Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
TT

Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)

Manaf Saad*

Şam rejiminin kontrolü altındaki bölgelerde bulunan ana yollardaki askeri ve güvenlik bariyerlerini kaldırma’ kararı, bunun nedenleri hakkında birçok soruya neden oldu. Kararın amacı, ülkenin güneyindeki Suveyda vilayetinde yeniden başlayan protestoların ardından gerilimi azaltmak ve kamuoyunu sakinleştirmek mi?

Kontrol noktalarının kaldırılması ile Arap dünyasının Suriye ile normalleşme girişimi arasında ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre bir bağlantı var mı?

Yoksa bu kontrol noktalarının kaldırılması, özellikle tümenin vilayetleri birbirine bağlayan tüm ana yollarda kontrol noktaları olması nedeniyle Beşşar Esed ile Suriye Ordusu Dördüncü Tümen Komutanı kardeşi Mahir Esed arasındaki anlaşmazlıklardan mı kaynaklanıyor?

Bu bariyerlerin geçmişi esas olarak 2011 yılında güneydeki Dera’dan başlayıp giderek illerin çoğunluğuna yayılan hükümete karşı protestoların patlak vermesine kadar uzanıyor. Protestoların hızla yayılması, artan katılımcı sayısı ve muhalif silahlı grupların oluşumunun hızı iktidarı endişelendirerek, vilayetleri, illeri, kasabaları, köyleri birbirinden izole etmeye, onları birbirine bağlayan yollara askeri ve güvenlik bariyerleri dikerek onları ayırmaya neden oldu. Aynı şekilde protestoların yayılmasını sınırlamak ve katılımcılar ile muhalif silahlı örgütlerin milisleri arasındaki iletişimi kesmek amacıyla her vilayet, şehir, kasaba ve köy, bariyerlerle ayrılmış güvenlik bölgelerine bölündü. Bu kontrol noktalarının unsurları, silahlı unsurların izlenmesi ve alanlar arasındaki hareketlerinin engellenmesinin yanı sıra, protestocuların bölgelerine bitişik alanlara ulaşmasını ve vatandaşların bir bölgeden diğerine geçmesini engelledi.

Başkent kapalı

Esed rejimi ayrıca, başkent Şam’ın tüm girişlerinde kontrol noktaları inşa ederek sıkı bir şekilde izolasyon kararı aldı. Bu durum, protestoların çoğu şehir, kasaba ve köye yayıldığı ve özellikle Şam’daki Doğu ve Batı Guta bölgelerinde silahlı grupların sayısının hızla arttığı Şam kırsalı vilayetinden tamamen izole edilmeyi amaçlıyor.

Başkentin güney girişine, Şam- Amman karayolunun kuzey tarafından büyük bir kontrol noktası yerleştirilirken, kontrol noktasına ise karşısında bulunan Town Center alışveriş merkezinden dolayı Town Center Kontrol Noktası adı verildi. Buraya, Askeri İstihbarat Dairesi’nin 227. Şubesi ve Genel İstihbarat Dairesi’nin 251. Şubesi’nden 135’ten fazla güvenlik personeli konuşlandırıldı. Aynı şekilde Şam - Suveyda karayolu üzerinde, Şam’ın güneydoğu girişinde Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Filistin Şubesi’ne bağlı unsurların konuşlandığı ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin şubelerinden biri olan Necha kontrol noktası bulunuyor.

Başkentin güneybatı girişinde, Şam’ın yaklaşık 10 kilometre doğusundaki Sumeriyye bölgesindeki Kuneytra - Şam karayolu üzerinde de büyük bir kontrol noktası inşa edildi. Burası, araçların girebileceği dört şerit içerirken, burada konuşlandırılan unsurlar ise yaklaşık 110 unsurdan oluşan Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin 215. Şubesi’ne bağlı. Aynı şekilde Şam - Beyrut karayolu üzerindeki Dimas bölgesinde bir kontrol noktası daha kuruldu. Bu kontrol noktası, aralarındaki en büyüğü ve Dördüncü Tümen’e ait. Buraya Dördüncü Kontrol Noktası adı verildi ve burada 50’den fazla unsur konuşlandırılmış durumda.

Şam’ın kuzey girişine gelince, Şam - Humus karayolu üzerinde ilki el-Kutayfa kasabasında olmak üzere iki kontrol noktası kuruldu ve buraya, el-Kutayfa Kontrol Noktası adı verildi. Burası, Şam’ın yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde olup Üçüncü Tümen’e bağlı. İkincisi ise bu noktaya yakın, Bağdat Köprüsü bölgesinde yer alıyor ve Dördüncü Tümen’e bağlı. Yolunun keskin virajlı olması nedeniyle de Kıvrımlı Kontrol Noktası olarak anılıyor. İşin ironik yanı ise hükümetin, Kıvrımlı Kontrol Noktası yakınlarında meydana gelen ve 32 kişinin ölümüne neden olan bir trafik kazasından birkaç gün sonra, Mart 2020’de el-Kutayfa Kontrol Noktası kaldırılmıştı.

