Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
TT

Suriye: Kontrol noktalarının kaldırılması manevra mı ‘adıma karşılık adım’ mı?

Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)
Şam Seba Bahrat (Yedi Çeşme) Meydanı (AFP)

Manaf Saad*

Şam rejiminin kontrolü altındaki bölgelerde bulunan ana yollardaki askeri ve güvenlik bariyerlerini kaldırma’ kararı, bunun nedenleri hakkında birçok soruya neden oldu. Kararın amacı, ülkenin güneyindeki Suveyda vilayetinde yeniden başlayan protestoların ardından gerilimi azaltmak ve kamuoyunu sakinleştirmek mi?

Kontrol noktalarının kaldırılması ile Arap dünyasının Suriye ile normalleşme girişimi arasında ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre bir bağlantı var mı?

Yoksa bu kontrol noktalarının kaldırılması, özellikle tümenin vilayetleri birbirine bağlayan tüm ana yollarda kontrol noktaları olması nedeniyle Beşşar Esed ile Suriye Ordusu Dördüncü Tümen Komutanı kardeşi Mahir Esed arasındaki anlaşmazlıklardan mı kaynaklanıyor?

Bu bariyerlerin geçmişi esas olarak 2011 yılında güneydeki Dera’dan başlayıp giderek illerin çoğunluğuna yayılan hükümete karşı protestoların patlak vermesine kadar uzanıyor. Protestoların hızla yayılması, artan katılımcı sayısı ve muhalif silahlı grupların oluşumunun hızı iktidarı endişelendirerek, vilayetleri, illeri, kasabaları, köyleri birbirinden izole etmeye, onları birbirine bağlayan yollara askeri ve güvenlik bariyerleri dikerek onları ayırmaya neden oldu. Aynı şekilde protestoların yayılmasını sınırlamak ve katılımcılar ile muhalif silahlı örgütlerin milisleri arasındaki iletişimi kesmek amacıyla her vilayet, şehir, kasaba ve köy, bariyerlerle ayrılmış güvenlik bölgelerine bölündü. Bu kontrol noktalarının unsurları, silahlı unsurların izlenmesi ve alanlar arasındaki hareketlerinin engellenmesinin yanı sıra, protestocuların bölgelerine bitişik alanlara ulaşmasını ve vatandaşların bir bölgeden diğerine geçmesini engelledi.

Başkent kapalı

Esed rejimi ayrıca, başkent Şam’ın tüm girişlerinde kontrol noktaları inşa ederek sıkı bir şekilde izolasyon kararı aldı. Bu durum, protestoların çoğu şehir, kasaba ve köye yayıldığı ve özellikle Şam’daki Doğu ve Batı Guta bölgelerinde silahlı grupların sayısının hızla arttığı Şam kırsalı vilayetinden tamamen izole edilmeyi amaçlıyor.

Başkentin güney girişine, Şam- Amman karayolunun kuzey tarafından büyük bir kontrol noktası yerleştirilirken, kontrol noktasına ise karşısında bulunan Town Center alışveriş merkezinden dolayı Town Center Kontrol Noktası adı verildi. Buraya, Askeri İstihbarat Dairesi’nin 227. Şubesi ve Genel İstihbarat Dairesi’nin 251. Şubesi’nden 135’ten fazla güvenlik personeli konuşlandırıldı. Aynı şekilde Şam - Suveyda karayolu üzerinde, Şam’ın güneydoğu girişinde Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Filistin Şubesi’ne bağlı unsurların konuşlandığı ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin şubelerinden biri olan Necha kontrol noktası bulunuyor.

