'Yanlış harita' Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse krize neden oluyordu

Mısır'da askeri akademide bir derste bir öğretim görevlisi, Kuveyt Devleti'nin yer almadığı bir Arap dünyası haritası sundu. Kahire özür diledi

Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
TT

'Yanlış harita' Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse krize neden oluyordu

Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya

İbrahim Mustafa

Mısır Askeri Akademisi'nde öğretim görevlilerinden birinin kasıtsız bir hatası, Kahire'nin hatayı düzeltmemesi ve özür dilememesi durumunda neredeyse Kuveyt ile Mısır arasında bir krize yol açacaktı.

Hikaye, Harp Akademisi'nin lisansüstü eğitim kurslarından birindeki bir öğretim görevlisinin, Kuveyt Devleti'nin uluslararası sınırlarını içermeyen bir Arap dünyası haritası sunmasıyla başladı.

Haritada Kuveyt, Irak sınırları içerisine yerleştirildi. Bazı Kuveytli subaylar bu pozisyona itiraz etti. Aralarında Irak'ın da bulunduğu Arap ülkelerinden 500'e yakın öğrenci dersten ayrıldı.

 
Parlamenter öfke

Bu olay Kuveyt'te parlamentoda öfkeye yol açtı. Kuveyt Ulusal Meclisi üyesi Hamad el-Matar yaşananları kınadı:

Fakülte özür dilemeli ve böyle bir hatayı tekrarlamayacağına dair söz vermeli. Kuveyt kırmızı çizgimizdir.

El-Matar ayrıca Kuveyt Savunma ve Dışişleri Bakanlarına "Kuveyt'in egemenliği ve varlığı" konusunda sağlam ve kararlı bir duruş sergileme çağrısında bulundu.

El-Matar sözlerini şöyle sürdürdü:

Öğretim görevlisi herkesin önünde derhal özür dilemeli ve Kuveyt'in de dahil olduğu Arap dünyasının gerçek haritasını yeniden sunmalı. Özür dilememeleri halinde tüm Kuveytli burslu öğrenciler Mısır'dan çekilip Ürdün'de eğitime gönderilir!

Milletvekili Saud el-Usfur da yaşananları eleştirip olayın özür gerektirdiğini belirterek, Kuveyt Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarına pozisyon alma ve açıklama yapma çağrısında bulundu.

Ayrıca Usfur bu fotoğrafı protesto eden ve öğretim görevlisinin özür dilememesi halinde derse katılmayacaklarını açıklayan Kuveytli subayların tutumunu takdir etti.

 
Acil özür

Olayın ortaya çıkmasından saatler sonra, Kuveyt'in Kahire Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, Kahire'deki askeri ofisle temasa geçtiğini duyurdu.

Askeri ofis olayın nedenlerini öğrenmek için hızla Mısır Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle ve bu dersi düzenleyen tarafla iletişim kurdu.

Mısırlı yetkililer, söz konusu haritanın sergilenmesinin "öğretim görevlisi tarafından yapılan kasıtsız bir hata olduğunu" açıkladılar.

Mısırlı yetkililerin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Bu dersin organizatörleri, hiçbir şekilde Kuveyt Devleti'ne hakaret etme amacı taşımayan bu hatadan dolayı katılımcılardan özür diledi. İki kardeş ülkenin hükümetleri ve halkları arasındaki tarihi ve yakın ilişkilerin zarar görmemesi veya etkilenmemesi gerektiğini vurguluyoruz.

Kuveyt'teki Mısır Büyükelçiliği konuya ilişkin resmi bir açıklama yayımladı:

Mısır'daki Kuveytli subayların katıldığı derslerin birinde, Arap dünyasının hatalı bir haritasının gösterilmesiyle ilgili dolaşan iddialar araştırılıp incelendi. Olayın öğretim elemanlarından birinin kişisel, kasıtsız bir hatasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Ders sırasında öğrencilere açıklama yapıldı, Kuveyt'in ilgili resmi makamlarındaki kardeşlerimize de durum izah edildi.

Büyükelçilik, "iki ülkenin hükümetlerini ve halklarını birbirine bağlayan, dokunulamayacak veya etkilenemeyecek tarihi ve yakın ilişkilerin ortak takdirinin" altını çizdi.

