Faslılar, Fransa'ya vize uygulanması talebiyle sosyal medya üzerinden kampanya başlattı

Fas'ta, depremin ardından ilişkilerin gerginleştiği Fransa'ya vize uygulanması talebiyle sosyal medya üzerinden kampanya başlatıldı

(AA)
(AA)
TT

Faslılar, Fransa'ya vize uygulanması talebiyle sosyal medya üzerinden kampanya başlattı

(AA)
(AA)

X sosyal medya platformundan "Fransızlara vize uygulayın" hastagıyla başlatılan kampanya kapsamında Fransa'nın ülkelerine yönelik tutumuna tepki gösterildi.

Faslı aktivist Simo Ben de Fransız turistlere vize uygulanması için çağrıda bulunduğu bir paylaşım yaptı.

Ülkesinin farklı kıtalardan çok sayıda turisti çektiğini belirten Ben, Fransız turistler olmadan da yapabileceklerini kaydetti.

Fransızlara vize uygulanması gerektiğini aktaran Ayşe Mine de Fransa'nın Fas'a karşı düşmanca eylemleri nedeniyle böyle bir talepte bulunduklarını belirtti.

Faslı Ali el-Kari de Facebook hesabından, Fransa'nın politikalarının Faslıları provoke ettiğini aktardı.

Kari, Fransa'nın eğitim ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini anlatmak uygun bir zamanda olduklarını kaydetti.

Sosyal medya kullanıcılarından Yasin el-Haddad da başlatılan kampanyayı destekleme çağrısında bulundu.

Fransa, 28 Eylül 2021'de Fas, Cezayir ve Tunus'un kendi vatandaşlarının ülkeye dönüşleriyle ilgili konsolosluk işlemlerini reddettiklerini gerekçe göstererek, söz konusu ülkelerin vatandaşları için vize şartlarının sıkılaştırıldığını duyurmuştu.

Bunun üzerine Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita da ülkesinin düzensiz göçmenlerle ilgili sıkı tedbirler uyguladığı için Fransa'nın vizeyi zorlaştırma kararını "haksız" olarak nitelendirmişti.

Fas depremi, Paris ile Rabat arasında gerginliği arttırdı

Fransa, Fas'ta 8 Eylül Cuma gecesi meydana gelen ve binlerce kişinin yaşamına mal olan depremin ardından arama-kurtarma ekibi gönderme teklifinde bulunmuş ancak Rabat yönetimi, Katar, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve İspanya'dan gelenler dışındaki yardım tekliflerini reddetmişti.

Fas'ın Paris'in yardım teklifine karşı tutumu Fransa'da tartışmalara neden olmuş ve bu durum Macron'un hükümeti göz ardı edip Fas halkına hitaben bir açıklama yapmasını beraberinde getirmişti.

X sosyal medya platformundan 12 Eylül'de yayımladığı bir videoyla Fas halkına seslenen Macron, depremin Fas ile beraber Fransa'yı da sarstığını belirterek, Fas halkının yanında olduklarını ve insani yardım sağlamak için ellerinde her türlü imkanın bulunduğunu ifade etmişti.

Faslılar, "Macron'un açıklama sırasındaki üslubunun, eski sömürgelerine hâlâ tepeden baktığını ve her zaman onun varlığına ihtiyaç duydukları yönündeki düşüncesini yansıttığı" yorumlarında bulunmuştu.

Yardımlar konusundaki yetkinin Fas Kralı 6. Muhammed ve hükümette olduğunu bilinmesine rağmen Macron'un bu adımı, Fas'ta "sömürge dönemine özlem duyduğu" yorumlarına neden olmuştu.



Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
TT

Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)

Güvenlik ve sağlık kaynakları, bugün Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde “Haşdi Şabi” güçlerinin karargahını hedef alan hava saldırıları sonucu, 30 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığı habere göre « Haşdi Şabi güçleri, yaptıkları açıklamada, Anbar Operasyonları Komutanı Saad Baici ile bazı yardımcılarını öldürüldüğünü doğruladı ve saldırıyı gerçekleştirmekle ABD’yi suçlayarak, «vatan görevlerini yerine getirirken komuta merkezinin» bir ABD hava saldırısı hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, bu saldırıların “Irak'ın egemenliğinin açık bir ihlali ve Iraklıların kanına ciddi bir saygısızlık” olduğu belirtildi ve “uluslararası hukuka ve insani normlara hiç önem vermeyen saldırgan yaklaşımın doğasını bir kez daha ortaya koyduğu” ifade edildi.