Başkentin güneybatı girişinde, Şam’ın yaklaşık 10 kilometre doğusundaki Sumeriyye bölgesindeki Kuneytra - Şam karayolu üzerinde de büyük bir kontrol noktası inşa edildi. Burası, araçların girebileceği dört şerit içerirken, burada konuşlandırılan unsurlar ise yaklaşık 110 unsurdan oluşan Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü ve Askeri İstihbarat Dairesi’nin 215. Şubesi’ne bağlı. Aynı şekilde Şam - Beyrut karayolu üzerindeki Dimas bölgesinde bir kontrol noktası daha kuruldu. Bu kontrol noktası, aralarındaki en büyüğü ve Dördüncü Tümen’e ait. Buraya Dördüncü Kontrol Noktası adı verildi ve burada 50’den fazla unsur konuşlandırılmış durumda.

Şam’ın kuzey girişine gelince, Şam - Humus karayolu üzerinde ilki el-Kutayfa kasabasında olmak üzere iki kontrol noktası kuruldu ve buraya, el-Kutayfa Kontrol Noktası adı verildi. Burası, Şam’ın yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde olup Üçüncü Tümen’e bağlı. İkincisi ise bu noktaya yakın, Bağdat Köprüsü bölgesinde yer alıyor ve Dördüncü Tümen’e bağlı. Yolunun keskin virajlı olması nedeniyle de Kıvrımlı Kontrol Noktası olarak anılıyor. İşin ironik yanı ise hükümetin, Kıvrımlı Kontrol Noktası yakınlarında meydana gelen ve 32 kişinin ölümüne neden olan bir trafik kazasından birkaç gün sonra, Mart 2020’de el-Kutayfa Kontrol Noktası kaldırılmıştı.

28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)
28 Şubat 2018’de e-Vafidin Kontrol Noktası’ndaki Suriyeli askerler (AFP)

Doğu Guta, neredeyse tamamı protestolara katılan şehirler, kasabalar ve köylerle çevrili. Burada, başta Ceyşu’l İslam örgütü olmak üzere pek çok silahlı grup ortaya çıktı. Bu bağlamda Rejim, Guta’nın kendisiyle doğrudan temas halinde olan Harasta, Arbin, Zamelka, Ayn Terma, Beyt Sahm, Yalda ve Bella gibi ilçe, kasaba ve köylerden Şam’a giden tüm yollara askeri ve güvenlik bariyerleri kurdu.

Ulaşım kesintisi

Rejim, Şam’ı kenti çevreleyen banliyölerden izole etmekle yetinmedi, başkentteki her bölge ve mahalleyi, aralarına 300’ün üzerinde bariyer kurarak diğer bölge ve mahallelerden de izole etti. Bu mahalleler ve bölgelerdeki ana yolların çoğu, büyük çimento bloklarıyla kapatılarak sakinlerin yürüyerek girip çıkması için dar açıklıklar bırakıldı. Başkentin merkezinde, bölge ve mahalleleri birbirine bağlayan ana yollara da çok sayıda devasa bariyerler kuruldu; ayrıca emniyet ve askeri teşkilatların genel merkezleri ile devlet kurumlarının etrafı büyük beton bloklarla çevrelendi. Her birine arabaların girip çıkabileceği dar bir giriş bırakılırken, bu girişlerde sıkı güvenlik önlemleri alındı.

“Bu kontrol noktalarının açıklanan görevi, arabaları aramak, sürücü ve yolcuların kimliklerini doğrulamakken, Şam halkının yaşadığı durum ise örgütün asıl görevinin mahallelerdeki protestoları durdurmak, muhalif gruplardan savaşçıların başkentin merkezine girişini engellemek, ayrıca muhalif gençleri tutuklamak olduğunu gösteriyor.”

