Sosyal medya Aksa Tufanı karşısında nasıl taraf tutuyor?

Londra’da Filistin’e destek yürüyüşü sırasında yüzünde Filistin bayrağı olan küçük bir çocuk (AFP)
Londra’da Filistin’e destek yürüyüşü sırasında yüzünde Filistin bayrağı olan küçük bir çocuk (AFP)
TT

Sosyal medya Aksa Tufanı karşısında nasıl taraf tutuyor?

Londra’da Filistin’e destek yürüyüşü sırasında yüzünde Filistin bayrağı olan küçük bir çocuk (AFP)
Londra’da Filistin’e destek yürüyüşü sırasında yüzünde Filistin bayrağı olan küçük bir çocuk (AFP)

Filistinli gazeteci Nesrin er-Razayine ‘Yazdıklarımız ulaşmıyor’ ifadeleri ile yaşadıklarını anlattı. Hamas’ın Aksa Tufanı olarak adlandırılan saldırısına tepki olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı başlatmasından bu yana Razayine memleketinde olup bitenleri aktarmaya başlamasının ardından Facebook sayfasında yazdıklarının silindiğini belirtti.

Razayine Şarku’l Avsat’a, Filistinlilerle ilgili içeriklerin silindiğini ve takipçilerinin gönderilerine ve özellikle de İsrail ordusunun şiddetine maruz kalan çocukların fotoğraflarına ‘erişim eksikliği’ olarak belirtilen bir nedenle ulaşmadığını söyledi. Ayrıca siteden kısıtlamaya ilişkin mesajlar aldığını da anlattı.

Geçen hafta Facebook ve Instagram’daki kullanıcılar, Meta’nın sahibi olduğu bu platformların, kamuoyunu şekillendirme arenası haline gelerek, Filistin davasını destekleyen içeriklerin silinmesine yönelik eleştirilerini yayınlamıştı. Geçtiğimiz iki gün içinde bazı kullanıcılar, birçok arkadaşının gönderilerinin kaybolduğunu belirterek, Facebook’un algoritmalarının değiştirilmesini talep eden bir mesajı paylaştı. Söz konusu mesajda “Facebook, uygulamada yalnızca seçtiği arkadaşlarımı gösteriyor. Bizim arkadaşlarımızı seçmek için Facebook’a ihtiyacımız yok uygulamanın kontrol politikası olmadan kullanabiliriz” ifadelerine yer verildi.

Hamas Hareketi’ne bağlı Sağlık Bakanlığı’nın cumartesi sabahı açıkladığı son verilere göre, Gazze Şeridi’nde İsrail bombardımanı sonucu ölenlerin sayısının 724’ü çocuk olmak üzere 2 bin 215’e yükselirken, basında çıkan haberlerde Hamas ve Aksa Tufanı ile ilgili hashtaglerin gizlendiği belirtiliyor.

Uluslararası ilişkiler, strateji ve uluslararası çatışma konularında uzman olan Enes el-Kassas, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırganlığına ilişkin sahte haberlere örnek olarak Politico dergisindeki bir haberin bağlantısını yayınladıktan sonra son günlerde Facebook hesabında kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. Kassas, Şarku’l Avsat’a “İki gün boyunca bir kısıtlama uyarısı aldım. Bu algoritmalar çılgınlık” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen araştırmacı, Facebook platformunda hesabının askıya alınmasını önlemek için, doğru olsa bile, davayı destekleyecek herhangi bir bilgi veya gönderi yayınlamaktan kaçınmaya çalıştı. Bununla ilgili olarak “Facebook resmi verileri bile kısıtlamaya çalışıyor. Ayrıca yalnızca iki beğeni alan gönderilerim var ve bu normal değil” ifadelerini kullandı.

