Ayn el-Hilve Kampı yeni bir ateşkes ile karşı karşıya

Filistin Ulusal Güvenlik Kuvvetleri, İslamcı güçleri ‘aşırılıkçıları’ desteklemekle suçluyor.

Filistinli mültecilerin kaldığı Ayn el-Hilve Kampı. (DPA)
Filistinli mültecilerin kaldığı Ayn el-Hilve Kampı. (DPA)
TT

Ayn el-Hilve Kampı yeni bir ateşkes ile karşı karşıya

Filistinli mültecilerin kaldığı Ayn el-Hilve Kampı. (DPA)
Filistinli mültecilerin kaldığı Ayn el-Hilve Kampı. (DPA)

Lübnan’ın güneyinde, Filistinli mültecilerin kaldığı Ayn el-Hilve Kampı dün öğleden sonra, bölgede çatışan güçlerin (bunların başında El Fetih ve radikal gruplar geliyor), istikrarı sağlamak için aralıksız çabalar gösteren Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri tarafından açıklanan ateşkes anlaşmasına olan bağlılığının boyutunu test ediyor.

Fetih Hareketi kaynakları Şarku'l Avsat'a yaptıkları açıklamada, ‘üzerinde mutabakata varılan hususlara bağlı olduklarını ve üzerinde mutabakata varılan talepleri hayata geçirmek için barışçıl çabalara yeni bir fırsat verileceğini’ aktardı. Söz konusu konulardan en öne çıkanı Fetih lideri Tuğgeneral Ebu Eşref el-Armuşi ve arkadaşlarının katillerinin teslim edilmesi.

Perşembe günü boyunca Ayn el-Hilve sokaklarında bazı ihlallerle birlikte yaşanan temkinli sakinlik. daha çok savaşçıların her an sona erebileceğini bildiği bir ‘savaş molası’ gibi görünüyordu.

Geçtiğimiz hafta 15 ölü ve 150'den fazla yaralı bildirilirken, çatışmaların Fetih Hareketi ile kampta saklanan radikal gruplar arasındaki çatışmanın kapsamının ötesine geçtiği açıktı. Diğer büyük güçlerin ve grupların aşırılık yanlılarını desteklemek için Ayn el-Hilve'ye girmesiyle birlikte olaylar daha da genişledi.

Sayda (Sidon) bölgesindeki Filistin Ulusal Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Ebu İyad eş-Şaalan duruma ilişkin şunları söyledi:

“Tüm İslamcı güçler, özellikle de Usbetu’l Ensar, Hamas ve İslami Cihad, ister radikal grupları destekleyerek, ister onlar adına savaşa katılarak ve onlara kamp dışından savaşçılar sağlayarak çatışmaların tarafı haline geldi. Fetih Hareketi, yalnızca kampa değil, aynı zamanda komşu bölgelere de tehdit oluşturmaması nedeniyle yıkıcı aşırılık yanlılarıyla yüzleşmeye ve bunların kökünü kazımaya hazır. Fetih Hareketi, liderleri Tuğgeneral Ebu Eşref el-Armuşi ve arkadaşlarının katillerinin teslim edilmesi için defalarca süre verdi ancak verilen sözler radikaller tarafından göz ardı edildi. Gerçek bir mücadele vermek ve onlara karşı büyük bir saldırı yapmak göz ardı edilmiyor. Ancak sonuçta Lübnan topraklarında misafir olduğumuzu göz önünde bulundurarak Lübnan güvenlik güçleriyle koordinasyon olmadan böyle bir karar almayız.”

Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn dün Sayda bölgesindeki Birinci Piyade Tugayı'nı ziyaret ederek subay ve askerlerle görüştü. Ayn el-Hilve Kampı’nda yaşanan çatışmalara ilişkin yürütülen misyonlarla ilgili brifingi dinledi. General Avn'ın ‘personelin kararlılığını, profesyonelliğini ve özellikle tugayın sorumluluk alanındaki mevcut istisnai koşullar altında görevlerini yerine getirirken gösterdikleri fedakarlığı’ övdüğü bildirildi.

Lübnan Ordusu Komando Alayı'nın Sayda şehrine girişini gösteren bir video da sosyal medya üzerinden paylaşıldı. Bazıları bunu kampta olup bitenlere bir tür müdahaleye hazırlık olarak yorumladı. Ancak güvenlik kaynakları Şarku'l Avsat'a şunları aktardı:

“General Avn'ın Sayda'ya ziyareti ve orada komandoların varlığı normal ve doğaldır. Kampta olup bitenleri takip etmek için komandolar, çatışmaların başlamasından bu yana sürekli olarak şehirde devriye geziyor. Ordu, kampa girmeyi veya çatışmalara katılmayı ve Nahr el-Bared kampı deneyimini tekrarlamayı kesinlikle planlamıyor. Çünkü Ayn el-Hilve'deki durum oradakinden bin kat daha karmaşık.”

