Gazzeli şairlerin günlüklerinde terörün son tablosu

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum” Yahya Aşur

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA
TT

Gazzeli şairlerin günlüklerinde terörün son tablosu

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Husam Maruf

Gazze: Gazze Şeridi, uzun yıllardır İsrail işgali altındaki küçük ve kalabalık bir bölgedir. Burada her şey imkânsız gibi görünüyor. Gazzelilerin üzerinde bulunan muazzam kısıtlamalar, günlük yaşamlarını kuşatan ek duvarlar gibidir ve onlara yaşamın özünü kaybettirir.

Gazze, sık sık kendi isteği dışında savaşa sürüklenir. Halkı, başlarına yağmur gibi yağan patlayıcı ve füzelerin sesleri eşliğinde, varoluşsal çatışmaların ortasında bulur kendini. 7 Ekim savaşı, başlangıç ve bitiş ayrıntıları ne olursa olsun önceki savaşlardan farklı değil, ancak Gazzelilerin bugüne kadar gördüğü her şeyden daha büyük dehşet ve korku içerir.

Savaş deneyimi, boğucu varoluşsal boyutlarıyla her zaman Filistin şiirinin bir parçası olmuştur. Çünkü şair, çevresinin evladıdır. Son savaş deneyimi daha da şiddetli görünüyor. Çünkü işgalin, Filistinlileri bombalamak, korkutmak ve yerinden etmek şeklindeki tepkisi daha büyük oldu. Filistinli genç şair Bisan en-Netil, sürgün edilmenin, hatta savaşın tümünün ve içinde barındırdığı dehşetin bir resmini çiziyor:

“Evimin duvarlarını nasıl koyayım bavula sığmıyor / Hep birlikte güvenli bir yere gitmek istiyorum / Tüm kitaplarımız, resimlerimiz ve anılarımız hangi bavula sığar?”

Hafıza

Filistinliler, savaşın ve demir kılıçlarının gölgesinde günlük hayatını yaşamaya alışmıştır. Zihinleri, dehşet sahnelerini yeniden yaşatıp durur. Aile, arkadaş ve sevdiklerini kaybetme korkusu yakalarını asla bırakmaz. Şair Nasır Rabah, savaşın başladığı günü sevgilisine hediyeler göndermek için kullanıyor. Askeri kışlaların yankısını ve Filistinli hayatındaki pek çok sonun gölgesinde yaşamı etkileyen çürümeyi somutlaştırıyor.

“Kışla, yaşamımın yüksek çitine yaslanmış durumda. Roketler tarafından dört bir yana dağıtılmadan önceki kadim komşularımın sohbetleri nerede? Yaşlanan düşlerim, delikanlı koltuk değneklerime dayanarak kendilerini önemsemeyen denize doğru yürüyor. Umut deposunda son bir derman hapı kaldı, tespihimin taneleri bir türlü bitmiyor. Ve ben 'Gazze, Gazze, Gazze!' diye sayıklıyorum.”

Nasır Rabah

Rabah'ın şiirselliği, keskin seslerle dolu yorucu görüntüyle aşılır, çünkü onun için yokluk, aşkın girdiği her yolu sonlandıran bir füzeyle bağlantılıdır.

Onun koltuk değnekleriyle uçuruma doğru ilerleyen eski hayalleri vardır. Savaş ve felaketleri, ona bağlı sonlar ve yorgun aşk ilişkileri arasındaki bu bağlantı, Filistin’in toprağa bağlı hafızasının siyah şeridini, adını Gazze diye haykıran trajik tiyatrodan geçirmek gibidir.

Nasır Rabah
Nasır Rabah

Rabah şöyle diyor: “Savaş'ın doğum gününde sana göndermediğim hediyeler Kitabımı kapatırken sanki kangrenden ölüyormuş gibi şiirin bana el sallaması Ağzımla her şeye dair sözlerim arasındaki kapalı köprüler Kışla, yaşamımın yüksek çitine yaslanmış durumda. Roketler tarafından dört bir yana dağıtılmadan önceki kadim komşularımın sohbetleri nerede? Yaşlanan düşlerim, delikanlı koltuk değneklerime dayanarak kendilerini önemsemeyen denize doğru yürüyor. Umut deposunda son bir derman hapı kaldı, tespihimin taneleri bir türlü bitmiyor. Ve ben 'Gazze, Gazze, Gazze!' diye sayıklıyorum.”

