İsrail'in ‘Hamas sonrası’ için üç aşamalı planı

Abbas, Filistin Devleti’nin barışa giden yol olduğunu vurguladı.

İsrail dün Gazze Şeridi'nin güneyine saldırı düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi'nin güneyine saldırı düzenledi. (AFP)
TT

İsrail'in ‘Hamas sonrası’ için üç aşamalı planı

İsrail dün Gazze Şeridi'nin güneyine saldırı düzenledi. (AFP)
İsrail dün Gazze Şeridi'nin güneyine saldırı düzenledi. (AFP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, güvenliğin ve barışın ancak iki devletli çözümle sağlanabileceğini söylerken, İsrail ise saldırının 14’üncü gününde Gazze Şeridi'ne daha fazla bombardıman düzenledi. İsrail, savaşın üç aşamadan oluştuğunu ve bu aşamaların Gazze'de yeni bir güvenlik gerçeğiyle sonuçlanacağını duyurdu.

Abbas dün Kahire'de İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ile yaptığı görüşmede gerilimi artırmanın anlamsızlığına dikkat çekerek bir Filistin devleti kurulmadıkça veya başka planlar yapılmadıkça bölgede barışın sağlanamayacağını vurguladı. Filistin Devlet Başkanı sözleirni şöyle sürdürdü:

“Filistin Devleti, sivilleri savaş belasından kurtarmak için İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırganlığının derhal durdurulmasını istiyor. Filistinlileri Gazze Şeridi'nden, Batı Şeria'dan veya Kudüs'ten çıkarmaya yönelik her türlü planı kategorik olarak reddediyor.”

Abbas dün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin çağrısı ile bugün gerçekleştirilecek olan Kahire Zirvesi'ne katılmak üzere Mısır’a gitti. Zirvede savaşı durdurma ve Gazze'deki yerinden edilme planlarıyla yüzleşme çabalarını desteklemeye ve koordine etmeye odaklanılması bekleniyor.

Fotoğraf Altı: İsrail'in cuma günü Gazze şehrinin eteklerindeki ez-Zehra bölgesine düzenlediği baskınlar büyük bir yıkıma neden oldu. (AFP)
İsrail'in cuma günü Gazze şehrinin eteklerindeki ez-Zehra bölgesine düzenlediği baskınlar büyük bir yıkıma neden oldu. (AFP)

Ancak İsrail siyasi adımların dışında dün, olası bir kara harekâtı öncesinde Gazze Şeridi'ni vurmaya devam etti. Gazze Şeridi'ndeki Zehra şehrinin kulelerini, evleri, apartmanları ve tarihi Ömer Camii'ni bombaladı. Bu, dünyanın en eski kiliselerinden biri olan ‘Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’nin bombalanmasından saatler sonra gerçekleşti.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde 24 saat içinde yaklaşık 350 Filistinliyi öldürdü. Gazze Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun ‘son 24 saat içinde 352 şehit ve 669 yaralıya neden olan 37 katliam’ gerçekleştirdiğini bildirdi. Söz konusu katliamlardan birinde, 16 Filistinli Hristiyan'ın ölümüne neden olan Rum Ortodoks Kilisesi bombalandı.

İsrail, 7 Ekim 2023'ten dün öğle saatlerine kadar Gazze Şeridi'nde 4 bin 137 Filistinliyi öldürdü, 13 binden fazlası kişi de saldırılarda yaraladı.

Fotoğraf Altı: İsrail saldırılarının Zehra bölgesinde neden olduğu yıkım. (AP)
İsrail saldırılarının Zehra bölgesinde neden olduğu yıkım. (AP)

İsrailli yetkililer, Gazze'ye yönelik kara harekatının yakın olduğunu teyit ettiler. Askerlerini Gazze yakınlarında konuşlandırdılar ve savaşın ‘zor, uzun ve yoğun’ olacağı öngörüsünde bulundular. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant askerlerine Gazze'yi içeriden göreceklerine dair söz verdi. Galant, bakanlığının Knesset'teki Dışişleri ve Güvenlik Komitesi genel merkezinde yaptığı toplantıda askerlerine Gazze'yi içeriden görecekleri sözünü vererek Hamas'ın ortadan kaldırılması, askeri ve idari yeteneklerinin yok edilmesi, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılması ve yeni bir güvenlik sisteminin kurulması olmak üzere savaşa yönelik üç hedef belirledi.

