Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın İsrail’e ait askeri üsler ile yerleşim bölgelerine başlattığı ani ve büyük saldırının detayları

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
TT

Hamas'ın İsrail ordusu hakkında bildiği sırlar

Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)
Hamas’ın 7 Ekim cumartesi günü saldırı düzenlediği, Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki konser alanında yanan arabalar (AFP)

Patrick Kingsley & Ronen Bergman

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tam olarak biliyorlardı.

İsrail sınırından geçen silahlı adamlar, her birinde ikişer kişi olmak üzere beş motosikletle doğuya doğru yöneldiler ve bu yönde yoldan geçen sivil araçlara ateş ederek ilerlemeye başladılar.

Silahlı adamlar, 10 mil kadar ilerledikten sonra yolu kapatıp ormanlık bir alana girdiler ve bir askeri üsse ait olan, ancak nöbetçinin bulunmadığı bir kapını önünde indiler. Küçük bir patlayıcıyla üssün kapısını havaya uçurarak üsse girdiler. Burada video ve fotoğraf çektiler. O esnada tişört giyen silahsız bir İsrail askerini vurarak öldürdüler.

Saldırganlar, bir anlığına sanki buradan nereye gideceklerinden emin değillermiş gibi bir havaya büründüyseler de içlerinden biri cebinden bir şey çıkardı. Bu, askeri üssün renklerle kodlanmış bir haritasıydı.

Yeniden harekete geçtiklerinde müstahkem bir binanın kilitli olmayan kapısına ulaştılar. İçeri girer girmez bilgisayarlarla dolu bir odaya daldılar. Burası askeri istihbarat merkeziydi. Odadaki bir yatağın altında saklanan iki askeri vurarak öldürdüler.

Bu görüntüler, daha sonra öldürülen silahlı bir adamın başına monte edilen bir kamerayla kaydediliyordu. New York Times (NYT) gazetesi, görüntüleri inceleyip, İsrailli yetkililerle görüşüp, İsrail ordusunun saldırıyla ilgili paylaştığı görüntüleri de kontrol ederek olayları teyit etti.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırı düzenlediği Kibbutz Beeri’den bir kare (AFP)

Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas Hareketi’nin geçtiğimiz cumartesi günü düzenlediği ani ve büyük saldırı, Ortadoğu'nun en güçlü ordusu olan İsrail ordusunu nasıl şaşkına çevirip, alt edebildiğine dair korkutucu detayları gözler önüne seriyor. Hamas, İsrail'in 75 yıllık tarihindeki en kanlı gününde, sınıra saldırarak ve 30 mil kareden fazla alanı aşarak 150'den fazla kişiyi rehin aldı, bin 300'den fazla kişiyi öldürdü.

Hamas ve müttefikleri, dikkatli bir planlama yaparak, İsrail'in sırlarını ve zayıf noktalarını olağanüstü şekilde çözümleyerek, sabahın ilk ışıklarıyla Gazze cephesinde İsrail ordusunu alt ettiler. Bu olay, uzun yıllar ordusunun üstünlüğünü bir doktrin olarak benimseyen İsraillileri şoka uğrattı.

Hamas, insansız hava araçlarını (İHA) kullanarak Gazze Şeridi sınırındaki önemli gözlem ve iletişim kulelerini yok etti. Böylece İsrail ordusu için geniş bir bölgeyi kör nokta haline getirdi. Yetkililer, Hamas'ın patlayıcılar ve dozerler kullanarak sınır duvarlarında yarıklar açtığını ve ilk etapta 200, akabinde ise gün içinde bin 800 silahlı adamın İsrail tarafına geçmesini sağladığını söyledi. Silahlı adamlar, motosikletler ve kamyonetlerle İsrail'e baskın düzenledi. Baskın sırasında İsrail’e ait en az 8 askeri üssü ele geçirdiler. 15'ten fazla köyde ve ilçede sivillere yönelik saldırılar düzenlediler.

