Daniel Kasırgası, Libya’da Temsilciler Meclisi ve DYK arasında seçimlere ilişkin uzlaşıları baltalıyor mu?

Tekale, kasırganın hasarlarını gidermek için parlamentonun acil durum bütçesini onaylamasına itiraz ediyor

 Daniel Kasırgası’nın Derne’de bıraktığı hasarın boyutunu gösteren bir fotoğraf (Reuters)
Daniel Kasırgası’nın Derne’de bıraktığı hasarın boyutunu gösteren bir fotoğraf (Reuters)
TT

Daniel Kasırgası, Libya’da Temsilciler Meclisi ve DYK arasında seçimlere ilişkin uzlaşıları baltalıyor mu?

 Daniel Kasırgası’nın Derne’de bıraktığı hasarın boyutunu gösteren bir fotoğraf (Reuters)
Daniel Kasırgası’nın Derne’de bıraktığı hasarın boyutunu gösteren bir fotoğraf (Reuters)

Libya olaylarını takip edenler, Daniel Kasırgası’nın sonuçlarının, geride bıraktığı ölümler, kayıp insanlar, yerinden edilmiş kişiler, silip süpürdüğü şehirler ve altyapının büyük oranda tahrip olmasıyla sınırlı kalmayarak, bütün siyasi sahneyi etkileyeceği görüşünde. Bu durum, Daniel Kasırgası’nın Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasındaki Libya seçimleriyle ilgili uzlaşıları baltalayıp baltalamayacağı sorusunu da gündeme getirdi.

vrbth
DYK’nin toplantılarından bir kare (DYK)

Muhammed Tekale liderliğindeki DYK, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada Temsilciler Meclisi’ne, doğu bölgesindeki sel felaketiyle mücadele etmeye ve felaketi yaşayan Derne’nin yeniden inşasına yönelik “acil durum bütçesini onaylayan yasayı iptal etmesi” çağrısında bulundu. Uzmanlar, DYK’nın açıklamasının imar çabalarının sekteye uğrayacağına ilişkin endişelere yol açacağını düşünüyor. Ayrıca, daha çok iki organ arasındaki eski anlaşmaların gündeme geleceğini belirttiler. Uzmanlar, seçim sürecinin denetlenmesi görevini üstlenecek, “yeni birleşik bir hükümet kurulmasını içeren yol haritası üzerinde yapılan uzlaşının” sonunun habercisi olduğunu ileri sürdü.

DYK üyesi Adil Kermus, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, “Konseyimizin itirazı, özellikle parlamento tarafından şehrin yeniden imarı için ayrılan miktarla ilgili değildir. Parlamentonun, 2023 yılı genel bütçesine ilişkin kanun tasarısını ve acil bütçe ile ilgili son yasayı, bize sunmadan oylayıp, onaylamasına karşıdır. Bu siyasi anlaşmanın hükümlerine aykırı bir durum teşkil etmektedir” ifadelerini kullandı.

rgth
Temsilciler Meclisi üyelerinin eski bir toplantısı (Temsilciler Meclisi)

Libya Parlamentosu, bu ayın ortasında yapılan acil bir oturumda, “selden etkilenen bölgelerde, selin etkileri ile mücadele etmek için 10 milyar Libya dinarı değerindeki acil durum bütçesini” onaylamıştı. Ancak bu karara DYK’den itiraz geldi. DYK’den konuya ilişkin yapılan açıklamada, devletin genel bütçe kanununda acil ihtiyaçların karşılanması için bir madde olduğu belirtildi. Buna göre hükümetin ihtiyaçları karşılamayı üstlendiği; dolayısıyla yasama müdahalesi gerekmediği” vurgulandı.

Açıklamanın devamında “Bütçe kanunu yürütme organı tarafından hazırlanır ve DYK’ye sunulması esaslarına tabidir. Ancak böyle bir şey olmadı” ifadelerine yer verildi. Ayrıca “yeniden yapılanma” için bütçe ayrılmasının, “ihtiyaçlar ve önceliklerin belirlenmesi için yeterli zaman verilmesi gereken bir konu olduğu” aktarıldı. Bunun, “hiçbir tarafın tekelleştirme hakkının olmadığı milli bir güvenlik meselesi” olduğu belirtildi.

