Esed, 20 yıl sonra ilk kez Çin’e gitti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
TT

Esed, 20 yıl sonra ilk kez Çin’e gitti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, 20 yıldır Çin’e yaptığı ilk resmi ziyarete bugün başladı.

Şarku’l Avsat’ın Çin Merkez Televizyonu CCTV’den aktardığı habere göre, Çin devlet televizyonu Esed’in Hangzhou şehrine gelişini canlı yayınladı.

Esed, Cumartesi günü düzenlenecek Asya Oyunları’nın açılışına, Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile birlikte katılacak.

Esed, savaşın harap ettiği ülkesinin yeniden inşası için destek bulmakta zorlanıyor.

Çin, Esed’in Suriye’de 2011’de çatışmaların başlamasından bu yana ziyaret ettiği, Rusya ve İran’dan sonra ‘Arap ülkesi olmayan’ üçüncü ülke oldu.

Şam’ın en önde gelen müttefikleri olan bu ülkeler, Suriye’ye ekonomik ve askeri destek sağlayarak savaşın dengesini onun lehine değiştirdi.

Bu ziyaret, Esed’in, ülkesinde yıkıcı bir çatışmaya dönüşen protesto hareketini bastırması nedeniyle Batı tarafından kendisine uygulanan tecridin ardından, bir yıl önce kademeli olarak uluslararası arenaya dönüşü çerçevesinde gerçekleşiyor.

Çin daha önce de, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi gibi geniş ölçüde izole oldukları düşünülen liderleri ağırladı.

Çin ziyaretinde, Esed’e eşi Esma ile siyasi ve ekonomik alanlardaki yetkilileri kapsayan bir heyet eşlik ediyor.

Ziyaret Hangzhou ve Pekin şehirlerindeki toplantı ve etkinlikleri içeriyor.

Çin, uluslararası forumlar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Şam’ı desteklemiş, çatışmalar sırasında defalarca Suriye’yi kınayan kararlara oy vermekten kaçınmış ve bu kararları durdurmak için Rusya ile birlikte veto hakkını kullanmıştı.

Batılı ülkeler, Şam’ın uzun zamandır ekonomisinin kötüye gitmesinin temel nedeni olarak gördüğü ekonomik yaptırımlar uyguluyor.

Güvenilir ortak

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, Şam merkezli siyaset bilimci Oussama Dannoura, Çin’in özellikle ekonomi ve yeniden yapılanma alanlarında güvenilir bir ortak olduğunu söyledi.

Potansiyel Çin yatırımlarına değinen Dannoura, “Çin, konut ve sivil bölgelerdeki altyapı yeniden inşasını olağanüstü bir hızla tamamlama yeteneğine sahip” dedi.

Suriye, yarım milyondan fazla insanın hayatına mal olan, milyonlarca insanı yerinden eden ve ülkenin altyapısını tahrip eden 12 yıl süren yıkıcı çatışmanın ardından, bugün yeniden inşa aşaması için müttefik ülkelerden destek istiyor.

Suriye Devlet Başkanı, daha önceki açıklamalarında, Çin kurumlarının Suriye’ye yatırım yapması yönündeki umudunu dile getirmişti.

Londra’daki SOAS Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Direktörü Lina Khatib, “Esed, Çin’e yaptığı ziyaretle, Şam rejiminin uluslararası meşruiyet duygusunu aktarmayı ve yeniden inşa aşamasında Çin’den beklediği desteğin mesajını vermeye çalışıyor” şeklinde bir değerlendirme yaptı.

Esed’in ziyareti, Pekin’in Ortadoğu’da giderek artan bir rol oynadığı ve resmi olarak ‘Kemer ve Yol Girişimi’ olarak bilinen ‘Yeni İpek Yolları’ planını tanıtmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti.

Suriye, Ocak 2022’de Çin’in Kuşak ve Yol ticaret ve altyapı girişimine katıldı.

Buna paralel olarak Çin diplomatik faaliyetlerini güçlendiriyor.

Pekin, geçtiğimiz aylarda Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko ve Afganistan’daki Taliban hareketinin temsilcileri de dahil olmak üzere uluslararası izolasyonla karşı karşıya kalan ülke liderlerine ve yetkililerine ev sahipliği yaptı.

