Arap ve Müslüman kadınların liderliğinin bilinmeyen tarihi

Alime, hukukçu, yazar ve muhaddis

Kadınların Arap ve İslam kültürel tarihine ve bilim hareketine katkısı azımsanmayacak denli büyük.
Kadınların Arap ve İslam kültürel tarihine ve bilim hareketine katkısı azımsanmayacak denli büyük.
TT

Arap ve Müslüman kadınların liderliğinin bilinmeyen tarihi

Kadınların Arap ve İslam kültürel tarihine ve bilim hareketine katkısı azımsanmayacak denli büyük.
Kadınların Arap ve İslam kültürel tarihine ve bilim hareketine katkısı azımsanmayacak denli büyük.

Abdullah er-Raşid

İmam Şemseddin ez-Zehebi'nin fıkıh ve hadis ilminin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen, hadis râvileri ve rivayetlerin tenkidi ile ilgili ‘Mizan el-İ'tidal fi Nakd er-Rical’ (Ravilerin Eleştirisinde İtidalin Ölçüsü) adlı kitabının sonuna ‘Meçhul Kadınlar Üzerine Bir Bölüm’ başlıklı bir bölüm ayırmış ve altına şu ilginç cümleleri yazmış:

“Bu kadınlardan hangilerinin itham veya terk edildiğini bilmiyorum.”

Zehebi, burada hadis rivayet ederken uydurma, yalan ve hadis uydurmakla itham edilen veya rivayetindeki önemli bir illet nedeniyle terk edilen bir kadından haberi olmadığını kastediyor. Buradaki ironi, bu cümlenin, adı ‘Ravilerin (erkek) Eleştirisi’ olan büyük kitabının sonunda yer almasıdır. Bu kitap, uydurma ile suçlanan veya zayıf olduğu söylenenlerin bir listesini içerir. Zehebi, sanki, bu kadınlar bilinmese de temel prensibin kadınların genel olarak güvenilir olması ve hadis rivayetinde yalan söylediğinin veya hata yaptığının bilinmemesi olduğunu söylemek istiyor. Buradaki ‘meçhul’ terimi, kimliği veya durumu bilinmeyen birini ifade eder. Örneğin, varlığı kesin olarak kanıtlanmamış biri veya kendisinden başka kimseden rivayet edilmemiş biri gibi.

Ancak, burada kısa bir süre için Zehebi’nin ‘meçhul kadınlar’ ifadesini ele alalım. Bu ifadeyi hadis ilminden ödünç alıp, Arap ve İslam kültürel tarihine ve bilim hareketine götürelim. Burada, dini, edebi, dilsel ve deneysel bilginin aktarılmasında önemli bir rol oynayan ‘meçhul kadınların’, çok sayıda olduğunu göreceğiz. Ancak bu kadınların adı, kitaplar arasında kaybolup unutuldu. Bu, bu kadınların rolünün bilinmemesine ve önemsenmemesine neden oldu. Hatta birçok kişi, ilim, bilgi, fıkıh, fetva, hadis rivayeti, hatta dil ve edebiyattaki ustalık ve yaratıcılık, deneysel ve matematiksel bilimler gibi alanların sadece erkeklere özgü olduğunu düşünmüştür!

“Dini, edebi, dilsel ve deneysel bilginin aktarılmasında önemli bir rol oynayan ‘meçhul kadınların’, çok sayıda olduğunu göreceğiz. Ancak bu kadınların adı, kitaplar arasında kaybolup unutuldu.”

Oysa gerçekte, Arap ve İslam medeniyetinin bilimsel ve edebi mirasında kadının önemli bir yeri vardır. Sözleri duyulur, görüşleri yazılır. Aralarında fakihler, hadis rivayetçileri, zarif şairler ve kadın doktorlar bulunur. Tarîh ve tabakât kitapları, onların hayatlarına özel bölümler ayırmıştır. Hatta onların haberleri üzerine yazmak, başlı başına bir sanat haline gelmiştir. Kadın, en yüksek dini makama, yani Peygamberimizin hadislerini rivayet etme makamına ulaşmıştır. Bu konuda erkekler ve kadınlar arasında bir ayrım yapılmamıştır. Muhammed Ekrem en-Nedvi'nin ‘Vefa Bi-Esmai'n-Nisa’ (Kadınların Adlarına Vefa) adlı kitabı, Peygamberimizin hadislerini rivayet eden kadın âlimlerinin biyografilerini içeren büyük bir ansiklopedidir. 43 ciltten oluşan bu kitapta, ilk asırlardan modern döneme kadar hadis ilmine hizmet eden yaklaşık 10 bin kadına yer verilmiştir.

