Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Lübnan’da parlamentonun gözetimi olmadan harcanan IMF fonları için hesap verebilirlik çağrısında bulunuldu

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
TT

Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)

Lübnan Merkez Bankası Başkan Vekili Vesim Mansuri'nin, yasal güvencesi olmadığı takdirde büyük hükümet masraflarını karşılamak için fon aktarmayı reddetmesinin ardından Necib Mikati başkanlığındaki hükümet, Bakanlar Kurulu tarafından dağıtılan Uluslararası Para Fonu (IMF) fonlarının tükenmesiyle yeni bir finansal krizle karşı karşıya kaldı.

Temsilci Mark Dav, Temsilciler Meclisi Genel Sekreterliği aracılığıyla hükümete bu konuyla ilgili bir soru yönelterek, hükümetin “Lübnan'ın Eylül 2021'de IMF'den aldığı 1.139 milyar dolarlık tutarı harcadığını” açıkladı. Uzmanlar ise devletin “kamu maaşlarını ödeyemez hale geleceği ve iki seçenekle (ya sokaktaki insanlarla yüzleşileceği ya da IMF'nin şartlarına boyun eğerek reformlara başlanılacağı) karşı karşıya kalacağı” uyarısında bulundu.

Lübnan Maliye Bakanlığı, IMF fonlarının ödenmesini devletin bu fonlara olan ihtiyacının gerektirdiği zorunluluklar nedeniyle gerekçelendirdi. Maliye Bakanlığı'ndan resmi bir kaynak Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Bakanlığın özel para çekme fonlarından harcadığı her şey belgelerle belgeleniyor. Bakanlık bu fonları kanser ilaçları, tedavi edilemeyen rahatsızlıklar, kronik hastalıklar, böbrek diyalizi ve buğday alımına destek, Lübnan'ın elektriğini ve yakıt alımını desteklemek ve Dünya Bankası ve diğerlerine olan borçları geri ödemek için kullandı. Geriye kalan tutar ise yaklaşık 70 milyon ABD doları.”

Diğer yandan Maliye ve Bütçe Komisyonu Başkanı Temsilci İbrahim Kenan, “Hükümet ve cumhurbaşkanının bu fonları yürürlükteki mali kanunlara aykırı olarak ve Meclis'e sundukları taahhütleri ihlal ederek harcadığı” değerlendirmesinde bulundu. Finans ve Ekonomi Uzmanı Sami Nadir, “Özel fonların harcanması, devletin dış dünya nezdindeki güven eksikliğini devam ettiriyor” ifadesini kullandı.

Dünya Bankasına göre Lübnan, modern tarihinin en derin ekonomik krizine sahne oluyor. Krize müdahale edecek etkin bir hükümetin olmaması, siyasi partiler arasındaki çekişmeler ve herhangi bir mali kaynağın bulunmaması nedeniyle ülkenin sorunlarına da bir çözüm sunulamıyor.

Lübnan ekonomisi ne durumda?

Lübnan özellikle 2019’dan bu yana ciddi bir ekonomik krizle mücadele ediyor. Lübnan Merkez Bankasındaki dolar likidite sorunu ve döviz rezervlerinin erimesi, ülkede başka ciddi krizlerin de patlak vermesine yol açtı.

Ekonomik krizden önce yaklaşık 440 dolar civarında olan asgari ücret, Lübnan lirasındaki değer kaybı nedeniyle 30 doların altına kadar düştü.

Akdeniz'in küçük ülkesi Lübnan'ın resmi olmayan verilere göre nüfusu Suriye ve Filistinli mültecilerle birlikte yaklaşık 7 milyon. Lübnan özellikle 2019'dan bu yana her geçen gün kötüleşen ekonomik krizle mücadele ediyor.

Dünya Bankasının Ağustos 2022'de yayımlanan Lübnan'a ilişkin son raporunda, söz konusu ekonomik daralmanın ancak savaşa sahne olan ülkelerde yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Rapora göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası, 2018'de yaklaşık 55 milyar dolarken, 2021'de 20,5 milyar dolara kadar düştü.

Lübnan lirası dolar karşısında son 3 yılda yüzde 95'e varan değer kaybı yaşadı. 1 ABD doları, Ağustos 2019'da 1500 Lübnan lirasıyken, şu anda 40 bin Lübnan lirasına yaklaşmış durumda.