Kermus, “Es-Sıddık el-Kebir başkanlığındaki Merkez Bankası’nın, uluslararası alanda tanınan ve Abdulhamid ed-Dibeybe’nin liderlik ettiği Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) tarafından değil de Temsilciler Meclisi’nce atanan Usame Hammad başkanlığındaki hükümet tarafından sunulması, bütçenin verilip verilmeyeceğine ilişkin önemli soruların ertelenmesine yol açtığına” işaret etti.

Halid el-Mişri’nin halefi olarak DYK’nin başına ağustos ayının başlarında Tekale’nin geçmesiyle yaşanan değişime dikkat çeken Kermus, Temsilciler Meclisi ile DYK arasındaki ilişkilerde gerilimin dönme olasılığına ilişkin, son zamanlarda gündeme gelen hususları anlayışla karşıladığını dile getirdi. Ayrıca, Halid el-Mişri’nin başkanlığının sonuna doğru Temsilciler Meclisi ile yakınlık sağlamada büyük bir ilerleme kaydettiğine dikkat çekti. Kermus, “iki organ arasında, bütçe yasaları konusunda son yıllarda, hatta Mişri’nin başkanlığı sırasında bile anlaşmazlıkların tekrarlandığına” işaret etti.

Gözlemcilere göre Tekale’nin tutumu, “DYK’nin Temsilciler Meclisi ile yaptığı önceki anlaşmaların akıbeti, özellikle de seçim yasalarının yürütülmesi için bir yol haritasının uygulanmasına ilişkin durum nedeniyle” hâlâ belirsiz. Yol haritası yeni bir hükümetin kurulmasını içeriyor ve bu, Dibeybe hükümeti ile çatışılacağı anlamına geliyor.

Kermus bu noktada “DYK’nin yeni başkanlığının, özellikle ülke yönetimini devralacak ve Dibeybe hükümetinin sonunu getirecek yeni bir hükümetin kurulması konusunda, Temsilciler Meclisi ile mutabakatı sürdürmek istemediğine dair bir yargıya varmak için henüz erken. Ayrıca, DYK’nin sadece başkanlığının değil tüm üyelerinin bir kararı olması söz konusu” dedi. Kermus, “Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) şu ana kadar siyasi süreçte ilerlemek için herhangi bir adım atmaması, Dibeybe hükümetinin iktidarda kalmasıyla özdeşleştirilebileceği şeklinde yorumlanabilir” ifadelerini kullandı.

Libya Ulusal Birlik (Tecemmu) Partisi’nin kurucu heyet başkanı Esad Zehyu ise DYK’nin açıklamasının “Libya’daki siyasi sahneye ilişkin birçok konuda iki organ arasındaki anlaşmazlıklara geri dönüşü” temsil ettiğini belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Zehyu “Ne yazık ki, siyaset sahnesinin ön saflarında yer alan tüm güçler, bu karmaşıklığı artırmak için çalışıyor. Parlamento, Derne’nin yeniden inşası için onayladığı miktarı nasıl belirlerse belirlesin, temelde buna sahip değil. Yani uygulanmayacak. Bunu DYK de iyi biliyor olmalı. Ancak Temsilciler Meclisi’nin attığı adımın kendi rolünü aştığını düşünerek itiraz ediyor” dedi.

Ancak Zehyu, DYK’nin kararının aynı zamanda “Dibeybe hükümetinin tutumuna, harcamalarını takip etmek ve adil bir şekilde dağıtımını sağlamak için, iki ay önce Başkanlık Konseyi tarafından kurulan Maliye Komitesi’ne siyasi bir destek” olarak da okunabileceğini kaydetti.

rgth
Tekale ve Dibeybe görüşmesinden bir kare (UBH)

Tekale, geçtiğimiz perşembe günü başkent Trablus’ta hem Dibeybe hem de Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi ile bir araya geldi. Görüşmede, Derne’de ve doğu Libya’nın geri kalan şehirlerinde kurtarma, yardım çalışmaları ve devam eden destekler ele alındı.