Siyasi araştırmacı, bu kısıtlamanın Facebook platformunun takipçilerine olan saygısını azalttığını düşünüyor. İsrail’in bakış açısını destekleyen içeriklerin yayınlanmasına izin verilmesinin çifte standartların kanıtı olduğunu vurgulayarak “16 yıldır Facebook hesabım var ve daha önce bu yasak hiç yaşanmamıştı” ifadelerini sözlerine ekledi.

Kitaplarla ilgili içerikleri ‘Kitap Kurdu’ kanalı adı altında çeşitli platformlarda yayınlayan Nida eş-Şebravi Şarku’l Avsat’a Instagram platformuna Filistin meselesini ele alan bir video yüklediğini ancak videonun 3 kez silindiğini ve sesin kapatıldığını söylüyor. Videoyu yayınlamayı tekrar denediğini de sözlerine ekledi.

Aynı bağlamda Şarku’l Avsat, Instagram platformunda savaştaki çocuklarla ilgili bir konunun bağlantısını yayınlamaya çalıştı. Ancak “Topluluğumuzu korumak için bazı faaliyetleri yasaklıyoruz” uyarısı aldı.

cdfvg
Instagram’da Gazze ile ilgili basında çıkan bir haberi yayınlamanın yasak olduğunu belirten bir uyarı (Şarku’l Avsat)

* Önlem mi engelleme mi?

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un sahibi ABD merkezli teknoloji devi Meta, Gazze’de çatışmaların başlamasının ardından internette yasa dışı ve yanıltıcı içeriklerin yayınlanmasına karşı ek önlemler alacağını açıkladı.

Alman haber ajansı DPA’ya göre Meta dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, Hamas savaşçılarının saldırısını takip eden ilk üç gün ile ilgili olarak ‘Şirket, politikalarını ve yönergelerini ihlal ettiği için İbranice ve Arapça 795 bin içeriği sildi veya spam olarak sınıflandırdı” ifadelerine yer verdi. Ayrıca “7 Ekim’i takip eden üç günde önceki iki ayla karşılaştırıldığında, Tehlikeli Kuruluşlar ve Bireyler politikamızı ihlal ettiği için her gün 7 kat daha fazla İbranice ve Arapça içeriği siliyoruz” ifadeleri de açıklamada yer aldı.

Hamas’ın rehineleri Facebook ve Instagram’da sergilemekle tehdit etmesi nedeniyle bu platformlarda özellikle dikkatli olduklarını belirten şirket, daha önce platformun politikalarını ihlal eden bazı kullanıcılara kısıtlamalar getirdiğini söyledi.

Elon Musk’ın sahibi olduğu X platformu, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısını takip eden günlerde ‘onbinlerce’ paylaşımı kaldırdığını veya sınıflandırdığını duyurdu. X CEO’su Linda Yaccarino çarşamba günü yaptığı açıklamada Avrupa Birliği’nin bu konudaki bir eleştirisine yanıt olarak “İsrail’e düzenlenen terör saldırısından bu yana on binlerce paylaşımın kaldırılması veya etiketlenmesi için harekete geçtik” ifadelerini kullandı. Söz konusu açıklama, salı günü sosyal medyada Musk’ı eleştiren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun İç Pazar ve Sanayiden Sorumlu Üyesi Thierry Breton’a yönelikti.

Fransız haber ajansı AFP’ye göre, Breton salı günü Musk’a ve Facebook ve Instagram platformlarını da içeren Meta grubundan Mark Zuckerberg’e gönderdiği mektuplarda, Avrupa Birliği’nin yeni dijital hizmetler yasasına uygun olarak ‘yasadışı içerik ve yanlış bilgilerin’ platformlarından nasıl kaldırılacağına ilişkin 24 saat içinde ayrıntılı bilgi vermelerini talep etmişti.

Dijital platformların aldığı bu ‘önlemlere’ rağmen, AFP tarafından hazırlanan bir haberde, bir haftadır süren çatışmanın ardından yanlış bilgi hacminin ve bunların internette yayılma hızının eşi benzeri görülmemiş olduğu belirtildi. AFP, uzmanlara göre İsrail ile Hamas arasındaki bu çatışmanın, Facebook ve X gibi önde gelen platformların yanlış bilgilerle mücadele etme becerisinin azaldığına dair korkunç bir örnek olduğunu bildirdi.

