İsrail, ABD’yle ‘Hamas sonrası BM destekli geçici hükümet’ konusunu görüştü

Gazze'yi bombalamaya devam eden Tel Aviv, hastanelerin tahliye edilmesini istiyor.

İsrail'in 21 Ekim'de Refah’a düzenlediği hava saldırısının ardından meydana gelen yıkımı inceleyen Filistinliler. (DPA)
İsrail'in 21 Ekim'de Refah’a düzenlediği hava saldırısının ardından meydana gelen yıkımı inceleyen Filistinliler. (DPA)
TT

İsrail, ABD’yle ‘Hamas sonrası BM destekli geçici hükümet’ konusunu görüştü

İsrail'in 21 Ekim'de Refah’a düzenlediği hava saldırısının ardından meydana gelen yıkımı inceleyen Filistinliler. (DPA)
İsrail'in 21 Ekim'de Refah’a düzenlediği hava saldırısının ardından meydana gelen yıkımı inceleyen Filistinliler. (DPA)

Savaşın 15’inci gününde 20 yardım tırı Gazze Şeridi'ne giriş yaptı. Diğer yandan İsrail, Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını sürdürdü. Tartışmalar daha çok İsrail'in Hamas hareketini devirmesi ve uluslararası destekle geçici bir hükümet kurmayı başarması halinde üstleneceği misyona odaklandı.

İsrail uçakları, dün (cumartesi) Gazze'de geniş alanları bombalamaya devam etti. İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerindeki yerleşim yerlerini, diğer bölgelerdeki bina ve apartmanları, Filistin Sivil Savunma karargâhı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) ait tesisler de dâhil olmak üzere çeşitli güvenlik noktalarını ve sivil karargâhları hedef aldı.

fv
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant 19 Ekim'de Gazze sınırı yakınlarında askerlerine seslendi. (AP)

İsrail Ordusu, dün Hamas'ın elindeki esir sayısının 210'a ulaştığını bildirdi. İsrail Ordusu tarafından yapılan açıklamada “Hava Kuvvetlerimiz, Hamas’a ait operasyon komutanlığı karargâhı, tanksavar füze rampaları ve diğer altyapılar da dahil olmak üzere Hamas hareketinin altyapısını yok etmeye devam etti. Gözetleme kuleleri ve keskin nişancı alanları da bombalandı” ifadeleri yer aldı. Ancak bombalanan sahalardaki evler; ailelerin, sivillerin, erkeklerin, çocukların ve kadınların başlarına yıkıldı.

Kara saldırısının akıbeti

Çeşitli nedenlerle birkaç kez ertelenen kara saldırısının akıbeti henüz netlik kazanmadı. Bunun nedenleri arasında, gözlemcilerin Hamas'la yaşanan yabancı rehine krizinin sona ermesini bekleme isteği yer alıyor. Ayrıca diğer nedenler arasında Hizbullah'ın daha büyük çapta çatışma hattına gireceği korkusu ve Gazze Şeridi'nin geleceği hususunda İsrail'in henüz cevap vermemesi gösterildi.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’den aktardığı habere göre İsrailli ve ABD’li yetkililer, dün, Hamas'ın ortadan kaldırılmasından sonra Gazze Şeridi'nin geleceğinin nasıl olacağı konusunu tartıştılar. Tartışmada ABD’li ve İsrailli yetkililer tarafından, Birleşmiş Milletler (BM) ve Arap ülkelerinin desteğiyle Gazze Şeridi’nde geçici bir hükümet kurulması önerildi. Henüz ilk aşamalarında olan tartışmalar, İsrail'in kara saldırısının başarı oranı gibi sahadaki gelişmelere bağlı bir durumda.

Bloomberg kaynakları, “ABD ve müttefiklerinin mevcut görüşmeler sırasında, daha fazla sivilin Gazze'nin güneyine taşınması için zaman kazanmak amacıyla İsrail’e olası bir kara operasyonunu erteleme çağrısında bulunduğunu” belirtti. Aynı zamanda bu ertelemenin Hamas tarafından esir alınanların serbest bırakılması için Katar'ın arabuluculuk görüşmelerine zaman sağlayacağı ifade edildi.

cadfrg
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırılarının ardından dumanlar ve alevler yükseliyor. (EPA)

Gazze Şeridi'nin geleceği İsrail'de açıkça tartışılsa da ABD konuyla ilgili yorum yapmadı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan geçtiğimiz Pazar günü Amerikan CBS kanalına verdiği röportajda “Gazze'deki Filistinliler barış ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayacak bir yönetimi hak ediyor” dedi.