Ayrıca, petrol zengini ülkesi boğucu bir ekonomik krizle karşı karşıya olan Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu da ağırladı.

Kremlin dün, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle Batı’nın öfkesiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de Ekim ayında Çin’i ziyaret edeceğini duyurdu.



Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
TT

Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)

Suriye hükümetinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ye karşı başlattığı operasyon, kuzey ve doğu Suriye’de kısa sürede kontrol haritasını değiştirdi. Operasyonlar sürpriz bir şekilde Fırat’ın batısından başladı; hükümet güçleri Deyr Hafir ve Maskane’yi ele geçirdi. Ardından doğuya yönelerek SDG’nin merkezi konumundaki Rakka üzerinde tam kontrol sağladı.

Bu ilerleme, özellikle Rakka, Deyrizor ve Haseke kırsalları olmak üzere SDG kontrolündeki bölgelerde geniş bir aşiret ayaklanması ile eş zamanlı gerçekleşti. Aşiretler, SDG güçlerini birçok alandan uzaklaştırdı ve ardından Suriye ordusu ile birleşti. Bu gelişmeler, SDG’nin kısa süre önce Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılmasının ardından geldi ve örgütün askeri nüfuzunun zayıfladığını gösterdi.

Askeri faktör

Suriye Cumhurbaşkanlığı Aşiret İşleri Danışmanı Cihad İsa El-Şeyh, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, SDG ile mücadelenin kazanılmasında birden çok faktörün etkili olduğunu ve bunların başında askeri faktörün geldiğini söyledi. El-Şeyh, savaşan birliklerin bu tür operasyonlar için yüksek eğitim ve profesyonelliğe sahip olduğunu, komuta ve operasyon yönetiminde deneyimli olduklarını ve askerlerin yıllar boyunca benzer çatışmalarda görev aldığını belirtti.

Halk ve aşiret desteği

El-Şeyh ayrıca, halk desteğinin de belirleyici olduğunu vurguladı. SDG kontrolündeki bölgelerde, örgütün ırkçı uygulamaları, kadın, çocuk ve gençler üzerinde zorunlu askerlik, toplumun geleneklerini ve aşiret liderlerini dikkate almaması nedeniyle yaygın bir hoşnutsuzluk oluştu. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerdeki kaynakları kendi lehine kullanmış, ancak altyapı ve hizmet geliştirme konusunda yetersiz kalmıştı.

frgthy
Suriye’nin Haseke kentinde, SDG’nin çekilmesinin ardından hükümetin kontrolüne geçen Hol Kampı’ndaki bazı tutuklular (Reuters)

Aşiretlerin rolü kapsamında, El-Şeyh, Arap aşiretlerinin yeniden organize edildiğini ve toplumun bir parçası olarak iç güvenlik ve istikrarın sağlanmasında görev aldıklarını belirtti.

Siyasi ve diplomatik boyutlar

Araştırmacı Firas Fahham, hükümetin avantajının sadece askeri olmadığını, aynı zamanda siyasi ve diplomatik boyutların da etkili olduğunu söyledi. Fahham’a göre, Suriye diplomasisi ve bölgesel işbirlikleri hükümetin ülke genelinde kontrol sağlamasında doğrudan destek sağladı.

defrgtyh
1 Şubat 2026 – Suriye’nin Kamışlı kentinde anayasal haklarını talep eden Kürtlerin gösterisi (Reuters)

Fahham, ABD’nin Suriye politikasındaki değişimin de etkili olduğunu vurguladı. ABD yönetimi, Suriye hükümetini bölgesel istikrar için önemli bir aktör olarak görmeye başladı ve bu durum SDG’nin stratejik önemini azalttı. SDG’nin esas rolü, ABD’nin terörle mücadele ve Suriye’de üs edinme hedeflerini desteklemekti; bu hedefler artık büyük ölçüde hükümet üzerinden sağlanabiliyor.

Devletsiz yapılar ve merkezi yönetim

Uluslararası alanda, devletsiz silahlı grupların sona erdirilmesi ve merkezi hükümetlerin güçlendirilmesi yönünde bir eğilim bulunuyor. SDG, bu değişime uygun adım atamadı ve ABD’nin entegrasyon beklentilerine yeterince yanıt veremedi. Bu durum, hükümetin ülke çapında kontrolünü güçlendirdi.