* Önyargılı algoritmalar

Kahire’deki Amerikan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Kamu Politikası Bölümünde öğretim üyesi olan Amr el-Iraki Filistin meselesiyle ilgili içeriğe getirilen kısıtlamanın bu platformlar açısından açık bir ideolojik önyargıyı ifade ettiğini söyleyerek, Hamas hareketini düzenli bir ordu olan İsrail ordusuyla karşı karşıya olan bir terörist hareket olarak tanımladıklarını belirtti. Iraki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu kısıtlamanın bu platformların özellikle kriz ve çatışma zamanlarında iyi bir bilgi kaynağı olmadığını ve siyasi kutuplaşmadan da etkilendiğini doğruladığını belirtti.

Iraki, algoritmaların bir matematik denklemi gibi olduğunu, girdileri giren ve şartlarını belirleyen kişinin önyargılarına uygun davrandığını söyledi. Facebook gibi platformların tarafsız platformlar olmadığını, asıl krizin bu algoritmaların ilişkilerimize, arkadaş çevremize, önyargılarımıza göre çalışmaması olduğunu dolayısıyla bunların artık gerçek anlamda sosyal medya platformları değil, devam eden çatışmada sahiplerinin önyargılarını ifade eden platformlar olduğunu sözlerine ekledi.

Son günlerde Iraki, ‘keşfetinde’ İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırganlığa ilişkin söylemini destekleyen Kürtçe içerikler olduğunu gözlemlediğini bunun, İsrail’in son dönemde askerlerinin moralini yükseltmek için yürüttüğü psikolojik savaşın bir parçası olduğunu belirtti.

Peki çözüm nedir? Başka platformlar mı? Iraki bu soruya her topluluğun kendi platformunu oluşturma hakkına sahip olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Bununla birlikte Facebook’un büyük bir piyasa değeri olduğunu ve 20 yıl önce oluşturulmuş bir kâr modeli olması nedeniyle yayılma ve etki alanını olduğunu belirtti. Son dönemde ortaya çıkan ve kaybolan ancak Facebook ve Instagram’ın sahip olduğu devamlılığı sağlayamayan yeni platformların bulunduğunu sözlerine ekledi.



Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Afganistan'da zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Suriye'de ise zafer tamamlanmadan önce süper güçle müzakereler başladı

Şam'ın Suriye'deki Rus askeri varlığını düzenlemek konusunda Moskova ile anlaştığını deklare etmesi ile Kabil'in ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin yıldönümünü kutlaması arasında nasıl bir bağlantı var?

25 yıl önce 11 Eylül saldırılarından birkaç hafta sonra, Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'ı işgal etti, Taliban rejimini devirdi, el-Kaide'nin peşine düştü ve ardından 20 yıl boyunca hareketin iktidara geri dönmesini engelleyebilecek bir devlet, bir sistem ve bir ordu kurmaya çalıştı. 15 Ağustos 2021'de Taliban Kabil'e geri döndü, Washington tarafından desteklenen rejim çöktü, Cumhurbaşkanı Eşref Gani kaçtı ve Amerikalılar, ABD'nin yenilgisinin sembolü olarak kalan sahneler ile ülkeyi terk etti.

Ancak Afganistan'ın “imparatorluklar mezarlığı” olarak tarihi daha da geriye uzanıyor. 18. ve 19. yüzyıllarda İngilizleri, 1970'lerin sonlarında ise Sovyetleri yenmişti. 1979'da Kızıl Ordu Afganistan’a girdi ve ABD ile müttefikleri Afgan mücahitlerini destekledi. Yaklaşık on yıl sonra Sovyetler geri çekildi ve bu ezici yenilgi, Rusya'nın kızıl pelerinden çıkışının nedenlerinden biri oldu.