İsrail uyarısı

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee, dün yaptığı açıklamada Gazze sakinlerini orada kalmamaları konusunda uyardı. Adraee, “Hamas tarafından hazırlanan bir varil patlayıcının üzerinde yaşadıklarını” söyledi ve onlara Gazze Şeridi'nin güneyine gitmelerini tavsiye etti. Adraee, X platformundaki (eski adıyla Twitter) hesabında şunları söyledi: “Ed-Derec, Nasır, Şeyh Rıdvan, Eski Şehir ve ez-Zeytun mahallelerinde evinde kalmaya karar veren herhangi bir kişi, hem kendisini hem de aile üyelerini tehlikeye maruz bırakacaktır.”

Filistin Sağlık Bakanlığı ise İsrail saldırısının başladığı 7 Ekim'den bu yana şehit sayısının 4 bin 473'e ulaştığını bildirdi. Gazze Şeridi'nde şehitlerin yüzde 70'inin çocuk, kadın ve yaşlılardan oluştuğunu vurgulayan Bakanlık, 15 bin 400'den fazla Filistinlinin de yaralandığını belirtti.

dsvfg
19 Ekim'de Gazze Şeridi sınırında bekleyen İsrail tankları. (Reuters)

İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun hava saldırısı devam ederken, savaşın başlangıcından bu yana ilk yardım konvoyu Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi'ne giriş yaptı. Akaryakıt hariç olmak üzere ilaç, gıda ve diğer malzemeleri taşıyan 20 tır Gazze Şeridi'ne girdi. Hamas hareketi, 20 tırın Gazze Şeridi'ndeki felaket durumunu değiştirmeyeceğini belirterek, yaralıların tedavi için çıkışını kolaylaştırmak amacıyla Refah Sınır Kapısı’nın kalıcı ve sürekli olarak açık kalmasını ve gıda yardımının günün her saatinde devam etmesini talep etti.

Hamas ayrıca, sürekli elektrik kesintisi yaşayan bölgeye yakıt getirilmesi ve hastanelerin toplu mezarlara dönüşmemesi için yakıtı tükenen hastane ve tıp merkezlerinin kurtarılması çağrısında bulundu.

Kritik sağlık durumu

Gazze'deki bazı hastaneler hizmet dışı, geri kalanlar ise yakıt stoklarının tükenmesi nedeniyle çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu da sağlık durumunu son derece kritik hale getiriyor. Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “İnsani yardım kapsamında akaryakıtın devreye sokulmaması, hasta ve yaralıların hayati tehlikesini sürdürecektir” ifadesi yer aldı. Bakanlık, bombardımanın devam etmesi ve yakıtın bitmesi nedeniyle 7 hastane ve 25 sağlık ocağının hizmet dışı olduğunu doğruladı.

El-Ehli Baptist Hastanesi'ni bombalayan ve yüzlerce kişinin ölümüne neden olan İsrail, Gazze'deki diğer hastanelerin boşaltılması için de baskı yapıyor. İsrailli bir güvenlik yetkilisi dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki 20 hastanenin boşaltılmasını talep ettiğini söyledi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, güvenlik yetkilisinin, “İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki 20 hastanenin boşaltılmasını talep ettiğini, bunlardan altısının boşaltıldığını, dördünün reddedildiğini ve geri kalanının da tahliye sürecinde olduğunu” söylediğini aktardı.

“Hamas hareketinin emriyle yaklaşık 30 bin Filistinlinin eş-Şifa Hastanesi çevresindeki barınaklara adeta canlı kalkan olarak çalışmak üzere geldiğini” iddia eden yetkili, “İsrail, hastanelerin çevresinde veya altında Hamas'ın liderlik merkezleri bulunduğu için hastaneleri boşaltmak istiyor” dedi.

İsrail'den seyahat uyarıları

Hamas’ın silahlı kolu İzzeddin el-Kassam Tugayları, Tel Aviv'i ve İsrail'in diğer bölgelerini bombalamaya devam ederken dün savaşın kontrolünün kendilerinde olduğunu bildirdi. Dünyanın çeşitli bölgelerinden İsraillilere karşı riskleri takip eden İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, Ürdün ile Mısır'a seyahat uyarısı seviyesini 4'e (en yüksek tehdit) yükseltti. Bu iki ülkeye seyahat etmemeyi, orada kalmamayı, bir an önce oradan ayrılmayı tavsiye etti. Fas'a seyahat uyarısı da 3’üncü seviyeye yükseltildi (gereksiz seyahatlerden kaçınma önerisi).

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, Ortadoğu ve Arap ülkelerinde ikamet etmekten kaçınılmasını, seyahat uyarısı olan İslam ülkeleri ile seyahat uyarısı olmayan ülkelere de gelinmemesini istedi. Konsey ayrıca, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarısını sıkılaştırarak en üst seviyeye (4) çıkardı ve orada yaşayan tüm İsraillilere bir an önce ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.