Salih, Guterres’e birleşik bir Libya hükümeti kurulması için uluslararası destek çağrısında bulundu

DYK, seçim yasalarını hazırlamaktan sorumlu komitenin feshedilmesi için oylama yaptı

Bathiliy’nin Doha ziyaretinden bir kare (Katar Haber Ajansı)
Bathiliy’nin Doha ziyaretinden bir kare (Katar Haber Ajansı)
TT

Salih, Guterres’e birleşik bir Libya hükümeti kurulması için uluslararası destek çağrısında bulundu

Bathiliy’nin Doha ziyaretinden bir kare (Katar Haber Ajansı)
Bathiliy’nin Doha ziyaretinden bir kare (Katar Haber Ajansı)

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’i, misyonu cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini düzenlemek olan birleşik bir Libya hükümeti oluşturulması için uluslararası desteği harekete geçirmeye çağırdı. Bu sırada ise Devlet Yüksek Konseyi (DYK), dün başkent Trablus’taki genel merkezinde yapılan kapalı oturumda, Temsilciler Meclisi ve DYK temsilcilerinden oluşan 6+6 Ortak Komitesi’nin feshinin onaylanması için oylama yaptı. DYK, Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine ilişkin yasaları kabul etmesine karşılık, artık bu komitenin karar etkisinin kalmadığını belirtti.

Görsel kaldırıldı.
Akile Salih, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e birleşik bir Libya hükümeti kurulması için uluslararası desteği harekete geçirme çağrısında bulundu (Temsilciler Meclisi)

DYK, dün yaptığı kısa bir açıklamada, “Fas’ın Buznika kentinde düzenlenen kapalı oturumda, üyelerin oybirliğiyle imzaladığı 6+6 Ortak Komitesi’nin sonuçlarına uyulmasına karar verildiğini” bildirdi. Aynı zamanda “komitede kendisini temsil eden heyetin görevini yerine getirmesinin ardından feshedilmesine karar verildiğini” kaydetti.

DYK’nin bazı üyelerinin yerel basına verdiği röportajlara göre “komitenin feshedilmesi ve üyelerinin görevlerinden azledilmesi oybirliğiyle” kabul edildi. Üyeler bu kararın, “söz konusu komitenin gelecek hükümetin kurulmasında herhangi bir rolünün olmasından endişe duyulması ve üyeler arasında bu hükümete yönelik rekabet oluşmasının engellenmek istenmesi sebebiyle alındığına” dikkat çekti.

DYK üyelerine göre “Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) yakın DYK üyeleri arasında tartışmalar alevlendi. Fas’ın Buznika kentinde Temsilciler Meclisi ile DYK arasında yaşanan mutabakat sonrasında herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyi reddettiler”.

Gözlemciler bu tutumun, “Temsilciler Meclisi’nin yakın zamanda çıkardığı seçim yasalarını geçirme çabalarını baltalama niyeti taşıdığına” olarak değerlendirdi. Ayrıca, “BM misyonunun, Temsilciler Meclisi ile DYK arasında ertelenen seçim yasaları hakkında uzlaşının sağlanamama durumunun devam etmesi halinde, olası alternatiflerin düşünülebileceği yönünde daha önceden yaptığı bir tehdide” dikkat çekildi.

Salih, Guterres’e, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 86’ncı maddesi ve Millet Meclisi Seçimi Kanunu’nun 90’ıncı maddesine göre, ülke çapında birleşik bir hükümet altında, özgür ve adil seçimlerin yerine getirilme amacıyla, görevi başkanlık ve parlamento seçimlerini düzenlemek olan birleşik bir hükümet kurulması için uluslararası desteği harekete geçirme çağrısında bulundu.

Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Bileyhik’in dün yaptığı açıklamaya göre, Salih’in Guterres’e gönderdiği mektupta şu ifadelere yer verdi:

“Temsilciler Meclisi, Anayasa Beyannamesi’ndeki 13. değişikliğe ve Temsilciler Meclisi ile DYK arasındaki görüş birliğine dayanarak, 6+6 Ortak Komitesi’nce hazırlanan cumhurbaşkanı ve Millet Meclisi seçimlerine ilişkin kanunları oybirliğiyle çıkarıp, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiştir.”