Gelecekteki riskler

Fahham, olası bir Kürt direnişi riskine işaret etti. Bölgesel aktörler ve SDG içindeki PKK bağlantılı gruplar, direnişi nüfuzlarını koruma aracı olarak görebilir. Bu durum, hükümetle siyasi anlaşmalar sağlansa bile güvenlik açısından bir zorluk oluşturabilir.

Sonuç

Suriye hükümetinin SDG karşısındaki başarısı, askeri kapasite, halk desteği, diplomatik manevralar ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesi ile gerçekleşti. Uluslararası değişimler, merkezi otoritenin güçlenmesini destekleyerek, devletsiz silahlı grupların etkisini azaltan bir ortam sağladı.


Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
TT

Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)

Kaddafi ailesine yakın bir kaynak, bugün(Salı) yaptığı açıklamada, Seyfülislam Kaddafi’nin ülkenin batısında, Zintan kenti yakınlarında 4 kişi tarafından öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynak ayrıca, “Suçlular, Seyfülislam  evinin bahçesinde yaralandıktan sonra hızla kaçtı” ifadelerini kullanarak, öldürülmesinin gün ortasında başlayan çatışmaların ardından gerçekleştiğini belirtti.

Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi danışmanı Abdullah Osman, Facebook sayfasında kısa bir paylaşım yaparak Kaddafi’nin öldüğünü doğruladı, ancak olayın detaylarını veya faili açıklamadı.

Öte yandan Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi ekibi, merhum Libyalı liderin oğlunu resmi olarak anarak, “Seyfülislam cenazesinin çıkarılması için düzenlemeler yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Dibeybe güçlerinden yalanlama

Ulusal Birlik Hükûmeti’ne bağlı 444. Tugay, Seyfülislam  Kaddafi suikastıyla hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı ve Zintan’da meydana gelen çatışmalarla bağlantısı bulunmadığını belirtti.

Tugay açıklamasında, “Zintan şehir merkezinde veya çevresinde hiçbir askeri güç veya saha varlığı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Tugay, Zintan’daki olaylarla ilgilenmemektedir ve çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağlantısı yoktur” denildi.

Libya’daki bazı kaynaklar, Seyfülislam  Kaddafi’nin, Zintan’a bağlı El-Hamada bölgesinde iki silahlı grup arasındaki çatışmalar sırasında, bir grubun kendisini evinde yakalama girişimi neticesinde öldürüldüğünü duyurdu.

Seyfülislam Kaddafi kimdir?

Seyfülislam , Eski Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğludur. 5 Haziran 1972’de doğan Seyfülislam , 2011 öncesi Libya’da önemli rol oynadı. Resmî bir hükümet pozisyonu olmasa da sistem içinde etkili bir lider olarak dış ilişkiler ve iç meselelerde müzakereler yürüttü.

2015 yılında kendisine verilen idam cezası iptal edildi ve Libya Yüksek Mahkemesi, Seyfülislam’ın yeniden yargılanmasına karar verdi. Daha önce, 17 Şubat 2011 olaylarında isyana teşvik, soykırım, yetkiyi kötüye kullanma, göstericilerin öldürülmesi için emirler verme, kamu malına zarar verme ve protestoları bastırmak için paralı askerler getirme suçlamalarıyla yokluğunda idam cezasına çarptırılmıştı.

Seyfülislam  Kaddafi, 2011’den beri kendisini tutan bir milis grubu tarafından Zintan’da hapsedilmişti ve Haziran 2017’de serbest bırakılmıştı.


Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
TT

Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın bugün (Salı) Kürt Ulusal Konseyi heyeti ile bir araya geldiğini ve devletin, Suriye Anayasası çerçevesinde Kürt vatandaşların haklarını güvence altına alma taahhüdünü yinelediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, Kürt heyetin 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini memnuniyetle karşıladığı ve bunun hakların güçlendirilmesi ile kültürel ve sosyal özgünlüklerin korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu kararname, Suriye’de ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara vatandaşlık verilmesini öngörüyor.