Felakete uğrayan Gazze’de her yerde ölüm var

Uçaklar aralıksız bombalıyor... Bölge sakinleri elektrikten, sudan, ilaçtan yoksunken, sevdiklerine doğru dürüst veda edemiyor

Filistinliler dün İsrai’in Gazze Şeridinin güneyindeki Refah’a düzenlediği baskınların ardından enkaz altında kurbanları ararken (AFP)
Filistinliler dün İsrai’in Gazze Şeridinin güneyindeki Refah’a düzenlediği baskınların ardından enkaz altında kurbanları ararken (AFP)
TT

Felakete uğrayan Gazze’de her yerde ölüm var

Filistinliler dün İsrai’in Gazze Şeridinin güneyindeki Refah’a düzenlediği baskınların ardından enkaz altında kurbanları ararken (AFP)
Filistinliler dün İsrai’in Gazze Şeridinin güneyindeki Refah’a düzenlediği baskınların ardından enkaz altında kurbanları ararken (AFP)

36 yaşındaki Fatıma Şahin, Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye yakınındaki Tel el-Zaatar mahallesinde bulunan evlerinin enkazının önünde saatlerce kurtarma ekiplerinin çalışmalarının aile fertlerinin canlı olarak çıkarılmasıyla sonuçlanmasını bekledi. 6 gündür dinmeyen bombardımanlarla hedef alınan bölge, İsrail uçakları tarafından yerle bir edilirken, sakinlerinin çoğu öldürülüyor veya yerinden ediliyor.

Kurtarma ekipleri evin enkazından 8 ceset çıkardıktan sonra Şahin umudunu korumaya çalışırken, tamamen yere yığılana kadar Allah’a dua etmeye devam etti. Kadın hemen Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahya kasabasındaki Endonezya Hastanesine nakledildi.

Sevdiklerinin bedenlerinin enkazdan çıkarılmasını izlerken hiçbir şey söyleyen kadın, bunun hayatının en kötü kabusu olmasını ve uyunmayı dilese de kısa bir süre sonra kendini geldi ancak bu uyanabileceği bir kabus değildi.

Kadın “Annem, kardeşlerim, kız kardeşlerim... Ya Allah” diyerek ağıt yaktı. Sonrasında küçük kardeşinin evin enkazı altında hala hayatta olduğunu öğrenince evinin enkazına geri döndü ve ağır yaralı halde çıkarılan kardeşi için 12 saat daha bekledi. Ancak kardeşi daha sonra hayatını kaybetti.

FOTOĞRAF ALTI: Dün İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a düzenlediği baskında öldürülen Ebu er-Riş ailesinin cesetleri (AFP)
Dün İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a düzenlediği baskında öldürülen Ebu er-Riş ailesinin cesetleri (AFP)

Fatima Şahin, Hamas hareketinin cumartesi günü İsrail’e karadan, denizden ve havadan saldırı başlatmasının ve en az bin 300 İsrailliyi öldürmesinin ardından, İsrail’in Gazze Şeridi’nde amansızca sürdürdüğü savaşın 6. gününde tüm ailesini kaybetti.

Fatıma’nın kocası Muhammed Şahin, Şarku’l Avsat’a “Hiçbir uyarıda bulunmadan bombaladılar. Bu sivillere karşı açık bir intikamdır” dedi. Sonrasında “Burada her saat başı çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ölüyor. Cibaliye kampındaki Oşkian ailesinden 50 kişi bir füze ile öldürüldü” ifadelerini de sözlerine ekledi.

Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, ‘şehit sayısının bin 417’ye ulaştığını ve yaralı sayısının 6 bin 268’e ulaştığını, bunların yüzde 50’sinin çocuk ve kadınlardan oluştuğunu’ belirtti.

Ardından “İsrail işgal güçleri 30 katliam gerçekleştirdi... Aileler tamamen yok edildi” ifadelerine de yer verildi.

Hastanelerden çekilen pek çok fotoğrafta kurbanlar yerde ve morglarda yığılmış halde görülüyor. Hayatının kaybedenler hemen gömülüyor zira onları tutacak yer yok, bekleyecek zaman yok. Herkes ölümle karşı karşıya ya da ölümü bekliyor.