Hamas’ın planıyla ilgili belgeler, saldırı sırasında geçilen görüntüler ve güvenlik yetkilileriyle yapılan röportajlar, Hamas Hareketi’nin İsrail ordusunun nasıl hareket ettiği, bazı birliklerin nerede konuşlandırıldığı ve hatta takviye kuvvetlerin gelmesi için ne kadar süre gerektiği konusunda şaşırtıcı derecede fazla bilgiye sahip olduğunu gösterdi.

İsrail ordusu, savaş bittiğinde Hamas’ın İsrail savunmasını nasıl bu kadar kolay delebildiğine dair soruşturma başlatacağını açıklasa da kendi sırlarını korumayı ihmal edip etmediği ya da orduya casusların sızıp sızmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bu açıklamalar, istihbarat toplamasıyla ünlü İsrail ordusunun operasyonları hakkında bu kadar çok bilgiyi yanlışlıkla nasıl ifşa edebildiğini merak eden yetkilileri ve analistleri alarma geçirdi.

Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)
Gazze Şeridi yakınlarındaki Kibbutz Beeri'de saldırı sonrası yıkımı gösteren bir kare (Reuters)

Saldırının sonucu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da ‘Holokost'tan bu yana en fazla Yahudi’nin öldüğü, Yahudi halkının yaşadığı en kötü gün’ olarak tanımladığı vahşet ve katliamdı. İsrail'in yenilmezlik havasını paramparça eden saldırı, İsrail’in bir haftada bin 900’den fazla Filistinliyi öldürdüğü ve Gazze'de daha önce eşi benzeri görülmemiş gaddarlıkta bir karşı saldırısının fitilini ateşledi.

Saldırı aynı zamanda İsrail ve birçok Batılı ülke tarafından uzun süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas'ın, Gazze’yi İsrail’e karşı saldırılar için bir saha olarak kullanmak yerine yavaş yavaş yönetmeye yöneldiği ve terör örgütü olmadığı varsayımlarını da yok etti. Lübnan'da bulunan Hamas yetkilisi Ali Baraka, pazartesi günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ​​Hamas’ın, İsraillileri Gazze’yi yönetmekle meşgul olduğuna inandırdığını, ancak gizliden gizliye hiç ara vermeden ve tamamen bu büyük saldırıya hazırlanmaya devam ettiğini söyledi.

Hamas Kibbutz’da!

Hamas üyesi silahlı kişiler, Addi Cherry’nin evinin açık olan kapısının diğer tarafındaydı. Bayan Cherry, kocası ve üç çocuğu, en büyük oğullarının odasında saklanmış, oturma odalarında dolaşan silahlı adamların seslerini dinliyorlardı. Saldırganlardan birinin odanın kapısına yaklaştığı sırada Bayan Cherry, bir arkadaşına ‘Lütfen bize yardım edin’ diye mesaj attı ve saldırgan kapının kolunu tuttu. Cherry ailesi güne, sabah saat 6.00 sularında Gazze Şeridi’nden atılan roketlerle başlamıştı. Kendisi ekonomist, eşi ise mühendis olan Bayan Cherry, patlama seslerini duyduklarında çocuklarıyla birlikte en büyük oğullarının bomba sığınağına dönüştürülen yatak odasına koştular.

Sabah yaşadıkları rahatsız edici derecede tanıdıktı. Gazze sınırının birkaç yüz metre doğusunda, İsrail'in 500 kişilik kırsal bir köyü olan Kibbutz Nahal Oz’da yaşayan Cherry ailesi için roketlerin atılması ve ardından güvenli odaya sığınma, bölgede günlük hayatın bir parçası.