28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)
28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)

Doğu Guta, neredeyse tamamı protestolara katılan şehirler, kasabalar ve köylerle çevrili. Burada, başta Ceyşu’l İslam örgütü olmak üzere pek çok silahlı grup ortaya çıktı. Bu bağlamda Rejim, Guta’nın kendisiyle doğrudan temas halinde olan Harasta, Arbin, Zamelka, Ayn Terma, Beyt Sahm, Yalda ve Bella gibi ilçe, kasaba ve köylerden Şam’a giden tüm yollara askeri ve güvenlik bariyerleri kurdu.

Ulaşım kesintisi

Rejim, Şam’ı kenti çevreleyen banliyölerden izole etmekle yetinmedi, başkentteki her bölge ve mahalleyi, aralarına 300’ün üzerinde bariyer kurarak diğer bölge ve mahallelerden de izole etti. Bu mahalleler ve bölgelerdeki ana yolların çoğu, büyük çimento bloklarıyla kapatılarak sakinlerin yürüyerek girip çıkması için dar açıklıklar bırakıldı. Başkentin merkezinde, bölge ve mahalleleri birbirine bağlayan ana yollara da çok sayıda devasa bariyerler kuruldu; ayrıca emniyet ve askeri teşkilatların genel merkezleri ile devlet kurumlarının etrafı büyük beton bloklarla çevrelendi. Her birine arabaların girip çıkabileceği dar bir giriş bırakılırken, bu girişlerde sıkı güvenlik önlemleri alındı.

“Bu kontrol noktalarının açıklanan görevi, arabaları aramak, sürücü ve yolcuların kimliklerini doğrulamakken, Şam halkının yaşadığı durum ise örgütün asıl görevinin mahallelerdeki protestoları durdurmak, muhalif gruplardan savaşçıların başkentin merkezine girişini engellemek, ayrıca muhalif gençleri tutuklamak olduğunu gösteriyor.”

Rejim tarafından Şam’ın merkezindeki lüks bölgeleri birbirine bağlayan ana yollara dikilmiş en önemli kontrol noktaları, güneydeki Ebu Rummaneh mahallesinin girişindeki Cumhurbaşkanlığı Köprüsü yolunun sonuna dikilen devasa kontrol noktaları olarak sayılıyor. Genel İstihbarat (Muhaberat) Teşkilatı’na bağlı Erbain Şubesi’nin üyeleri burada konuşlandırılmış durumda. Solunda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Necah el-Attar’ın ofisine dönüştürülen eski Misafirperverlik Sarayı’nın karargâhı bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı Köprüsü Kontrol Noktası olarak anılan bu bölge, üç şeride bölündü. Bunlar; birincisi sivil araçlar, ikincisi askeri araçlar ve kontrol noktasının sağında yer alan üçüncüsü ise uluslararası heyetlerin en önemli merkezi olan Four Seasons Oteli’nin doğusuna ve kuzeyde birçok büyükelçiliğin bulunduğu Ebu Rummaneh mahallesinin ana yola giden giden bir yan yoldan geçtikten sonra başka bir yola ayrılıyor. Burası, Suudi Arabistan Krallığı Büyükelçiliği de dahil olmak üzere birçok yabancı ve Arap ülkesinin büyükelçiliklerini içeriyor. Ayrıca birçok uluslararası kuruluşun genel merkezinin bulunmasının yanı sıra batıya doğru Dama Rose Oteli’ne kadar uzanıyor.

10 Temmuz 2018’de Şam’da çimento bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)
10 Temmuz 2018’de Şam’da beton bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)

Şam’ın lüks mahallelerine giden birçok yolun ayrıldığı Ebu Rummaneh mahallesinin batısında yer alan Emevi Meydanı’nda, el-Maliki Mahallesi’ne giden ve kuzeyden meydandan ayrılan ana caddenin başında Esed Milli Kütüphanesi’nin yanına bir kontrol noktası inşa edildi. Bu yol kuzeye, Cumhuriyet Sarayı’na ve Tişrin Sarayı’na gidiyor. Kontrol noktasına kütüphanenin adı verildi ve buraya biri sivil diğeri askeri olmak üzere iki şerit tahsis edildi. Ayrıca Erbain Şubesi’nden unsurlar buraya konuşlandırıldı.

Ayrıca doğudan Emevi Meydanı’na ayrılan Mehdi Bin Baraka Caddesi’nin başlangıcına da bir kontrol noktası yerleştirildi. Burası, Genelkurmay Başkanlığı, Hava Komutanlığı ve Hava İstihbarat Direktörlüğü karargahlarının yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar büyükelçilikleri de dahil olmak üzere Arap ve yabancı büyükelçiliklerin genel merkezlerini içeriyor. Beton bloklar onu sivil ve askeri olmak üzere ikiye ayırırken, burada Arbain Şubesi ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü üyeleri konuşlandırıldı.

