Libya'daki Danyal fırtınasından sağ kurtulanlar, dehşet verici anları anlattı

Hayatta kalanlar, Derne'de şiddetli yağışların evlerini nasıl sürüklediğini ve bir anda nasıl uzak yerlere fırlattığını ayrıntılarıyla aktardı

Libya'nın Derne kentinde yaşanan sel ve su baskını sonucu araçlar tahrip oldu, binalarda hasar oluştu (AFP)
Libya'nın Derne kentinde yaşanan sel ve su baskını sonucu araçlar tahrip oldu, binalarda hasar oluştu (AFP)
TT

Libya'daki Danyal fırtınasından sağ kurtulanlar, dehşet verici anları anlattı

Libya'nın Derne kentinde yaşanan sel ve su baskını sonucu araçlar tahrip oldu, binalarda hasar oluştu (AFP)
Libya'nın Derne kentinde yaşanan sel ve su baskını sonucu araçlar tahrip oldu, binalarda hasar oluştu (AFP)

Zayed Hediyye

Libya'nın doğusundaki el-Cebel ve el-Ahdar şehirlerini vuran Danyal fırtınası, geçen pazar günü sona erdi ve ülkenin 1960'larda yaşadığı el Marj depreminden bu yana tanık olmadığı korkunç bir felaketi ortaya çıkardı.

Bu trajedinin en ölümcül ve acı dolu sahnesi, Derne kentinde, kışın şiddetli su baskınlarından korunmak için tasarlanan iki barajın çökmesiyle yaşandı.

Derne kentine birkaç saatte yağan ve 400 milimetreyi aşan rekor yağışa, 1977 yılında inşa edilen iki baraj dayanamadı.

Felaketin ardından barajların, çimento tabakasıyla kaplı toprak bir zemin üzerine yapıldıkları anlaşıldı.

Bu teknik özellikler, bakım eksikliği ve zayıf hükümet müdahalesi göz önüne alındığında, olanların nedenleri anlaşılır görünüyor.

Hayal edilemeyecek bir yıkıcı güçle denize akan sel nedeniyle bugüne kadar 3 bin kişi hayatını kaybetti.

Sel, yoluna çıkan her şeyi, insanları, ağaçları, taşları, hatta içinde yaşayanlarla birlikte devasa binaları da süpürerek Akdeniz'in sularına sürükledi.

Tüm bu binaların ve yapıların tekrar kıyıya döndürülmesi ve ölü sayısının, 100 bin gibi şaşırtıcı rakamlara yükselmesi bekleniyor.

Bu trajediden sağ kurtulanların anlatımları, büyük sel karşısında yaşadıklarına dair korkutucu hikayeleri ortaya çıkardı.

Korkunç tanıklıklar

Derne kenti ile Derne'nin başına gelen trajediden pay alan el-Beyda, Mechili, Susa, Kirene gibi bazı dağlık kentlerde arama kurtarma çalışmaları devam ederken, doğal afetten sağ kurtulanların ifadeleri, önceki gün tanık oldukları korkunç manzarayı, her yerde sel baskınlarının yaşandığını, selin evlerini sular altında bıraktığını, sevdiklerini gözleri önünde nasıl kaçırdığını gözler önüne serdi.

Ancak, evlerini ve içlerindekileri denize sürükleyen sular nedeniyle tüm üyeleri ölen aileler benzer ifadeleri hiçbir zaman söyleyemeyecek.

Bu çok sayıda ve büyük trajedinin arasında 36 kişinin, kuzenler ve tüm aile, Vadi Derne'ye bakan dört evinin sular altında kalması sonucu ölmesi de yer alıyor.

Bu anlatımlar arasında biricik oğlunun gözleri önünde ölmesinin ardından kayıp acısından kurtulamadan ölümden kurtulan bir babanın, yaralılarla dolu olan Derne Hastanesi'nde anlattıkları da yer alıyor.

Libya medyasına zorlukla konuştuğu açıkça görülen bu baba oğlunun dün sabah saat 2'de ölümünün acı hikayesini anlattı.

(AA)

Baba şunları söyledi:

Su baskını tehlikeli boyutlara ulaşınca bir arkadaşının evinde olan oğlumu almak için dışarı çıktım. Oraya vardıktan birkaç dakika sonra bizi çatıya doğru iten suyun saldırısına uğradık ve saatlerce direndikten sonra su oğlumu gözümün önünde sürükledi, kafasını kapıya çarptı ve o oğlum sabaha kadar bu şekilde kaldı. Ondan duyduğum son söz şu oldu: 'Tek oğlun üniversite öğrencisi Atiyye'yi kaybettiğin için beni affet baba.'

Şok edici deneyim

Bu arada Derneli blog yazarı Sundus Şuveyb, şiddetli sel felaketi sonucu ölümün eşiğine geldiği hikayesini anlattı.