Yerel para birimindeki değer kaybı halkın alım gücünü büyük oranda zayıflattı. Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonuna (ESCWA) göre Lübnan para birimi değer kaybetmeden önce en düşük rütbeli ordu mensubu 900 dolar kazanırken halihazırda eline 50 dolardan daha az bir maaş geçiyor.

ESCWA ve Lübnan Başbakanı Necib Mikati'ye göre halkın yüzde 80'i de yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Dünya Bankasına göre ülkenin önemli mali kaynakları son 30 yılda yanlış para politikası nedeniyle heba edildi.

Lübnan hükümetine göre ülkedeki finansal kayıp 70 milyar dolar civarında ve bunun daha da artmasından endişe ediliyor.

Hükümet neden tedbir alamıyor?

Krizin patlak verdiği 2019'dan bu yana ülkede sorunun üzerine gidebilecek güçlü bir siyasi irade mevcut değil.

Lübnanlı siyasi partiler, mali kaynakların heba edilmesi ve yolsuzluk nedeniyle sadece birbirini suçluyor. Geçmiş dönemlerin aksine siyasi partiler arasındaki kutuplaşma her geçen gün artıyor.

15 Mayıs 2022'de yapılan son seçimlerin üzerinden yaklaşık 5 ay geçmesine rağmen henüz hükümet kurulamadı. Mecliste parçalı bir siyasi dağılım var ve hiçbir taraf tek başına hükümeti kurma gücüne sahip değil.

Ülkede ekonominin iyileştirilmesi için hükümet ve Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında 3 yıldır görüşmeler devam ediyor. IMF ve Lübnan arasında 3 milyar dolarlık kredi için Nisan 2022'de ön anlaşmaya varılmıştı. Ancak IMF, kredi vermek için hükümete birtakım şartlar sundu.

IMF'nin yerine getirilmesini istediği şartlar ise "2022 bütçesinin Meclis tarafından onaylanması, Merkez Bankası kayıtlarının adli denetime tabi tutulması, finansal suçlara karşın banka yasasında düzenlemeye gidilmesi, şeffaflığın artırılması ve banka sektörünün yeniden şekillendirilmesi" olarak biliniyor.

Devlet memurları ne durumda?

Memur maaşlarında dolar cinsinden yüzde 90'a varan değer kaybı yaşanırken şu ana kadar hükümet nezdinde maaşların iyileştirilmesi için somut bir adım atılmadı.

Alım gücünün düşmesi ve maaşların iyileştirilmemesi nedeniyle Lübnan'da ağustos ayından bu yana neredeyse tüm devlet dairelerinde grev var. Memurların bazıları haftanın sadece birkaç günü mesai yapıp, başka bir işte çalışarak geçimini sağlıyor.

Lübnan Araştırma Merkezi ve Lübnan Amerikan Üniversitesinin bu ay yayımladığı ortak rapora göre devlette çalışan öğretmenlerin yüzde 75'i mesleği bırakmayı düşünüyor.

Raporda, ekonomik kriz nedeniyle öğretmenlerin yüzde 66'sının ek işte çalışmak zorunda olduğu, aynı zamanda yüzde 65'inin yine geçimini sağlamak için borçlandığına yer verildi.

Dünya Sağlık Örgütüne göre ülkedeki hastaneler de neredeyse yüzde 50 kapasiteyle çalışıyor.

Lübnan Doktorlar Sendikası Başkanı Şeref Ebu Şeref, Kasım 2021'de AA muhabirine yaptığı açıklamada ülkedeki doktorların dörtte birinin Lübnan'ı terk ettiğini söylemişti.

Ekonomik çöküş toplumu nasıl etkiliyor?

Birikimlerini tamamen kaybettiklerine inanan birçok Lübnanlı yasal veya yasal olmayan yollardan ülkeyi terk etmeyi planlıyor.

ABD merkezli Gallup anket şirketi tarafından 2021'de yapılan bir saha araştırmasına göre Lübnanlıların yüzde 63'ü kötü yaşam koşulları nedeniyle ülkeyi kalıcı bir şekilde terk etmek istiyor. Araştırmaya göre bu oran krizden önce sadece yüzde 26 idi.

Ülkenin en fakir ve hükümet tarafından ihmal edildiği düşünülen kentleri Trablusşam ve Akkar.

Dünya Bankasının 2017'de yayınladığı bir raporda, 500 bin nüfusa sahip Trablusşam, Akdeniz'in en fakir liman kenti olarak tanımlanmıştı.