Rejim tarafından Şam’ın merkezindeki lüks bölgeleri birbirine bağlayan ana yollara dikilmiş en önemli kontrol noktaları, güneydeki Ebu Rummaneh mahallesinin girişindeki Cumhurbaşkanlığı Köprüsü yolunun sonuna dikilen devasa kontrol noktaları olarak sayılıyor. Genel İstihbarat (Muhaberat) Teşkilatı’na bağlı Erbain Şubesi’nin üyeleri burada konuşlandırılmış durumda. Solunda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Necah el-Attar’ın ofisine dönüştürülen eski Misafirperverlik Sarayı’nın karargâhı bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı Köprüsü Kontrol Noktası olarak anılan bu bölge, üç şeride bölündü. Bunlar; birincisi sivil araçlar, ikincisi askeri araçlar ve kontrol noktasının sağında yer alan üçüncüsü ise uluslararası heyetlerin en önemli merkezi olan Four Seasons Oteli’nin doğusuna ve kuzeyde birçok büyükelçiliğin bulunduğu Ebu Rummaneh mahallesinin ana yola giden giden bir yan yoldan geçtikten sonra başka bir yola ayrılıyor. Burası, Suudi Arabistan Krallığı Büyükelçiliği de dahil olmak üzere birçok yabancı ve Arap ülkesinin büyükelçiliklerini içeriyor. Ayrıca birçok uluslararası kuruluşun genel merkezinin bulunmasının yanı sıra batıya doğru Dama Rose Oteli’ne kadar uzanıyor.

10 Temmuz 2018’de Şam’da çimento bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)
10 Temmuz 2018’de Şam’da beton bloklarının yakınında bulunan bir kadın (AFP)

Şam’ın lüks mahallelerine giden birçok yolun ayrıldığı Ebu Rummaneh mahallesinin batısında yer alan Emevi Meydanı’nda, el-Maliki Mahallesi’ne giden ve kuzeyden meydandan ayrılan ana caddenin başında Esed Milli Kütüphanesi’nin yanına bir kontrol noktası inşa edildi. Bu yol kuzeye, Cumhuriyet Sarayı’na ve Tişrin Sarayı’na gidiyor. Kontrol noktasına kütüphanenin adı verildi ve buraya biri sivil diğeri askeri olmak üzere iki şerit tahsis edildi. Ayrıca Erbain Şubesi’nden unsurlar buraya konuşlandırıldı.

Ayrıca doğudan Emevi Meydanı’na ayrılan Mehdi Bin Baraka Caddesi’nin başlangıcına da bir kontrol noktası yerleştirildi. Burası, Genelkurmay Başkanlığı, Hava Komutanlığı ve Hava İstihbarat Direktörlüğü karargahlarının yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar büyükelçilikleri de dahil olmak üzere Arap ve yabancı büyükelçiliklerin genel merkezlerini içeriyor. Beton bloklar onu sivil ve askeri olmak üzere ikiye ayırırken, burada Arbain Şubesi ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü üyeleri konuşlandırıldı.

Başkentin merkezideki kontrol noktaları arasında ayrıca, Genel İstihbarat Teşkilatı karargahının yakınındaki Kefer Susa Teşkilatı’nın ana cadde kontrol noktası, el-Muctehid bölgesinden el-Hicaz bölgesine ve en-Nasr caddesine uzanan kontrol noktası, Bab Musalla kontrol noktası, Tarihi Şam girişindeki (Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü unsurları ile Genel İstihbarat Müdürlüğü unsurlarının konuşlandığı) Bab Cabiyye kontrol noktası, el-Adavi mahallesindeki Dar eş-Şifa kontrol noktası, Genel İstihbarat Dairesi’ne bağlı İç Şube karargâhının bulunduğu el-Hatib mahallesindeki el-Hatib Caddesş kontrol noktası, şehrin doğusundaki Cobar mahallesinin bitişiğindeki Bab Touma bölgesine bağlanan Bağdat Caddesi kontrol noktası da yer alıyor.

“Bu kontrol noktalarını kontrol etmek için güvenlik birimleri arasında yoğun bir rekabet var ve hükümet yanlısı silahlı milisler de bu şubelere karşı rekabet yürütüyor. Öte yandan artık Şam’ın birçok mahallesinde, güvenlik güçlerine ve silahlı milislere ait ve bir mahallenin girişinde arka arkaya inşa edilmiş çok sayıda kontrol noktası görülebiliyor.”