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın haberinde şu ifadelere yer verildi:

“Çarşamba ve perşembe gecesi çatışmalarda yeni tip top ve roket mermileri kullanıldı. Bu durum, çatışma sahasında ve vurulan yerlerde bulunan evlerde yangınların çıkmasına ve kendilerini etkileyen gelişigüzel bombardımanların yoğunlaşması sonucunda bölge sakinlerinin büyük bir yer değiştirme dalgasına yol açtı.”

Milletvekili Usame Saad'ın oğlunun evinin de vurulduğu bildirildi. Maruf Saad, Ayn el-Hilve Kampında’ki çatışmalar sırasında açılan rasgele ateş sonucu öldürüldü.

Bu dönemde Fetih ve Hamas'ın ateşkes ilan edememesinin ardından siyasi hareket bu olayları yakından takibe devam etti. Söz konusu ateşkes, kamptaki gelişmeleri anlamak amacıyla Lübnan'a gelen Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Azzam el-Ahmed ve Hamas Siyasi Büro Üyesi Musa Ebu Merzuk'un da katılımıyla iki hareketten iki delegasyonun Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Filistin Büyükelçiliği’nde yaptığı toplantı sonrasında kabul edildi.

Meclis Başkanı Berri, el-Ahmed ve Ebu Merzuk ile iki ayrı toplantıda bir araya gelerek kendileriyle ‘savaşın derhal durdurulması’ ihtiyacını tartıştı. Berri, Şarku'l Avsat'a, Filistinli yetkililere kabul ettikleri bir çözüm formülünü sunduğunu, herkesin ‘bu formülü uygulama ve anlamsız ve yıkıcı çatışmayı derhal durdurma niyeti’ konusunda bilgilendirildiğini belirtti.

Filistin meselesindeki herhangi bir eylemin diyalog, fikir birliği ve anlayış yoluyla olması gerektiğine inanan Ebu Merzuk, Meclisi Başkanı Berri ile görüşmesinin ardından Ayn el-Hilve'de yaşananların ‘derhal’ durdurulması gerektiğini vurguladı. Ebu Merzuk, “Ateşkes sağlanmalı, militanlar geri çekilmeli, kamplardaki bu aşağılayıcı militarizasyona son verilmeli, Filistin halkı kamptaki yerlerine geri dönmeli, okullar açılmalı, savaşanlar okullardan çekilmeli ve eğitim süreci yeniden başlamalıdır” dedi.

El-Ahmed ise toplantının ardından şu açıklamada bulundu:

“İlk kıvılcımın başlangıcından itibaren Şii Emel Hareketi ve liderliği harekete geçerek Filistin Ortak Eylem Otoritesi için Sayda'daki ofisinde bir toplantı düzenlendi. Farklılıkları ne olursa olsun tüm Filistin güçlerini kapsayan bu oluşumda Berri'nin parmak izleri vardı. O, Sayda bölgesindeki Ayn el-Hilve kampı ve Lübnan çevresinin güvenlik ve istikrarının artırılmasında rol oynuyor.”

El-Ahmed, Filistin-Lübnan ortak komitesinin kuruluşunun hemen ardından başlayan, birçok gerçek ve göstergeye ulaşan, gece gündüz çalışan, hatta bazı tanıkları ve sanıkları evlerinde dinleyen soruşturmanın tamamlanmasının hızlandırılması gerekliliğine dikkat çekti. “Onlardan yardım istedim. Biz sadece gerçeği istiyoruz ve sadece Lübnan yargısının kanunları çiğneyen herkesten hesap sormasını istiyoruz” dedi.

El-Ahmed bazı tarafların Filistin-Filistin savaşına yatırım yapma olasılığına ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Yaşananların Lübnan'a özgü olmadığını dolaylı olarak belirttim. Olanlar, işgalciye karşı Filistin birliğini güçlendirmek amacıyla Filistinli grupların genel sekreterlerinin Mısır'ın el-Alameyn şehrinde yaptığı toplantıyla aynı anda yaşananlardan çok da uzak değil. Ayrıca Filistin halkına yönelik saldırılara ve onların davalarını İsrail ve uluslararası düzeyde tasfiye etmeye yönelik girişimlere karşı koyarken gerçekleşen komplodan da uzakta bulunmuyorlar. Bunun yanı sıra burada Filistin davasını öldürmeye yönelik girişimlerden de çok uzak değil. Ancak biz tetikteyiz ve öncelikle yanlış yola sapanların düşüncelerini düzelterek akıllarına dönmelerini sağlamaya ve Ayn el-Hilve kampında güvenlik ve istikrarı artırmaya çalışıyoruz.”

İslami Cihad ve Hamas hareketleri dün (perşembe) yayınladıkları ortak açıklamada ‘derhal ateşkes’ ilan edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, “Filistin direniş güçleri, bu çatışmalara karışan herkesin üzerindeki perdeyi kaldırarak Siyonist düşmana karşı mücadelede Filistinlilerin saflarını yakınlaştırıp birleştirmesini ve suçlara karışanların tutuklanarak yetkili Lübnan makamlarına teslim edilmesi gerekliliğini vurguluyor” ifadeleri yer aldı.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”