Suveyda hareketi Suriye'nin diğer bölgelerine yayılabilir mi?

Göstericilerin yaptığı açıklamada demokratik bir ulusal devlet inşa edilmesi çağrısında bulunuldu ve Baas Partisi'nin bölge halkına kendi politikalarını dikte etmesi reddedildi

Suveyda'daki göstericiler, rejimin devrilmesini talep eden sloganlar atıyorlar (AP)
Suveyda'daki göstericiler, rejimin devrilmesini talep eden sloganlar atıyorlar (AP)
TT

Suveyda hareketi Suriye'nin diğer bölgelerine yayılabilir mi?

Suveyda'daki göstericiler, rejimin devrilmesini talep eden sloganlar atıyorlar (AP)
Suveyda'daki göstericiler, rejimin devrilmesini talep eden sloganlar atıyorlar (AP)

Sevsan Mehanna 

Suriye'nin Dürzi çoğunluğunun bulunduğu Suveyda vilayetindeki ayaklanma, kırmızı çizgilerin aşılmasıyla birlikte ikinci ayına giriyor.

İlk günlerden itibaren göstericiler, rejimin devrilmesini talep ederek "Kahrolsun Beşşar Esad", "Beşşar Esad istifa" gibi sloganlar atıp ayaklanmalarının siyasi amacını açıklamaya istekliydi. 

Protestocular, Suriye rejiminin değiştirilmesi ve Suriye'deki çatışmanın sona erdirilmesi amacıyla siyasi geçiş süreciyle ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2254 sayılı kararının uygulanması yönündeki taleplerini birçok kez vurguladı.

Ayrıca hükümet tesislerinin sabotaj girişimlerinden korunmasının yanı sıra, protestoların barışçıllığını ve devamlılığını sağlama, halkın güvenliği, çıkarlarının ve mülklerinin korunması ihtiyacı üzerinde duruldu.

El-Kerame Meydanı'nda göstericilere ateş açıldı

13 Eylül'de Baas Partisi'nin Suveyda kentindeki şubesini kapatmaya çalışan göstericilere silahlı kişilerce ateş açılmasıyla tehlikeli bir gelişme ortaya çıktı.

Açılan ateş sonucu biri orta, diğer ikisi hafif olmak üzere 3 kişi yaralandı.

Bu durum, Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri ve Hammud el-Hannavi'yi rejime karşı tutumlarını sertleştirerek ateş açma olayını kınamaya sevk etti.

Şeyh el-Hannavi, Suriye rejiminin Devlet Başkanı Beşşar Esad'a seslenerek "Bu ülkedeki sorunları senden başka kimse çözemez. Herhangi bir tehlikeye maruz kalırsak geride kalmayacağız tam aksine karşınızda olacağız" dedi.

Şeyh el-Hicri de "Meydanlar bizimdir ve ülkeyi kasıp kavuranlara karşı barışçıl oturma eylemimizi sürdürüyoruz" diyerek 'haklılığını' ilan etti.

El-Hicri, "İran, Suriye'ye işgalci bir taraf olarak girmiştir. Bunu bir işgal olarak görüyoruz. Çünkü onların sahip olduğu fikirler yıkıcıdır" diyerek İranlı milislere karşı cihat çağrısında bulundu.

Rejime bağlı medya organları daha önce Suveyda Valisi Bessam Barsik'ten, vatandaşların ve halkın valilikten talep ettiklerinin "başkanlığın dikkatini çektiğini ve yakın zamanlarda yaptığı toplantıların son derece sorumlu, şeffaf ve olumlu olduğunu" doğruladığını aktardı.

"Valiliğin halkına yönelik güç kullanma tehdidiyle ilgili söylentiler asılsızdır" diyen Barsik, vatandaşları bu dönemde bazı sosyal medya sayfalarında ve web sitelerinde söylenenlere kapılmamaya çağırdı.

Suveyda hareketinin beklentileri

Suriye savaşı boyunca Suveyda'daki Dürzi halkı ve şeyhleri, dini bir azınlık olarak varlıklarını korumak amacıyla rejime karşı tarafsız kaldılar (Dürziler Suriye nüfusunun yüzde üçünü oluşturuyor).