Geçen Nisan ayındaki kontrol noktasını kaldırma faaliyeti, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın aynı ayın 13’ünde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde yaptığı ilk ziyaretle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu, Suriyeli bir yetkilinin 2011’den bu yana Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaret sayılıyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki konsolosluk çalışmalarının yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varılmasıyla sonuçlandı ve ardından aynı ayın 15’inde Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) dışişleri bakanları Mısır, Ürdün ve Irak ile Cidde’de bir toplantı gerçekleştirdi. Konuyla ilgili aktarılan haberlere göre Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan’ın 18 Nisan’da Şam’ı ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Esed ile protestoların ve 2011 yılındaki Suriye krizinin başlangıcından bu yana gerçekleşen en yüksek profilli Suudi ziyareti öncesinde Suriye dosyasına ilişkin ayrıntılı bir görüşme yapıldı.

Arap ülkelerinin Şam ile ilişkilerini yeniden tesis etme ve Suriye’yi Arap Birliği’ne döndürme yönündeki adımlar hızlanıyor gibi görünüyor. Öyle ki geçen Mart ayının sonunda Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, Ürdün’ün Suriye’deki krize ‘adıma karşılık adım’ ilkesine göre siyasi çözüm bulma yönünde bir girişimde bulunduğunu açıkladı. Mayıs ayı başında Ürdün’ün başkenti de yukarıda bahsi geçen Cidde toplantısının devamı olarak Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Mısır dışişleri bakanlarının Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile katıldığı bir toplantıya sahne oldu. Beşli toplantıya ilişkin yapılan açıklamada, Şam’ın itiraz ettiği pek çok unsur ve madde yer alıyor. Bunların başında ise ‘adıma karşılık adım’ yaklaşımına verilen destek yer alıyor. Bakanlar ayrıca, üzerinde mutabakata varılan bir takvime göre ve tüm ülkelerle entegre olacak şekilde, bakanlar toplantısının sonuçlarının uygulanmasını takip etmek için Suriye, Ürdün ve Irak’ı içeren uzman düzeyinde bir teknik ekip oluşturulması için de mutabakata vardı. Mültecilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmelerinin en önemli öncelik olduğunu vurgulayan bakanlar, kaçırılanların ve tutukluların takası çabaları için iş birliğinin güçlendirilmesi ve Suriye ile komşu ülkeler ve Suriye sınırındaki uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarından etkilenen ülkeler ile komşu ülkeler arasındaki iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti.  

Beşli toplantıyı takiben Arap Birliği, 7 Mayıs’ta bir açıklama yaptı. Açıklamada, Arap dışişleri bakanlarının Kahire’de yaptıkları acil toplantıda, 11 yıllık aradan sonra Suriye’nin Arap Birliği’ne geri döndürülmesi konusunda mutabakata vardıkları açıklandı.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Esed, geçen yıl 19 Mayıs’ta Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde düzenlenen 32. Arap Birliği Zirvesi’ne katılmaya davet edildi.

Dikkat çekici gelişme

Kontrol noktalarının kaldırılması konusunda en dikkat çekici gelişme, 30 Ağustos’ta Suriye hükümetinin Suriye genelinde ana yollardaki tüm kontrol noktalarının kaldırılması yönünde karar aldığı haberini sızdırmasıyla yaşandı. Şam’dan haber aktaran muhalif web sitesi Savtu’l Âsime (Başkentin Sesi) ise özel kaynaklardan aktardığı haberinde, “Tümgeneral Ali Memluk başkanlığındaki Milli Güvenlik Ofisi, Suriye vilayetlerindeki güvenlik komiteleri tarafından sunulan ve Suriye vilayetleri ile şehirler arasındaki ana yollardaki tüm askeri ve güvenlikle ilgili olmayan kontrol noktalarının kaldırılması gerektiğini öngören raporları inceledikten sonra bu kararı yayınladı” açıklamasında bulundu.