Büyük güçler değişti, ancak Afganistan aynı kaldı. Taliban beş yıl önce Kabil'e girdiğinde, zafer kutlamaları sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Rusya ve Esed güçlerinin bombardımanı altında acı çeken Suriye'nin İdlib kentinde tatlılar dağıtıldı. Savaşçıları, Afganistan deneyimini zamanın bir silah olabileceğinin ve ne kadar uçağa, üsse ve müttefike sahip olursa olsun hiçbir süper gücün sonsuza dek kalamayacağının kanıtı olarak gördüler.

Yaklaşık üç yıl sonra, Aralık 2024'te Ahmed eş-Şara'nın güçleri Şam'a girdi, rejim devrildi ve Esed Moskova'ya kaçtı. 2015'te onu kurtarmak için Suriye'ye askeri müdahalede bulunan Rusya ise Afganistan deneyiminin acı hatıralarıyla karşı karşıya kaldı. Dokuz yıl boyunca uçak, üs, askeri ve siyasi destek sağladıktan sonra, Rusya'nın korumaya geldiği müttefik devrilmişti.

Şam, Vladimir Putin için Washington veya Sovyet Moskova için Kabil'in olduğu gibi, bir süper gücün büyük bir yenilgisinin sembolü haline gelebilirdi. Ancak olanlar farklıydı ve bu fark Şam'ın düşüşünden önce başladı. Şara'nın güçleri Halep'e girip ülkenin merkezinden başkentine doğru ilerlemeye başladığında, bir “Rus düğümü” ile karşılaştılar. Hmeymim üssünde, Ukrayna'daki savaş nedeniyle azalmış olsa da, tam gücünü kullanırsa saldırının seyrini değiştirebilecek bir hava kuvveti kalmıştı.

Şara, sadece Şam'a ulaşmak için askeri bir plan değil, aynı zamanda onu tarafsız hale getirmek amacıyla Moskova'ya ulaşmak için de siyasi bir plan tasarladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, daha önce Mecelle'ye verdiği bir röportajda, Şara'nın talimatıyla, sanki Putin'in kendisiyle konuşuyormuş gibi, üst düzey bir Rus yetkiliyle bir kanal açtığını belirtmişti. Başkente doğru askeri olarak ilerleyen bir liderlik, Ruslar ile galip ve mağlup diliyle konuşabilirdi. Sonuçta, bu ülke 2015'te Esed'i kurtarmış, muhalif bölgeleri ve Şara güçlerini bombalamış ve 2016'nın sonunda Halep'in geri alınmasına katkıda bulunmuştu. Ancak bunun yerine, “Şami sözlüğüne” başvuruldu. Mesaj, Rusya'nın çıkarlarını Esed'e bağlamakta hata yaptığı ve çıkarlarını “yeni bir Suriye”ye bağlayarak koruyabileceğiydi. Ardından Şeybani'nin dile getirdiği kilit ifade geldi: “Beşşar rejiminin devrilişi, Rusya'nın Suriye'den çekilmesi anlamına gelmez.”

Taliban, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi için Washington ile müzakere etti. Şara ise, Şam'a giderken Suriye'den yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Şam'a girmeden önce Şara, Esed'in yenilgisi ile Putin'in yenilgisi arasında, ilkinin Suriye'den kaçması ile ikincisinin çekilmesi arasında, zafer ile düşmanı aşağılama arasında, Esed'e kesin bir darbe indirmek ve Putin ile uçurumun kenarında bir oyun oynamak arasında ayrım yaptı. Sadece güçlerinin muhalefeti bombaladığı bir devletle değil, nükleer cephaneliğe, Güvenlik Konseyi'nde daimi bir koltuğa ve dünyanın birçok yerinde nüfuza sahip bir süper güçle uğraştığının farkındaydı. Bu nedenle amaç, Rusya'yı Esed döneminden çıkarmaktı, Suriye’den tamamen çıkmasa da olurdu. Ve varılan anlaşmalar pragmatikti; Rusya'nın şehirlere yönelik bombardımanlarının durması, Moskova’nın değişime karşı siyasi ve medya etkisini kullanmaktan kaçınması, gelecekteki ilişkiler için kanalların açılması ve Rus güçlerinin belirli yerlerden çekilmek istemeleri durumunda bunun kolaylaştırılması. Karşılığında, Rus üsleri hedef alınmadı ve Esed'in devrilmesi Rusya'yı aşağılamaya yönelik bir savaşa dönüşmedi.