Başkentin merkezideki kontrol noktaları arasında ayrıca, Genel İstihbarat Teşkilatı karargahının yakınındaki Kefer Susa Teşkilatı’nın ana cadde kontrol noktası, el-Muctehid bölgesinden el-Hicaz bölgesine ve en-Nasr caddesine uzanan kontrol noktası, Bab Musalla kontrol noktası, Tarihi Şam girişindeki (Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü unsurları ile Genel İstihbarat Müdürlüğü unsurlarının konuşlandığı) Bab Cabiyye kontrol noktası, el-Adavi mahallesindeki Dar eş-Şifa kontrol noktası, Genel İstihbarat Dairesi’ne bağlı İç Şube karargâhının bulunduğu el-Hatib mahallesindeki el-Hatib Caddesş kontrol noktası, şehrin doğusundaki Cobar mahallesinin bitişiğindeki Bab Touma bölgesine bağlanan Bağdat Caddesi kontrol noktası da yer alıyor.

“Bu kontrol noktalarını kontrol etmek için güvenlik birimleri arasında yoğun bir rekabet var ve hükümet yanlısı silahlı milisler de bu şubelere karşı rekabet yürütüyor. Öte yandan artık Şam’ın birçok mahallesinde, güvenlik güçlerine ve silahlı milislere ait ve bir mahallenin girişinde arka arkaya inşa edilmiş çok sayıda kontrol noktası görülebiliyor.”

Geçen Nisan ayındaki kontrol noktasını kaldırma faaliyeti, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın aynı ayın 13’ünde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde yaptığı ilk ziyaretle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu, Suriyeli bir yetkilinin 2011’den bu yana Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaret sayılıyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki konsolosluk çalışmalarının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varılmasıyla sonuçlandı ve ardından aynı ayın 15’inde Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) dışişleri bakanları Mısır, Ürdün ve Irak ile Cidde’de bir toplantı gerçekleştirdi. Konuyla ilgili aktarılan haberlere göre Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan’ın 18 Nisan’da Şam’ı ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Esed ile protestoların ve 2011 yılındaki Suriye krizinin başlangıcından bu yana gerçekleşen en yüksek profilli Suudi ziyareti öncesinde Suriye dosyasına ilişkin ayrıntılı bir görüşme yapıldı.

Arap ülkelerinin Şam ile ilişkilerini yeniden tesis etme ve Suriye’yi Arap Birliği’ne döndürme yönündeki adımlar hızlanıyor gibi görünüyor. Öyle ki geçen Mart ayının sonunda Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, Ürdün’ün Suriye’deki krize ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre siyasi çözüm bulma yönünde bir girişimde bulunduğunu açıkladı. Mayıs ayı başında Ürdün’ün başkenti de yukarıda bahsi geçen Cidde toplantısının devamı olarak Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Mısır dışişleri bakanlarının Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile katıldığı bir toplantıya sahne oldu. Beşli toplantıya ilişkin yapılan açıklamada, Şam’ın itiraz ettiği pek çok unsur ve madde yer alıyor. Bunların başında ise ‘adıma karşılık adım’ yaklaşımına verilen destek yer alıyor. Bakanlar ayrıca, üzerinde mutabakata varılan bir takvime göre ve tüm ülkelerle entegre olacak şekilde, bakanlar toplantısının sonuçlarının uygulanmasını takip etmek için Suriye, Ürdün ve Irak’ı içeren uzman düzeyinde bir teknik ekip oluşturulması için de mutabakata vardı. Mültecilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmelerinin en önemli öncelik olduğunu vurgulayan bakanlar, kaçırılanların ve tutukluların takası çabaları için iş birliğinin güçlendirilmesi ve Suriye ile komşu ülkeler ve Suriye sınırındaki uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarından etkilenen ülkeler ile komşu ülkeler arasındaki iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti.  

Beşli toplantıyı takiben Arap Birliği, 7 Mayıs’ta bir açıklama yaptı. Açıklamada, Arap dışişleri bakanlarının Kahire’de yaptıkları acil toplantıda, 11 yıllık aradan sonra Suriye’nin Arap Birliği’ne geri döndürülmesi konusunda mutabakata vardıkları açıklandı.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Esed, geçen yıl 19 Mayıs’ta Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde düzenlenen 32. Arap Birliği Zirvesi’ne katılmaya davet edildi.

Dikkat çekici gelişme

Kontrol noktalarının kaldırılması konusunda en dikkat çekici gelişme, 30 Ağustos’ta Suriye hükümetinin Suriye genelinde ana yollardaki tüm kontrol noktalarının kaldırılması yönünde karar aldığı haberini sızdırmasıyla yaşandı. Şam’dan haber aktaran muhalif web sitesi Savtu’l Âsime (Başkentin Sesi) ise özel kaynaklardan aktardığı haberinde, “Tümgeneral Ali Memluk başkanlığındaki Milli Güvenlik Ofisi, Suriye vilayetlerindeki güvenlik komiteleri tarafından sunulan ve Suriye vilayetleri ile şehirler arasındaki ana yollardaki tüm askeri ve güvenlikle ilgili olmayan kontrol noktalarının kaldırılması gerektiğini öngören raporları inceledikten sonra bu kararı yayınladı” açıklamasında bulundu.

