Irak'ta aileler parçalanıyor... Bütün yollar boşanmaya çıkıyor

Ekonomik ve sosyal sorunlar çiftleri kuşatıyor; iki ay içinde 12 binden fazla boşanma vakası kaydedildi

Irak mahkemeleri geçen ağustos ayında 4 bin 888 anlaşmalı boşanma ve 2 bin 85 mahkeme kararı ile boşanma davasının kaydedildiğine tanık oldu
Irak mahkemeleri geçen ağustos ayında 4 bin 888 anlaşmalı boşanma ve 2 bin 85 mahkeme kararı ile boşanma davasının kaydedildiğine tanık oldu
TT

Irak'ta aileler parçalanıyor... Bütün yollar boşanmaya çıkıyor

Irak mahkemeleri geçen ağustos ayında 4 bin 888 anlaşmalı boşanma ve 2 bin 85 mahkeme kararı ile boşanma davasının kaydedildiğine tanık oldu
Irak mahkemeleri geçen ağustos ayında 4 bin 888 anlaşmalı boşanma ve 2 bin 85 mahkeme kararı ile boşanma davasının kaydedildiğine tanık oldu

Cabbar Zeydan

Irak'ta boşanma krizi son yıllarda daha da derinleşti. Mahkemeler toplumdaki korkunç rakamları ve çok tuhaf boşanma hikayeleri kaydetti. Bu olgu toplumun ilgi alanında geniş bir yer işgal etmiyor.

Boşanmanın pek çok nedeni vardır. Boşanmaların çoğu ekonomik, sosyal ve psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Bunların yanı sıra, evlilikteki sadakatsizlikten kaynaklanan boşanma davalarının büyük bir bölümünü oluşturan sosyal medya da bir başka faktör.

Yüksek Yargı Konseyi, ağustos ayında Irak'taki evlilik ve boşanma davalarının istatistiğini yayımladı.

Mahkemeler 4 bin 577'si mahkeme dışında onaylanan toplam 14 bin 840 evlilik sözleşmesi, 4 bin 888 anlaşmalı boşanma ve 2 bin 85 mahkeme kararıyla boşanma davasına tanık oldu.

İstatistiklere göre geçen temmuz ayında Irak'ta, Kürt Bölgesel Yönetimi hariç diğer vilayetlerde 5 bin 808 boşanma davası kaydedildi.

Garip hikayeler

Ekonomik ve sosyal koşullar, yaygın işsizlik ve istihdam olanaklarının olmayışı nedeniyle çok sayıda kişinin evliliğe isteksiz olmasının yanı sıra boşanmaların yaygınlaşması sonucunda günümüzde evliliğe yönelik adımlar birçok genç için zorlaştı.  

27 yaşındaki Hedil Ammar, ailesinden ve arkadaşlarından duyduğu hikayelerin ardından evliliği düşünmediğini söylüyor.

Çalışan ve evlenme çağında olan Hedil, tuhaf sayılabilecek boşanma hikayeleri anlattı.

Akrabalarından birinin üniversiteden bir arkadaşıyla buluştuğunu ve yaşadıkları aşk hikayesini anlatan Hedil, "Dört yıldan fazla süren buluşmalar ve aile ziyaretleri devam etti, süreç nişan ve ardından evlilikle sona erdi. Ancak bu ilişki çok uzun sürmedi ve romantik ilişkilerinde yaşanan sorunlar, uyumsuzluk ve gerçeklik farkı nedeniyle sadece iki ay sonra ayrıldılar" dedi.

Hedil, sözlerine şöyle devam etti:

Bu hikaye ve diğer hikayeler, her ne kadar bu kural herkes için geçerli olmasa da şu anda evlilik fikrini dışlamama neden oldu. Günümüzde, ister kız ister erkek olsun, eş seçmek çok zor hale geldi.

Ailesinin müdahalesi nedeniyle eşinden ayrılan Nur Muhammad ise şunları söyledi:

Akrabalarımdan biriyle geleneksel bir evlilik yaptım ve bir kızımız oldu, ancak kocamın ailesinin evlilik hayatımıza müdahale etmeleri nedeniyle iki yıl süren sorunlardan sonra ayrıldım. Kocamın aile evi dışında başka bir evde yaşama imkanı olmadığı için ayrılık, sorunlardan kurtulmanın tek yolu haline geldi. Birçok aile, evli çiftlerin hayatlarına müdahale ederek başlarına dert açıyor. Her kadının reddedeceği en küçük ayrıntılara dahi müdahale edilmesi sonucu ailem yok oldu.