Açık ağız

Gazze’de şairler, bu kuşatılmış bölgenin tüm sakinleri gibi kendine özgü kaygı, korku ve acı sonlarla dolu deneyimler yaşar. Savaş zamanlarında gece, ölümün ilk günündeki mezar gibi gelir. Gecenin getirdiği ağırlık dayanılmazdır, geçilemez. İsrail’in güvenli evlere yönelik ağır bombardımanı, evleri sarsan ve sakinlerinin kalplerini yerinden oynatan bombalar ve gökyüzünü dolduran uçak sesleri eşliğinde yavaş yavaş ilerlemeye devam eder. Sanki her an seni yutabilecek açık bir ağız gibi. Savaş zamanında gecenin bu çirkin görüntüsü, Yaradan'a dua etme haline gelir. Sürekli elektrik kesintileri karşısında kendini rahatlatmak ve zifiri siyah rengi değiştirmek için renklerle oynamak.

wer
Hamid Aşur

Filistinli şair Hamid Aşur, her Filistinlinin yaşadığı o deneyimi, içinde Filistin gerçekliğinin kriz işaretlerini taşıyan bir yakarış yoluyla anlatıyor.

“Rabbim/ Bu ağır geceyi göğsümüzün üstünden al/ Al Rabbim ve bu zifiri karanlığından arındır/ Geceyi uçaklardan, füzelerden, bomba seslerinden arındır/ Sabahı bizim için, çocuklarımız için bembeyaz kıl”

Rabbim/ Bu ağır geceyi göğsümüzün üstünden al/ Al Rabbim ve bu zifiri karanlığından arındır/ Geceyi uçaklardan, füzelerden, bomba seslerinden arındır/ Sabahı bizim için, çocuklarımız için bembeyaz kıl

Hamid Aşur

Hava saldırısı

Savaş zamanında şiirsel imge Filistinlilerin hayatının başka bir yanını ortaya çıkarır. Bu zamanlarda insanı ölümle yaşamdan ayıran, çürük bir iptir. Özünde rastlantı olmayan rastlantılar vardır. Filistinlilerin hayatında hiçbir şey rastlantıya bağlı değildir. Bu, kaderin uzun bir yolculuğudur, çoğu ölüme doğru ilerler. Gazze'de ne çok ölüm var.

Hava saldırısı sonucunda ölüm, kaçınılmaz bir mesele olabilir. Öyle ki, Filistinlilerin yaşamları pamuk ipliğine bağlıdır. Hamid Aşur, kısa ve bombalanan hayat nitelemesini sadece yıllar açısından değil, aynı zamanda Gazze halkının hayatında yabancı gibi görünen neşeli vakitler açısından da kullanır. Belki de son dakika haberleri, insanın hayatında daha fazla varlık ve sürekliliğe sahiptir.

Melankoli

Gazzeli insanın hayatındaki görüntünün tonları ne kadar değişirse değişsin, yine de savaşla tekrar tekrar yüzleşmek zorundadır. Buradaki vatandaş, 15 yıl içinde yaklaşık on savaş yaşadı. Bu krizlerin yoğunlaşması, Filistinli gençlerin birçok kavramını değiştirdi ve onları mutlak umutsuzluğa sürükledi. İntihar oranları dikkat çekici bir şekilde çoğaldı ve kötü koşullar nedeniyle göç de arttı.

xscd
Revan Hüseyin

Şiir ise kaçınılmaz kayıpları, gençliğin yaşlılıkla iç içe geçmesini, korkunç sonları anlatan melankolik ve kasvetli görüntülerle ağırlaştı. Ölümden dönen insanı hayalete dönüştüren şey, Gazzeli şair Revan Hüseyin tarafından şöyle ortaya konuluyor:

“Zaman bir kenara çekildi/Mekanlar tıpkı kelimelerin göz pınarlarında yaşlandığı bir çocuk gibi gözlerini kapattı /Tavanlar çöküyor kayalardan düşen şelaleler gibi / Yıkıntılarının altında fotoğraflar duvarda askıda duruyor/ En son gördüğümüz: Son korku tahtası yüzümüze kazınmış / Bu gece yalnız yaşlanıyoruz/ Zamanı örüp giyiyoruz / Küçüklerimizin ağzından sel olup akan korkuyu biz yutuyoruz / Peki, bizim pas tutmuş ağzımızdan çıkan korku dolu çığlıkları kimler yutuyor?