Gallant'a göre ilk aşamada ‘Hamas hareketini yenilgiye uğratmak, aktivistleri ve altyapıyı yok etmek amacıyla önce ateşle, sonra da ani bir manevrayla askeri bir harekât gerçekleştirilecek. İkinci aşamada, gelecekte çatışmaların daha az oranda azalması ve Gazze Şeridi’nde kalacak direniş odaklarının ortadan kaldırılmasına odaklanılması bekleniyor. Üçüncü aşama, Gazze Şeridi'nde yeni bir güvenlik sisteminin oluşturulması, İsrail'in Şeridi'ndeki yaşamın ortadan kaldırması ve İsrail vatandaşları ve Şeridi çevreleyen bölgede yaşayanlar için yeni bir güvenlik gerçekliği yaratılması olacak.

Fotoğraf Altı: Zehra bölgesinde eşyalarını taşıyan Filistinliler. (AP)
Zehra bölgesinde eşyalarını taşıyan Filistinliler. (AP)

İsrail, Gazze'ye yönelik kara harekâtı için hazırlıklarını sürdürüyor. bu kapsamda, İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari şu açıklamayı yaptı:

"Son iki haftadır İsrail Hava Kuvvetleri, Gazze'ye yönelik saldırılarını 30 yıldır görülmemiş bir şekilde sürdürüyor. İsrail ordusu, operasyonun bir sonraki aşaması için hazırlanıyor."

Cuma günü planlandığı gibi kapıların yardım taşımak için açılmaması nedeniyle Gazze’de insanların acısı devam etti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dün Mısır'ın Refah Sınır Kapısı’na gitti. Guterres, Mısır tarafında bulunan yardım kamyonlarının Gazze Şeridi'ne mümkün olan en kısa sürede girmesinin gerekli olduğunu vurguladı. Gazze Şeridi'nde artık su, yiyecek, ilaç ve yakıt olmadığını, saldırıya maruz kaldıklarını ve hayatta kalabilmek için bu yardıma ihtiyaçları olduğunun altını çizdi. Buna rağmen dün bölgeye yardım giremedi.

Fotoğraf Altı: Gazze'ye yardım taşıyan kamyonlar Refah Sınır Kapısı’nda bölgeye giriş için beklemeye başladı. (EPA)
Gazze'ye yardım taşıyan kamyonlar Refah Sınır Kapısı’nda bölgeye giriş için beklemeye başladı. (EPA)

Su, yiyecek, ilaç ve temel malzeme taşıyan çok sayıda kamyon, geçişin Mısır tarafında yığılmış halde kaldı.

Guterres, "Bunlar sadece kamyon değil, aynı zamanda bir can kurtarma halatı. Gazze'deki birçok insan için yaşamla ölüm arasındaki farkı yaratan bunlar" dedi.

Gazze'de insanlar yoğun bombardıman altında elektrik, su, ilaç ve yakıt olmadan yaşarken, daha fazla mağdur nedeniyle hastaneler de çalışmayı durdurmaya başladı.

Gazzeliler, dün sevdiklerini toplu mezarlara defnettiler.

Ölülerin kefenlenmesi ve gömülmesinde gönüllü olarak çalışan Ahmed el-Havli açıklamasında "Her gün yaklaşık 120 şehit defnediyoruz. İsrail'in sürekli bombardımanı ve mezarlıklara erişim yasağı söz konusu" dedi. "Bugün Şifa Tıp Kompleksi'nde gömmek için yer bulamadığımız yaklaşık 250 cesedimiz var" ifadelerini kullanan Havli’nin açıklamalarına göre Hamas, İsrail'in bombardımanına misilleme olarak roket fırlatmaya devam etti. Hamas'ın saldırılarının dün sınırlı olduğu ancak Kudüs'ü etkilediğine dikkat çekti.