Şara Şam'a girdi, ancak yol boyunca Rusya ile irtibatını koparmadı. Başkan olduktan sonra Putin'i iki kez ziyaret etti. Müzakereler Ağustos 2026'ya kadar devam etti ve askeri varlığı yeniden düzenleyen yeni bir anlaşmayla sonuçlandı. “Yeni Suriye”deki Rusya artık “Esed'in Rusyası” değil. Varlığı azaldı ve birçok ayrıcalığını kaybetti. Müzakereler, Kremlin'in “itibarını korumasına” olanak tanıyan bir anlaşmayla sonuçlandı.

Burada Kabil'e geri dönüyoruz. Taliban, Afganistan'dan aşağılanmış bir şekilde çekilmesi için ABD ile müzakere etti. Şam'a giderken Şara, yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu. Afganistan'da, süper gücün Bagram Hava Üssü'nden çekilmesi zaferin tanımının bir parçasıydı. Ancak Suriye'de rejim, zaferinin tamamlanmasını Hmeymim'den son Rus askerinin ayrılmasına bağlı görmedi. Amaç Esed'i devirmekti, Rusya'yı düşman listesine eklemek değil.

Şara, Esed'i yendi, ancak zaferinin Putin için bir yenilgiye dönüşmesini engellemeye çalıştı. Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı

Bir başka paradoks daha var: Beş yıl önce İdlib, Kabil'e bakıyordu. Bugün ise Kabil, Şam'a bakıyor. 2021'de İdlib'in savaşçıları, İslamcı bir hareketin zafere kadar nasıl direnebileceğini Taliban'dan öğrenmek istiyordu. 2026'da bazı Taliban liderleri, askeri bir zafer elde eden İslamcı bir hareketin, izolasyondan kurtulup dünyayla etkileşime giren bir devlete nasıl dönüşebileceğini öğrenmek için Şara'ya bakıyor.

Beş yıl sonra, Taliban halen izolasyondan muzdaripken, Şam farklı bir yol izledi. Şara, İdlib'den başkente, bir fraksiyonu yönetmekten bir devleti yönetmeye, bir mağaradan bir saraya geçti. İdlib'de mümkün olan ile Şam'ın ihtiyaç duydukları, Esed ile düşmanlıkla Çar ile ilişkiyi, zafer ile intikamı ayırmaya çalıştı. İdlib mağaralarından Birleşmiş Milletler platformlarına ve başkanlık saraylarına geçti.

Her iki öykü de büyük güçler için bir ders niteliğinde. Sovyetler Birliği Afganistan'dan çekildi, ardından ABD de çekildi. Rusya, müttefikini ve birincil pozisyonunu kaybetti, ama Suriye'yi ve stratejik coğrafi konumunu kaybetmemeye çalıştı.

Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı. ABD'nin Asya'daki platformu Bagram'dan, Rusya'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya köprüsü Hmeymim'e, büyük güçlerin yenilgiye uğramasının öyküsü işte budur.


Rima Rahbani: Ziyad, ‘ciddi bir tıbbi hata ya da ihmal’ sonucu hayatını kaybetti

(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
TT

Rima Rahbani: Ziyad, ‘ciddi bir tıbbi hata ya da ihmal’ sonucu hayatını kaybetti

(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)

Lübnanlı müzisyen Ziyad Rahbani’nin hayatını kaybetmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesinin ardından, kız kardeşi Rima Rahbani yeniden gündeme geldi. Rahbani, bugün Facebook sayfasından yaptığı uzun paylaşımda, kardeşinin yaşamının son günlerine ilişkin kendi anlatımını ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Rima Rahbani ayrıca, Ziyad’ın güvendiğini söylediği doktorları doğrudan suçlayarak, ‘büyük bir tıbbi hata veya ihmal’ olarak nitelendirdiği durumdan onları sorumlu tuttu.

