‘New York görüşmeleri’ Mısır-İran yakınlaşmasına giden yolu hızlandırır mı?

Şukri ve Abdullahiyan arasındaki görüşme ve Reisi ilişkilerin kurulmasında bir ‘engel’ görmüyor

Şukri ve Abdullahiyan iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Şukri ve Abdullahiyan iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

‘New York görüşmeleri’ Mısır-İran yakınlaşmasına giden yolu hızlandırır mı?

Şukri ve Abdullahiyan iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Şukri ve Abdullahiyan iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan arasında New York'ta gerçekleşen görüşmeler, Kahire ve Tahran arasındaki yakınlaşmanın gidişatını gündeme getirdi. Bu görüşmeler, İran'ın Mısır ile işbirliğini güçlendirme çağrılarını sıklaştırmasının ardından gerçekleşti. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, dün Reuters'a verdiği demeçte, "Ülkemiz, Mısır ile ilişkiler kurmada herhangi bir engel görmüyor" dedi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, New York ziyaretinin ardından düzenlediği basın toplantısında, "New York'ta iki ülke dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği görüşme, İran ve Mısır arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasına zemin hazırlayabilir" dedi.

Eski açıklamalar

Son dönemde, İran'dan Mısır ile yakınlaşmaya ilişkin sık sık açıklamalar yapıldı. Bu açıklamalardan biri, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı açıklamada, Mısır'ı ‘kardeş ve dost ülke’ olarak tanımlamasıydı.

Abdullahiyan, açıklamasında, Mısır ile ilişkilerin gelişmesini ve karşılıklı adımların atılmasını umduğunu ifade etti. Aynı ay içinde, Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Mısır ve İran'ı ayrı ayrı ziyaret etti. O dönemde, Umman Sultanı'nın bu dosya kapsamında bir arabuluculuk yürüttüğü yönünde haberler çıktı.

Geçtiğimiz Ağustos ayında ise Mısır, İran'ın Şiraz kentindeki Şah Çerağ dini türbesinin hedef alınmasını kınamıştı.

FOTOĞRAF ALTI:  Mısır Dışişleri Bakanı ve İranlı mevkidaşı New York'ta (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı ve İranlı mevkidaşı New York'ta (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, New York'taki Mısır Daimi Temsilciliği'nde İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan ile bir araya geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz Çarşamba akşamı yaptığı açıklamaya göre görüşmede ‘iki ülke arasındaki ikili ilişkiler, bu ilişkileri düzenleyen sınırlamalar, koşullar ve bu ilişkilerin, Mısır ve İran halklarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde geliştirilmesi konuları ele alındı. Görüşme, karşılıklı saygı, iyi komşuluk, işbirliği ve devletlerin iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayanıyor.

İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, "Ülkemizin Mısır ile ilişkilerimizi geliştirmeye ve iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel mirasa uygun olan doğal akışına döndürmeye yönelik arzusu var. Bu görüşme, ilişkilerin normalleşmesi yolunda önemli bir adımdır" dedi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'na göre, görüşmede birçok bölgesel konu ele alındı. Taraflar, ‘bölgelerinde istikrarın sağlanması ve güvenliğin güçlendirilmesi için katkıda bulunmaya yönelik arzularını’ teyit etti. Bakan Şukri, bölgenin karmaşık ve düğümlenmiş krizlerinin, tüm halklarının istikrarını ve yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini ve bu nedenle bölgenin tüm ülkelerinin istikrarı desteklemek, barışı sağlamak ve gerginlik kaynaklarını ortadan kaldırmak için işbirliği yapması gerektiğini belirtti. Şukri ve Abdullahiyan, ‘ikili, bölgesel ve uluslararası düzeyde her iki ülkeyi ilgilendiren çeşitli konuları görüşmek üzere iletişimlerini sürdürme’ konusunda anlaştı.

Siyasi irade

Mısır'ın eski Afrika İşleri Müsteşar Yardımcısı Ali el-Hafni, "İki ülke arasındaki iletişim başlı başına önemli bir adım" dedi. Hafni, Şarku'l Avsat'a şu açıklamalarda bulundu: "Mısır, dış ilişkilerini yönetmede diyaloga inanıyor. Mısır, İran ile diyaloga isteklidir ve hiçbir zaman reddetmemiştir. Görüşmeler, İran tarafının, Mısır ile ilişkilerin kesilmesinin nedenlerini ortadan kaldırmak için siyasi iradeye sahip olması halinde etkili görüşmelere dönüşebilir. Elbette, iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmek ve eski haline döndürmek için iyi niyet olabilir, ancak Mısır'ın İran tarafından yanıtlanması gereken dosyaları var."