Kaynaklar, “siyasi güçlerin, ABD’nin tekrarlanan bu ihlallerine karşı durma ve ülkenin egemenliğini koruyacak ve bu ciddi ihlallere son verecek açık ve kararlı tutumlar sergileme konusunda tam sorumluluk taşıdıklarını” belirtti.

Kaynaklar, saldırıların bir dizi üst düzey komutanın katıldığı güvenlik toplantısı sırasında “Haşdi Şabi” karargahını hedef aldığını ifade etti.

«Haşdi Şabi» güçleri, çoğu Şii olan yarı askeri grupları bünyesinde barındırmaktadır ve bu gruplar resmi olarak Irak güvenlik güçlerine dahil edilmiştir; bu gruplar arasında İran'a bağlı birçok örgüt de bulunmaktadır.

Şubat ayında ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Tahran destekli silahlı gruplar Irak'taki ABD üslerine saldırılar düzenliyor ve bu durum bölgede daha geniş çaplı bir tırmanma korkusunu artırıyor.


Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
TT

Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)

Şarku’l Avsat’a bilgi veren, konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklar, İran'ın Beyrut'taki bazı liderlere, ABD ve İsrail ile süren savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmada Lübnan'ın da yer alacağına dair “açık bir taahhüt” verdiğini belirtti. Kaynaklar, Lübnanlı yetkililerin “diplomatik olmayan” kanallar aracılığıyla, Tahran'ın Lübnan'daki bazı müttefiklerine, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın “kesinlikle Lübnan'ı da kapsayacağını” bildirdiğini söyledi.

Lübnan, İran ile savaşın sona ermesinin ardından İsrail’in askeri gücünü ülkeye kaydırmasından endişe duyuyor; zira İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saha tatbikatları, Lübnan topraklarında daha geniş çaplı operasyonlar ve olası bir kara işgali için bir başlangıç noktası olabilecek “köprü başları” kurduğunu düşündürüyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat ile yaptığı görüşmede, sızan bu bilgilerin doğru olmasını umduğunu belirterek, “İsrail'in Lübnan'a karşı savaşının sona ermesini içeren kapsamlı bir anlaşma” istediğini ifade etti.


İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sahil yolunda bulunan Kastmiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu saldırı, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılacağına dair yapılan açıkntehditlerin ardından gerçekleşti ve sınır şeridindeki köyleri Sur şehrine bağlayan en hayati arterlerden birini doğrudan etkiledi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichaiy Adraee, "takviye birliklerinin ve savaş teçhizatının transferini engellemek için kıyı otoyolu köprüsü olan Kasımiye Köprüsü'ne saldırı düzenleneceğini" duyurdu ve bölge sakinlerini Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bunu "bir tampon bölge oluşturma ve işgalin gerçekliğini pekiştirme yönündeki şüpheli planlar çerçevesinde gerçekleşen tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi.

Bu arada, Lübnan-Amerikan ateşkes görüşmeleri "uzun süreli askıya" alındı.

Bu bağlamda, emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Güney Lübnan'daki köprüleri hedef almanın "kesin bir askeri hedef sağlamadığını" söyledi. "Hizbullah, mühimmatı karayolları veya köprüler üzerinden taşımaya güvenmez, bunun yerine İsrail'in hava üstünlüğü altında açık hareket etmenin tehlikesini bilerek, konuşlandığı bölgelerdeki yeraltı depolarında depolar" diye açıkladı. "Köprülerin yıkılmasının askeri ikmal hatlarını kestiği iddiası yanlıştır, çünkü parti kolayca bozulabilecek geleneksel bir ikmal hattı modeline göre hareket etmez" diye vurguladı.