Rima Rahbani’nin paylaşımı, uzun süren sessizliğinin ardından ve Ziyad Rahbani’nin sağlık durumu ile ölüm koşullarına ilişkin çok sayıda bilgi ve spekülasyonun gündeme geldiği bir dönemde geldi. Rahbani, uzun bir aranın ardından geçtiğimiz haziran ayında Facebook üzerinden yeniden paylaşım yapmaya başlamış, sonrasında ise kardeşi ve ailenin mirasına ilişkin paylaşımlarını sürdürmüştü.

fgthy
Rima Rahbani’nin kardeşi Ziyad ile birlikte çekilmiş fotoğrafı (Rima Rahbani’nin Facebook sayfası)

Rima Rahbani son paylaşımında, konunun başlangıçta aileye ait özel bir mesele olduğunu ve ayrıntılarını kamuoyuna açıklamak istemediğini belirtti. Ancak Rahbani, kendi ifadesiyle, çeşitli bilgi ve spekülasyonların geniş çapta dolaşıma sokularak medya ve sosyal medya platformlarında ‘gerçek’ gibi sunulması üzerine konuşmak zorunda kaldığını söyledi.

Ziyad karaciğer hastalığından ölmedi

Rima, kardeşinin ölümünün ardından yayıldığını söylediği bir dizi iddiayı çürüterek paylaşımına başladı. Ziyad’ın karaciğer ya da pankreas rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetmediğini, karaciğer nakli aşamasına da gelmediğini vurguladı.

Rima ayrıca Ziyad’ın gerek devletten gerekse başka herhangi bir kurum veya kişiden maddi desteğe ihtiyaç duyduğu yönündeki iddiaları reddederek, kardeşinin mali durumuna ilişkin söylentilere sert tepki gösterdi.

Hayatı boyunca, özellikle de son döneminde, onun yanında olduğunu vurgulayan Rima, aralarındaki ilişkinin hiçbir zaman kesilmediğini ve kendisinin son ana kadar kardeşinin yanında bulunduğunu belirtti.

dvfghyju
2003 yılında Dubai’deki konserin hazırlıkları sırasında Feyruz ve Ziyad Rahbani (AFP)

Paylaşımın en hassas bölümlerinden birinde Rima, Ziyad’ın hastalığına yenik düştüğü veya yaşama isteğini kaybettiği yönündeki anlatıları reddetti.

Kardeşinin ‘teslim olmadığını, hayattan bıkmadığını ve gitmeye karar vermediğini’ vurgulayan Rima, Ziyad’ın hayata sıkı sıkıya bağlı olduğunu, hayatı sevdiğini ve ölümden korktuğunu, hatta ölümün kendisi için gerçekleşmesinden endişe duyduğunu belirtti.

Ziyad’ın devrimci ve isyankâr kişiliğine rağmen kendine özgü bir inanç dünyasına sahip olduğunu ifade eden Rima, kardeşinin yaklaşık 15 yıldır ailesinin yanında Hristiyanların ‘Selam sana Meryem’ duasını sürekli tekrarladığını söyledi.

Son konserinden sonra aile evine döndü

Rima, Ziyad’ın Lübnan’ın kuzeyindeki Rahba’da verdiği son konserin ardından annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşamaya başladığını açıkladı. Bu dönemin, kardeşinin hayatının son evresine denk geldiğine işaret etti.

