Ürdün, İran ile ilişkileri "karşılıklı saygı ve iyi komşuluk" temelinde geliştirmeye kararlı

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, ülkesinin, İran ile ilişkilerini "karşılıklı saygı ve iyi komşuluk" temelinde geliştirmeye kararlı olduğunu belirtti

Eymen es-Safedi (AA)
Eymen es-Safedi (AA)
TT

Ürdün, İran ile ilişkileri "karşılıklı saygı ve iyi komşuluk" temelinde geliştirmeye kararlı

Eymen es-Safedi (AA)
Eymen es-Safedi (AA)

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Safedi, 78. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile görüştü.

Bakanlar, görüşmede, başta Filistin meselesi ve Suriye krizi olmak üzere çeşitli bölgesel konuları ele aldı.

İki bakan, Suriye krizinin, BM Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı doğrultusunda, ülkenin birliği, güvenliği, istikrarını koruyacak ve halkın isteklerini karşılayacak şekilde çözümüne yönelik çabaları değerlendirdi.

Ürdünlü Bakan Safedi, Suriye krizinin, ülkesi ve bölgenin güvenliği için tehdit oluşturduğunu belirtti.

Özellikle uyuşturucu kaçakçılığının durdurulması gerektiğine işaret eden Safedi, Ürdün'ün bununla mücadele için gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceğini bildirdi.

İran-Ürdün ilişkilerine değinen Safedi, ülkesinin "bölgedeki gerilimleri sona erdirme ve İran ile karşılıklı saygı, iyi komşuluk ve iç işlerine karışmama temelinde ilişkiler geliştirme konusundaki kararlılığını" vurguladı.

Safedi, bölgedeki gerilimleri aşmanın, bunun nedenlerini ele almakla mümkün olduğunu ifade ederek, Ürdün ile İran'ın yaptığı güvenlik görüşmelerinin önemine değindi.

Ürdün-İran ilişkileri, Amman yönetiminin, İran-Irak savaşında Irak'ı desteklemesi sebebiyle 1980'lerde 20 yıl kesintiye uğramıştı.

Ocak 2016'da İran ile diplomatik ilişkileri kesme kararı alan Suudi Arabistan ile dayanışma gösteren Ürdün, Nisan 2016'da Tahran'daki büyükelçisini "istişare amacıyla" çağırmış ve İran ile diplomatik ilişkilerini maslahatgüzarlık seviyesine indirmişti.

Suudi Arabistan-İran, 7 yıl aradan sonra 10 Mart'ta diplomatik ilişkilerin iki ay içinde yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varmıştı. İki ülke, kısa süre önce karşılıklı şekilde büyükelçilerini atayarak ilişkilerini yeniden başlatmıştı.



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.