Zeyhu bu bağlamda şu ifadeleri kullandı:

Parlamentonun yeniden yapılandırma için bu bütçeyi yasalaştırma amacı, Dibeybe hükümetinin aynı amaca yönelik bir bütçeyi onaylamasının önünü kesmektir (...) UBH geçtiğimiz günlerde, doğu bölgesi topraklarına giremediği, şirketler ve ülkelerle yeniden imar sözleşmeleri imzalayamadığı için Dünya Bankası’ndan yardım talebinde bulundu. Bu, Usame Hammad’ın bazı inşaat şirketleriyle toplantılar yapması ışığında, Temsilciler Meclisi ile siyasi rekabeti körükleme çerçevesinde yer alıyor.



Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
TT

Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), Gazze'ye öngörülenden çok daha az asker konuşlandıracak.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan yetkililer, 20 bin askerden oluşması planlanan ISF'nin ilk etapta Gazze'ye sadece 10 ila 20 asker gönderebileceğini söylüyor.

Arnavutluk, Kazakistan, Kosova ve Fas'ın ISF'ye resmi katılım taahhüdü vermeye hazırlandığı belirtiliyor.

Askerler, ilk aşamada İsrail'in Gazze'deki Kerem Şalom sınır kapısı yakınlarında kurulacak ISF lojistik merkezine gönderilecek. Doğrudan Gazze'ye giremeyecek birlik burada eğitim alacak. ISF'nin Gazze içindeki ana görev merkezinin inşasının ise henüz başlamadığı ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'de Barış Kurulu'nun kurulması ve ISF'nin görev yapmasını öngören ABD tasarısını Kasım 2025'te kabul ederken 31 Aralık 2027'ye kadar süre tanımıştı.

Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı Barış Kurulu'nun ilk ve tek toplantısı 19 Şubat'ta Washington'da düzenlenmişti. Trump, Gazze savaşının bittiğini ilan ederken, bölgeyi "başarı, güvenlik ve birlik örneği haline getireceğiz" demişti.

Çok geçmeden ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran savaşını başlattı. Trump ise o günden bu yana Gazze'den nadiren bahsetti.

Barack Obama döneminde İsrail Büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, İran savaşının hem ABD'nin Gazze'yle ilgili projelerini geciktirdiğini hem de bölgedeki ülkelerin ISF'ye katılımını daha da belirsiz hale getirdiğini söylüyor.

ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025'te sağlanan ateşkes kapsamında Hamas'ın silah bırakması, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve yeni bir geçiş yönetimi altında Gazze'nin tekrar inşa edilmesi planlanıyor.

Hamas, ateşkes kapsamında hükümeti feshedip yönetimi Filistinli teknokratlardan oluşan geçiş kuruluna teslim edeceğini hafta başında duyurdu. Ancak Gazze'yi 2007'den beri yöneten örgüt, silah bırakacağına dair herhangi bir güvence sunmadı.  

Uzmanlara göre, ateşkese rağmen Gazze'yi bombalamaya devam eden İsrail'le Hamas arasındaki sürecin tıkanması da Trump'ın Barış Kurulu'nun faaliyetlerini zora sokuyor.

