşenleri sessizliğini koruyor. Bu durum, söz konusu grupların İran’la yürütülen çatışmalara fiilen katılması ve Irak içinde ve Körfez ülkeleri dahil olmak üzere dış hedeflere yönelik yüzlerce roket saldırısı gerçekleştirmesiyle aynı döneme denk geliyor.

Savaş, çabaları baltaladı

Koordinasyon Çerçevesi içinden üst düzey bir kaynak, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın ‘silahlı grupların entegrasyonu olarak adlandırılabilecek çabaları zayıflattığını’ söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Koordinasyon Çerçevesi, dosyanın ele alınmasına yönelik mekanizmalar hakkında ilk tartışmaları başlatmıştı. Ancak savaş tüm bu süreci ortadan kaldırdı. Çünkü bu durum, gruplara silah bırakmayı reddetmeleri için uygun bir gerekçe sundu; zira savaş, onlar açısından varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

bfrrb
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargâhını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Aynı kaynak, Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin ABD taleplerinin taşıdığı risklerin ve ciddiyetin farkında olduğunu, ancak silahlı gruplar ve İran’ın etkisi nedeniyle bu konuyu görmezden gelmek zorunda kaldıklarını belirtti. Kaynak ayrıca, bazı siyasi güçler ve silahlı gruplara sahip aktörlerin unsurlarını orduya entegre etme ve Halk Seferberlik Güçleri’ni yeniden yapılandırma yönünde gerçek bir isteğe sahip olduğunu, ancak hızla değişen bölgesel gelişmeler ve hükümet kurma sürecindeki tıkanıklık nedeniyle somut adım atmakta zorlandıklarını ifade etti.

Finansman sisteminin çökertilmesi

Siyasi analist ve araştırmacı Dr. Basil Hüseyin, silahlı grupların tasfiyesinin ‘finansman sistemi’ olarak adlandırdığı yapıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Hüseyin, Koordinasyon Çerçevesi’nin ‘tek parça ve uyumlu bir blok olmadığını, aksine farklı çıkarların kesiştiği ve çeşitli görüşlerin çekiştiği kırılgan bir koalisyon’ olduğunu ifade etti.

Hüseyin’e göre silahlı gruplar, yalnızca siyasi partilerin bir uygulama aracı değil; çoğu zaman bu partilerin ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan belkemiğini oluşturuyor. Bu çerçevede müteahhitlik ağları, sınır kapıları, paralel limanlar ve sözleşmelerin bu gruplarla ‘organik biçimde iç içe geçtiğini ve ayrılmasının mümkün olmadığını’ vurguladı.

Herhangi bir ciddi tasfiye girişiminin, söz konusu finansman ağının bütünüyle çözülmesi anlamına geleceğini belirten Hüseyin, bunun da böyle bir adımı atanlar için ‘siyasi intihar’ anlamına gelebileceğini söyledi. Bu nedenle tasfiye çabalarının eksik ve seçici kalacağını, milis yapıların nüfuzunun temelini oluşturan unsurlara dokunmaktan kaçınacağını dile getirdi.

Hüseyin ayrıca, silahlı grupların tasfiyesinin yalnızca Irak’a ait bir karar olmadığını, bunun aynı zamanda İran’ın stratejik yaklaşımıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Tahran’ın bu grupları uzun süredir ileri savunma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüğünü belirten Hüseyin, İran’ın bu karttan ancak Washington ile olası kapsamlı bir uzlaşma çerçevesinde vazgeçebileceğini kaydetti.

Son olarak Hüseyin, ABD baskısının artması ve hareket alanının daralması durumunda grupların gönüllü değil zorunlu olarak geri adım atabileceğini belirterek, bu durumda ‘biçimsel çözümlere’ yönelinebileceğini ifade etti. Buna göre gruplar isim değiştirip yapıyı koruyabilir, görünürde devlet kurumlarına entegre olurken gerçekte kendi ağlarını, silahlarını ve bağlılıklarını denetim dışı şekilde sürdürmeye devam edebilir.

Çözüm için 5 adım

Musul Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi ve İran çalışmaları uzmanı Firas İlyas, silahlı grupların tasfiyesi için beş aşamalı bir yaklaşım önerdi. İlyas, Irak’taki silahlı fraksiyonların geleceğinin doğrudan Tahran ile Washington arasındaki savaşın seyrine bağlı olacağını belirterek, bu grupların ‘savaşın sonucundan doğrudan etkileneceğini’ ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan İlyas, silahlı gruplarla başa çıkmanın pratik yollarının, savaş sonrası döneme uygun yeni bir yaklaşım gerektirdiğini vurgulayarak, çözümün ‘ani bir tasfiye değil, devlet üzerinden kademeli bir güç yeniden mühendisliği’ olduğunu söyledi.

vfevbf
2 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda İran'ı destekleyen bir gösteri sırasında nöbet tutan Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) mensupları (AFP)

İlyas’a göre Koordinasyon Çerçevesi hükümeti kurmayı başarır ve ABD baskısı artarsa, beş temel hat üzerinden hareket edebilir. Buna göre ilk adım, Halk Seferberlik Güçleri’nin resmi bir kurum olarak silahlı gruplardan ayrıştırılması olacak. Devletten maaş alan yapının yalnızca başkomutana bağlı olması sağlanırken, bağımsız karar alma veya dış bağlantılarını sürdüren unsurlar devlet dışı aktör olarak değerlendirilecek.