Bu kaynaklara göre karar, askeri temas hatlarının yakınında bulunan kontrol noktalarını ve Lazkiye, Halep, İdlib, Deyr-i Zor kırsalı ve güvenlik açısından sıcak bölgeler olarak sınıflandırılan diğer bölgeler gibi hükümet kontrolü dışındaki alanlarla olan geçişleri kapsamıyor.

Aynı kaynaklar, kararın ayrıca kışla ve askeri alanların yakınında bir kontrol noktasına ihtiyaç duyulması durumunda kontrol noktasının Savunma Bakanlığı’na bağlı olması şartıyla çevresini de kapsam dışı bıraktığını belirtti.

Özel kaynaklara göre kararda, güvenlik makamlarının belirleyeceği süre içerisinde askeri bir kuruluşa değil güvenlik şubesine bağlı bir kontrol noktasının inşası gibi, gerektiğinde ana yollarda ve Suriye şehirleri girişlerinde kontrol noktaları kurulmasına ilişkin prosedürler belirtildi. Aynı vilayette güvenlik komisyonunun belirleyeceği süre içerisinde kontrol noktası, belirlenen süre sonunda İçişleri Bakanlığı’na devredilecek.

Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)
Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)

Özel kaynaklar, kararın Dördüncü Tümen’e, güvenlik servisleriyle paylaşılan kontrol noktaları da dahil olmak üzere ana yollardaki tüm eski kontrol noktalarını kaldırma ve bunları kanun uyarınca bir güvenlik şubesine devretme yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekti.

Kaynaklara göre kararda, vilayet ve ana yolların önemine göre şehirlerin dışında bulunan askeri kontrol noktalarının birkaç aşamada kaldırılması kararının geçtiğimiz Eylül ayının başından itibaren uygulamaya başlanması gerekiyordu.

Ancak kararın ardından Majalla, Dördüncü Tümen kontrol noktasının, Şam’ın güneyindeki Yermuk Kampı girişinde ve Şam Uluslararası Havaalanı’na giden yol üzerindeki Şii es-Seyyide Zeyneb bölgesinin girişinde bulunan kontrol noktasının yan tarafında kaldığını gözlemledi.

“Hükümet ile muhalif bölgeler arasındaki temas hattı yakınında yer alan kontrol noktalarının sorumluları, uzun süredir muhaliflere çeşitli gıda, duman, deterjan, mazot, benzin ve hatta mühimmat kaçakçılığı yaparak geçimlerini sağlamak ve servet biriktirmekle suçlanıyor.”

Şarku’l Avsat’ın Londra merkezli Al Majalla dergisinden aktardığı analiz habere göre kamyon şoförlerinin dergiye belirttiğine göre devlet kontrolü altındaki bölgelerde vilayetleri birbirine bağlayan tüm yollara Dördüncü Tümen kontrol noktaları yayılıyor. Ancak basında çıkan haberler, son birkaç günde, Suriye’nin bazı vilayetlerini birbirine bağlayan ana yollarda bulunan Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırıldığı belirtildi.

Şam’daki bir dizi siyasi analist, Suriye’nin başkentinin merkezindeki ve Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan engellerin kaldırılması konusunun, adıma karşılık adım ilkesi doğrultusunda Şam ile Arap ülkeleri arasındaki müzakerelerin şartları arasında yer alacağını belirtti.

Analistlerden biri Majalla’ya verdiği röportajda, “Arap ülkeleri, Suriye halkının güvenlik ve istikrardan yararlanmasını ve dibe vuran yaşam koşullarının iyileştirilmesini istiyor. Ancak Suriye hükümeti, Arap ülkeleri onlarla ilişkilerini normalleştirmeyi tamamlayana ve yıkılan bölgeleri yeniden inşa etme isteklerini gösterene kadar vatandaşları rehin almış durumda” diyerek, sözlerinin devamında ise “Engeller kaldırılmışsa yeniden inşa süreci başlıyor demektir” şeklinde konuştu.

Bir başka analist de Majalla’ya “Şam rejiminin Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan kontrol noktalarını kaldırma yönündeki son kararı, Dördüncü Tümen’in kontrol noktalarının hakimiyetinden ve mallara telif ücreti uygulanmasından şikâyet eden tüccarlara yanıt olarak alındı. Bu durum, özellikle yerel tarım ve sanayi ürünlerinde fiyatların artmasına katkıda bulundu” dedi.

Aynı şekilde bu kararı amacının, ülkenin güneyindeki Süveyde vilayetinde hükümete karşı protestolara yol açan son çılgın fiyat artışları dalgasının bir sonucu olarak halkın öfkesini hafifletmek olduğu iddialarını da yalanladı. Analist, “Hükümet, birkaç gün önce akaryakıt fiyatlarını daha da artırma kararının da gösterdiği gibi, bu protestoları görmezden geliyor” dedi.