Addi Cherry, başta durumun ‘her zamanki gibi’ olduğunu düşündüğünü, ancak daha sonra bu sabah işlerin hızla değiştiğini gördüğünü söyledi. Roketler atılmaya devam etti ve birçoğu İsrail topraklarının içlerini hedef aldı. Daha sonra Kibbutz’un çevresindeki tarım arazilerinden silah sesleri duyuldu. Addi Cherry ve kocası Oren Cherry, güvenlikli odadan çıkıp, oturma odasının camından dışarıya baktı. Addi Cherry, kocasının “Aman Tanrım. Hamas Kibbutz’da! Hamas Kibbutz’da!” diye bağırdığını hatırladığını söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)
Hamas'ın 7 Ekim'de saldırdığı Kibbutz Beeri'deki çatışmaların izleri (EPA)

Saat sabah 7.20'ydi. Silahlar ve roketatarlar taşıyan, yeşil bandanalar takan yüzlerce Hamas üyesi, Kibbutz’un tarlalarına doğru akın ediyordu.

Gazze Şeridi’nden gelen silahlı 10 adam, İsrail’e ait istihbarat merkezinin nerede olduğunu ve oraya nasıl gireceklerini tamamen biliyorlardı. Bazıları askeri üslere baskın düzenlerken, bazıları da yerleşim bölgelerine girerek sivilleri kaçırıyor ve öldürüyorlardı. Birkaç dakika içinde Cherry ailesinin evinin bulunduğu sokağa ulaştılar. Ailenin hızlı davranması gerekiyordu. Bomba sığınakları (büyük oğullarının yatak odası) hava geçirmez değildi. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmasını zorlaştırmak amacıyla bir sandalye alıp kapı kolunun altına koydular. Daha sonra küçük bir şifonyeri de sandalyenin üzerine koyarak beklemeye başladılar. Kibbutz’un yakınlarında bir askeri üs vardı. Addi Cherry, askerlerin birkaç dakika içinde burada olacağını düşünüyordu, ancak birçoğunun çoktan öldürülmüş olduğunu bilmiyordu.

“Askerleri ve sivilleri rehin alın!”

Silahlı adamlar, İsrail'in sınır boyu konuşlandırılan üslerinin hepsini olmasa da çoğunu zaten istila etmişti. İstihbarat merkezine yapılan baskını kaydeden saldırganların kafa kameralarından alınan görüntüler, Hamas’ın yüksek eğitimli seçkin tugaydan olan üyelerinin, sabahın ilk ışıklarında, birçok üssün barikatlarını parçaladığı görüldü.

Baskının ardından henüz yataklarında yatan bazı askerleri acımasızca vurarak öldürdüler. İsrailli yüksek rütbeli bir subay, silahlı adamların bazı askeri üslerde iletişim cihazlarının tam olarak nerede olduğunu bildiklerini ve onları yok ettiklerini söyledi.

İsrailliler, iletişim ve gözetleme sistemlerinin çoğunun devre dışı kalması nedeniyle Hamas’ın seçkin güçlerinin geldiğini göremiyor, yardım istemekte ve yanıt almakta zorlanıyorlardı. İsrailli askerler, bırakın çevredeki sivil kibbutzları, kendilerini bile koruyamadılar.

Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)
Kibbutz Beeri'nin havadan çekilen görüntüsü (Reuters)

İsrailli müdahale ekipleri tarafından bir kibbutzda bulunan Hamas’ın planının olduğu belge, saldırganların hedefleri ve savaş planları olan, iyi tanımlanmış birimler halinde organize olduklarını gösteriyordu. Belge, saldırganları korumak için geride havan birimlerinin yanı sıra denizciler, sabotajcılar ve sürücüler atandığını ortaya koyuyordu. Saldırganların belli bir hedefi vardı; kibbutz. Saldırganlara belli açılardan kibbutza saldırma görevi verilmişti. Belgede ayrıca yakın bölgelerde konuşlanan İsrail askerlerinin sayısı, ellerindeki araç sayısı ve takviye güçlerin bölgeye ulaşmasının ne kadar süreceği hakkında tahminler de yer alıyordu.

Belgenin, Ekim 2022 tarihli olması, saldırının en az bir yıldır planlandığını gösterdi.

Üst rütbeli dört subay ve bir yetkili, diğer saldırganların ise askeri takviye güçlerini ana yol üzerindeki kavşaklarda pusuya düşürdüklerini söyledi. Saldırganların bazılarına, gelecekte İsrail ile yapılacak olası esir takaslarında pazarlık kozu olarak kullanılmak üzere, İsraillileri rehin almaları yönünde özel talimatlar verildiği anlaşılan belgede, “Onlarla müzakere etmek için askerleri ve sivilleri rehin alın!” deniyordu.