Salih, mektubun bir kopyasını Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Abdullah Bathiliy’ye gönderdi. Mektup ayrıca, Mısır, Suudi Arabistan Krallığı, ABD ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin büyükelçilerine iletildi. Bileyhik, salı akşamı geç saatlerde, Temsilciler Meclisi Başkanlığı’nın, Başkan Salih ile birinci ve ikinci yardımcılarının da katıldığı bir toplantı yaptığını duyurdu. Söz konusu toplantıda başkanlığın çalışmaları ile ilgili bazı konular ve yetki alanları tartışıldı.

Öte yandan dün Doha’da Bathiliy ile görüşen Katar Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Muhammed bin Abdulaziz, Libya’daki son gelişmeleri, sel felaketi sonrası Derne kentindeki durumu ve Katar’ın bu durumdan zarar görenlere yardım çabalarını ele aldı.

Katar Haber Ajansı’na göre, Katarlı yetkili, “Libya’nın birlik ve istikrarını destekleme, halkının istikrar ve kalkınma yolundaki arzularını gerçekleştirme konusundaki değişmez tutumuna” değindi. Bakan ayrıca, Libya siyasi yolunun yanı sıra ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve Libya’nın egemenliğini koruyan her türlü barışçıl çözüme tam desteğini vurguladı.



Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.


Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
TT

Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan

Irak, batı sınırlarından güneydeki karasularına kadar uzanan çok cepheli, benzeri görülmemiş bir askeri gerilim evresine girdi. Dün ülkenin batısındaki Akaşat bölgesinde ve Bağdat'ın güneyindeki Sakr kampında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında can kayıpları çok sayıda yaralı olduğu belirtildi.

Irak Silahlı Kuvvetleri ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı, saldırıları "belirli bir hedef gözetmeyen sistematik bir saldırganlık" olarak nitelendirerek, güvenlik kazanımlarını baltalamayı ve egemenliği ihlal etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sorumlu uçakların belirlenmesi için de alarm durumu ilan edildi.

Daha sonraki bir gelişmede ise patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA), Bağdat'ın kuzeyindeki Mahmur Kampı'nda bulunan Irak Ordusu'nun 14. Tümeni karargahını hedef aldı, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı.

Buna paralel olarak, patlayıcı yüklü teknelerin iki yabancı petrol tankerini hedef aldığı bir saldırının ardından çatışma Basra'daki Faw kıyılarına da sıçradı. İran Devrim Muhafızları, tankerlerden birini hedef alma sorumluluğunu üstlendi.

Olay, büyük yangınlara ve Irak limanlarından ham petrol sevkiyatının geçici olarak durmasına neden olarak, ülkenin tam teşekküllü bir bölgesel savaşa sürüklenmesi korkusunu derinleştirdi.


İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye Köprüsü'nü hedef aldığını ve burayı Hizbullah militanları için önemli bir geçiş noktası olarak tanımladığını belirtti.

Ordu, grubun son zamanlarda köprü yakınlarına roketatarlar yerleştirdiğini ve bunlardan İsrail'e roketler fırlattığını ifade etti.

Bu, İsrail ordusunun Hizbullah ile mevcut çatışmalarda Lübnan'daki bir köprüyü hedef aldığı ilk olay.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri liderleri, Ortadoğu'daki savaş bugün ikinci haftasına girerken, yüzlerce can kaybına, milyonlarca insanın hayatının alt üst olmasına ve finans piyasalarının sarsılmasına yol açan çatışmalara devam edeceklerini açıkladılar.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, dün televizyonda yayınlana ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağına dair söz verdi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen sertlik yanlısı lider, "Herkese temin ederim ki, şehitlerinizin kanının intikamını almayı unutmayacağız" dedi. Açıklamayı kendisinin yapmamasının nedeni ise belirsizliğini koruyor.