Ayrıca ABD Başkanı, Barış Kurulu için 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi. WSJ, Gazze'nin Refah bölgesinde yaklaşık 25 bin kişiyi barındıracak yerleşim projesini desteklemek için Birleşik Arap Emirlikleri'nin 100 milyon dolar fon sağladığını aktarıyor. Ancak İsrail-Hamas müzakerelerinde yol kat edilememesi nedeniyle altyapı ve inşaat projelerinin de başlayamadığı belirtiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Güney Lübnan’da, özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresinde ABD ile İran arasında artan askeri gerilimin etkisiyle yeni bir çatışma ihtimaline yönelik endişeler sürerken, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesini sarsan felaketten çıkış umudunu korumaya çalışıyor. ‘Felaket’ ifadesi abartı olarak görülmüyor. Zira İsrail’in Güney Lübnan’daki işgali ve buna eşlik eden yıkım genişlerken, yerinden edilenlerin yaşadığı sıkıntılar derinleşti, savaşın sorumluluğu ve bundan çıkış yollarına ilişkin iç siyasi ayrışma da belirgin şekilde arttı.

İsrail ordusunun Güney Lübnan’ın bazı bölgelerindeki varlığını sürdürdüğü mevcut tabloda, Lübnan yönetimi çözüm için büyük ölçüde ABD’nin desteğine bel bağlıyor. Beyrut, bu desteğin, 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile Avn arasında yapılması planlanan görüşmenin ardından daha somut bir çerçeveye kavuşmasını umut ediyor.

Avn’ın Trump ile görüşmesindeki öncelikleri

Baabda Sarayı’nda konuşan Avn, Şarku’l Avsat’ın, Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeden beklentilerine ilişkin sorusunu yanıtlarken, “Öncelikle Lübnan dosyasının ABD’nin gündeminde kalmasını istiyoruz. ABD ile iyi ilişkilere sahip olmanın önemini hatırlatmaya gerek yok. Başkan Donald Trump’ın ülkemize yardım etme isteğini dile getirmesinden faydalanmak istiyoruz. Onun rolü hayati önem taşıyor ve buna güveniyoruz. Son derece zor ve karmaşık bir süreçten geçiyoruz. ABD’nin, İsrail hükümeti üzerinde baskı kurarak Beyrut’un güney banliyösünü, altyapıyı hedef almasını ya da Güney Lübnan’daki işgal alanlarını genişletmesini engelleyebilecek tek taraf olduğunun farkındayız. Bu rolü üstlenebilecek başka bir aktör bulunmuyor” dedi.

Avn, “ABD yönetiminin, topraklarımızın tamamını geri almamıza yardımcı olmasını istiyoruz. Toprağımızdan bir karıştan, vatandaşlarımızdan ise tek bir kişiden dahi vazgeçmeyeceğiz. Egemenlik konusu bizim için taviz verilebilecek ya da farklı yorumlara açık bir mesele değildir. Bu, bağlı kaldığımız temel ulusal ilkelerin başında geliyor. Topraklarımızın geri verilmesini ve yalnızca Lübnan ordusunun, yani meşru Lübnan devlet kurumlarının denetiminde olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Lübnan’ın bu çerçevede talebinin, meşru devlet kurumlarının otoritesini ülke topraklarının tamamında tesis etme yönündeki doğal hakkı olduğunu vurgulayan Avn, “Güney Lübnan’ı bölgedeki gelişmelerin insafına bırakamayız. Bölge halkı, farklı dönemlerde canları ve mallarıyla çok ağır bedeller ödedi. Ayrıca Lübnan’ın kaderi, güvenlik, ekonomi ve istikrar açısından güneyinin kaderinden ayrı düşünülemez” diye konuştu.

csvf
Güney Lübnan’daki bir kasabada savaşın bıraktığı enkaz (AP)

Avn, “Başkan Trump’tan, topraklarımızın tamamının geri alınmasına yönelik haklı taleplerimize destek vermesini istiyoruz. Kendisinin, İsrail’i Lübnan’dan çekilmeye ikna edebileceğini düşündüğünü görüyoruz. Güney Lübnan’daki durumu ve mevcut tablonun sürmesi ya da yeniden tırmanacak bir çatışmanın doğuracağı riskleri kendisine aktarmak istiyorum. Ayrıca, üstlendiği görev son derece zorlu olan ve desteğe ihtiyaç duyan Lübnan ordusuna ABD’nin destek vermesini umut ediyoruz. Savaşın yol açtığı yıkımın yeniden inşası ve ağır kayıplar yaşayan Lübnan ekonomisinin yeniden canlandırılması için de ABD’den destek ve yardım bekliyoruz” dedi.