Dördüncü Tümen

Washington merkezli Middle East Enstitüsü, 24 Eylül 2021’de yayınlanan ‘Dördüncü Tümen: Suriye’deki Paralel Ordu’ başlıklı raporunda, “40 yılın ardından Suriye’de cumhurbaşkanı ile kardeşi arasındaki askeri yönetim ikiliği yeniden canlanıyor. Seksenli yılların başında Cumhurbaşkanı Hafız Esed’in kardeşi Rıfat Esed, Savunma Tugayları'nın komutanı, Suriye'nin askeri ve güvenlik düzeyinde, hatta sivil düzeyde güçlü adamıydı. Hafız Esed, o dönemde yokluktan şikayetçiydi. Bugün Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in, ‘İran’ın sınırsız desteği ve tüm Suriye topraklarında kendisine tanınan yetkiler nedeniyle’ askeri açıdan Suriye’de bir numara haline gelen Dördüncü Tümen’in kontrolünü ele geçirmesiyle, aynı sahne tekrarlanıyor” ifadelerine yer verdi.

Raporda, “Rıfat Esed ve kardeşi Hafız arasında, Rıfat liderliğindeki hükümete yönelik darbe girişiminin ardından anlaşmazlıkların ortaya çıktığı 1984 yılı ile 2021 yılı arasındaki fark, Mahir liderliğindeki Dördüncü Tümen ile kardeşi Beşşar’ın kontrol ettiği Cumhuriyet Muhafızları arasındaki rekabete rağmen Mahir Esed ile Beşşar arasındaki uyum ve paralel yolun bugüne kadar bozulmamış olmasıdır” denildi.

Rapora göre Dördüncü Tümen’in ve daha önce Savunma Tugayları’nın görevi, başkent Şam’ın güvenliğini sağlamak ve rejimi her türlü acı verici saldırıdan korumaktı. Bu iki kuvvet (Dördüncü Tümen ve Savunma Tugayları), Suriye rejimini özellikle içeriden koruyan ana güçlerdi. Ancak aynı rapora göre savaş sırasında Dördüncü Tümen, iyi silah donanımı ve muazzam yetenekleri sayesinde sadece başkent Şam ve çevresine değil, tüm Suriye topraklarına yayılmış bir orduya dönüştü.

Al Majalla’ya konuşan bir analist, Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırılması kararının, Devlet Başkanı Beşşar Esed ile kardeşi Mahir arasında anlaşmazlığa yol açacağı iddiasını yalanladı. Analist, “Kontrol noktalarının kaldırılması kararı, iki adam arasında alındı. Başlangıçta kontrol noktaları, Suriye hükümetinin ek mali kaynak elde etmesi için oluşturulmuştu” dedi. Analist ayrıca, hükümetin bu noktalardan elde edilen kaynakların ilgili ülkeler tarafından harcanması sonrasında yeniden inşa fonları yoluyla bunları telafi etmeye bel bağlamış olabileceğini vurguladı.

* Bu analiz haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
TT

Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)

Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.

Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.

Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.


Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyor

Fotoğraf: Al Majalla/AFP
Fotoğraf: Al Majalla/AFP
TT

Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyor

Fotoğraf: Al Majalla/AFP
Fotoğraf: Al Majalla/AFP

Subhi Franjieh

Suriye-Lübnan sınırı, Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihindeki çöküşünün ardından eşi ve benzeri görülmemiş bir gerilime sahne oldu. Suriye hükümeti, Lübnan’daki Hizbullah'ın gerçekleştirdiği kaçakçılık faaliyetlerine karşı koymak amacıyla sınıra yoğun takviye güçler sevk ederken Hizbullah da Şam'ın Lübnan topraklarına olası askeri müdahalesini engelleme gerekçesiyle yüzlerce üyesini sınır bölgelerine konuşlandırıyor. Tüm bunlar, Hizbullah'ın sınırın her iki yakasından silah ve savaşçı transfer etme girişimlerini sürdürdüğü bir ortamda yaşanıyor. Al Majalla’nın çeşitli saha kaynaklarından edindiği bilgilere göre Hizbullah’a bağlı hücreler, Esed dönemi Hizbullah saflarında ve İran destekli milislerde görev yapmış Suriyeli savaşçıları yeniden bünyelerine katmak için aktif bir şekilde faaliyet yürütüyor.

Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almak ve Hizbullah'ın silah sevkiyatı ile milislerin geçişini sağlamak amacıyla sınırı kullanmasının önüne geçmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Suriye hükümeti sınır güvenliğini büyük ölçüde sağlamış olsa da Al Majalla'ya konuşan kaynaklara göre kaçakçılık faaliyetlerinin tümüyle önüne geçilemiyor. Aynı kaynaklar, Suriye hükümetinin aldığı tüm tedbirlere karşın son iki hafta içinde Suriye'den Lübnan'a yönelik birçok kaçakçılık operasyonunun başarıyla gerçekleştirildiğini belirtiyor. Kaynaklara göre sınırın tamamen kontrol altına alınması mümkün değil. Bunu zorlaştıran etkenler arasında lojistik güçlükler, sınırın her iki yakasındaki toprakların ve ailelerin iç içe geçmiş yapısı ve Esed rejimi ile Hizbullah'ın uzun yıllar boyunca inşa ettiği karmaşık tünel ağı sayılabilir.