İkinci adımın ‘silah öncesi finansal kontrol’ olacağını belirten İlyas, maaşlar, sözleşmeler, sınır kapıları, şirketler ve mali transferler üzerinde denetimin artırılmasının kritik olduğunu ifade etti. Gayriresmi gelir kaynaklarının kesilmesiyle birlikte grupların hareket kabiliyetinin azalacağına dikkat çekti.

Üçüncü aşamada ise liderlik yapısının yeniden düzenlenmesi öngörülüyor. Bu kapsamda Halk Seferberlik Güçleri içindeki kritik görevlerin değiştirilmesi, bazı birliklerin sınır bölgelerinden uzaklaştırılması, seçili unsurların ordu veya federal polise entegre edilmesi ve disiplinsiz komutanların emekliye sevk edilmesi ya da sembolik görevlere atanması planlanıyor.

Dördüncü adımın ‘çatışma yerine içeriden çözülme’ yaklaşımına dayandığını belirten İlyas, hükümetin grupları üç kategoriye ayırabileceğini söyledi: entegrasyona açık olanlar, siyasi olarak kontrol altına alınabilecek olanlar ve tamamen karşı çıkanlar. Buna göre disiplinli gruplara teşvikler sağlanırken, karşı çıkanlar izole edilecek ve yasa dışı faaliyetlere karışanlara hukuki baskı uygulanacak.

Beşinci ve son aşama ise ABD baskısının iç politikada bir kaldıraç olarak kullanılması. İlyas’a göre hükümet, silahlı gruplara ‘ya devlet içinde disipline olma ya da yaptırımlar, mali ve güvenlik izolasyonuyla karşı karşıya kalma’ mesajını verebilir. Bu çerçevede ABD’nin sert tutumu, dış baskıdan ziyade hükümetin elini güçlendiren bir araca dönüşebilir.

Tüm bu senaryolara rağmen İlyas, Koordinasyon Çerçevesi’nin silahlı grupları tek hamlede tasfiye etmesinin beklenmediğini vurguladı. Bunun yerine, bu yapıların askeri ve mali bağımsızlığının kademeli olarak zayıflatılması ve Halk Seferberlik Güçleri çatısı altında daha disiplinli ve kurumsal bir yapının korunmasının hedeflenebileceğini ifade etti.


Lübnan: İsrail ile müzakere öncesinde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi şart

Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
TT

Lübnan: İsrail ile müzakere öncesinde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi şart

Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)

Lübnan, İsrail ile herhangi bir doğrudan müzakereye girmeden önce ateşkesin kalıcı hale getirilmesini temel koşul olarak öne sürmekteki kararlılığını sürdürüyor. Bu tutum, diplomatik hareketliliğe temkinli bir bekleyiş ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasında Washington'da gerçekleşmesi olası görüşmeye ilişkin çelişkili bilgilerin gölgesinde şekilleniyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan bakanlık kaynakları ateşkesin kırılganlığının devam ettiğini ve askeri operasyonlar ile tahribatın tamamen sona erdirilmesinin henüz sağlanamadığını belirtirken ‘ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin her türlü müzakere süreci için zorunlu başlangıç noktası’ olduğunu vurguladılar.

Kaynaklar ayrıca ‘Hizbullah'ın hareketini İsrail’in ihlallerine bağladığına’ dikkati çekerek müzakerelerin başlatılabilmesi ve uygun siyasi ve güvenlik koşullarının oluşturulabilmesi için bu gerekçenin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ettiler.

Öte yandan milletvekili ve bakanlık kaynakları ile siyasi çevreler, Arap ülkelerinin, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam başta olmak üzere üst düzey yetkililerle gerçekleştirilen temaslar ve görüşmeler aracılığıyla iç istikrarı desteklemeye ve Lübnan'ın tutumunu birleştirmeye yönelik kayda değer bir destek sağladıklarını teyit ettiler. Bu diplomatik hareketlilik, devletin temel kurumları arasındaki uyumu güçlendirmeyi ve anayasal mekanizmaları işler kılmayı hedefliyor. Böylece hem iç gerilimin azaltılması hem de istikrarın yeniden tesisi ve İsrail'in Lübnan topraklarından geri çekilmesi için bir daha ele geçmeyebilecek müzakere pozisyonunun sağlamlaştırılması amaçlanıyor.