Dürzi mezhebine mensup gençler, dini otoritelerin 'Suriyelinin kanı bir başka Suriyeliye haramdır' yönündeki tutumlarını gerekçe göstererek zorunlu askerliği ve Suriye rejimi ordusunda hizmet etmeyi reddetti.

Ayrıca Dürzi gençler bazı münferit durumlar dışında rejim muhalefetine katılmadı. Ancak bugün gösteriler Suriye devrimi bayrağı altında yapılıyor.

Washington'da yaşayan Suriyeli eski diplomat Bessam Barabandi, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, Suveyda kentinin Suriye devriminden ya da Suriye'nin kaygılarından uzak olmadığının ve hatta vilayetteki avukatların devrimin başlamasından aylar önce Suriye yargı sisteminin keyfiliğini protesto etmek için el-Kerame Meydanı'nda oturma eylemi ve halk grevi düzenleyen ilk kişiler olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.

Ancak Barabandi'ye göre rejim, Suriye halkının adalet ve özgürlük toplumu taleplerini, Suriye halkının geneliyle hiçbir ilgisi olmayan gündemlerle bağlantılı İslami taleplere dönüştürmek için mezhep ve tarikat gerilimlerine oynadı.

Rejim, devrimin başlangıcında birçok aklı başında sivil Suriyeli sesi öldürdü.

Şam'daki Suriyeli gazeteci Refik Lutf, Independent Arabia'ya Suveyda'daki olayların kuzeyden güneye bir savaş ve çekişme planına dayandığını söyledi.

Zira Suriye'nin yaşadığı çok zor yaşam koşullarından ve ekonomik kuşatmadan yararlanan gruplar var.

Lutf, özellikle 10 Ağustos hareketi de dahil olmak üzere gösterilerin Suveyda'da gerçekleşmesi nedeniyle karşı medyanın sokağı alevlendirmeye çalıştığını ve bunun da olup bitenlerin yayılmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

10 Ağustos hareketinin kendisini şu ifadelerle duyurduğunu belirtmekte fayda var:

Biz, evdeki Suriyeli genç kadın ve erkekler olarak, ülke işlerinin kötü yönetilmesinden ve devletin halkın geleceğini ihmal etmesinden kaynaklanan acılarımıza son vermek için '10 Ağustos' hareketinin kurulduğunu duyuruyoruz.

Devrim barışçıl bir şekilde devam ettikçe rejim üzerindeki iç ve dış baskılar da artacaktır. Fotoğraf, göstericilerin ellerinde Dürzi mezhebinin bayrağını salladığı el-Kerame Meydanı'ndan (Reuters)
Devrim barışçıl bir şekilde devam ettikçe rejim üzerindeki iç ve dış baskılar da artacaktır. Fotoğraf, göstericilerin ellerinde Dürzi mezhebinin bayrağını salladığı el-Kerame Meydanı'ndan (Reuters)

Lutf, planın amacının bölünme olduğunu, göstericilerin bunu federalizm ya da özerklik gibi farklı başlıklar altında dile getirdiğini ve rejimin bunu ortaya çıkarmayı başardığını ifade ediyor.

Bu durum, Suriye lirasının durumunu kontrol altına alan ve vatandaşın yararına bazı mali ücretleri düşüren kararlar sonrasında insanların tamamen içine kapanmasına ve sakinleşmesine yol açtı.

Suveyda hareketi Baas Partisi'nin kendi politikalarını dikte etmesini reddediyor

AFP'nin gösteriye katılanlardan birinden aktardığına göre 15 Eylül Cuma günü 3 bin 500 ila 4 bin kişi gösterilere katıldı.

Her hafta cuma günü el-Kerame Meydanı'nda merkezi bir gösteri düzenlendi. Gösterilere katılan kişilerden Independent Arabia'ya konuşan bazıları, özellikle ulaşım masrafları çok yüksek olduğu ve Suriye'nin köy ve kasabalarından geldikleri için ailelerinin geçimini sağlamak üzere çalışmaya ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Katılımcılar; el-Kureyya, Şahba, el-Cüneyna, Umm er-Rumman, Rasas, Amtan, Kanavat, Umm ez-Zeytun ve diğer şehirlerden Suveyda şehrine otobüsle ulaşmak için kendi masraflarıyla birlikte yaklaşık 25 bin Suriye lirası ödediklerini belirtti. (1 ABD doları yaklaşık olarak 14 bin Suriye lirasına eşittir.)