Kardeşinin hayatının ilk dönemlerinde aile evinden ayrıldığını ve bir daha geri dönmediğini belirten Rima, Ziyad’ın hastalığı ve yorgunluğunun arttığı dönemde ailesinin yanında kalmayı tercih ettiğini söyledi. Rima, bunun nedeninin kardeşinin yalnız kalmaktan korkması olduğunu ifade etti.

cdfgthy
Temmuz 2025’te Ziyad Rahbani’nin cenaze töreninde onun fotoğrafını taşıyan bir kadın (AFP)

Aralarındaki ilişkiyi oldukça duygusal ifadelerle anlatan Rima, Ziyad’ın annesi ve kız kardeşinin yanında olmasına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Annesinin onu koşulsuz bir sevgiyle sevdiğini belirten Rima, kendisinin ise kardeşini fazla konuşmaya gerek duymadan anladığını ifade etti. Rima, bu tür bir iletişimin Ziyad’ın hayatının o döneminde özellikle ihtiyaç duyduğu şey olduğunu kaydetti.

Tıbbi hata veya ihmal

Rima ardından paylaşımının en dikkat çekici bölümüne geçerek, Ziyad’ın “güvendiği doktorların yaptığı bir hata veya tıbbi ihmal sonucunda hayatını kaybettiğini” söyledi. Rima, kardeşinin başka doktorlara danışmayı kesin bir şekilde reddettiğini de belirtti.

Rima’nın anlatımına göre söz konusu doktorlar, Ziyad’ın kendilerine duyduğu güvenin aksine, ona inanmadılar. Yaşananları ‘çok büyük bir hata’ olarak nitelendiren Rima, bundan sorumlu kişiye duyduğu öfkeyi dile getirdi.

Hristiyan olması ve bunun beraberinde getirdiği bağışlama çağrısına rağmen, hayatında ilk kez affedemediği bir durumla karşı karşıya olduğunu söyleyen Rima, kardeşini tarif ederken Ziyad’ın hasta, inatçı ve yorgun olsa bile ‘hata yapılabilecek biri olmadığını’ ifade etti. Bu sözleriyle, kardeşinin sağlık durumunun farklı bir tıbbi yaklaşım gerektirdiğine inandığını ima etti.

dfrgthy
2003 yılında Dubai’deki konserin hazırlıkları sırasında Feyruz ve Ziyad Rahbani (AFP)

Rima, konuya ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Rima, uzun bir sessizliğin ardından yeniden gündeme geldi

Rima Rahbani’nin kardeşi hakkında yeniden konuşmaya başlaması, uzun bir aranın ardından sosyal medyaya kademeli olarak dönmesi açısından da ayrı bir önem taşıyor.

Rima, geçtiğimiz haziran ayında babası Assi Rahbani’nin ölüm yıl dönümü dolayısıyla annesi Feyruz’un ‘Rahu’ adlı şarkısından bir bölüm paylaşmıştı. Bu paylaşım, kardeşleri Ziyad ve Hali Rahbani’nin hayatını kaybetmesinin ardından Rima’nın sosyal medyadaki dikkat çeken ilk görünümü olmuş ve geniş yankı uyandırmıştı.

Haziran ayının sonunda ise Ziyad ile ilişkisi hakkında doğrudan konuşan Rima, aralarında kalıcı bir kopukluk bulunduğuna ilişkin ‘söylentilere’ son verdi. Farklı dönemlerde yaşadıkları anlaşmazlıklara rağmen aralarındaki ilişkinin derinliğini vurguladı.

Rima’nın medya gündemindeki görünürlüğü temmuz ayında da arttı. Ziyad’ın ölümünün birinci yıl dönümünde onun anısına düzenlenmesi planlanan etkinlik ve girişimlere karşı çıkan Rima, bu tutumunun kardeşinin iradesine ve sanatsal mirasına saygıdan kaynaklandığını belirtti.

Rima Rahbani... Aile mirasının savunucusu

Rima’nın son tutumu, Rahbani ailesinin mirasını, özellikle de babası Assi Rahbani, annesi Feyruz ve kardeşi Ziyad’ın bıraktığı sanatsal mirası savunma konusunda yıllardır sürdürdüğü yaklaşımından bağımsız değerlendirilemez.