“Burada öleceğiz”

Addie Cherry’nin saldırganlar evine geldiği sırada arkadaşlarına gönderdiği mesajlara göre, sabah saat 10.00 sularında zorla Cherry ailesinin evine girmişlerdi. Kibbutzun yöneticisine göre saldırganlar, saldırının başladığı ilk anlarda karşılarına çıkan bir sivil güvenlik gönüllüsünün yanı sıra kibbutz bekçilerini öldürdüler ve ev ev dolaşarak öldürecek ya da kaçıracak insanları bulmaya çalıştılar. Addi Cherry, arkadaşlarına gönderdiği mesajda, “Lütfen yardım gönderin” diye yazdı.

Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)
Geçtiğimiz cumartesi günü Gazze Şeridi sınırında Hamas'ın saldırı düzenlediği konser alanında terk edilen arabalar (AFP)

Saldırganlar Cherry ailesinin evine zorla girdiler. Saldırganların bağırış çağırışlarla eve girip evi aradıklarını söyleyen Addi Cherry, o an kendi kendine “Burada öleceğiz” dediğini aktardı. Aile üyeleri, davetsiz misafirlerin sığındıkları odanın kapısını görmezden gelip, evdeki herkesin o sıra uzakta olduğunu düşünmeleri umuduyla korkunç bir sessizlik içinde beklemeye başladılar. Addi Cherry ve kocası, bir sandalye alıp kapı kolunun altına sabitlediler. Sandalyenin üzerine de bir şifonyer yerleştirdiler. En büyük oğulları olan Guy (15), elinde 18 kiloluk bir dambılla kapının yanında duruyordu. Birisi içeri girmeye kalkarsa dambılı onun kafasına vuracaktı, plan buydu. Ardından kapının kolu hareket etti. Bay ve Bayan Cherry, kapının açılmamasını umarak bekliyorlardı. Kol hareket etmeye devam etti, ancak bir süre sonra durdu ve saldırgan kapıdan uzaklaştı.

Birkaç sokak ötede Kibbutz’un park ve bahçelerinden sorumlu Miki Levi ve ailesi de benzer bir durumla karşı karşıyaydı. Miki Levi (47) verdiği bir röportajda, bir grup saldırganın onu güvenlik odasına kadar kovaladıklarını, ardından zırhlı kapıya ateş açtıklarını söyledi. Mermilerin bir kısmının kapıda büyük delikler açtığını belirten Levi, kendi silahıyla karşı ateş açtığını, bu yüzden kapının daha da parçaladığını aktardı. O sıra karısı ve iki küçük kızı kenarda saklanıyorlardı.

Saldırganların taktik değiştirip komşularını (anne ve 12 yaşındaki kızı) evlerine getirdiklerini söyleyen Miki Levi, saldırganların anne-kıza silah zoruyla, komşularını kapıyı açmaya ikna etmelerini söylendiklerini ve onların da “Ateş etmeyi bırakıp dışarıya çıkın! Teröristler size hiçbir şey yapmayacak” dediklerini belirtti. Saldırganların bu yöntemden de vazgeçip bir RPG roketiyle geri döndüklerini anlatan Levi, birini kalçasından vurmasıyla saldırganların olay yerinden ayrıldıklarını söyledi. Levi, komşuları olan anne-kızın şu an Gazze’de esir olduklarından şüpheleniyor.