Darfur Valisi: Milis gruplarının çoğalması Sudan’ı tehdit ediyor

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minawi, Şarku’l Avsat gazetesine konuştu. (Şarku’l Avsat)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minawi, Şarku’l Avsat gazetesine konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Milis gruplarının çoğalması Sudan’ı tehdit ediyor

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minawi, Şarku’l Avsat gazetesine konuştu. (Şarku’l Avsat)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minawi, Şarku’l Avsat gazetesine konuştu. (Şarku’l Avsat)

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minawi, milislerin ve devlet kurumlarının dışında faaliyet gösteren paralel güçlerin yayılmasının Sudan’ın birliğini tehdit ettiğini ve ülkeyi birbiriyle çatışan nüfuz bölgelerine dönüştürebileceğini söyledi. Minawi, bütün silahlı oluşumların hukuka tabi kılınması ve birleşik bir ulusal ordunun kurulması gerektiğini vurguladı.

Aynı zamanda Sudan Kurtuluş Hareketi’nin liderliğini yürüten Minawi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, sahada üstünlüğün ordunun elinde olduğunu ve güç dengesinin ordu lehine değiştiğini belirtti. Çatışmalarda karşılıklı ilerleme ve geri çekilmelerin sürdüğünü kaydeden Minawi, mensubu olduğu Ortak Güçler’in Sudan Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde savaştığını ifade etti. Güvenlik düzenlemelerinin tamamlanması için kurumların reformdan geçirilmesi, silahlı güçlerin orduya entegre edilmesi ve yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.

Minawi, olası bir ateşkesi sivillerin korunmasını, yerinden edilen kişilerin geri dönüşünü ve ülkenin bölünmesinin önlenmesini sağlayacak güvencelere bağladı. Sudanlıların özgürce ve eşit koşullarda katılımını güvence altına alacak şartlar oluşana kadar siyasi diyaloğun ertelenmesi çağrısında bulundu. Paralel yönetimlerin kurulmasına karşı da uyarıda bulunan Minawi, dış müdahaleler ve bölgesel çıkarlar karşısında ülkenin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.

Minawi, generallerin çıkarlarının ötesine geçilerek, Sudan halkının sorunlarına ve devletin birliğine odaklanan çözümler geliştirilmesi çağrısı yaptı. Savaşın genişleyerek daha fazla aktörün dahil olduğu bir çatışmaya dönüştüğünü belirten Minawi, mevcut durumun artık yalnızca iki askeri lider arasındaki bir mücadele olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Sahra bölgesi, Libya, Yemen ve Somali’deki çatışma deneyimlerine atıfta bulunan Minawi, savaşın sonuçlarını kalıcılaştıran ve ülkenin bölünmesini pekiştiren bir ateşkesin tehlikelerine dikkat çekti. Böyle bir ateşkesin sivilleri korumak ve ülkede güvenlik ile istikrarı yeniden tesis etmek yerine mevcut ayrışmayı derinleştirebileceği uyarısında bulundu.


Lübnan, Hizbullah’ın patlayıcılarına karşı harekete geçti

İsrail’in hava saldırısına uğrayan ve Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit beldesinde düzenlenen hava indirme operasyonuyla eş zamanlı İsrail saldırısı noktasında Hizbullah bayrağı. (Arşiv– AFP)
İsrail’in hava saldırısına uğrayan ve Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit beldesinde düzenlenen hava indirme operasyonuyla eş zamanlı İsrail saldırısı noktasında Hizbullah bayrağı. (Arşiv– AFP)
TT

Lübnan, Hizbullah’ın patlayıcılarına karşı harekete geçti

İsrail’in hava saldırısına uğrayan ve Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit beldesinde düzenlenen hava indirme operasyonuyla eş zamanlı İsrail saldırısı noktasında Hizbullah bayrağı. (Arşiv– AFP)
İsrail’in hava saldırısına uğrayan ve Lübnan’ın doğusundaki Nebi Şit beldesinde düzenlenen hava indirme operasyonuyla eş zamanlı İsrail saldırısı noktasında Hizbullah bayrağı. (Arşiv– AFP)

Lübnan, Hizbullah’ın Suriye’den ülkeye ya da ülke içindeki farklı noktalara taşıdığı patlayıcılara karşı önlem alıyor. Ülkenin doğusundaki Dahr el-Baydar kontrol noktasında yarım ton patlayıcı ele geçirilirken, bu gelişmeden bir gün önce Suriye’den başka bir patlayıcı sevkiyatının kaçak yollarla ülkeye sokulmasının engellendiği açıklandı.

Bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, perşembe akşamı iki kişinin bulunduğu bir aracın aranması sırasında 250 kilogram TNT, 250 kilogram yüksek patlayıcı özelliğine sahip C-4 ile bir miktar küçük metal bilye ve çivi ele geçirildiğini belirtti.

Yargı kaynaklarından birinin aktardığına göre gözaltına alınan iki kişi Hizbullah üyesi olduklarını ve patlayıcıların örgüte ait olduğunu kabul etti. Şüphelilerin, Hizbullah’ın Bekaa bölgesindeki sorumlularından birinin kendilerine söz konusu sevkiyatı teslim ettiğini ve patlayıcıları Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine götürmelerini istediği kaydedildi.

Soruşturma kapsamında sevkiyatı gönderen ve teslim alacak kişilerin kimliklerinin belirlenmesi, olaya karışmış olabilecek diğer kişilerin faaliyetlerinin incelenmesi ve patlayıcıların Beyrut’a gönderilme amacının ortaya çıkarılması hedefleniyor.


‘Gazze sakinlerini Sina’ya nakledin’... Biden’ın özel temsilcisi McGurk, ABD talebinin ayrıntılarını açıkladı

ABD’nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk (AP)
ABD’nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk (AP)
TT

‘Gazze sakinlerini Sina’ya nakledin’... Biden’ın özel temsilcisi McGurk, ABD talebinin ayrıntılarını açıkladı

ABD’nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk (AP)
ABD’nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk (AP)

İnci Mecdi

ABD’nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk, Joe Biden döneminde Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin Sina Yarımadası’na nakledilmesi ve savaşın sona erdirilmesine yönelik bölge ülkeleri arasındaki müzakereler konusunda perde arkasında yaşananları yeni kitabında anlattı. ‘Brink: Inside the Race to Free the October 7th Hostages’ (Eşik: 7 Ekim Rehinelerini Kurtarma Yarışının İçinden) başlıklı kitapta, bu süreçte yaşananlara ilişkin ayrıntılara yer verildi.

McGurk, son günlerde ABD medyasına verdiği röportajlarda, bu ay yayımlanan kitabında aktardığı pek çok ayrıntıyı paylaştı. McGurk, Gazze Şeridi’ndeki savaşa ilişkin Mısır ve bölgedeki diğer ülkelerle yapılan görüşmelerden söz etti. Bunlar arasında, kitabında ‘kilit bir isim’ olarak nitelendirdiği eski Mısır İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kâmil ile yaptığı görüşme de bulunuyor. McGurk, Kâmil’den Gazze sakinlerinin geçici olarak Sina Yarımadası’na nakledilmesini istediğini, ancak bu talebin kesin bir dille reddedildiğini belirtti.

McGurk, Ortadoğu’da Amerikan diplomasisinin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. George W. Bush, Barack Obama, Donald Trump ve Joe Biden dönemlerinde çeşitli görevlerde bulundu. 7 Ekim 2023 saldırıları gerçekleştiğinde ise Beyaz Saray’ın Ortadoğu’dan sorumlu dış politika başdanışmanıydı. McGurk, anı niteliğindeki kitabında, aralarında 12 ABD vatandaşının da bulunduğu rehinelerin serbest bırakılması amacıyla Mısır ve Katar üzerinden Hamas ile yürütülen dolaylı müzakerelere katılımının ayrıntılarını aktarıyor.

Mısır’ın kesin reddi

McGurk, ABD merkezli CBS News’e verdiği röportajda, kitabında Filistinlilerin Gazze dışına nakledilmesine ilişkin yer alan bölümleri değerlendirirken, “Mısır İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kâmil’i aradım ve kendisine, ‘Bakın, Gazze sakinlerinin geçici olarak Sina’ya geçmesine izin verecek bir yol bulmalıyız’ dedim. Aldığım yanıt kesin bir ret oldu” ifadelerini kullandı. McGurk, savaş sırasında Gazze Şeridi’ndeki durumu ele aldığı esnada sivillerin sığınabileceği hiçbir yer bulunmadığına dikkat çekti. McGurk, sivillerin korunmak amacıyla sığınabileceği fiilî bir alan olmadığını belirterek, “Yer altındaki tesisler yalnızca Hamas’a tahsis edilmişti. Hamas liderleri de bunu açıkça ortaya koymuştu” dedi.