Majalla

Dil, belagat, şiir ve edebiyata gelince, bu konuda pek çok kitap ve kapsamlı çalışmalar vardır. Tarihçi Ahmed bin Tayfur'un (H. 280) ‘Kadınların Belagatleri’ adlı kitabı bunlara örnek verilebilir. İbn Tayfur, kitabın önsözünde şu ifadelere yer verir:

 “Bu kitap, kadınların cevapları, konuşmalarındaki ilgi çekici yanlar, nükteleri ve görüş sahibi kadınlarının haberleri hakkındadır. Gücün ulaşabileceği ve rivayetin gerektirdiği ölçüde, sonunda bununla sınırlı kaldık. Ayrıca, erkeklerin ve seçkin şairlerin edebi becerilerini çok aşan her türden şiirlerini de topladık."

Kitabın başında da şu ifadeyi buluyoruz:

"Kadınlar güzel kokan çiçeklerdir, bu kitap bu çiçeklerin en güzellerinden kokular sunuyor."

Celaleddin es-Suyuti ise ‘Nüzhetü'l- Cülesâ fi Eş'âri'n-Nisâ’ adlı eserini şu sözlerle açıyor:

"Bu, çağdaş kadın şairlerin şiirlerinden oluşan hoş bir bölümdür. Cahiliye döneminden, sahabe döneminden gelen ayrıca muhadram Arap şair kadınların şiirleri bu bölümde yer almamaktadır. Çünkü sayıları çok fazla saymak oldukça zor.”

Muhaddis kadınlar

İbn Hacer el-Askalânî, ‘Durarül Kâmine fî Aʿyânil-Miʾetel-Sâmine’ adlı eserinde 170 muhaddis kadından bahseder. Bunlardan 54'ü onun hocalarındandır. İmam es-Sehâvî ise ‘ed-Dav’ul-Lâmiʿ li-Ehli'l-Karni't-Tâsiʿ’ adlı eserinde yaklaşık 85 muhaddis kadından söz eder. Bu kadınlara, öncülük ettikleri alanlara göre özel unvanlar verilirdi. Örneğin, ‘altı kadın âlim’, ‘Sittu’l Fukaha’, Sittu’l Kudat, Sittu’l Ketebe, Sittu’l Vuzera ve Sittu’l Müluk’ gibi unvanlar verilirdi. Bu unvanların verildiği kişiler arasında Sittul Fukaha Emet er-Rahman bint İbrahim es-Salihiyye el-Hanbeli, Sittu’l Fukaha' bint el-Hatib Şerefeddin el-Abbasi yer alıyor. Zehebi ‘Tarihu’l İslam (İslamTarihi)’ adlı kitabında muhaddis Hulelu bint eş-Şeyh Ebi el-Mekarim Mahmud bin Muhammed bin Muhammed bin es-Seken el-Bağdadi’den bahsetti.

Fotoğraf Altı: Şam'daki Emevi Camii. (Shutterstock)
Şam'daki Emevi Camii. (Shutterstock)

Bu kadınlar, erkeklerden ve kadınlardan oluşan öğrencilerin akın ettiği açık toplantılar düzenlerdi. Hafız el-Berzâlî, hocası Emsâ bint Muhammed el-Dımaşkiyye'den hadis dinlediğini söyler. Umm Muhammed Fahrunnisa Şehde bint Ahmed el-İbrî ed-Dînûrî'nin hayatında ise hicri 6’ıncı yüzyılda büyük erkek âlimlerden bile ders aldığına dair şaşırtıcı bir bilgi vardır. Mûfîkuddin İbn Kudâme onun hakkında şöyle der:

"Bağdat'ın hadis silsilesi ona kadar uzanır. Öyle ki, küçükleri büyüklere katmıştır. Güzel bir yazıya sahipti."

İbn Cûzî de şöyle der: "Âlimlerle iç içe yaşadı. Yıllarca ona hadis okundu."

