İsrail'deki çatlağı derinleştirebilecek bir tercih: Kara operasyonu mu yoksa esir anlaşması mı?

"7 Ekim'deki korkunç sahnelerin ardından dünyanın Tel Aviv'e verdiği benzeri görülmemiş kredi azalmaya başlıyor"

(AFP)
(AFP)
TT

İsrail'deki çatlağı derinleştirebilecek bir tercih: Kara operasyonu mu yoksa esir anlaşması mı?

(AFP)
(AFP)

Emel Şehade 

Gazze savaşının 23. gününde kara operasyonunun tarihi ve yaklaşık 400 bin yedek askerin konuşlandırılması konusunda İsrail kesin karar almadı.

İsrail ordusu Gazze'de 229 İsrailli esirin varlığını itiraf ederken, İsrail'de anlaşmazlıklar ve öncelikler konusunda tartışmalar yükseliyor. 

Gazzeli 4 kadının serbest bırakılmasının ardından, acil operasyon çağrısında bulunan sese halkın desteği azaldı.

Geçen hafta İsraillilerin yüzde 65'i büyük bir kara operasyonu çağrısında bulundu.

Enstitülerden birinin Maariv gazetesi için yaptığı kamuoyu araştırmasına göre bu oy daha sonra yüzde 29'a düştü.

Ayrıca "kara harekâtının ertelenmesini" isteyen İsraillilerin oranı yüzde 49'a yükselirken, yüzde 22'si halihazırda "ne tercih ettiğini bilmediğini" ifade etti.

Bu veriler, İsrail'in halk arasında, siyasi ve askeri düzeyde tanık olduğu güven eksikliğini yansıtıyor.

Bu durum, siyasi düzeyde karar vericilerin popülaritesine de yansıdı.

Knesset Üyesi Benny Gantz'ın liderliğini yaptığı resmi kampın popülaritesi azaldı ve bugün parlamento seçimleri yapılması halinde yalnızca 36 sandalye alabileceği tahmin ediliyor.

Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidardaki Likud Partisi de yalnızca 19 sandalye kazanabiliyor.

Başbakan Gantz yüzde 49 oranında oy alırken, Netanyahu ise yüzde 28'i geçemiyor.

Bu veriler, İsrail'de 7 Ekim'de yaşananlardan Netanyahu ve siyasi liderliğin sorumlu tutulduğunu gösteriyor.

Siyasi ve askeri yetkililerin tahmin ettiği gibi ordunun kara operasyonu yapamayacağı yönünde bir endişe de var.

Esirler saldırının engellenmesinin başlıca nedenidir.

Esir ailelerinin yürüttüğü yerel ve uluslararası kampanyaya paralel olarak kara harekatına katılmama çağrısında bulunanların oranında artış esirlere zarar verme veya davalarını karmaşıklaştırma korkusuyla "askeri kabine" ve askeri liderlik üzerindeki kara operasyonundan çekilme yönündeki baskıyı artırıyor.

Bu arada esirlerin ailelerinin temsilcileri, müdahalede bulunmak ve yakınlarının geri dönüşünü garanti altına alacak bir anlaşma konusunda Hamas'la uzlaşıya varmak üzere birçok ülkeyi ziyaret ediyor.

Kaçırılan ve Kayıp Kişilerin Aileleri Forumu, yalnızca mahkumlar konusunu önceliklerinin en üstüne koymayan İsrail liderliğinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi ve aynı zamanda Washington ve İsrail'le müttefik olan ülkelerin de yalnızca yabancı pasaport taşıyan esirleri serbest bırakmaya çalıştıklarını ve İsrail pasaportu taşıyanları, özellikle de çocukları ve kadınları görmezden geldiklerini söyledi.

İsrailli askeri uzman Yoav Limor, esirlerin serbest bırakılması konusunun çeşitli uluslararası kuruluşların dahil olduğu büyük önem taşıyan bir konu olduğunu söyledi.