Mısır Eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kâmil (AFP)
Mısır Eski stihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kâmil (AFP)

7 Ekim saldırılarının ardından savaşın başlamasından bu yana Kahire, Gazze sakinlerinin Sina Yarımadası’na nakledilmesine veya yurt dışına göç etmelerinin teşvik edilmesine yönelik İsrail’in açık girişimlerine ve baskılarına karşı çıktı. Ekim 2023’te yayımlanan bir haberde, İsrail İstihbarat Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Gazze Şeridi sakinlerinin Kuzey Sina’ya nakledilmesini öneren bir konsept belgesi ortaya çıkarılmıştı. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in de aralarında bulunduğu İsrailli yetkililer ise 2024’ün başlarında Filistinlilerin göç etmesinin teşvik edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Kahire’nin bu konudaki tutumu, geçici yerinden edilmenin kalıcı bir sürgüne dönüşebileceği yönündeki kaygılara dayanıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Mısır, böyle bir adımın Filistin davasının tasfiye edilmesi tehlikesini doğurabileceğini ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflatabileceğini savunuyor. Ayrıca çok sayıda Filistinlinin Sina’ya nakledilmesinin beraberinde getirebileceği güvenlik ve siyasi sonuçlar da Mısır’ın itirazlarının temel nedenleri arasında yer alıyor.

Hamas tünel ağı

McGurk, CBS News’e yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in (BM) bu konuda İsrail ile iş birliği yapmayı reddettiğini belirterek, “BM, bu konuda İsrail ile çalışmayı reddetti. Biz de aynı tutumu sergiledik. Çünkü ‘Hayır, insanları belirli bir bölgeye gitmeye zorlayamazsınız’ dedik. Ancak asıl soru, insanların nereye gideceğiydi. Dolayısıyla bu meselenin genel çerçevesi son derece korkunç. Savaş, hem siviller arasında hem de İsrail askerleri saflarında ağır can kayıplarına yol açtı. Bu, gerçek bir savaştı” ifadelerini kullandı. Hamas’ın Gazze’nin altında 20 yıl boyunca askerî bir altyapı inşa ettiğini belirten McGurk, “DEAŞ'a karşı yürütülen harekâta katıldım. Irak’ın Musul kentindeydim ve olayları yakından gördüm. Daha önce bunun gibi bir şeyle hiç karşılaşmamıştım” ifadelerini kullandı.

Merhum Hamas lideri Yahya Sinvar, Gazze Şeridi’nin altındaki tünellerden birinde (Reuters)
Merhum Hamas lideri Yahya Sinvar, Gazze Şeridi’nin altındaki tünellerden birinde (Reuters)

Hamas’ın yer altında böylesine bir askerî altyapıya sahip olduğu dikkate alındığında, askerî harekâtın son derece yıkıcı olmasının beklendiğini kaydeden McGurk, “Başından beri beni endişelendiren buydu. Durum, Musul ve Rakka’da gördüklerimizden farklı. Oralarda yer altı altyapısı yoktu ve yaklaşık on yıl süren bir hazırlık dönemi de yaşanmamıştı. Bu, son derece korkunç bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

Biden ve Netanyahu’nun kucaklaşması

Hamas saldırılarının üzerinden bir haftadan biraz fazla zaman geçtikten sonra ABD Başkanı Joe Biden, Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya sarıldı. McGurk, kamuoyundaki tablonun henüz netleşmediği bir dönemde Biden’ın İsrail’e gitme önerisini kendisinin de ‘inanılmaz’ bulduğunu ve Biden’ın şaka yaptığını düşündüğünü belirtiyor. McGurk, Biden’ın İsrail’e gitme konusundaki ısrarını, Netanyahu’yu dizginleyebileceğine ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaş başlatmasını engelleyebileceğine inanmasına bağlıyor. Niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, söz konusu sarılma, Biden’ın Gazze Şeridi’ne yönelik savaşa fiilen sınırsız destek verdiği yönünde bir işaret olarak algılandı.