Tehdidin yalnızca Suriye-Lübnan sınırıyla sınırlı olmadığını, Suriye şehirlerinin içlerine kadar uzandığını değerlendiren hükümet, Şam ve çevresi, Humus, Deyrezzor, Dera, Tartus, Zebedani, Kusayr ve diğer şehirlerdeki güvenlik önlemlerini yoğunlaştırdı. Suriye’de Hizbullah ve diğer İran destekli milislerle bağlantısını sürdüren hücrelere karşı haftalık bazda güvenlik operasyonları ve baskınlar düzenleniyor. Suriye İçişleri Bakanlığı, 19 Nisan Pazar günü ülkedeki istikrarı ve kamu güvenliğini tehdit etmeyi hedefleyen girişimlerin engellendiğini açıkladı. Bu girişimlerin arkasında eski rejimden kişilerle Hizbullah'a bağlı hücrelerin bulunduğunu belirten bakanlık ayrıca engellenen girişimlerden birinin Kuneytra’da gerçekleştiğini, burada Hizbullah bağlantılı ve sınır dışındaki bölgeden saldırı planlamakta olan bir hücrenin tutuklandığını duyurdu. Bu açıklama, söz konusu hücrenin Suriye topraklarından İsrail'i hedef almaya çalıştığına işaret etti. İçişleri Bakanlığı'na göre ele geçirilen silahlar arasında ‘profesyonelce hazırlanmış ve bir sivil araçta gizlenmiş’ roketler ve roket fırlatma rampaları da bulunuyor.

Suriye hükümeti aynı zamanda Esed rejiminin çöküşünün ardından Suriye'den Irak'a geçen Hizbullah üyelerinin ve İran destekli milislerin Suriye'deki hücre yapılanmalarını yeniden oluşturmak amacıyla yürüttüğü adam toplama ağlarını çözmeye yönelik kapsamlı istihbarat çalışmaları da sürdürüyor. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre üye kazanma faaliyetleri, aylık 300 dolara kadar ulaşabilen maaş teklifleriyle söz konusu milislerin eski savaşçılarını hedef alıyor.

Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almanın yanı sıra Hizbullah'ın silah sevkiyatı yapmasını ve milislerin geçişini engellemeyi amaçlıyor.

Suriye hükümeti, güçlerini ve kaynaklarını seferber etti

Suriye-Lübnan sınırında Al Majalla ile görüşen Suriyeli güvenlik kaynakları, Suriye ordusunun son iki hafta içinde sınır bölgesine yüzlerce personel sevk ettiğini doğruladı. Bu takviyeye Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçler, sınır güvenliği, terörle mücadele ve kaçakçılıkla mücadele ekipleri de eşlik ederken tüm bu adımlar sınır denetimini sıkılaştırmayı ve kaçakçılık operasyonlarını engellemeyi amaçlıyor.

Kaynaklara göre bu takviyeler, Hizbullah'ın kendi adına çalışan Suriyeli unsurları sınırdan Lübnan'a geçirmeye çalıştığına dair istihbarat bilgileriyle eş zamanlı olarak hayata geçirildi. Öte yandan Hizbullah, Suriye'de bıraktığı ve henüz Suriye hükümetinin eline geçmemiş silahları Lübnan topraklarına taşımaya çalışıyor. Bu amaçla yıllardır güvendiği kaçakçılara başvuran Hizbullah, Suriyeli ve Lübnanlı ailelerin iç içe geçtiği ve Hizbullah'a hizmet ettiği bazı sınır noktalarını da kullanıyor.

fdgbhyj
Şam yakınlarındaki bir tünelin girişini açan Suriyeli bir asker (AFP)

Al Majalla'ya konuşan Suriyeli bir güvenlik yetkilisi, Suriye hükümetinin Suriye-Lübnan sınırında haftalık bazda birden fazla kaçakçılık operasyonunu engellediğini açıkladı. Sınırın tam anlamıyla kontrol altına alınmasının son derece güç bir iş olduğunu, bunun için daha büyük kuvvetlere, daha gelişmiş teçhizata ve Lübnan tarafıyla güvenli ve güvenilir iletişim kanallarına ihtiyaç duyulduğunu belirten yetkili, bazı kaçakçılık faaliyetlerinin başarıya ulaşmış olabileceğini de sözlerine ekledi. Ancak aynı yetkili, Suriye ordusu, İstihbarat Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin kaçakçılığa dair kendilerine ulaşan her bilgiyi kararlı ve anında bir tutumla değerlendirdiğinin de altını çizdi.

Al Majalla, birkaç gün önce Hizbullah'ın Suriye'de bıraktığı ve henüz müsadere edilmemiş silahlarını, geçtiğimiz haftalarda İsrail saldırılarının hedef aldığı silah depolarındaki eksiği kapatmak amacıyla Lübnan'daki kontrolündeki bölgelere kaçırmaya çalışmayı sürdürdüğünü öğrendi.