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi de İran'ın Mısır ile ilişkileri geliştirme konusundaki tekrarlanan teyitlerinin, Ortadoğu'da Arap güçleri ile komşu ülkeler, Türkiye veya İran arasında genel bir yumuşama çerçevesinde gördüğünü söyledi. Ancak Heridi, Şarku'l Avsat’a "İran'ın ilişkileri kesen taraf olduğunu ve Mısır'ın olmadığını hatırlamamız gerekiyor. İran, yıllar boyunca Mısır ile ilişkilerini yeniden başlatmaya çalışıyor ve iki ülke için müşterek çıkarlar konusunda bir dizi anlaşmaya varıldı” şeklinde konuştu.

FOTOĞRAF ALTI:  Şukri, geçtiğimiz Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen ‘COP27’ zirvesine katılan İran heyetini kabul ederken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Şukri, geçtiğimiz Kasım ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen ‘COP27’ zirvesine katılan İran heyetini kabul ederken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

İyi komşuluk

Geçtiğimiz Mart ayında, Mısır Cumhurbaşkanlığı, Suudi Arabistan'ın İran ile diplomatik ilişkilerini yeniden başlatma yaklaşımını olumlu karşılamıştı.  Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Mısır bu önemli adımı takdir ediyor ve Suudi Arabistan'ın bu konudaki tutumunu destekliyor." Fehmi, Suudi Arabistan'ın bu konudaki yaklaşımının, ‘bölgesel düzeyde ilişkilerin gerginliğini gidermeye yardımcı olacağını ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilke ve amaçlarını, yani devletlerin egemenliğine saygı, içişlerine müdahale etmeme, iyi komşuluk kavramlarını güçlendirmek ve bölgede güvenliği ve istikrarı sağlamak için bir onay olduğunu’ sözlerine ekledi.

Sözcü Fehmi: "Mısır, bu gelişmenin İran'ın bölgesel ve uluslararası politikaları üzerinde olumlu bir yansıması olmasını umuyor. Bu, Tahran'ın bölgenin meşru endişelerini dikkate alan bir politika izleme taahhüdünü teyit etmek için bir fırsattır. Bu, işbirliği fırsatlarını artıracak ve bölge devletleri arasındaki olumlu iletişimi güçlendirecektir. Bu, bölge halklarının beklentilerini karşılayan bir ilişkiler yolu çizmek içindir” dedi.

Heridi'ye dönecek olursak, Kahire, İran'ın Ortadoğu bölgesindeki hareketlerini takip etti ve Kahire, İran'ın bazı Arap ülkelerine müdahalesinden duyduğu memnuniyetsizliği defalarca dile getirdi.

Geçtiğimiz Temmuz ayında, Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd, bir televizyon programında, "Son dönemde İran-Körfez ilişkileri geliştiği için, bazılarının Mısır-İran ilişkilerinin de benzer bir gelişme yaşaması beklemesi doğal bir durumdur" ifadelerini kullanmıştı.  Ebu Zeyd, "İlişki ve iletişim her zaman var olmuştur ve hiçbir aşamada kesintiye uğramamıştır. Mısır, İran'ın bölgeyle olan etkileşiminin, devletlerin egemenliğine ve halkların iradesine saygı duyması, bu halkların iç işlerine müdahale etmemesi ve bölge istikrarını güçlendirmesi açısından olumlu olmasını istiyor” açıklamalarda bulunmuştu.



Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.


Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
TT

Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)

İsrail basını, Hamas’ın İsrail’i 7 Ekim 2023’teki saldırı boyutunda yeni bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğine ilişkin ortak bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre bu mesaj, BM’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Ramiz el-Akbarov aracılığıyla, temsilcinin geçen hafta Gazze Şeridi’ne yaptığı ziyaret sırasında Hamas’ın üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmede iletildi.

İsrail gazeteleri, özellikle Yedioth Ahronoth, bu haberlerinde İsrail’in Filistin Topraklarındaki Hükûmet Faaliyetleri Koordinatörlüğü tarafından ortaya atılan iddiayı esas aldı. Haberlere göre kurum, konuyla ilgili olarak siyasi ve askerî makamlara acil bir mesaj gönderdi.

Söz konusu tehdit iddiası, İsrail ordusunun ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını işgal altında tutmaya devam etmesiyle ilişkilendirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise Gazze’deki gazetecilere dağıttığı kısa açıklamada, hareketinin 7 Ekim saldırısına benzer bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiği iddiasını yalanladı. Kasım, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurgulayarak arabuluculara, İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurmak ve anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak için harekete geçme çağrısında bulundu.

 Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)
Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)

Kasım, İsrail’in iddialarına destek verilmemesi ve bu iddiaların seçim mücadelesinde kullanılmasına fırsat tanınmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Kasım, BM yetkilisinin Hamas yönetimiyle görüştüğüne ilişkin haber hakkında ise herhangi bir açıklama yapmadı. Şarku’l Avsat, Hamas sözcüsünden konuyla ilgili değerlendirme almak için girişimde bulundu, ancak sözcü muhabirimizin sorularını cevaplamadı.

Hamas, dün gece geç saatlerde resmî bir açıklama yayımlayarak herhangi bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını yalanladı. Ancak açıklamada, BM yetkilisiyle bir görüşme yapılıp yapılmadığına değinilmedi.

El-Akbarov’un 11 ve 12 Ekim tarihlerinde iki gün süren Gazze Şeridi ziyaretine ilişkin programda da Hamas yetkilileriyle yapılacak herhangi bir görüşmeye yer verilmedi. BM’nin internet sitesinde yayımlanan programda yalnızca insani durumu değerlendirmek amacıyla çeşitli noktalara yapılan ziyaretler sıralandı. Bunlar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezler, zarar gören aileler, Filistinlilerin kış hazırlıkları ve kadınların geçimini sağladığı aileler bulunuyordu. Ayrıca Gazze kentindeki UNRWA merkezinde insani yardım ortaklarıyla müdahale çalışmaları ve insani yardımlardaki eksiklikler üzerine bir toplantı gerçekleştirildi.

El-Akbarov’un ofisinden bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM temsilcisinin son ziyareti sırasında Hamas yetkililerinden hiçbiriyle görüşmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat, BM adına çalışan yerel bir yetkiliden ise El-Akbarov’un 11 Ekim Pazar günü Şifa Hastanesi kompleksini ziyaret ettiğini ve hastanelerin çalışma koşullarını incelemek, sağlık durumuna ilişkin bilgi almak amacıyla hastane yetkilileriyle görüştüğünü öğrendi. Bu ziyaret, yayımlanan programda yer almadı; El-Akbarov’un ofisi de söz konusu bilgiyi ne doğruladı ne de yalanladı.

Yerel yetkili ayrıca heyetin, Gazze kentinin kuzeydoğusunda, Sarı Hat’a yakın Zerka bölgesini ziyaret ettiği sırada İsrail tarafından atılan bir top mermisinin hedefi olduğunu, olayda yaralanan olmadığını ve heyetin bölgeden hızla ayrıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat, Şifa Hastanesi Kompleksi Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ile de iletişime geçmeye çalıştı, ancak kendisi telefonlara yanıt vermedi. Gazze’deki Hükûmet Medya Ofisi yetkilileriyle yapılan iletişim girişimlerinde de benzer bir durum yaşandı.

BM yetkilileri, insani koşulları yerinde değerlendirmek amacıyla genellikle hastaneleri, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezleri ve benzeri noktaları ziyaret ediyor. Buna karşılık, özellikle Gazze’de devam eden güvenlik sorunları, takip ve suikastlar nedeniyle BM yetkililerinin uzun süredir çeşitli dönemlerde Hamas yetkilileriyle görüşmekten kaçındığı görülüyor.

Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)

Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre İsrail’in ortaya attığı iddiaların temel amacı seçimlere yönelik olabilir. Bu değerlendirme, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın da bulunduğu İsrailli yetkililerin son dönemde Hamas’ın 7 Ekim saldırısına benzer saldırılar düzenleme niyetinde olduğu yönündeki açıklamalarını sık sık tekrarlamasına dayanıyor. Yetkililer, seçimleri etkilemeye yönelik olası bir saldırıya İsrail’in güçlü şekilde karşılık vereceğini vurgularken, İran ve Hizbullah’ı da bu bağlamda gündeme getirdi.

İsrailli güvenlik kaynakları ise İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine yaptıkları açıklamada, Netanyahu ve Katz’ın son günlerde dile getirdiği, herhangi bir tarafın seçimleri etkilemek amacıyla İsrail’e saldırı düzenlemek için yoğun hazırlıklar yaptığı yönündeki iddiaları yalanladı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise yalnızca ordunun seçimleri dışarıdan etkilemeye yönelik her türlü girişimle mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. Zamir, olası senaryoların gerçekleşmesi hâlinde ordunun hem savunma hem de saldırı görevlerini yerine getireceğini ifade etti.