“Barışı savaşa tercih eden” Burhan, Hamideti ile görüşmeye hazır

Zelenskiy-Burhan görüşmesinde ‘Rusya tarafından finanse edilen silahlı grupların faaliyetleri’ ele alındı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

“Barışı savaşa tercih eden” Burhan, Hamideti ile görüşmeye hazır

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, ‘isyancı güçler’ olarak nitelediği Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) ile diyaloga hazır olduğunu açıkladı. Orgeneral Burhan, savaşmak yerine çatışmanın sona ermesi için barışçıl bir çözüm için masaya oturmayı tercih ettiğini belirtti. Burhan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları için geldiği New York'ta Arap ve Batılı gazetecilere yaptığı açıklamada, zafere ulaşacağından emin olduğunu vurguladı. Başkent Hartum'daki çatışmaların hükümetin çalışmalarını sürdürmesini imkansız hale getirdiğini aktaran Burhan, Bu nedenle karargahını Port Sudan’a taşımak zorunda kaldığını itiraf etti.

Zelenskiy’den Sudan'ın ülkesine verdiği desteğe övgü

Orgeneral Burhan, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir araya geldi. Zelenskiy’nin X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamaya göre görüşmede, ‘Rusya tarafından finanse edilen yasa dışı silahlı grupların Sudan’daki faaliyetleri’ ele alındı.

cdVWFB
Burhan ve Zelenskiy cumartesi günü İrlanda’nın Shannon Havalimanı'nda bir araya geldi (AFP)

Burhan’la İrlanda’nın Shannon Havalimanı’nda bir araya geldiğini ve görüşmenin daha önce planlanmadığını açıklayan Zelenskiy, Sudan’a ‘Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği kararlı destekten’ dolayı teşekkür etti. Zelenskiy, “Rusya tarafından finanse edilen yasa dışı silahlı grupların faaliyetleri başta olmak üzere ortak güvenlik sorunlarını görüştük” yazdı. Zelenskiy, Orgeneral Burhan'ı, dünyada gıda güvenliğinin desteklenmesine yardımcı olmak amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında açıkladığı Ukrayna'dan tahıl ihracatı girişimini desteklemeye çağırdığını da sözlerine ekledi.

Burhan: Diyaloğa hazırız

Orgeneral Burhan, BBC’ye verdiği röportajda, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) ile ‘sivilleri korumaya kararlı olduğu ve Cidde'de de bu konuda mutabakata varıldığı sürece’ görüşebileceğini açıkladı. Müzakerelere katılmaya hazır olduklarını ifade eden Burhan, ‘isyancı güçler’ dediği HDK’nın komuta kademesinin ‘aklını başına toplayıp silahlı unsurları yerleşim bölgelerinden çekip, kışlalarına dönmek isterlerse, özellikle de Cidde’de üzerinde anlaşmaya varılanlar maddelere bağlı kalmaları durumunda onlarla görüşmeye hazır olduklarını’ söyledi. Bu sorunu çözmek için masaya oturacaklarını belirten Burhan, Sudan’ın Somali gibi başarısız bir devlet haline geleceği ya da Libya gibi bölüneceği iddialarına karşı çıktı. Sudan'ın başarısız bir devlet değil, birlik içinde, sağlıklı bir devlet olarak kalacağını vurgulayan Burhan, “Adı geçen diğer ülkelerdeki sonuçları yaşamak istemiyoruz. Sudan halkının artık tek bir amacı var. O da bu isyanı ya barışçıl bir şekilde ya da savaşla sona erdirmek” ifadelerini kullandı.

“Uydurma bilgiler”

Orgeneral Burhan, BM ve yardım kuruluşlarının, Sudan ordusunun yerleşim bölgelerine rastgele hava saldırıları düzenlediğine dair kanıtlar olduğu belirtilen raporlara rağmen, ordunun sivilleri hedef almadığını söyledi. Burhan, söz konusu raporlarda geçenlerin ‘uydurma bilgiler’ olduğunu öne sürerek, “Bazı hikayeler isyancı güçler tarafından uyduruluyor. Hem sivilleri bombalıyorlar hem de sanki bunu ordu yapmış gibi gösteriyorlar” dedi.