FOTOĞRAF ALTI: Han Yunus'ta dün İsrail saldırılarında ölenlerin cenaze töreni sırasında (AFP)
Han Yunus'ta dün İsrail saldırılarında ölenlerin cenaze töreni sırasında (AFP)

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü Şahin ve diğerleri, ailelerini, akrabalarını küçük gruplar halinde nasıl defnettiklerini anlattı. Gazze Şeridi’nin her yanını etkisi altına alan yoğun İsrail bombardımanı nedeniyle aileler ve Filistinli örgütler, önceden olduğu gibi yüzlerce, binlerce kişinin katılımıyla toplu cenaze törenleri düzenleyemiyor.

İsrail kasıtlı olarak evleri, apartmanları ve binaları bombalıyor ve yerleşim yerlerinin tamamını yok ederek insanların hayatlarını altüst ediyor.

Gazze Şeridi’nin en zengin mahalle olan Rimal mahallesinin İsrail tarafından yol edildiğinden bu yana ailesiyle birlikte yaşadığı binanın İsrail tarafından yıkılmasının ardından Muhammed Abu el-Kass, uyum sağlamak zorunda kalacağını hiç düşünmediği bir hayat yaşıyor.

Muhammed, Şarku’l Avsat’a, İsrail’in apartmanların bombalanacağı yönündeki uyarısının ardından aceleyle evinden çıkmadan önce kimlik belgelerini yanına aldığını, şu anda sonu olmayan bir cehennemde yaşadığını söyledi.

Muhammed ve ailesi, Tel el-Hava semtinde hükümetin ‘Ensar Kompleksi’ yakınındaki bir devlet okuluna sığındı sonrasında hızla akrabalarından birinin evine doğru oradan ayrılırken, güvenli bir alan arayışı hala devam ediyor.

Muhammed “Burada tek bir metrelik alan bile güvenli değil. Ölüm her yerde” ifadelerini kullandı.

Bu haberin hazırlanması sırasında, Şarku’l Avsat’ın bir muhabiri Gazze şehrinin kuzeybatısında ‘İstihbarat Binaları’ olarak bilinen 8 yüksek binanın yıkımı ve bombalanmasına şahit oldu. Bu binalar 1997 yılında Filistin Yönetimi tarafından masrafları karşılanmak üzere inşa edilmiş edildi ve yaklaşık 352 konutu içeriyordu.  Burada Filistin Yönetimi’nin güvenlik hizmetlerinde görev yapan çalışanlar yaşıyordu.

Gazze’deki hükümet medya ofisi, İsrail güçlerinin 752 binayı tahrip ettiğini, 2 bin 835 konutun tamamen yıkıldığını, 3 bin 200 konutun ağır hasar gördüğünü, bin 791 konutun ise yaşanmaz hale geldiğini ayrıca 42 hükümet merkezinin ve düzinelerce kamu tesisi ve dairesinin yıkıldığını bildirdi. Bunlar 350 bin Filistinlinin yerinden edilmesine neden oldu ve insanlar 110 farklı barınma merkezine dağıtıldı.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) çarşamba günü yakıt, gıda ve diğer malzeme sıkıntısı nedeniyle acil insani yardım getirilmediği takdirde yerinden edilenlere sağladığı hizmetlerin duracağı konusunda uyarıda bulundu.

Sadece yerinden edilenler değil, evlerinde kalanlar da elektrik, su, yiyecek gibi temel hizmetlerin tamamını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Gazze Şeridi’ndeki tek elektrik santrali çarşamba günü durdu, Gazzeliler dünden beri elektrik hizmeti almazken su kesintisi ile yüzleşiyor.

Gazze Şehri sakinlerinden Nail Cemil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bombardıman, ölüm, kan, yıkım, karanlık ve susuzluk var. Eskiden 30 saatte bir 4 saat elektrik alıyorduk ama iki gün önce elektrik kesildi ve geçen pazar gününden beri de sular kesildi. Bu tarif edilemez bir durum, sadece bir savaş değil. Bu sadece ilkel bir yaşam bile değil.”

Şarku’l Avsat muhabirinin ifadelerine göre bazı vatandaşlar, az miktarda yiyecek ve su temin etmek amacıyla binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğu UNRWA okullarına gitmek zorunda kaldı.

Fırınlar düşük kapasiteyle çalışırken, pazarlar neredeyse boş görünüyor ve gıda fiyatları ikiye, üçe katlanıyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.