“Cesetler yanıyor”

İsrailli general Dan Goldfus, güneye doğru gittiğini, ancak tam olarak nereye gideceğini bilmediğini söyledi. Hava indirme birliğinden olan Goldfus (46), evinde tatildeydi ve Tel Aviv'in kuzeyindeki bir mahallede koşu yapıyordu. Goldfus, olaylardan sonra verdiği bir röportajda, güneyden ‘teröristlerin bir İsrail şehrinde hiçbir engelle karşılaşmadan yürüdükleri görülen’ bir videoyla karşılaştığını ve bunun üzerine hiçbir emir beklemeden eve koşup, üniformasını giyerek güneye doğru yola çıktığını söyledi. İsrail'in orta kesimlerinde görevli olduğu askeri kışladan silahlı iki askerle birlikte neler olduğunu öğrenmek için arkadaşlarını ve meslektaşlarını aradığını belirten Goldfus, aramalar sonucunda arkadaşlarından sadece birkaçının olaylardan haberdar olduğunu, fakat geriye kalanların ‘vaziyeti tam olarak idrak edemediklerini’ kaydetti.

Hamas saldırısı o kadar ani, o kadar net ve o kadar büyüktü ki İsrail ordusunu kaosa sürükledi. Siviller, saatlerce kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Goldfus, edinebildiği çok az bilgiye göre, kendisinin ve askerlerin Kibbutz Nahal Oz’un kuzeyindeki bir köye gittiklerini ve ardından yavaş yavaş güneye doğru yürüdüklerini söyledi. Sabah saat 10.00 sularıydı ve köyün çevresinde katliam ve zulüm vardı. İsraillilerin cesetleri, yanmış ve devrilmiş arabaların yanlarında, yol kenarlarında yatıyordu. Silahlı kişiler, tüm gece süren açık hava konseri alanındaki tahmini 260 kişiyi öldürdü. Goldfus, olay yerinde gördüklerini anlatırken “Cesetler yanıyordu” ifadelerini kullandı. Hamas’ın saldırısı, herkese karşı büyük bir şiddetin fitilini ateşledi. Gazzelilerden bazıları sınırı ihlal ederek, korumasız kalan sınıra doğru akın etti. Bazıları bunu cep telefonlarıyla yayınladı. Hayatta kalanlar, Gazzelilerin evlerine baskın yapıp yağmaladıklarını, bilgisayarları, kıyafetleri, mutfak eşyalarını, televizyonları ve telefonları çaldıklarını söyledi.

Bazı kibbutzlarda bölge sakinleri evlerini yakarken, silahlı adamlar her fırsatta sivillerin peşine düşüp, rehin alacak yahut öldürecek kişiler aramaya devam etti. Bir büyükanne ve bir büyükbabayı, 9 aylık bir bebek olan küçük yaştaki torunlarıyla kaçırıp Gazze'ye götürdüler. Bazı rehineler motosikletlerle kaçıranların arasına sıkıştırıldı.

İsrail ordusu neredeyse bu kaosun yaşandığı süre boyunca hiçbir yerde görünmedi. Goldfus, Kibbutz Reim yakınlarında tesadüfen başka bir üst rütbeli İsrail subayıyla karşılaştığını, onun da tıpkı kendisi gibi hiçbir emir almadan, küçük bir grup askeri toplayarak olay yerine koştuğunu aktardı. Ardından kendilerine ait bir strateji geliştirdiklerini söyleyen Goldfus, aralarındaki konuşmada “‘Burada emirler yok. Buradan güneye doğru ilerleyin, ben de kuzeye doğru ilerleyeceğim’ dedim” diye anlattı. İsrail ordusunda 1960'lı yıllarda görev yapıp emekli olan generaller de dahil olmak üzere askerler ve sivil gönüllüler, bölgeye akın edip ellerinden geleni yaptı. İsrail'in karşı saldırıları da ancak bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Yakınlarda yaşayan İsrailli eski general Israel Ziv, kendi arabasıyla bölgeye geldi.

Eski Genelkurmay Başkanı Yardımcısı ve eski sol görüşlü Knesset üyesi Yair Golan, şunları söyledi:

Silahımı alıp konserdeki katliamdan sağ kurtulan ve yakınlardaki çalıların arasında saklananları kurtarmaya başladım.

Goldfus ise “Tehlikeye doğru koşabildiğimiz kadar hızlı koşuyorduk. Oraya ilk ulaşanlar bizdik” dedi.