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum”

Yahya Aşur

Alay

Filistinli için acı, günlük bir alışkanlık gibi görünüyor, sanki dördüncü bir öğün gibi. Ancak bombardıman nedeniyle gelen acının şekli, çoğu zaman sonlar taşır, bu ise acının doruk noktasıdır.

Kavramlar ve olaylarla alay etmek de Filistinlilerin alışkanlıklarından biri haline geldi. Öyle ki, bombalama veya çatışma gecesini ‘parti’ olarak adlandırıyor. Belki de bu, Milan Kundera'nın ‘saçmalık partisi’, belki de tüm yaşamın saçmalık partisi.

dfr
Yahya Aşur

Filistinli şair Yahya Aşur, dipnotlar aracılığıyla kaybı yeniden tanımlayan metnine bunu dahil ederek ve bu sefil görüntüyü pek çok insanın farkına varmadan tekrarlanan geleneksel bir sahneye bağlayarak savaşla, kendisiyle veya sıkıcı olayla alay etmenin bir yolunu buluyor:

Her dem bir füzeyle başlayan şenliklerde/ Annem odama koşup ‘Pencereni biraz aç’ derdi/ O hiç fark etmedi ben de hiç söylemedim/ Evin pencereleri içinde hiçbir bombardımanın kıramadığı tek pencere benim pencerem/ Bu kez annem odama gelmedi/ Ben de penceremi biraz açmadım”

Tam tecrit

Başka bir metinde Aşur, Gazze'deki ekonomik, sosyal ve siyasi kuşatmayı hatırlatarak bu noktada her zaman yalnız kaldığını, ancak modernitenin ipinin onu dünyaya bağladığını belirtiyor. Teknoloji, savaşlar arasında dağılmış olan bu sefil yerin izolasyonunu kırmanın bir aracı olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki, şair Gazze ikilemine nihai bir çözüm bulmuş:

“Üzerimizdeki ablukayı kaldıramıyorsa, dünyanın interneti kesilsin/ Dünyadan kurtulmaktan çok dünyanın bizden kurtulmasını istiyorum”

“Bu gece yalnız yaşlanıyoruz/ Zamanı örüp giyiyoruz / Küçüklerimizin ağzından sel olup akan korkuyu biz yutuyoruz”

Revan Hüseyin

Tarafsızlık

Uçak, herhangi bir insanın hayatında rüya gibi parlarken, Filistinli, özellikle Gazzeli için onu gördüğü anda belleği ele geçiren korkunç bir an olur. Uçak, onun hayatında ölüm kaynağıdır, kanatların, uçmanın ve seyahatin fikrinden daha fazlası. Tarafsız bir fikir değil, kanla, evleri yıkmakla, çocukların ağlamasıyla ve kayıpla lekelenmiştir. Burada uçak, felaketin anahtarıdır.

csdf
Muna el-Masdar

Şair Muna el-Masdar, Gazzeli hafızasında uçak hakkındaki bu karanlık sahneden kopma yeteneğine dair sorular soruyor. Filistin yaşamının imajını parçalara ayırıp bir araya getirmek ve yeniden üretmek, Gazze'ye ve onun gerçekliğine yabancılaşmayla temsil edilen başka bir yerde başka bir yaşam üretmek için şiirde analiz ve tefekkür araçları gibi görünüyor. Savaşın gürültüsü, yıkımı ve hatırası olmadan yaşanabilir bir hayat yaratmak için:

Yaşamak ve hayatta kalmak arasındaki tek fark tavandan başka nedir?/ Tavan insanın ruhu mudur yoksa yeni bir gökyüzü mü?/ Sürgünde ufuk var mı?/ Hayatın anahtarları farklı mı? /Yoksa gecenin daha net ve daha gürültülü olmasıyla mı sınırlı?/ Uçağı bir ulaşım aracı olarak şeffaf bir şekilde yeniden tanımlayacak mıyız? /Yoksa gökyüzüne her ziyaretinde ruhumuzda mı olacak?/ Bir süre sonra bizim gibileri de taşıdığını mı anlayacağız?/ Ama onların büyük oranda savaşa dair anıları yok!



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.