Kuveyt'in Irak sınırları içerisine dahil edilmesi tarihi bir hassasiyet taşıyor.

Bağdat, 1961'deki bağımsızlığından sonra Kuveyt topraklarının ilhakını talep etti. Irak kuvvetleri, 1990 yılında Kuveyt'i işgal etti.

Ertesi yıl işgale diplomatik ve askeri açıdan güçlü bir şekilde karşı çıkan Mısır liderliğindeki Arap ve yabancı ülkelerin ordularının katılımıyla Kuveyt kurtarıldı.

 
Gerginlikler

İki ülke arasında resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen son yıllarda bazı gerginlikler yaşandı.

Kuveyt'te polis güçleri, 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle işlerini kaybettikleri halde ülkelerine dönemeyen Mısırlı işçilerle karşı karşıya geldi.

Yetkililerin kaçak işçileri sınır dışı etme yoluna gitmesiyle birlikte, Kuveyt'in ikamet yasalarını ihlal edenlerin tutulduğu bir barınakta bazı Mısırlı işçiler, yetkililerin "isyan" olarak adlandırdığı bir eylem gerçekleştirdiler.

Güvenlik güçleri bu eyleme müdahale etti. Bu durum Mısır halkının öfkesini ateşledi. Mısırlı bir işçinin bir mağazada dövülmesiyle öfke daha da arttı.

Geçen ocak ayında, İskenderiye Valiliği (Kuzey Mısır) yakınlarında bir yerde Kuveytli gençler ile idari güvenlik personeli arasında yaşanan kavgayı gösteren görüntüler internette dolaşmıştı.

Bu durum Kuveyt'te halkın ve parlamentonun öfkesine yol açtı. Mısır'daki Kuveyt büyükelçiliği daha sonra videoda görünenin Kuveytli öğrenciler arasındaki anlaşmazlığı çözmeye yönelik bir güvenlik müdahalesi olduğunu açıkladı.

Temmuz ayının başlarında, uydurma bir görüntü Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse diplomatik bir krize neden oluyordu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, videoda Kuveyt bayrağını yakan Mısır vatandaşı hakkında yasal işlem başlatılması talebiyle Mısır büyükelçisine bir muhtıra sundu.

Daha sonra dolaşan görüntülerin eski olduğu ve Mısır'da çekilmediği ortaya çıktı.

Kardeşlik ilişkileri

Kuveyt'in Mısır Büyükelçisi Ganem Sakr el-Ganim geçen mart ayında basına verdiği röportajda şunları söylemişti:

Sosyal medyada zaman zaman öne çıkan sesler çoğunluğun sesleri değil bireysel seslerdir. Bunlar Arap halkları arasında kardeşlik, ortak değerler ve amaç ve kader birliği ile birbirine bağlanan köklü ve yerleşik kardeşlik ilişkilerini yansıtmamaktadır.

Resmi Kuveyt rakamlarına göre, Kuveyt'teki Mısırlı işçi sayısı 486 binden fazla kişiye ulaştı.

Bu rakam ülkenin işgücünün yüzde 17'sini Mısırlıların oluşturduğunu toplam Kuveyt işgücü piyasasında Hintlilerden sonra ikinci sırayı Mısırlıların aldığını ortaya koyuyor.

Kuveytli yetkililer, geçen yıl, resmî olarak istihdamı düzenlemeye ve komisyoncular ve ikamet bayileri ile yüzleşmeye yönelik tedbirlerin bir parçası olarak açıklanan bir adımla, Mısır'la yapılan iş gücü anlaşmasını iptal etti ve Mısırlılara çalışma izni vermeyi durdurdu.

Bu adımın belirli bir gruba yönelik olmadığını söyleyen Kuveytli yetkililer Mısırlı işçileri işten çıkarma niyetinde oldukları iddialarını yalanladılar.

Kuveyt'in Kahire büyükelçisinin daha önce yaptığı açıklamalara göre, Kuveyt'in Mısır'daki yatırımları yaklaşık 15 milyar doları buluyor.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.