İsrail ile doğrudan müzakere hesapları

Avn, İsrail ile doğrudan müzakere yöntemine ilişkin ülkede yaşanan görüş ayrılıklarına değinirken, “İdeal seçeneklere sahip olduğumuz bir durumda değildik. Savaşın daha da genişlemesi ve buna bağlı olarak işgal altındaki bölgelerin artması tehlikesi vardı. Yerinden edilenlerin dramı ve yıkım manzaraları son derece ağırdı. Beyrut’un ve ülkenin altyapısının geniş çaplı bir yıkıma uğraması riskiyle karşı karşıyaydık. Güç dengesindeki büyük eşitsizlik nedeniyle fiilen tek seçeneğimiz vardı. ABD’den yardım istemekten başka çaremiz yoktu. Doğrudan müzakereler, topraklarımızdaki işgal süresini kısaltmak, yerinden edilenlerin acılarını hafifletmek, köylerine dönüşlerinin önünü açmak ve savaşın yıktığı bölgelerin yeniden inşasını başlatmak için elimizdeki tek ciddi seçenekti” dedi.

dcfgthyju
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Washington’a gitmeden önce Lübnan müzakere heyetiyle bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Devletin ülkenin her karış toprağından ve her vatandaşından sorumlu olduğunu vurgulayan Avn, “Zor kararları ulusal sorumluluğumuz gereği aldık. Başka herhangi bir taraf adına bedel ödemeyi sürdürmemiz mümkün değil. Lübnan’ın kararları, meşru devlet kurumlarında alınmalıdır. Ülke kendi çıkarlarını, egemenliğini ve istikrarını savunmalıdır. Bu nedenle hiç kimsenin bizim adımıza ya da bizim yerimize müzakere etmesini ve Lübnan’ın başkalarının hesaplarında bir pazarlık unsuruna dönüşmesini kabul etmeyeceğimizi söyledik” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Beyaz Saray’da kendisiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu bir araya getirme önerisinin ardından gündeme gelen tartışmalarla ilgili de konuşan Avn, “Böyle bir görüşme fikri zaten gerçekçi değil. Ancak zaman zaman sosyal medya ve bazı çevreler, gerçeğe dayanmayan senaryolar üretebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümeti devirme girişimleri

Hükümete karşı çıkan çevrelerin çerçeve anlaşmasını gerekçe göstererek kabineyi düşürme ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunan Avn, “Hükümet değişikliğinin anayasal çerçevede işleyen bir süreci vardır. Hükümeti sokak hareketleriyle düşürmeye çalışmak kabul edilemez. Devlet kurumları da imkânları ölçüsünde görevlerini yerine getiriyor. Hükümetin performansı son derece iyi, bakanlar verimli şekilde çalışıyor” dedi.

cdvfghyj
Hizbullah destekçileri, ABD, İsrail ve Lübnan arasında imzalanan üçlü anlaşmayı protesto etmek amacıyla Beyrut’un güney banliyölerindeki havaalanına giden eski yolu trafiğe kapattı. (AFP)

Hizbullah ile mevcut kopukluğa ilişkin ise Avn, “Biz kimseyle ilişkileri kesmeyi tercih etmedik. Kapımız da ofislerimiz de istisnasız herkese açık. Devletin, işgal süresini ve halkın yaşadığı sıkıntıları kısaltmak amacıyla benimsediği seçeneğe itiraz ediliyor. Bu hedefe ulaşmak için daha iyi bir önerisi olan varsa getirsin, birlikte değerlendirelim. Savaşın sürmesi bir seçenek değildir. Kapımız da gönlümüz de açıktır” ifadelerini kullandı.