Bu kadınların itibarı o kadar yüksekti ki, onlara kitaplar bile rivayet ettirilirdi. Örneğin, ‘el-Emval Ebû Ubeyd’ adlı kitabı, Şehde bint Ahmed el-İbrî ed-Dînûrî'ye okunarak rivayet edilmişti. Kitabın başında şöyle yazar:

"Bu kitap, Bağdat'ta, 564 (1168) yılı Şaban ayının 11. günü, Ömer el-İbrî el-Dînûrî'nin evinde saliha yazar Umm Muhammed Şehde bint Ahmed el-İbrî el-Dînûrî'ye okundu.”

Kadın fakihler ve alimeler

Bu konuda sayısız örnek var. İbn Battuta, seyahatinde Şam'daki Emevi Camii'ni ziyaret ettiğini ve orada birkaç fakih ve muhaddis kadın hakkında duyduğunu, toplantılarına katıldığını ve onlara kitap okuduğunu anlattı. Şam'da ona icazet verenler arasında şunları da saydı: Şeyha Saliha Rihletü'd-Dünya Zeyneb bint Kemaleddin Ahmed el-Mecdusi ve Şeyha Saliha Ümmü Muhammed Aişe el-Harani. İbn Batuta’ya göre, Umm Muhammed’in caminin içinde bir ilim meclisi vardı ve geçimini terzilikle sağlıyordu.

Fotoğraf Altı: İbn Battuta (Shutterstock)
İbn Battuta (Shutterstock)

Bu nedenle Durratu’ş Şark, Zeyneb Fevvaz, ‘ed-Durru’l Mensur fi Tabakati Rabbeti’l Hudur’ kitabını yazdı. Kitabın girişinde, ilim ve bilim alanında öncü kadınların bilinmeyen tarihine duyduğunu tutkunun onu bu kitabı yazmaya teşvik ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Tarih ilmi en iyi bilimdir, en iyi ifade ve anlayıştır. Bu nedenle, her sınıftan insanlar ve her milletin bilim adamları, her dilde edebiyat üzerine konuştular, her konuda felsefe yaptılar ve her zamanki tarih denizine daldılar. Her konuşmacı, öncekilerin tarihini kısaltmak ve öncekilerden en önemli ünlüleri seçmek için çabaladı. Bazıları bu konuda o kadar uzun eserler yazdı ki, bunlar bile kısaltılmaya ihtiyaç duydu. Ancak bu kadar çok şeyin arasında, Arapça olarak insan dünyasının diğer yarısı için bir bölüm ayıran ve içinde erdemleriyle tanınan ve kötülüklerden uzak duranları toplayan kimseyi görmedim. Oysa onlardan, en büyük bilim insanlarının eserlerine eşdeğer eserleri olan ve en büyük şairlerin şiirlerine karşı çıkan çok kadın yetişti. Bu nedenle, bana bir tür kıskançlık ve bir tür bir tutku geldi. Böylece genç hanımlar ve akıllı kadınların erdemlerinin iç yüzünü ortaya çıkaran ve mümkün olduğunca fazla topladıkları biyografileri bir araya getiren ve her zaman ve her yerden haberlerini içeren bir kitap yazmak istedim.”

“İbn Battuta, seyahatinde Şam'daki Emevi Camii'ni ziyaret ettiğini ve orada birkaç fakih ve muhaddis kadın hakkında duyduğunu, toplantılarına katıldığını ve onlara kitap okuduğunu anlattı.”

İslam tarihindeki kadınların bilim ve ilime büyük katkılarına dair bu kısa örnekler, sadece kadının bilimsel katkısını göstermekle kalmaz, aynı zamanda o erken İslam toplumlarının kadına bakış açısını ve toplumsal konumunu farklı bir şekilde sunar. Bu kadınlar, erkeklere bile ders veriyordu. Bu, yakın zamanlarda Arap toplumlarında kadınların yaşadığı gerçeklikten tamamen farklı bir resim. O dönemlerde, yabancı düşüncelerin topluma sızmasıyla kadınlar eğitim, yazma, konuşma ve fikir beyan etme haklarından mahrum kaldılar. Daha da kötüsü, Taliban ve benzeri gruplar gibi aşırıcı eğilimlerin yeniden ortaya çıkması ve eğitim ve öğrenim hakkında ‘Şer’ Allah (Allah'ın kanunu)’ adı altında yasaklamalar getirdi. Gerçekte, bu sloganlar gerici ve yabancıdır. Arap ve İslam mirasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.