CS
İstifa eden BM Sudan Özel Temsilcisi Volker Perthes’in daha önce katıldığı BMGK oturumundan (BM)

Eski BM Sudan Özel Temsilcisi Volker Perthes, BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), ayrım gözetilmeden düzenlenen hava saldırılarının çoğunlukla hava gücüne sahip olan Sudan ordusu tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı.

Orgeneral Burhan, Reuters’a verdiği röportajda, kısa süre önce bölge ülkelerine düzenlediği ziyaret turunda askeri destek talebinde bulunmadığını söyledi. Burhan, binlerce kişinin hayatına mal olan ve milyonlarca sivilin yerinden edilmesine yol açan çatışmaya barışçıl bir çözüm getirilmesini tercih ettiğini aktardı.

Komşu ülkeler ve paralı askerler

Orgeneral Burhan, komşu ülkelerden HDK’ya destek için paralı asker göndermeyi bırakmalarını istediğini söyledi. Ziyaret turunun amacının askeri destek değil, çözüm aramak olduğunun altını çizen Burhan, HDK’nın aldığını iddia ettiği dış desteğin durdurulmasını istedi.

Burhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Paralı askerlerin akışını durdurmak için komşularımızdan sınırlarda güvenliği sağlamamıza yardımcı olmalarını istedik. İsyancı güçler içinde komşu ülkelerden gelen çok sayıda yabancı unsur var. Bunlar gelecekte hem Sudan hem de bölge ülkeleri için tehdit oluşturacaklar.

Orgeneral Burhan, cumartesi günü Al-Hurra TV'ye verdiği röportajda, çatışmaya son verip güvenliği sağlamak istediğini tekrarladı. Ayrıca, seçimler yapılana kadar ki geçiş süreci için tamamen sivil bir hükümetin kurulmasını sağlamak istediklerini söyledi. Burhan, tüm bunların ardından siyasi diyalog aracılığıyla iktidarı sivillere devretme taahhüdünü yeniledi.

“Cidde’deki müzakereler en iyisi”

Suudi Arabistan ve ABD’nin arabuluculuk yaptığı Cidde’deki müzakerelerin şimdiye kadar ki arabuluculuk girişimlerinin en iyisi olduğunu söyleyen Burhan, “Cidde’den ne zaman bir davet çağrısı olursa buna ilk yanıt veren mutlaka biz olacağız” diye konuştu. Orgeneral Burhan, önümüzdeki günlerde Riyad’ı ziyaret edeceğini de sözlerine ekledi.

AY6
Sudanlı çatışan tarafların temsilcileri, geçtiğimiz mayıs ayında Cidde Anlaşması’nı imzalarken (Reuters)

Orgeneral Burhan, HDK Komutanı Dagalu’nun (Hamideti) BM Genel Kurul toplantılarında yaptığı konuşmayı dinleyip dinlemediği sorusuna verdiği yanıtta ‘kaynağını bilmediği konuşmaları dinlemediğini’ söyledi. HDK'nın Hartum ve Darfur'da sivilleri öldürdüğünü, halkın mallarını yağmaladığını vurgulayan Burhan, Hamideti’nin hükümet kurulmasına ilişkin sözlerinin basının gözünü boyamayı amaçladığını ve kimsenin bunu kabul etmeyeceğini iddia etti. BM ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Sudan ordusunun insan hakları ihlalleri işlediğine dair suçlamaları reddeden Burhan, “Bu tür suçlamalar yanlış” dedi. Sudanlı askerlerin mevzilerinden çıkmadığını ve saldırmadığını, sadece kendilerini savunduklarını belirten Burhan, vatandaşları katledenlerin ise HDK’nın parayla tuttuğu terör grupları ve çeteler olduğunu söyledi. Burhan, Hartum’daki Genelkurmay Başkanlığı binasından ayrılmasını ordu için bir yenilgi değil, bir zafer olduğunu öne sürdü. Burhan, Genelkurmay Başkanlığı’nda askeri operasyonları yöneten yetenekli subaylardan oluşan bir kadro olduğunu, bir kişi ya da bir ekibin ayrılmasından etkilenmeyeceklerini söyledi.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.