İsrail'in kontrolü yeniden ele geçirdiği ilk yerlerden biri, Gazze yakınlarındaki istihbarat merkeziydi. Öğleye doğru çeşitli birliklerden askerler ve yedek askerler, farklı yönlerden üsse gelerek ölümcül saldırılarını videoya çeken Gazzeli 10 silahlı adamı etkisiz hale getirdiler. Kafa kamerasıyla olayları kaydeden grubun lideri, vurulduğu ve öldürüldüğü anı da kaydetti. Görüntülerde kameranın yere düştüğü ve zıpladığı, video kaydı durduğunda ise grubun liderinin yerde olduğu ve uzun sakalıyla, incelen saç çizgisi görüldü. İsrailli üst düzey bir yetkiliye göre, İsrail'in güneyindeki diğer bölgelere resmi olarak gönderilen ilk takviye güçler, askeri helikopterlerle gelen İsrailli bir komando birliği oldu. Peşlerinden İsrail Deniz Kuvvetleri ve düşman hatlarının derinliklerinde operasyon yapmak üzere eğitilen bir keşif birliği de dahil olmak üzere diğer özel harekât birlikleri gönderildi. Komandolar, zaman zaman gönüllü güçlere katılıp, aile üyelerini kurtarmak için çatışma bölgesine koşuyorlardı.

Emekli General Noam Tibon, oğlu gazeteci Amir'in mahsur kaldığı Kibbutz Nahal Oz'u geri almak amacıyla silahıyla güneye yol çıktı. Tibon, öğleden sonra kibbutzda evleri dolaşan bir gruba katıldı. Hamas üyeleri, pazar günü öğleden sonrasına kadar birçok köyde ve askeri üste bulunmaya devam etti. Tüm bölgeyi tamamen güvenlik altına almak günler sürdü.

Addi Cherry, cumartesi öğleden sonra saat 17.00 sularında Kibbutz Nahal Oz'a geldiğinde evini dağılmış, mikrodalga fırını duvardan sökülmüş, çekmeceleri yerlerinden çıkmış halde buldu ve yerde kurumuş bir kan birikintisiyle karşılaştı. Sabah saatlerinde evinin içinde ve çevresinde çatışma sesleri duymuştu. Addi Cherry, bu yüzden ‘evinde bir teröristin öldürüldüğüne ve cesedinin arkadaşları tarafından götürüldüğünü’ düşünüyor. Saldırıdan sonra hayatta kalanlardan bazıları, İsrail ordusu bölgeye geldikten sonra dahi evlerinin kapılarını açmadı. Askerler Kibbutz Nahal Oz sakinlerinden Oshrit Sabag'ın evine ulaştıklarında Sabag onların ‘kılık değiştirmiş teröristler’ olduklarını sandı. Askerler, İsrail askeri olduklarını kanıtlamak için İbranice konuşmaya başlasalar da Bayan Sabag (48) ikna olmadı. Bayan Sabag, ancak Yahudi dualarını duyduktan sonra sakinleşebildi.



Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
TT

Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)

Yemen'de Başbakan Şai Muhsin ez-Zindani hükümetinde üç bakanlığı kapsayan kabine değişikliğine gidildi. Pazartesi günü yayımlanan iki cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yeni bakanlar atanırken, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde de büyükelçi görevlendirmesi yapıldı.

Kararnamelere göre Salim el-Avlaki Enformasyon Bakanı, Yargıç Ekrem el-Amiri Kamu Hizmeti ve Sigortalar Bakanı, Ahmed el-Avlaki ise Yerel Yönetimler Bakanı olarak atandı. Ayrıca Muammer el-İryani, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde büyükelçi olarak görevlendirildi.

Öte yandan, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tuğgeneral Reşad el-Yusufi'yi Yüksek Askeri Komite üyeliğine ve Taiz cephesinden sorumlu göreve atadı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

El-Alimi ayrıca Albay Mecdi Ahmed'i Tur el-Baha Askeri Bölgesi ve Birinci Vatan Kalkanı Tugayı komutanlığına atayarak tümgeneralliğe terfi ettirdi.