Trablusşam'dan hemen her gün onlarca kişi daha iyi bir yaşam hayaliyle "ölüm tekneleri" olarak nitelenen düzensiz göçmen teknelerine binerek ülkeden ayrılmaya çalışıyor. Son olarak 24 Eylül'de Trablusşam'dan yola çıkan teknenin batması sonucu 94 kişi hayatını kaybetmişti.

Ekonomik kriz ülke altyapısını nasıl etkiledi?

Krizin vurduğu sektörlerin başında elektrik geldi. Lübnan dışarıdan ithal ettiği akaryakıt ve doğal gazla "çok yüksek maliyetli" bir şekilde elektrik üretiyordu.

Ancak Lübnan Merkez Bankasının döviz rezervlerinin erimeye başlaması nedeniyle Banka, yakıta verilen devlet desteğini kaldırdı. Ardından altyapısı güçlendirilmeyen elektrik santralleri yarı kapasiteli çalışmaya başladı.

Yakıt bulamayan santraller elektrik üretemeyince tüm ülke karanlığa gömüldü. Şu anda sadece günlük bir saat devlet elektriği bulunurken, çok maliyetli olan özel jeneratörlerle evler aydınlatılmaya çalışılıyor.

Lübnan Jeneratörler Birliği Başkanı Abdo Saad, 7 Ocak'ta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki 7 bine yakın jeneratörün elektrik üretebilmek için günlük yaklaşık 4 milyon litre mazot harcadığını belirtmişti.

Çöken elektrik altyapısı nedeniyle Lübnan genelinde tüketilen mazot da ciddi hava kirliliği oluşturdu.

Banka sektörü de ekonomik çöküşten ciddi zarar gördü. Hükümet döviz rezervlerinin erimesinin önüne geçmek için tüm bankalardaki mevduat hesaplarını dondurdu. Bankalardaki paralarını çekemeyen bazı Lübnanlılar, bankalara baskın düzenlemeye başladı. Yol, tünel ve birçok altyapı projesi kriz nedeniyle askıda kalırken, yenileme ve bakım çalışmaları da yapılamıyor.

Lübnan'daki yollar bakımsızlıktan dolayı her geçen gün daha kötü bir hal alıyor. Ülkedeki tüneller de elektrik sorunu nedeniyle ışıklandırılamıyor.



Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında başkent Şam’da meydana gelen Tedamun katliamının zanlısının yakalandığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen titiz bir güvenlik operasyonu kapsamında, Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca sivilin hayatını kaybettiği katliamın birinci dereceden zanlısı Emced Yusuf yakalanmıştır” denildi.

Açıklamada, operasyon öncesinde birkaç gün süren izleme ve takip faaliyetlerinin yürütüldüğü, operasyonun Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesinde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık ayrıca, katliama karıştığı değerlendirilen diğer kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü ve şüphelilerin adalete teslim edileceğini bildirdi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab da X platformunda yaptığı paylaşımda, “Tedamun katliamının birinci dereceden zanlısı olan Emced Yusuf, titiz bir güvenlik operasyonunun ardından artık elimizde” ifadesini kullandı.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye, yakalanan Emced Yusuf’un, devrik Beşşar Esed rejimine bağlı askeri istihbaratta görev yapmış eski bir subay olduğunu bildirdi. Haberde, 1986 doğumlu Yusuf’un Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesine bağlı Nab’ et-Tayyib köyünden olduğu, askeri istihbaratın 227’nci şubesinde görev yaptığı belirtildi. Ayrıca, bu operasyonun ilk olmadığı, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılında katliama karıştığı belirtilen üç kişiyi daha gözaltına aldığı, bunlar arasında görüntülerde Yusuf ile birlikte yer alan ve ‘Mario’ lakabıyla bilinen Kâmil Abbas’ın da bulunduğu aktarıldı.

Öte yandan, ABD ve Birleşik Krallık’ın, yargısız infazlar da dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine karıştığı gerekçesiyle Emced Yusuf’a daha önce yaptırım uyguladığı hatırlatıldı.