Bu kaynaklara göre karar, askeri temas hatlarının yakınında bulunan kontrol noktalarını ve Lazkiye, Halep, İdlib, Deyr-i Zor kırsalı ve güvenlik açısından sıcak bölgeler olarak sınıflandırılan diğer bölgeler gibi hükümet kontrolü dışındaki alanlarla olan geçişleri kapsamıyor.

Aynı kaynaklar, kararın ayrıca kışla ve askeri alanların yakınında bir kontrol noktasına ihtiyaç duyulması durumunda kontrol noktasının Savunma Bakanlığı’na bağlı olması şartıyla çevresini de kapsam dışı bıraktığını belirtti.

Özel kaynaklara göre kararda, güvenlik makamlarının belirleyeceği süre içerisinde askeri bir kuruluşa değil güvenlik şubesine bağlı bir kontrol noktasının inşası gibi, gerektiğinde ana yollarda ve Suriye şehirleri girişlerinde kontrol noktaları kurulmasına ilişkin prosedürler belirtildi. Aynı vilayette güvenlik komisyonunun belirleyeceği süre içerisinde kontrol noktası, belirlenen süre sonunda İçişleri Bakanlığı’na devredilecek.

Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)
Suriyeli baskıncılar, Şam’ın Bağdat Caddesi’nde arabaları ve yoldan geçenleri arıyor (AFP)

Özel kaynaklar, kararın Dördüncü Tümen’e, güvenlik servisleriyle paylaşılan kontrol noktaları da dahil olmak üzere ana yollardaki tüm eski kontrol noktalarını kaldırma ve bunları kanun uyarınca bir güvenlik şubesine devretme yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekti.

Kaynaklara göre kararda, vilayet ve ana yolların önemine göre şehirlerin dışında bulunan askeri kontrol noktalarının birkaç aşamada kaldırılması kararının geçtiğimiz Eylül ayının başından itibaren uygulamaya başlanması gerekiyordu.

Ancak kararın ardından Majalla, Dördüncü Tümen kontrol noktasının, Şam’ın güneyindeki Yermuk Kampı girişinde ve Şam Uluslararası Havaalanı’na giden yol üzerindeki Şii es-Seyyide Zeyneb bölgesinin girişinde bulunan kontrol noktasının yan tarafında kaldığını gözlemledi.

“Hükümet ile muhalif bölgeler arasındaki temas hattı yakınında yer alan kontrol noktalarının sorumluları, uzun süredir muhaliflere çeşitli gıda, duman, deterjan, mazot, benzin ve hatta mühimmat kaçakçılığı yaparak geçimlerini sağlamak ve servet biriktirmekle suçlanıyor.”

Şarku’l Avsat’ın Londra merkezli Al Majalla dergisinden aktardığı analiz habere göre kamyon şoförlerinin dergiye belirttiğine göre devlet kontrolü altındaki bölgelerde vilayetleri birbirine bağlayan tüm yollara Dördüncü Tümen kontrol noktaları yayılıyor. Ancak basında çıkan haberler, son birkaç günde, Suriye’nin bazı vilayetlerini birbirine bağlayan ana yollarda bulunan Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırıldığı belirtildi.

Şam’daki bir dizi siyasi analist, Suriye’nin başkentinin merkezindeki ve Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan engellerin kaldırılması konusunun, adıma karşılık adım ilkesi doğrultusunda Şam ile Arap ülkeleri arasındaki müzakerelerin şartları arasında yer alacağını belirtti.

Analistlerden biri Majalla’ya verdiği röportajda, “Arap ülkeleri, Suriye halkının güvenlik ve istikrardan yararlanmasını ve dibe vuran yaşam koşullarının iyileştirilmesini istiyor. Ancak Suriye hükümeti, Arap ülkeleri onlarla ilişkilerini normalleştirmeyi tamamlayana ve yıkılan bölgeleri yeniden inşa etme isteklerini gösterene kadar vatandaşları rehin almış durumda” diyerek, sözlerinin devamında ise “Engeller kaldırılmışsa yeniden inşa süreci başlıyor demektir” şeklinde konuştu.