Albay Bessam el-Hark, askeri bölgenin kurmay başkanlığına ve Dördüncü Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci eş-Şattaf da askeri bölgenin operasyonlar sorumlusu olarak görevlendirildi.


Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a, Hizbullah'ın İran, ABD ve İsrail arasında çıkabilecek olası bir çatışmaya dahil olmasının “yıkıcı sonuçlar doğuracağı” uyarısında bulundu. Üçüncü bir savaş ihtimalinden endişe duyan Avn, Hizbullah'ın yeni bir çatışmaya girmeyeceği yönündeki güvencelerine rağmen müzakere seçeneğinde ısrar ediyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkede yaşanan krizin çözümü için müzakere yolunu “alternatifi olmayan tek seçenek” olarak görüyor. Hizbullah'ın İsrail'le iki kez savaşa girmesinin ardından üçüncü bir savaş ihtimali Beyrut yönetimini endişelendirirken, örgütten İran, ABD ve İsrail arasında patlak verebilecek yeni bir çatışmaya katılmayacağı yönünde yeni güvenceler geldi.

Ancak Avn'ın bu güvencelere ihtiyatla yaklaşmasının önemli bir nedeni var. Hizbullah, mart ayında yaşanan ikinci savaş öncesinde de benzer güvenceler vermiş, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından ise bu tutumundan geri adım atmıştı.

Lübnan'da “Denenmişi yeniden denememek gerekir” anlayışıyla hareket eden Avn, hem Hizbullah'ın yeni güvencelerini hem de örgütle arasında kısa süre önce başlayan temkinli diyaloğu dikkatle değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı, üçüncü bir savaş turunun özellikle Lübnan'ın güneyinde ve Şii toplumunun yaşadığı bölgelerde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinin farkında. Rubio'nun telefon görüşmesinde yaptığı uyarı da Beyrut yönetiminin bu konudaki kaygılarını artırdı.

ABD seçimleri ve İsrail'deki siyasi belirsizlik müzakereleri durdurdu

Lübnan ile İsrail arasındaki müzakereler, ABD ve İsrail'de gerçekleştirilen seçimlerin yarattığı siyasi belirsizlik nedeniyle durgunluk dönemine girdi.

İsrail'le müzakerelerin resmi ve tek hamisi konumundaki ABD'de seçim süreci, Washington'ın yeni müzakere takvimini belirlemesini geciktirdi. Tel Aviv'deki seçimlerin kesin bir sonuç ortaya koymaması da İsrail tarafının siyasi karar alma sürecini zorlaştırdı. Bu tablonun Lübnan'la yürütülen görüşmelerdeki belirsizliği daha da uzatabileceği değerlendiriliyor.

sdcvfbn
Lübnan-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Roma'daki ABD Büyükelçiliği girişinde güvenlik görevlileri (Arşiv – AP)

ABD, Tel Aviv'deki siyasi tablonun netleşmesini beklerken müzakerelerin siyasi veya askeri düzeydeki yeni turu için henüz tarih belirlemedi.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı Avn, müzakerelerin başarısız olduğu görüşüne katılmıyor. Tercihini eleştirenlere “Alternatif ne?” sorusuyla karşılık veren Avn, müzakere yolunun Lübnan'ı koruyabilecek ve halkına yaşadığı büyük felaketi aşma umudu verebilecek tek seçenek olduğunu savunuyor.

ABD'de askeri düzeyde gerçekleştirilen son müzakere turunda da somut bir ilerleme sağlanamadı. İsrail heyeti, Lübnan tarafının sunduğu çeşitli önerilere yanıt vermekten kaçınarak bunları siyasi makamlara iletmesi gerektiğini belirtti.

Lübnanlı bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu durumun müzakerelerin başarısız olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Yetkili, ABD tarafının Lübnan askeri heyetinin ordunun sahadaki çalışmalarına ilişkin sunumundan memnuniyet duyduğunu belirtti.