Bu arada bir Suriye vatandaşı için belirtilen asgari maaşın 200 bin ila 300 bin Suriye lirası arasında değiştiğine dikkat çektiler.

Göstericilerden biri tarafından okunan ve Şeyh Hikmet el-Hicri ile koordineli olarak yayınlanan bildiride, demokratik bir ulusal devlet inşa edilmesi çağrısında bulunuldu ve Baas Partisi'nin bölge halkına kendi politikalarını dikte etmesi reddedildi.

Suveyda gösterilerinde devrim ruhu yeniden canlandırılıyor

Bessam Barabandi şu ifadeleri kullandı:

Her türlü ekonomik kaynak açısından fakir olan Suveyda, çok sayıda Dera sakinini ağırladı ve onlarla yetersiz olan geçim kaynaklarını paylaştı. Rejimin tüm çabalarına rağmen mezhep ve bölge ayrımı yapılmadı. Suveyda halkı rejimin Suriyelilere karşı savaşına katılmayı reddetti. Ayrıca Suveydalı 50 binden fazla genç de rejimin ordusuna katılmayı reddetti.

Barabandi bugün Suveyda'da yaşananların, "Suriye ulusal talepleriyle devrim ruhunun yeniden canlandırılması ve rejimin vilayet halkına ve genel olarak Suriye'ye yönelik zihniyet ve politikasında herhangi bir değişiklik yapılmasına yönelik umudun yitirilmesi" olduğunu sözlerine ekledi.

Refik Lutf ise "Mesele feci şekilde başarısızlığa uğradı ve bu durumu alevlendirmeye çalışan eller bu çöküşü hissetti. Suveyda halkı da büyük bir farkındalığa sahip. Dera'da yaşananlarla Suveyda'da yaşananlar arasında fark var. Suveyda'da teröristler bulunmadığı için orduyla herhangi bir çatışma yaşanmadı. Suveyda'da hiç kimse bir terör dalgasına girişmeye hazır değil, çünkü bu durumda bunun bedeli bölge halkı için yüksek olur" ifadelerini kullandı.

Yaşananlar rejimi devirmeye yetecek mi?

Barabandi, "Şeyh el-Hicri, Suriye ulusal lideri olarak ortaya çıktı ve talepleri tüm Suriyeliler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak rejimin kontrolündeki halklar ve Suriye'nin geri kalan bölgeleri, Suveyda halkıyla dayanışma içinde barışçıl hareketler ve grevlerle ona katılmazlarsa köklü bir gelişmenin gerçekleşmesi zor olacaktır. Bu nedenle Suveyda'yı korumak ve hareketini desteklemek gerekiyor" dedi.

Bunda asıl etkenin zaman olduğuna dikkat çeken Barabandi, bu barışçıl devrim ne kadar uzun sürerse, rejim üzerindeki iç ve dış baskıların da o kadar artacağını ifade etti.

Bu da uluslararası toplumu Suriye halkına yönelik olumsuz politikasını ve taleplerini değiştirmeye itecek ve Suriye rejiminin alternatifinin İslamcılar olduğu teorisini durduracaktır.

Barabandi, "Şu anda Şeyh el-Hicri'nin talep ettiği şekilde temsil edilen, yeni Suriye'ye fayda sağlayan rasyonel bir sivil toplum var. Yurtdışındaki Suriyeli topluluklar Suveyda halkını desteklemeli, onların önünde değil, onlarla birlikte yürümeli, onları rejimin devamına hizmet edecek irrasyonel pozisyonlara itmemelidir" ifadelerini kullandı.

Refik Lütf de gösterilerin uzaktan da yakından da hiçbir etkisinin olmadığını, çünkü Suveyda'nın Suriye'nin bir parçası olduğunu ve insanların bu grupları yargılayarak onları felaketlere sürüklediğini düşünüyor.

Lutf'a göre, halkın toplanıp olup biteni kontrol altına almaya çalışmasının ardından Suveyda'da işler çok kısa sürede normale dönecek. Çünkü ekonomik durumun gelişmesiyle birlikte Suriye'de işler daha iyiye gidiyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.