Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemen’de maaşların kesilmesi, Husi işgalindeki bölgelerde ruhsal hastalıkları arttırdı

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
TT

Yemen: İç savaş ve yaşam şartları intiharları artırıyor

Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)
Yemenli bir adam ve çocuğu, Hucce vilayetinde Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sponsorluğundaki psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor (Sınır Tanımayan Doktorlar)

Yemenli öğretmen Samir’in ailesi, çocuklarının defalarca intihar girişiminde bulunduğunu söyledi. 4 yıl önceki ilk denemesinde yaşadığı psikolojik krizi atlattığını düşünürlerken, bir yıl önce bir kutu sakinleştirici hapın tamamını yutması karşısında şaşrdıklarını dile getirdi. Aktarılana göre ailesi, çocuklarının vücudunda etki yaratmadan önce onu tedavi edip kurtarmayı başardı ama bu sefer de Samir, kendini bir binanın çatısından atmaya çalıştı.

Başkent Sana’nın batısındaki yüksek katlı bir binanın sakinleri, Samir’in çatıya çıkan kapıyı açmaya çalıştığını görünce ailesini uyarmaya çalıştı. Bina sakinlerinden biri onu tanımayıp onun bir hırsız olduğunu düşünse de diğer sakinler onu tanıyordu. Nitekim Samir’in kendisini çatıdan aşağı atmaya çalıştığı ortaya çıktı. Bu noktada ailesi, durumu daha fazla gizleyemedi ve yaşananları fırsat bilerek oğullarının şüpheli davranışlarda bulunduğunu fark eden mahalle sakinlerinden işbirliği yapmalarını istedi.

Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)
Uluslararası örgütler ve kuruluşlar, Yemen’de psikiyatrik tıp alanında destek sağlıyor. Ancak yardımın etkisi sınırlı (BM)

Samir, 7 yıldır maaşlarının kesilmesi başta olmak üzere zorlu yaşam koşulları nedeniyle psikolojik rahatsızlıklara maruz kalan öğretmenlerden biri. Yaşamsal koşullar, birçok öğretmeni intihara, canına kıymaya, sokaklarda barınmaya ya da ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ailelerine başvurmaya itti.

Samir’in annesi, karısı ve tek kızı onu neredeyse sürekli takip etmek zorunda. Dört denemeden sonra tekrar intihar edebileceği korkusuyla, ilaçlara, kesici aletlere, iplere, tellere ulaşması engelleniyor. Ayrıca mahalle halkından evin dışında onu izlemelerini istiyorlar. Erkek kardeşi de sokaklarda onu takip etmek için mağazadaki işinden izin almak zorunda kalıyor.

Yaklaşık 1 ay önce Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Yemen’de ruh sağlığı hizmetlerinin kısıtlı olması nedeniyle bu yıl yaklaşık 7 milyon Yemenlinin ruh sağlığı bakımına ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Yemen’de her 700 bin kişiye 1 psikiyatrist düşüyor. Bu, 100 bin kişi başına yaklaşık 40 psikiyatrist gerektiren küresel standarttan çok daha düşük bir yüzde.

Öğretmenler intihar ediyor

UNFPA’ya göre 7 milyon Yemenliden yalnızca 120 bini, ruh sağlığı hizmetlerine erişebiliyor. Bu sayı, büyüyen ve artan ihtiyaçların boyutuyla tamamen orantısız olan küçük bir sayı.

Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)
Darbeci Husiler, kontrolleri altındaki bölgelerde birçok psikiyatri hastanesinin ve kliniğinin kapatılmasına neden oldu (X)

“Yemen ruh sağlığı bakımında hâlâ küresel standarttan çok uzakta” açıklamasında bulunan UNFPA, ABD Kalkınma Ajansı’ndan aldığı tahminen 23 milyon dolar tutarındaki finansmanın bir kısmını, 14 hastane ve 4 gezici klinikte psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına, ayrıca kadınlar ve kız çocuklarına yönelik psikolojik destek sağlamak üzere 20 güvenli alanın desteklenmesine ayırdığına dikkat çekti.

UNFPA’nın açıklamasıyla eş zamanlı olarak Amran vilayetinde (başkent Sana’nın 51 kilometre kuzeyinde) Genel Elektirik Şirketi’nin bir çalışanı, işinden atılması ve teşvik adı altında aldığı küçük meblağlardan mahrum kalması nedeniyle intihar etti. Vilayette Elektrik Şirketi şubelerini kontrol eden bir Husi lider, söz konusu çalışanı ve onlarca meslektaşına görevden aldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İbb vilayeti ise en fazla öğretmen intiharına tanık olan Yemen vilayeti oldu. Yalnızca 2019 yılında 5’ten fazla öğretmen intihar etti. Bu yıl maaş kesintisi nedeniyle en çok öğretmen intiharının yaşandığı yıl oldu.

Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)
Yerinden edilmiş kişiler, Yemen’in Taiz şehrinde BM yardımı alıyor (AFP)

İntihar olaylarıyla ilgili, resmî bir kurum tarafından yayınlanan istatistik bulunmasa da intiharlar sadece öğretmenler ve kamu çalışanlarıyla sınırlı değil. İbb, genel olarak adı intiharlarla en çok anılan vilayet. Öyle ki 2022 yılında darbeci Husilerin kontrolündeki tüm vilayetlerde 50’den fazla intihar ya da intihar girişimi yaşandı, ancak tahminler her iki günde bir intihar yaşandığını gösteriyor.

2019 yılı maaşların kesilmesi nedeniyle en meşhur intihar olaylarına sahne oldu. Başkent Sana’da genç bir öğretmen, yaşadığı evin sahibinin birkaç aydır kira ödememesinin yanı sıra birikmiş borçları nedeniyle kendisinden şikayetçi olması üzerine kendini Ecza Kules’nin tepesinden aşağı attı.

Çevreye göre çeşitlilik

Yemen’de son yıllarda yayılan akıl hastalıkları konusunda çalışan uluslararası kuruluşların verilerinden, çatışmaların uzağındaki vilayetlerde halk arasında ortaya çıkan psikolojik koşulların kaygı, depresyon, aşırı üzüntü, şiddete eğilim ile temsil edildiği açıkça görülüyor.

Ancak Husi milislerinin askeri çatışmalarına ve şiddet uygulamalarına tanık olan bölgeler, daha karmaşık psikolojik koşullara sahne oluyor. Bu bölgelerde daha çok şiddetli depresyon, psikoz, bipolar bozukluk, gelecek kaygısı, sürekli korku veya patolojik korku, sürekli hayal kırıklığı ve kaygıya dönüşen travma sonrası stres bozukluğu yaşanıyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün (MSF) verilerine göre çocuklarda şiddetli depresyon, panik, histeri, kekemelik, yatak ıslatma, hiperaktivite, kabus görme ve uyku bozukluğu gibi sorunlar yaşanıyor. Ayrıca depresyon, travma sonrası stres belirtileri, obsesif kompulsif bozukluk, geri çekilme, endişe, uyku bozuklukları, kaygı ve stres, bu bölgelerin yanı sıra yerinden edilen kamplarda da çoğalıyor.

Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)
Savaş nedeniyle pek çok psikolojik rahatsızlık yaşayan Yemenli çocuklar, psikolojik destek ve tedaviden mahrum kalıyor (Reuters)

Darbeci Husi milisler tarafından kontrol edilen Sana’da sağlık sektöründe çalışan ve takma adı Halid Celal olan bir yetkili, Yemenlilerin kötüleşen ruh sağlığı trajedisinin görünürdeki boyutunun gerçek boyutundan çok daha az olduğunu söyledi. Yetkili, sivil toplum ve medyanın yokluğuna ek olarak, savaşın etkileri ve yarattığı yaşam koşulları kaydedecek istatistikler, dijital veriler veya stratejiler bulunmadığına dikkati çekerken, görünmeyen trajedinin görünenden çok daha büyük olduğunu vurguladı.

Celal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu trajedinin gelecekte daha da kötüleşeceğini, savaş bittikten ve kamusal hayat normalleşmeye başladıktan sonra patlayacağını söyledi. Celal’e göre Yemenliler, en az üçte birinin darbeden, savaştan, maaş kesintisinden, işsizlikten, zor yaşam koşullarından ya da savaşın devam etmesinden kaynaklanan psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olduğunu belirtti.

Yetkili, savaşın Yemenlilerin ruh sağlığı üzerindeki yansımalarıyla yüzleşecek sağlık stratejilerinin bulunmamasının, ülkenin ve toplumun geleceği için bir risk oluşturduğu ve kamplarda veya sınırlarda, zorlu yaşamsal koşullarda büyüyen ve çoğunun psikolojik açıdan rahatsız olması muhtemel çocuklar nedeniyle bu ihmalin derhal durdurulması gerektiği konusunda uyardı. Halid Celal, çocukların maruz kaldığı koşulların, milislerin ve terör örgütlerinin onları kendilerine çekmesini ve saflarına katmasını kolaylaştırdığını vurguladı.

Yemen’deki diğer binlerce psikiyatri hastasıyla birlikte Samir’in durumu da kötüleşirken sağlık yetkilisi, Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 ay önce Yemen’de açıkladığı ulusal ruh sağlığı stratejisinin uygulanmasına yönelik prosedürlerin netlik kazanmaması veya bu stratejiden şu ana kadar nelerin başarıldığının açıklanmaması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.