Yüksek Yargı Konseyi'nin aylık dergisinde, Mart 2021'de yayımlanan bir çalışma, kocanın ailesiyle birlikte yaşamasının çoğu zaman eşlerin hayatlarına olumsuz yönde müdahale edilmesine yol açtığını ortaya koydu.

Söz konusu çalışmaya göre, kocanın mali açıdan ailesine bağımlılığı ve Irak'taki zorlu ekonomik koşullar göz önüne alındığında iş fırsatları elde etmenin zorluğu ve ayrıca sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla evlilikte sadakatsizlik birden fazla boşanmaya yol açtı.

2003'ten sonra, Irak'ın tanık olduğu fikri açılım ışığında, sosyal paylaşım siteleri Iraklı ailelerin büyük ölçüde ilgisini çekti ve evlilikte sadakatsizliğin ve ailelerin bütünüyle parçalanmasının nedenlerinden biri haline geldi.

Ailenin parçalanması

Boşanmanın içsel ve sosyal olarak parçalanmış bir ailede büyüyen ve ayrılmış eşler arasında bir bağ kuran çocukların psikolojisi üzerinde ciddi nedenleri ve sonuçları var.

Bu bağlamda insan hakları savunucusu Vasan ed-Düleymi, boşanmanın ekonomik, sosyal ve psikolojik olmak üzere pek çok nedeninin olduğuna dikkat çekti.

Düleymi, "Vakaların çoğunun ekonomik, yaşamsal, sosyal ve psikolojik yansımaları var. Bu da önce yabancılaşmaya, sonra da ayrılığı doğuran psikolojik sorunların birikmesine neden oluyor. Her iki tarafta reşit olmayan veya genç bir çiftin evliliğinde hayatı yönetme, engelleri aşma ve evlilik ilişkisini sürdürme konusunda deneyim eksikliği var. Bu durum bazı kişilerin ekonomik ve yaşam koşulları nedeniyle başvurduğu uyuşturucunun yaygınlaşmasının yanı sıra şiddete ve evlilik ve sosyal görev ihmallerine de yol açmaktadır" diye konuştu.

Düleymi'ye göre boşanma vakaları toplum için tehlikeli bir gösterge:

Pek çok aile parçalanması vakası, çocukların kaybına, dağılmasına ve değerlerinin yok olmasına yol açarak ilerleyemeyen, üretemeyen ve veremeyen parçalanmış bir nesil yaratıyor.

Bir adamın, karısının modem bağlantısını kesmesinden dolayı eşinden boşandığını söyleyen Düleymi, avukat olarak yaptığı işin doğası gereği karşılaştığı tuhaf boşanma hikayesini şöyle anlattı:

Modem bağlantısının kesilmesinin ardından adam karısına şiddet uyguladı ve onu darp etti. Bu da kadının vücudunda çeşitli kırıklar ve morluklar oluşmasına neden oldu ve dolayısıyla ilişki ayrılıkla ve kocanın hapsedilmesiyle sonuçlandı.

Sosyal sorun

Bu bağlamda sosyal araştırmacı Belkıs ez-Zamili, son dönemde Iraklı aileleri etkileyen en önemli sorunun boşanma olduğunu belirterek, mahkeme dışında gerçekleşen kayıt dışı davaların yanı sıra yetkili mahkemelere her ay binlerce başvuru geldiğine dikkat çekti.

Özellikle ayrılan çiftlerin çocuk sahibi olması durumunda bunun toplum üzerinde ekstra boyutları ve etkileri olacağını vurgulayan Zamili sözlerine şöyle devam etti:

Çocuk, babasından ve annesinden uzakta ya da çatışmaların, tartışmaların, anlaşmazlıkların olduğu bir ailede yaşarsa sarsılmış bir kişilikle, özgüven eksikliğiyle büyür. Verimsiz olur, içten içe kırılır. Görevlerini yerine getiremez, arzu ve emellerine ulaşamaz. Boşanmanın nedenleri çok ve çeşitlidir; bunlar arasında işsizlik, iş fırsatlarının olmaması, internetin yanı sıra sosyal medya, uyuşturucu ve diğer yasaklanmış şeyler de vardır.

Çözümlerle ilgili olarak Zamili, eşlerin haklarını ve görevlerini bilmeleri, ilişki ve evliliğin değerini, aile kurma ve çocuk sahibi olmanın sorumluluklarını anlamaları için sosyal, dini ve kültürel farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.

Eşlere olumlu bir şekilde aile müdahalesinin gerekliliğini vurgulayan Zamili, "En büyük sorumluluk ise devlette. Bu sorumluluk gençlere iş fırsatları sağlamanın yanı sıra sivil toplumun, dini ve devlet kurumlarının bilinçlendirme rollerini harekete geçirmekte kendini gösterir" diye konuştu.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.