New York Times’ın aktardığı alıntılara göre McGurk, bu gelişmenin ardından rehinelerin durumuna ilişkin müzakereler veya savaşın yönetimi konusunda Netanyahu üzerinde gerçek bir nüfuza sahip olamadı. McGurk, “İsrail’i kara harekâtı başlatmaktan vazgeçirebileceğimizi bir şekilde ummaya devam ettim. Bunu, İsrail’in askerî bir örgüt olarak Hamas’ı yok etme konusunda meşruiyetten yoksun olması nedeniyle değil, askerî ilerleyiş sırasında sivillerin göreceği zararı sınırlamaya yönelik uygulanabilir bir planımız henüz bulunmadığı için istiyordum” ifadelerini kullandı. McGurk ayrıca, Biden’ın savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin ikna edici bir açıklama sunamadığını da kabul etti.

İsrail’in el-Ehli Hastanesi’ni bombalamakla ilgili suçlamalardan aklanması

McGurk, o dönemde Biden’ın Amman’da Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmesinin planlandığını, ancak el-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalanmasının bu buluşmayı engellediğini ifade etti. Bunun üzerine ABD Başkanı, bölge ziyaretini yalnızca İsrail’le sınırladı.

Savaş, Gazze Şeridi’ni harabeye çevirdi. (Reuters)
Savaş, Gazze Şeridi’ni harabeye çevirdi. (Reuters)

McGurk, yüzlerce Filistinlinin ölümüne yol açan saldırıdan Tel Aviv’in sorumlu olmadığını savunan İsrail anlatısını benimsedi. McGurk, “İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında 500 Filistinlinin öldüğünü bildiren haber başlıkları yayıldı. Ancak bu bilginin daha sonra doğru olmadığı ortaya çıktı” dedi. Bunun üzerine Ürdün Kralı, ABD tarafında planlanan görüşmelerin iptal edilmesini istedi. McGurk, “Gerekçeleri anladık. Ziyaretimizi yalnızca İsrail’le sınırladık ve söz konusu görüşmeleri gerçekleştirmedik” ifadelerini kullandı.

Hamas’ın acımasız oyunları

Siyasi amaçlı kaçırmaların korkunç mantığında rehinelerin bir bedeli vardır, ancak kendilerine özgü bir değerleri yoktur. Bir yandan, rehineleri kaçıranlar onları para, mahkûmlar veya siyasi tavizler gibi istedikleri herhangi bir şey karşılığında takas edebileceklerini varsayar. Diğer yandan, rehineler neredeyse insan olarak görülmez; son derece özel bir piyasada alınıp satılabilen mallara indirgenirler. McGurk, özünde taşıdığı vahşet bir yana, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’deki yerleşim yerlerine düzenlediği saldırının, bu piyasanın işleyişine ilişkin yanlış bir anlayışa dayandığını belirtiyor. New York Times’ın kitaptan aktardığı bölümlere göre, o gün Hamas tarafından rehin alınan 251 kişinin serbest bırakılması için ABD hükümetinin yürüttüğü çalışmalara liderlik eden McGurk, söz konusu saldırıyı ‘tarihteki en kötü toplu rehine alma olaylarından biri’ olarak nitelendirdi.

McGurk, Hamas’ın arabulucularla acımasız bir oyun oynadığını, kendi iç hesapları doğrultusunda umutları yükseltip ardından söndürdüğünü ve bu hesapların hâlâ tam olarak anlaşılamadığını söylüyor. McGurk ayrıca, saldırılardan kısa süre sonra Biden ile yaptığı bir görüşmede, Netanyahu’nun rehinelerin kurtarılmasını sağlamaya yönelik herhangi bir fikir ortaya koymadığını aktarıyor. Netanyahu’nun bu konudaki tek yaklaşımının, rehinelerin serbest bırakılmasını İsrail’in Gazze’ye düzenleyeceği kara harekâtının ikincil bir sonucu olarak görmek olduğunu belirtiyor. McGurk, Şubat 2024’te Netanyahu ile yaptığı başka bir görüşmeye ilişkin notlarında ise İsrail Başbakanı’nın 30 dakikadan uzun süre rehinelerden hiç söz etmediğini kaydediyor. McGurk, Netanyahu’nun askerî harekâtı tartışırken heyecanlı ve enerjik göründüğünü, rehineler konusuna gelindiğinde ise çok daha isteksiz davrandığını, hatta bu konuya değinmeyi tercih edip etmediğinin bile belirsiz olduğunu ifade ediyor.