Fransa’nın ise Tedamun katliamı dosyasını terörle mücadele savcılığına sevk ettiği, söz konusu suçun en ağır uluslararası suçlar kapsamında değerlendirildiği ve faillerin cezasız kalmaması gerektiğinin vurgulandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, 6 dakika 43 saniyelik bir video kaydında, Suriye askeri istihbaratına bağlı 227’nci şube unsurlarının, yaklaşık 40 tutukludan oluşan bir grubu Şam’ın Yermuk Mülteci Kampı yakınlarındaki Tedamun mahallesinde bulunan terk edilmiş bir binaya götürdüğü görülüyor. Söz konusu mahallenin, savaş boyunca hükümet güçleri ile muhalifler arasında bir cephe hattı olduğu ifade edildi.

Görüntülerde, tutukluların gözlerinin bağlı ve ellerinin arkadan kelepçeli olduğu dikkat çekiyor. Silahlı unsurların, tutukluları tek tek eski lastiklerle dolu bir çukurun kenarına getirdiği, ardından ittiği veya tekmelediği ve düşüşleri sırasında ateş açtığı görülüyor.

Videoda, istihbarat unsurlarının bazı tutuklulara, içinde keskin nişancı bulunan bir koridordan geçeceklerini ve koşmaları gerektiğini söylediği, ardından bu kişilerin daha önce öldürülenlerin cesetlerinin üzerine düştüğü görülüyor.

Çukurdaki cesetlerin üst üste yığılmasıyla birlikte bazılarının hâlâ hareket ettiği, silahlı kişilerin ise ceset yığınının üzerine ateş etmeyi sürdürdüğü dikkat çekiyor.

Suriyeliler, kısa süre önce Tedamun katliamının 13. yıl dönümünü andı. Suriyeli insan hakları kaynaklarının belgelerine göre, olayda 40’tan fazla kişi hayatını kaybetti. Kurbanların bir çukurda toplandığı, bazılarının diri diri yakıldığı, Emced Yusuf’un ise tutukluların atıldığı çukuru görüntüledikten sonra ateşe verilmesini kaydettiği ifade edildi.

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarından onlarcası, Emced Yusuf’un liderliğindeki güvenlik unsurlarının Tedamun mahallesi ve çevre bölgelerden sivilleri toplayarak, daha önce yayımlanan görüntülerde yer alan çukura götürdüklerine tanıklık ettiklerini belirtti.


Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor
TT

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

ABD diplomasisi dün  (Perşembe) Beyaz Saray’da dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Başkan Donald Trump, Lübnan ve İsrail’in ateşkesi “3 hafta” daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu adımın, 17 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan “Nisan mutabakatı”nın çökmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. Açıklama, Trump’ın iki ülkenin büyükelçilerini Beyaz Saray’da kabul ederek bizzat katıldığı “kritik” görüşmelerin ardından geldi. Görüşmeler, Beyrut’un güneydeki kırılgan sükûneti pekiştirmek amacıyla ateşkesin uzatılması talebi üzerine yapıldı.

Siyasi düzeydeki bu görece rahatlamaya rağmen sahada gerilim sürüyor. İsrail ordusu, roket platformlarını imha ettiğini ve Hizbullah’tan 3 unsurun öldürüldüğünü açıkladı. İsrail Kamu Yayın Kurumu ise, Hizbullah’ın gönderdiği bir insansız hava aracı saldırısında bir askerin yaralandığını bildirdi. Hizbullah da, İsrail’in “ihlallerine” karşılık olarak Ştula kasabasını hedef aldığını duyurdu.

Sahada bir diğer kritik cephe ise Hürmüz Boğazı. ABD ile İran arasındaki gerilim “bilek güreşi” aşamasına ulaşmış durumda. Trump, ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ve buranın “sıkı şekilde kapalı kalacağını” belirtirken, mayın döşeyen unsurlara “ateş açılması” talimatı verdiğini açıkladı. ABD güçlerinin İran’a ait hedeflerin yaklaşık yüzde 75’ini vurduğunu da öne sürdü. İran’ın ateşkes sürecinde askeri kapasitesini artırabileceğinden şüphe duyduğunu dile getiren Trump, buna rağmen “kalıcı” olması şartıyla bir anlaşmaya açık kapı bıraktı.

Bu baskıya karşılık İran da tansiyonu yükseltti. Daha fazla mayın döşendiği ve iki konteyner gemisinin alıkonulduğu bildirildi. Bu hamlelerin, ABD’nin bir İran petrol tankerine yönelik operasyonuna karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Washington’da varılan “üç haftalık anlaşma” ile Hürmüz’de tırmanan kriz arasında kalan bölge, sınır hattında sükûnet arayışı ile denizlerdeki nüfuz mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.


Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
TT

Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)

Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.

Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.

Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.