ABD-İran mutabakatında Lübnan’daki ateşkese ilk maddede yer verilmesinin, Lübnan’ın İsrail ile imzaladığı çerçeve anlaşmasına etkisine ilişkin soruya ise Avn, “Lübnan’ın çıkarlarıyla örtüşen her türlü desteği memnuniyetle karşılarız. ABD, İsrail üzerinde baskı kurabilecek ya da onu ikna edebilecek tek ülkedir. İran ise Hizbullah ve kararları üzerinde etkide bulunabilecek tek aktördür. Ancak Lübnan’ı ilgilendiren her konuda müzakereyi yürütecek tarafın Lübnan’ın kendisi olduğu da açıktır” yanıtını verdi.

Meclis Başkanı Nebih Berri’nin İsrail ile yapılan çerçeve anlaşmasına yönelik muhalefeti hakkında da konuşan Avn, “Sayın Berri bir devlet adamıdır. İç barışın korunması, ordunun itibarı ve rolüne zarar verilmemesi ile sorunların sokakta çözülmesine karşı çıkılması gibi kırmızı çizgiler konusunda aynı görüşü paylaşıyoruz” dedi. Avn ayrıca, Başbakan Nevvaf Selam ile ilişkilerinin de son derece iyi olduğunu belirtti.

Avn ile Ordu Komutanı arasındaki ilişki

Avn, ülkedeki mevcut koşullar altında ordunun birlik ve bütünlüğünü koruyup koruyamadığı ve Ordu Komutanı Orgeneral Rudolf Heykel ile arasında sorun yaşandığı yönündeki iddialara ilişkin soruya, “Ordu birlik ve bütünlüğünü koruyor, görevini de aksatmadan yerine getiriyor. Zaten hükümetin aldığı kararları, elindeki imkânlar çerçevesinde uyguluyor. Ordu ve tüm güvenlik kurumları ellerinden geleni yapıyor. Orgeneral Heykel ile ilişkimiz günlük temas düzeyinde ve son derece iyi. Bazı basın organlarında yer alan iddialar gerçeği yansıtmıyor” yanıtını verdi.

fdbfb
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ile görüştü. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Arap ülkelerinin Lübnan’a verdiği destekten duyduğu memnuniyeti de dile getiren Avn, “Suudi Arabistan, her zaman olduğu gibi, haklarımızı ve egemenliğimizi yeniden tesis etmeye yönelik çabalarımıza destek amacıyla talep ettiğimiz hiçbir yardımı esirgemedi. Bu vesileyle Suudi yönetimine, özellikle de Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, Lübnan ürünlerinin yeniden ithal edilmesine izin verilmesi yönündeki kararı dolayısıyla teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Katar hükümetine Lübnan’a sağladığı destekten, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) de vatandaşlarının yeniden Lübnan’ı ziyaret etmesine izin vermesinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Kendi güvenliğine ilişkin endişe duyup duymadığı yönündeki soruya ise Avn, gülümseyerek, “Bizi koruyan Allah’tır. Hiç kimse vakti gelmeden ölmez” cevabını verdi.


Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
TT

Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)

Sudan ordusu, üç yıldır devam eden iç savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD destekli barış teklifini kabul etmek için paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki bütün şehirlerden tamamen çekilmesini şart koştu.

Reuters haber ajansının ulaştığı ve üst düzey yetkililer tarafından içeriği doğrulanan belgelere göre, geçtiğimiz ay sunulan ABD teklifi, her iki tarafın da 90 günlük insani bir ateşkese derhal uymasını öngörüyor. Söz konusu teklif; kalıcı bir ateşkesin müzakere edilmesi ve seçime giden süreçte siviller liderliğindeki barışçıl bir geçişin önünün açılmasını hedefliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre belgelerde yer alan bilgilerde, Sudan hükümeti (ordu yönetimi), teklifin maddelerinin büyük bir kısmını kabul etti. Ancak "sınırlı geri çekilme" maddesine itiraz eden ordu yönetimi, barış planının; HDK’nin  11 Mayıs 2023 tarihinden bu yana ele geçirdiği bütün şehirlerden tamamen çekilmesini kapsaması gerektiğini vurguladı.