Bir başka analist de Majalla’ya “Şam rejiminin Suriye vilayetleri arasındaki yollarda bulunan kontrol noktalarını kaldırma yönündeki son kararı, Dördüncü Tümen’in kontrol noktalarının hakimiyetinden ve mallara telif ücreti uygulanmasından şikâyet eden tüccarlara yanıt olarak alındı. Bu durum, özellikle yerel tarım ve sanayi ürünlerinde fiyatların artmasına katkıda bulundu” dedi.

Aynı şekilde bu kararı amacının, ülkenin güneyindeki Süveyde vilayetinde hükümete karşı protestolara yol açan son çılgın fiyat artışları dalgasının bir sonucu olarak halkın öfkesini hafifletmek olduğu iddialarını da yalanladı. Analist, “Hükümet, birkaç gün önce akaryakıt fiyatlarını daha da artırma kararının da gösterdiği gibi, bu protestoları görmezden geliyor” dedi.

Dördüncü Tümen

Washington merkezli Middle East Enstitüsü, 24 Eylül 2021’de yayınlanan ‘Dördüncü Tümen: Suriye’deki Paralel Ordu’ başlıklı raporunda, “40 yılın ardından Suriye’de cumhurbaşkanı ile kardeşi arasındaki askeri yönetim ikiliği yeniden canlanıyor. Seksenli yılların başında Cumhurbaşkanı Hafız Esed’in kardeşi Rıfat Esed, Savunma Tugayları'nın komutanı, Suriye'nin askeri ve güvenlik düzeyinde, hatta sivil düzeyde güçlü adamıydı. Hafız Esed, o dönemde yokluktan şikayetçiydi. Bugün Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in, ‘İran’ın sınırsız desteği ve tüm Suriye topraklarında kendisine tanınan yetkiler nedeniyle’ askeri açıdan Suriye’de bir numara haline gelen Dördüncü Tümen’in kontrolünü ele geçirmesiyle, aynı sahne tekrarlanıyor” ifadelerine yer verdi.

Raporda, “Rıfat Esed ve kardeşi Hafız arasında, Rıfat liderliğindeki hükümete yönelik darbe girişiminin ardından anlaşmazlıkların ortaya çıktığı 1984 yılı ile 2021 yılı arasındaki fark, Mahir liderliğindeki Dördüncü Tümen ile kardeşi Beşşar’ın kontrol ettiği Cumhuriyet Muhafızları arasındaki rekabete rağmen Mahir Esed ile Beşşar arasındaki uyum ve paralel yolun bugüne kadar bozulmamış olmasıdır” denildi.

Rapora göre Dördüncü Tümen’in ve daha önce Savunma Tugayları’nın görevi, başkent Şam’ın güvenliğini sağlamak ve rejimi her türlü acı verici saldırıdan korumaktı. Bu iki kuvvet (Dördüncü Tümen ve Savunma Tugayları), Suriye rejimini özellikle içeriden koruyan ana güçlerdi. Ancak aynı rapora göre savaş sırasında Dördüncü Tümen, iyi silah donanımı ve muazzam yetenekleri sayesinde sadece başkent Şam ve çevresine değil, tüm Suriye topraklarına yayılmış bir orduya dönüştü.

Al Majalla’ya konuşan bir analist, Dördüncü Tümen kontrol noktalarının kaldırılması kararının, Devlet Başkanı Beşşar Esed ile kardeşi Mahir arasında anlaşmazlığa yol açacağı iddiasını yalanladı. Analist, “Kontrol noktalarının kaldırılması kararı, iki adam arasında alındı. Başlangıçta kontrol noktaları, Suriye hükümetinin ek mali kaynak elde etmesi için oluşturulmuştu” dedi. Analist ayrıca, hükümetin bu noktalardan elde edilen kaynakların ilgili ülkeler tarafından harcanması sonrasında yeniden inşa fonları yoluyla bunları telafi etmeye bel bağlamış olabileceğini vurguladı.