Hamas ile Netanyahu’nun iş birliği

McGurk, Filistin meselesinin ihmal edildiğini ve bu süreçte Netanyahu’nun Hamas’la iş birliği yaptığını belirtti. McGurk, “Biden’ın göreve başlamasından kısa bir süre sonra, İsrail’in Hamas ve sivil yöneticiler tarafından idare edilen bakanlıkları yararına Gazze’ye her ay milyonlarca dolar aktarılmasını öngören mevcut bir politika izlediğini öğrendim. Önceki Trump yönetimi de bu politikayı desteklemiş, Katar’ın bir terör örgütüne para aktarması nedeniyle cezalandırılmasını veya yaptırımlara maruz kalmasını önlemek amacıyla istisnalar tanımıştı” diye yazdı. McGurk’ün bu yıkıcı politikaya yönelik eleştirisi ise “Geriye dönüp bakıldığında, Washington bu yaklaşım hakkında daha sert sorular sormalıydı” demekle sınırlı kaldı.

Husi bombardımanı ve Nasrallah’ın öldürülmesi

İsrail’in Hizbullah’a yönelik operasyonları ve Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi hakkında konuşan McGurk, Washington’ın çağrı cihazı operasyonundan önceden haberdar olduğu iddiasını reddetti. Kudüs Gücü komutanlarından ve Hizbullah’ın güçlendirilmesi ile silahlandırılmasından sorumlu olan Muhammed Rıza Zahidi’nin hedef alınmasını ise örgütün Lübnan’dan İsrail’e yönelik her gün düzenlediği saldırılar karşısında meşru müdafaa eylemi olarak değerlendirdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre McGurk, Zahidi’nin Şam’da hedef alınmasından kısa süre önce kendisine bilgi verildiğini de kabul etti.

McGurk, Biden yönetiminin Ocak 2024’te Umman’ın arabuluculuğuyla, Irak ve Suriye’deki Amerikan güçlerini hedef alan saldırıları durdurmak amacıyla İran’la dolaylı bir iletişim kanalı açmaya çalıştığını açıkladı. Bu girişim, Husilerin Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. McGurk, Biden’ın aralarında İranlı bir komutanın hedef alınmasının da bulunduğu askerî seçenekleri değerlendirmesine rağmen öncelikle diplomatik yolu denemeyi tercih ettiğini ve 10 Ocak’ta Umman’a gittiğini söyledi. McGurk’ün aktardığına göre Biden, saldırıların sürmesinin doğrudan bir çatışmaya yol açabileceği konusunda İranlıları uyardı. Ancak İranlılar saldırılardan sorumlu olduklarını reddederek doğrudan müzakereye girmeyi kabul etmedi; temaslar arabulucular üzerinden mesaj alışverişiyle sınırlı kaldı. Görüşmenin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD, ertesi gün Husilere yönelik saldırılara başladı.

McGurk, buna rağmen Amerikan güçlerine yönelik saldırıların devam ettiğini, 28 Ocak’ta düzenlenen bir İHA saldırısında üç Amerikan askerinin öldürülmesi ve bazılarının yaralanmasının ardından Biden’ın İranlı bir komutanı ve Tahran’a yakın milis grupların liderlerini hedef alan saldırılar emrettiğini belirtti. McGurk’e göre bu saldırıların ardından Amerikan güçlerine yönelik saldırılar sona erdi. McGurk, bu deneyimi diplomasinin kendisini destekleyecek bir güce ihtiyaç duyduğunun kanıtı olarak sunuyor. Ona göre İran ve vekil güçleri, gerçek bir askerî baskıyla karşı karşıya kalmadıkları sürece taviz vermeye hazır değildi. McGurk bu değerlendirmeyi rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik müzakerelerle de ilişkilendirerek, Hizbullah, Husiler ve İran destekli milislerin İsrail ile ABD’ye askerî baskı uyguladığını gördüğü sürece Hamas’ın müzakerelere ciddi biçimde katılmaya hazır olmadığını söyledi.