Blog yazarı şu ifadeleri kullandı:

Kendi gözlerimle, bazıları henüz yeni doğmuş, belki bir veya iki günlük olan çocukların sel tarafından taşındığını gördüm ve ağlamalarını duydum. Hatta Allah'a ölümlerini hızlandırması için dua ettim ki acıları dinsin ve sonsuza kadar aklımda kalacak çığlıkları dursun.

Şuveyb, açıklamalarına şöyle devam etti:

Bana gelince, sel beni daha uzak kenarlara ve daha alçak su seviyelerine götürdü ama bu korkunç anlarda ölümü gördüm ve kemiklerim kırıldı. Sel beni Darnes SC genel merkezine atmadan önce yanımda, üstümde ve altımda cesetler vardı. Büyük sel tarafından doğrudan vadi kenarına götürülenlerin durumunun nasıl olduğunu benimle birlikte hayal edebilirsiniz.

Şu anda Şahat/ Kirene Hastanesi'ndeyim ve ne olduğunu idrak edemiyorum. Yemin ederim buraya gelmeden önce binlerce ölüyü kendi gözlerimle gördüm. Bu yüzden hayatta kaldığım için Allah'a şükrediyorum. Ama ailemin kaybolduğunu ve sel sularına kapıldığını hatırladığımda keşke onlarla birlikte ölseydim diyorum çünkü yaşananlar benden, sabır ve dayanma gücümden daha büyük. Bir anda ne olduğunu anlayamadım, odamdayken kendimi sokakta ve hızla bana doğru gelen bir cesedin üzerinde buldum. Ne olduğunu anlamadım, nerede olduğumu, başıma gelenlerin nasıl ve ne zaman olduğunu bilmiyordum.

 

"Dayan kardeşim"

Detaylarını Derne ve çevresinde yaşayanların anlattığı trajedi, şüphesiz insani ve maddi kayıplar açısından en büyük trajediydi.

Ancak sağanak yağışların yürekleri dağlayan trajedilere yol açtığı tek kent burası olmadı ve yaşanan bazı acı anlar blogcular tarafından tüm detaylarıyla kayıt altına alınarak sosyal medyada yayımlandı.

Bu acı verici ve en çok paylaşılan görüntülerden biri, Derne'nin doğusundaki el-Beyda şehrinde, muazzam bir hızla akan selin bir kişiyi sürüklediği olay.

Yol kenarında duran bir kişi sürüklenen şahsı çağırıp direnmesi için yalvarırken, videoyu izleyen herkesi üzen sözlerle şöyle dedi:

Diren kardeşim diren, arabaya tutun. Sürüklenen kişi sel yüzünden kaybolmadan önce arabaya tutundu ancak akıbeti şuan bilinmiyor.

El-Bayda kenti ve çevresi, Derne'den sonra Danyal Fırtınası'nın el-Cebel el-Ahdar'da bıraktığı sellerden en çok etkilenen köyler arasında yer alıyor.

Usame Hammad başkanlığındaki Libya hükümetinin yayınladığı istatistikler, sel nedeniyle yaklaşık 60 kişinin hayatını kaybettiğini ve şu ana kadar belirtilmeyen sayıda kayıp kişinin bulunduğunu gösteriyor.

Korkunç istatistikler

Derne kentindeki mağdur ve kayıp kişilerin sayısına ilişkin son resmi sayımda, Parlamento tarafından atanan Libya Sağlık Bakanı Osman Abdulcelil, Danyal Fırtınası nedeniyle 3 bin kişinin öldüğünü ve bu sayının 10 bine çıkmasının beklendiğini duyurdu.

Abdulcelil, "Kayıpların sayısı binleri buluyor, sayının 100 bin kişiye ulaşması bekleniyor" dedi.

Bakan, "Derne kentindeki durumun daha trajik hale geldiğini ve kurbanların sayısına ilişkin kesin bir istatistik bulunmadığını" belirtti.

"Etkilenen mahallelerin çoğuna ulaşmanın mümkün olmadığına" dikkat çeken Abdulcelil, dağlık bölgelerde Derne'den geriye kalanların kurtarılmasına yardım etmeleri için dost ülkelere çağrıda bulundu.

Ülkenin doğusundaki ve batısındaki tüm şehirlerden gelen Libyalı kurtarma ekipleri, Derne'deki mahallelere ve diğer bazı dağlık şehirlere giden tüm yol ve köprülerin yıkılmasının ardından felaketten etkilenen mahallelere ulaşmak için çabalıyor.

Hatta şehir, fırtınanın geride bıraktığı sel kalıntıları ve bu ekiplerin elindeki imkanların zayıflığı nedeniyle selden dolayı ikiye bölündü.

Bu durum, Libyalı yetkilileri, korkunç sel felaketinin bir gecede neredeyse harabeye çevirdiği Derne'de kurtarılma umudu bulunanları kurtarmak için acil uluslararası yardım talep etmeye yöneltti.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.