* Bu analiz haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.


ABD’nin Kızıldeniz’deki nüfuzunu güçlendirmek için Eritre’ye yönelik adımları

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
TT

ABD’nin Kızıldeniz’deki nüfuzunu güçlendirmek için Eritre’ye yönelik adımları

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)

ABD’nin, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı üzerindeki stratejik konumuyla öne çıkan Eritre’ye yönelik diplomatik girişimleri, beş yıl süren yaptırımların ardından yeniden hız kazandı. Bu gelişmeler, İran’la yaşanan savaşın etkisiyle Hürmüz Boğazı’nda artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşiyor.

Afrika ve ABD politikaları konusunda uzman isimler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, Washington’un Asmara’ya yönelik bu adımlarını Kızıldeniz’de nüfuzunu güçlendirme çabası olarak yorumladı. Uzmanlar, Babu’l Mendeb Boğazı’na uzanabilecek olası tehditlerin küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

ABD’nin, 2021 yılında Asmara ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Eritre’ye uygulamaya koyduğu yaptırımların bir kısmını kaldırmaya hazırlandığı belirtiliyor. Kızıldeniz boyunca 700 mili aşkın kıyı şeridine sahip olan Eritre ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi süreci, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos tarafından yürütülüyor. Wall Street Journal gazetesinin perşembe günü kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington yönetimi, İran’ın Yemen’deki müttefiki Husiler aracılığıyla Babu’l Mendeb Boğazı’nı tehdit etmesi ihtimali karşısında, bu kritik deniz geçişinde dengeyi korumayı hedefliyor.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı (Afrika işlerinden sorumlu) Muna Ömer, Eritre’nin Kızıldeniz’deki stratejik konumunun ABD’nin yakınlaşma isteğinin temel nedeni olduğunu belirtti. Ömer, İran’la yaşanan gerilimler ışığında Washington’un bölgede bulunan deniz unsurlarını güvence altına almak ve yoğun askeri varlığın bulunduğu bu alandaki etkisini artırmak istediğini ifade etti.

ABD’li strateji uzmanı Irina Tsukerman, Washington’un Eritre’ye yönelik son hamlesinin zamanlamasının, Kızıldeniz geçiş hattında nüfuz tesis etmeyi amaçladığını belirtti. Tsukerman, artan askerileşme ve Rusya’nın kıyı şeridi boyunca genişleme hedefleri nedeniyle bölgenin stratejik rekabet alanına dönüştüğünü vurgulayarak, “Bu çerçevede Eritre limanları artık tali varlıklar değil, daha geniş bir güvenlik mimarisinde potansiyel dayanak noktaları haline gelmiştir. Washington da uygun alternatiflerin sınırlı olması nedeniyle bu alanı yeniden değerlendirmek zorunda kalmaktadır. Komşu Cibuti’de ise Çin dahil yoğun yabancı askerî varlık devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Afrika uzmanı Dr. Ali Mahmud Kelni de ABD’nin Eritre politikasında dikkat çekici bir değişim yaşandığını belirterek, bu dönüşümün özellikle Babu’l Mendeb Boğazı başta olmak üzere kritik deniz geçişlerindeki varlığı güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Kelni, İran’la süren savaşın etkileri, Husilerin boğazda harekete geçme ihtimali ve Rusya ile Çin gibi rakip aktörlerin artan etkisinin Washington’u daha pragmatik, güvenlik ve çıkar odaklı bir yaklaşım benimsemeye yönelttiğini söyledi.

Diğer yandan Boulos’un geçtiğimiz pazartesi günü Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldiği ve Washington’un Eritre’ye yönelik yaptırımları yakında kaldırmayı planladığını ilettiği belirtildi. Wall Street Journal gazetesi, Mısır’ın ABD ile Eritre arasında diyaloğun kolaylaştırılmasında rol oynadığını aktardı.