Rima, uzun süredir ailenin sanatsal eserleri ve bu mirasa ilişkin haklarla ilgili her konuda son derece hassas bir tutum sergiliyor. Son yıllarda Rahbani ailesinin eserlerinin sunulma ve yeniden kullanılma biçimi ile sanatçıların anılmasına yönelik girişimler konusunda kamuoyuna açık tartışmalara da girdi.

Son dönemdeki açıklamalarında bu hassasiyetinin daha belirgin hale geldiği görüldü. Rima, Ziyad’ın adının istismar edilmesi veya eserlerinin onun sanatsal yaklaşımı ve iradesinden uzak bir biçimde yeniden sunulması olarak değerlendirdiği girişimlere karşı çıktı. Ölümünün birinci yıl dönümü öncesinde yaptığı açıklamalar, özellikle kardeşinin isteğiyle örtüşmeyen anma girişimlerini reddettiğini duyurmasının ardından geniş tartışmalara yol açtı.

Hak sahibi olarak düzeltme

Rima, paylaşımının sonunda bu ayrıntıları kamuoyuna açıklamak istemediğini belirterek, yaşananların kimseyi ilgilendirmeyen özel bir mesele olduğunu söyledi. Ancak çok sayıda iddia, haber ve spekülasyonun gündeme gelmesi ve bunların, kendi ifadesiyle, bazı kişiler tarafından gerçekmiş gibi kabul edilen bilgilere dönüşmesi üzerine müdahale etmek zorunda kaldığını ifade etti.

Rima, şimdilik ‘başlıklarla’ yetineceğini belirterek, gelecekte daha fazla ayrıntı içeren ‘tam bülteni’ yayımlamak zorunda kalmamasını umduğunu dile getirdi.


Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır'daki bilgili kaynaklar ile Hamas kaynakları, Halid el-Hayye başkanlığındaki hareket heyetinin pazar günü Mısır'ın El Alameyn kentinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve “Barış Konseyi” Temsilcisi Nikolay Mladenov ile görüştüğünü Şarku’l Avsat'a açıkladı. Görüşmeye Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucu temsilciler de katıldı.

Kaynaklara göre görüşmede Hamas'ın bir dizi talebi ele alındı. Bunların başında, ABD yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yaparak Ekim 2025'te Şarm eş-Şeyh'te imzalanan yol haritasının ikinci aşamasının uygulanmasını kabul etmesini sağlaması geldi. Hamas ayrıca Trump yönetiminin, İsrail hükümetinin söz konusu planı uygulamayı reddeden tutumunda ilerleme sağlaması ve aralarında acil bazı taleplerin hayata geçirilmesi için çalışmasını istedi.

Bu acil talepler arasında, daha önce üzerinde anlaşmaya varılan Gazze'ye 600 yardım kamyonunun girişinin sağlanması ve İsrail'in Hamas yöneticileri ile Gazze sakinlerini hedef alan suikast operasyonlarının derhal durdurulması yer alıyor.

Kaynaklar, Kushner'ın ise ABD yönetiminin “barış planına” bağlılığını teyit ettiğini, ancak bunun için Hamas'ın silahlarını bırakması ve hareketin askeri kanadını feshetmesi konusunda belirli bir takvime uymasını şart koştuğunu aktardı.

Kushner'ın ayrıca, Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimi için oluşturulan komiteye ve barış planının maddeleri kapsamında üzerinde mutabakata varılan uluslararası istikrar gücüne teslim etmesiyle eş zamanlı olarak İsrail'in de planın uygulanmasına yönelik taahhütte bulunmasını sağlamaya çalışacağını belirttiği kaydedildi.

Kaynaklara göre Kushner, pazartesi günü İsrail'e yapacağı ziyaret sırasında Netanyahu ile bu konuda uzlaşma sağlamaya çalışacağını ifade etti.