Edinilen bilgilere göre Hizbullah'ın kaçırmaya çalıştığı silahlar arasında roketler, makineli tüfekler ve mayınlar yer alıyor. Öte yandan Hizbullah’ın hafif ve bireysel silahları kaçırmak gibi bir girişimi söz konusu değil. Çünkü bu tür silahların kaçırılmasının getireceği risk, sağlayacağı faydanın çok daha üzerinde olarak değerlendiriliyor.

Şam hükümeti, her hafta Suriye-Lübnan sınırındaki birçok kaçakçılık girişimini engelliyor.

Suriye hükümeti, sadece kaçakçılıkla mücadele ve hücrelere baskın düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda yakın vadede Suriye içinde ya da Suriye topraklarından İsrail'e yönelik eylem gerçekleştirebilecek hücrelerin bir an önce tespit edilip tutuklanması amacıyla sorgu operasyonlarını yoğunlaştırıyor ve istihbarat bilgileri topluyor. Edinilen bilgilere göre geçtiğimiz mart ayı sonlarında Deyrizor'da tutuklanan Hizbullah hücresiyle yürütülen soruşturmalar, akabinde farklı Suriye bölgelerine yayılmış ve birbirleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen dörtten fazla hücrenin daha çökertilmesini sağladı. Söz konusu hücrelerin tamamının Hizbullah adına faaliyet yürüttüğü belirlendi.

Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından 18 Nisan Cumartesi günü yapılan açıklamada güvenlik birimlerinin ‘birleşik bir güvenlik operasyonu’ gerçekleştirerek ‘birçok köy ve kasabada’ faaliyet yürüten bir ‘terör hücresini’ çökerttiklerini duyurdu. Bakanlık, söz konusu hücrenin ‘araçlara bomba yerleştirme, patlayıcı düzenek hazırlama ve mayın döşeme’ eylemlerine karıştığını belirtti. Suriye İçişleri Bakanlığı soruşturmalarına göre hücre üyeleri, yurt dışında uzman eğiticiler tarafından patlayıcı yerleştirme ve imalatı konularında özel eğitim almıştı.

Hizbullah sınır yakınlarında varlığını yoğunlaştırırken Suriyelileri kendi saflarına katıyor

Şarku'l Avsat Al Majalla'dan aktardığı analize göre Hizbullah liderlerinin rejimin çöküşünün ardından örgütün Suriye’nin iç işlerine karışmayacağını defalarca kez dile getirmesine karşın sahadaki faaliyetleri bu açıklamaların tersini yansıtıyor. Suriye hükümeti, Suriye'nin iç bölgelerinde ve sınırlarında Hizbullah bağlantılı hücrelerin tutuklandığını sürekli olarak kamuoyuyla paylaşıyor. Bunun yanı sıra eski rejimin çöküşünden önce İran destekli milislerin saflarında yer alan bazı kişilerin, Suriye'deki İran destekli milisler ve Hizbullah'a bağlı grupların eski liderleri tarafından arandığı da biliniyor. Al Majalla'nın iki ayrı kaynaktan edindiği bilgilere göre bu temas girişimleri, söz konusu kişileri yeniden saflarına kazanmaya yönelik bir çabadan ibaret.

dfvbgtrhyj
Suriye-Lübnan sınırında devriye gezen Suriyeli askerler (AFP)

Hizbullah'ın son iki hafta içinde yüzlerce üyesini Şam kırsalı ve Humus'a karşı cephede yer alan Suriye sınır bölgelerine sevk etmesinin ardından Suriye ordusunun Lübnan topraklarına girerek örgütün silahlarını ele geçirebileceğine dair haberleri ciddiye aldığı anlaşılıyor. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre bölgeye gönderilen üyeler arasında eski rejim saflarında ve Hizbullah ile İran bağlantılı milislere katılan ve Beşşar Esed'in 2024 yılının aralık ayında ülkeden kaçmasının ve rejimin çökmesinin ardından Suriye'den firar eden Suriyeliler de bulunuyor. Bu kişilerin Suriye-Lübnan sınırına yakın bölgelerdeki varlıkları, Suriye hükümetinin Lübnan topraklarında herhangi bir askeri operasyon başlatmaya karar vermesi ihtimaline karşı ‘önleyici bir tedbir almayı’ ve ‘karşılık vermeye hazır olmayı’ amaçlıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 13 Nisan'da yayımlanan görüntülü konuşmasında şunları söyledi:

“İsrail'in Lübnan'a saldırı halinde olduğu bir dönemde, Suriye ordusunun ya da Suriye'den birinin Lübnan'ın sorununa müdahil olması için sorun çıkarmak amacıyla zehir saçanlar büyük bir suç işliyor. Suriye liderliğinin ve Suriye halkının, ABD, İsrail ve bu ülkelerin Suriye ile Lübnan arasında sorun çıkarmak istediğinin farkında olduğuna inanıyorum."