Muna Ömer, Kahire’nin bu süreçteki tutumunun Eritre’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına destek vermekle sınırlı olduğunu, doğrudan askerî varlık oluşturma amacı taşımadığını ifade etti. Tsukerman ise Mısır’ın bu arabuluculuk rolünü sürdüreceğini belirterek, Kahire’nin Nil Havzası ve Kızıldeniz’de Etiyopya’nın etkisini dengeleme yönünde çıkarları bulunduğunu dile getirdi.

Dr. Kelni de Mısır’ın rolünün, Eritre ile dengeli ilişkileri, Asmara ve Mogadişu ile kurduğu ittifak, Kızıldeniz güvenliğiyle doğrudan bağlantılı ulusal çıkarları ve bölgesel dengeleri koruma hedefi nedeniyle kritik olduğunu belirtti. Kelni ayrıca, bölgede oluşabilecek herhangi bir stratejik boşluğun rakip güçler tarafından doldurulabileceği yönündeki kaygıların, Kahire’yi bu yakınlaşmayı desteklemeye yönelttiğini ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2025’te Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2025’te Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Wall Street Journal, ABD’nin Eritre ile ilişkileri yeniden düzenleme planının İran’la savaşın başlamasından önce hazırlandığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre, Boulos geçen yılın sonlarında Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile özel bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeden önce ise eylül ayında New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları sırasında Eritre Dışişleri Bakanı Osman Salih Muhammed ile bir araya geldi. Söz konusu temasların, ABD Hazine Bakanlığı’nın 12 Kasım 2021’de Eritre’nin Etiyopya’ya Tigray bölgesine karşı verdiği destek gerekçesiyle dört resmî kuruluşa yaptırım uygulamasının ardından geldiği belirtildi. CNN’in o dönem aktardığına göre, yaptırım uygulanan kuruluşlar arasında, Afwerki liderliğindeki iktidar partisi Demokrasi ve Adalet için Halk Cephesi de yer alıyordu.

Tsukerman, mevcut yaptırımların kaldırılması ya da hafifletilmesi için ileri sürülen gerekçelerin, Washington açısından stratejik gerekliliklerin ötesine geçtiğini ve Eritre’ye yönelik belgelenmiş ihlallerin bu süreci karmaşıklaştırdığını ifade etti. Tsukerman, bu durumun yürütme ile yasama organları arasında görüş ayrılıklarına yol açabileceğini, bunun da ilişkilerin yeniden yapılandırılmasını yavaşlatabileceğini belirtti. Ayrıca Asmara’nın bu yakınlaşmayı bir ortaklıktan ziyade çeşitlendirme stratejisinin parçası olarak değerlendirebileceğini, bunun da ABD’nin kalıcı nüfuz oluşturma kapasitesini sınırlayabileceğini kaydetti.

Kelni ise yaptırımların kaldırılma ihtimaline rağmen ABD’nin Eritre’ye açılımının, bölgede güç dengeleri ve nüfuz alanlarında köklü bir yeniden şekillenmeye işaret ettiğini söyledi. Kelni, bu sürecin yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Kızıldeniz’de kapsamlı bir stratejik yeniden yapılanmanın parçası olduğunu ve bunun uluslararası sistem üzerindeki etkilerinin uzun vadede hissedileceğini ifade etti.


Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
TT

Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri, özellikle de ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşması ve bu anlaşmanın pekiştirilmesine yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Şarku’l Avsat’ın QNA’dan aktardığına göre Şeyh Temim'in dün Başkan Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iki taraf, durumun deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini ele aldı.

Katar Emiri, gerilimlerin azaltılması ve barışçıl çözümlerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkesinin bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya katkıda bulunan Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklemek için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyonunu sürdürdüğünü teyit etti.