ABD'li General Joseph Clearfield'ın da toplantıda yaptığı konuşmada Lübnan ordusunun çalışmalarını açıkça takdir ettiğini aktaran kaynak, ordunun İsrail güçlerinin çekildiği Batı Zutar'da bin 200'den fazla silah, mühimmat ve askeri altyapıyı ortadan kaldırmaya yönelik operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi.

Silahsızlandırma denetiminde anlaşmazlık

Lübnanlı resmi kaynak, müzakerelerin pilot bölgelerin silahlardan arındırıldığının doğrulanması konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle durduğunu belirtti.

Bu konuda iki seçenek bulunuyor. İsrail, denetim görevinin bir sivil toplum kuruluşuna (STK) verilmesini önerirken Lübnan bu öneriyi reddediyor. Beyrut yönetimi, bunun yerine 1949'dan bu yana ülkede görev yapan Ateşkes Denetleme Gücü'nün (UNTSO) görevlendirilmesini istiyor. Ancak İsrail, Lübnan'ın bu önerisine de karşı çıkıyor.

Avn'dan orduya yönelik eleştirilere tepki

Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan ordusunun performansını överek askeri kurumu hedef alan kampanyalara tepki gösteriyor. Orduyu “ulusal ve güvenlik açısından bir güvence” olarak nitelendiren Avn, kuruma yönelik saldırıların ülkenin iç güvenliğini güçlendirmeye katkı sağlamadığını belirtiyor.

cgbhyjuvfd
ABD'li General Joseph Clearfield, geçen ağustos ayında Lübnan Genelkurmay Başkanı General Rudolf Haykal ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Ordusu Komutanlığı)

Avn, “Ordunun bağımsız bir siyasi tutumu veya kendine ait özel bir gündemi yok. Ordu, siyasi otoritenin talimatlarını yerine getiriyor” diyor.

Lübnan ordusunun İsrail ordusuyla doğrudan iletişim kurmayı reddetmesinin de kendi talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini belirten Avn, böyle bir temas için henüz erken olduğunu vurguluyor.

“Mevcut koşullarda doğrudan iletişim kurulması mümkün değil. İsrail ordusu topraklarımızı işgal etmeyi sürdürüyor ve her gün bu topraklara saldırıyor” ifadelerini kullanıyor.

Hizbullah'ın patlayıcıları gündemde

Lübnanlı resmi kaynak, güvenlik güçlerinin Hizbullah mensuplarıyla birlikte ele geçirdiği patlayıcılarla ilgili tartışmaların abartıldığını savundu.

Söz konusu patlayıcılarla ilgili sürecin hukuki çerçevede ilerlediğini belirten kaynak, “Soruşturmalar tamamlandıktan sonra başka adımlar atılması gerekiyorsa bunları atacağız” dedi. Bu açıklamanın, dosyanın Yüksek Yargı Konseyi'ne sevk edilmesi ihtimaline dolaylı bir gönderme olduğu değerlendiriliyor.

Ele geçirilen patlayıcıların ilk olmadığını belirten kaynak, Lübnan ordusunun aynı hafta içinde iki ayrı operasyon gerçekleştirdiğini, bunların ardından dördüncü bir operasyonun daha yapıldığını söyledi. Daha önce de Bekaa Vadisi, güney bölgeleri ve Beyrut'ta benzer operasyonlar düzenlendiğini ancak bunların büyük tartışmalara yol açmadığını hatırlattı.

Lübnan devletinin silahların yalnızca devletin kontrolünde bulunması yönündeki taahhüdü doğrultusunda operasyonların devam edeceğini belirten kaynak, ABD'nin bu konuda Lübnan'a baskı yaptığı yönündeki iddiaları da reddetti.

Kaynağa göre Rubio, Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde yalnızca ele geçirilen patlayıcıların Hizbullah'a geri verileceği yönündeki iddiaların doğruluğunu sordu. ABD'li bakan, bu konunun dışında herhangi bir ayrıntıya değinmedi ve Lübnan'dan ek bir adım atmasını istemedi.


Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.