Hizbullah'ın Suriye ile bir sorunu olmadığını ve tek düşmanlarının ‘ABD himayesi altındaki İsrail’ olduğunu vurgulayan Kasım, kendi saflarındaki savaşçıları İsrail sınırı yakınlarındaki Suriye bölgelerine sevk etmesinin olağan bir durum olup olmadığına ve bunun Hizbullah'ı doğrudan karşısına almaya yönelik bir kışkırtma olmayıp Suriye hükümetinin kendi güvenliğini koruma çabası çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ise değinmedi.

Suriye hükümeti şimdiye kadar Hizbullah ile herhangi bir doğrudan çatışmaya girmekten kaçınarak daha çok sınırlarını koruma ve Suriye'yi İsrail ile savaşa sürüklemeye çalışan Hizbullah hücrelerini çökertmeye yöneldi. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre Suriye hükümeti, çeşitli Lübnanlı liderlerle yaptığı görüşmelerde Hizbullah ile doğrudan bir çatışma istemediğini ve Suriye'nin Lübnan'a müdahalesinin Şam'ın gündeminde yer almadığını defalarca kez teyit etti. Aynı zamanda, Lübnan hükümetinin Suriye ile olan sınırını güvence altına almak ve Hizbullah'ın gündemini hayata geçirmesinin ve saldırılarını Suriye sınırından yürütmesinin önüne geçmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermesi gerektiğini de vurguladı. Lübnan ordusu ve hükümetine sınır güvenliğinin sağlanması konusunda her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu da bildiren Şam, sınırlarını ve güvenliğini korumak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını da teyit etti. Öte yandan birçok analiste göre Lübnan ordusu şu an sınırı kontrol altına alabilecek kapasiteden yoksun. Bunun başlıca nedeni, Lübnan hükümeti ve ordusunun İsrail ile olası bir anlaşmanın hayata geçirilmesi ve Güney Lübnan'da güvenliğin tesisi için tüm güçlerini seferber etmiş olması. Bunun yanında Hizbullah, Şam ve Humus’a karşı cephede yer alan sınır bölgelerinde tam kontrol sağlıyor. Lübnan ordusunun bu bölgelerdeki kontrolü ele geçirebilmesi ise büyük zaman, çaba ve kaynak gerektiriyor. Analistlere göre silahların yalnızca Lübnan devletinin elinde toplanması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması, bölgedeki pek çok düğümün çözülmesinde vazgeçilmez bir anahtar olmaya devam ediyor.


Haseke'deki düzenlemelerin tamamlanamaması en büyük engel

Cumhurbaşkanı Ahmed Al Şara'nın Temmuz 2025'te Halk Meclisi seçimleri Yüksek Komitesi üyeleriyle yaptığı görüşme (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Ahmed Al Şara'nın Temmuz 2025'te Halk Meclisi seçimleri Yüksek Komitesi üyeleriyle yaptığı görüşme (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Haseke'deki düzenlemelerin tamamlanamaması en büyük engel

Cumhurbaşkanı Ahmed Al Şara'nın Temmuz 2025'te Halk Meclisi seçimleri Yüksek Komitesi üyeleriyle yaptığı görüşme (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Ahmed Al Şara'nın Temmuz 2025'te Halk Meclisi seçimleri Yüksek Komitesi üyeleriyle yaptığı görüşme (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye’de, parlamentonun (Halk Meclisi) oturumlarının ne zaman başlayacağına ilişkin tartışmalar sürüyor. Özellikle kuzeydoğudaki Haseke ilinde hazırlıkların henüz tamamlanmamış olması, sürecin önündeki en önemli engel olarak öne çıkıyor. Bu tartışmalar, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed al-Şara’nın birkaç gün önce Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı ve Halk Meclisi’nin ilk oturumlarının nisan ayı sonunda başlayacağını belirttiği açıklamanın ardından gündeme geldi.

Araştırmacı Samir el-Ahmed, Haseke’deki kültürel ve siyasi çeşitliliğin, geciken seçimlere özel bir hassasiyet kazandırdığını ifade etti. El-Ahmed, bu durumun 29 Ocak’ta Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan mutabakatlarla bağlantılı olduğunu belirterek, “Birkaç gün önce Kamışlı’da idari binalar ve adliye sarayının devrinin reddedilmesinde olduğu gibi aksaklıklar yaşanabilir. Bunlar dikkate alınmalı ve yeterli zaman tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar ise Suriye yönetiminin açıklanan tarihe bağlı kalacağı ve daha uzun bir uzatma taleplerini kabul edeceği" ihtimalini dışladılar. Kaynaklar, Halk Meclisi’nin açılışının muhtemelen mayıs ayının ilk haftasının sonunda gerçekleşeceğini öngördüler.

Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin, Haseke seçimlerinin onaylanmasının ardından meclis sandalyelerinin üçte birini oluşturacak temsilcilerinin isimlerini açıklaması bekleniyor. Böylece meclisin toplantı yeter sayısı tamamlanarak ilk parlamento oturumları için hazır hale gelmesi bekleniyor.