Limor, "En iyi seçenek, kara operasyonunun esirler İsrail'e dönene kadar ertelenmesi olacaktır. Tüm esirlerin istisnasız geri gönderilmesi gerekiyor. Yoksa Hamas, Gazze Şeridi'ndeki hava bombardımanı sonucu çok sayıda yerinden edilmiş ve yaralanmış Filistinlinin olduğu bir ortamda, Gazze'deki egemenliğini pekiştirirken sonsuza dek bizimle oynamaya devam edecek" dedi.

İsrailli esirlerin ateşkes karşılığında geri dönme olasılığına ilişkin Katar'da dolaşan söylentilerin aksine, İsrailli bakanlar, Likud Partisi ve çeşitli partilerden temsilciler, Hamas'ın İsrailli esirlerin serbest bırakılması için şart koşabileceğini düşünüyor.

Kimileri Hamas'ın elinde tuttuğu her İsrailli esirin paha biçilemez olduğunu ve bu doğrultuda Hamas’ın karşılık olarak talep ettiği her esirin tereddüt edilmeden serbest bırakılması çağrısında bulunuyorlar.

Limor ve diğer İsrailli analistler, Tel Aviv'in esirleri serbest bırakma taahhüdünde bulunması, ancak bu kişilerin Gazze'ye vardıktan sonra herhangi bir dokunulmazlık almamaları şartının koşulması gerektiğinin altını çiziyor.

Limor da diğer İsrailli analistler gibi İsrail hapishanelerinden serbest bırakılacak herkesin Batı Şeria'ya ve memleketi Kudüs'e değil Gazze'ye gitmesini öneriyor.

Limor, serbest bırakılan esirlere dokunulmazlık verilmemesinin, İsrail'in uygun göreceği her an suikasta kurban gidebilecekleri anlamına geldiğine dikkat çekti.

Bu pozisyon, İsrail Eski Genelkurmay Başkanı Dan Halutz'un daha aşırı pozisyonunu destekliyor.

Halutz İsrail Ordu Radyosu ile yaptığı bir röportajda karar alıcılara şunu önerdi:

Tüm İsrailli esirlerin geri dönüşünü garanti etmeleri koşuluyla, Hamas'ın tüm güvenlik esirlerinin serbest bırakılması ve İsrail hapishanelerinin boşaltılması talebi dahi kabul edilmeli.

Yedek askerlerin terhis edilmesi

Şu ana kadar siyasi ve askeri yetkililerin açıklamalarında büyük çelişkiler oldu.

İsrail Ordu Sözcüsü günde 3 veya 4 kez halkın karşısına çıkıp ordunun kara harekâtına girmek için hazırlıklarını tamamladığını ve siyasi düzeyden gelecek sinyali beklemek için hazır olduğunu teyit eden açıklamalar yaptı.

Mini hükümet toplantılarının veya hükümetin düzenlediği gizli toplantıların sızdırılmasıyla kara operasyonu kararının, bölgesel bir savaşın çıkmasını engellemeye çalışan ve esirlerin İsrail'e geri dönmesini sağlamak için çaba gösteren ABD'nin tutumuna bağlı olduğu ortaya çıktı.

Aynı zamanda, ordunun kara operasyonuna girmeye hazır olmadığı konusunda güvenlik güçleri ile hükümet arasında yürütülen fırtınalı tartışmaları ve araştırmaları sızdıranlar da var.

İsrailliler, İsrail ordusunun Gazze'de yürüyeceği yerin altında tüneller ve patlayıcılarla dolu ikinci bir şehrin bulunduğunu söylüyor.

İsraillilerin korkusu bu. Pek çok kişi, özellikle de İsrail hükümetinin politikasına ve "yargı darbesi" planına karşı protestolara katılmaları nedeniyle birçoğu yaklaşık bir yıldır eğitim almayan yedek askerlerin kara operasyonu yürütme yetenekleri konusunda uyarıyor. 

İstihbarat uzmanı Ronen Bergman'a göre İsrail'in önünde 3 değil 2 seçenek var:

Savaşın askeri hedeflerine ulaşmak ve tüm ülkeyi travmaya uğratan Hamas hareketinin askeri, örgütsel ve siyasi altyapısını ortadan kaldırmak için ya kaçırılan tüm insanları, kadınları, çocukları, yaşlıları, erkek ve kadın askerleri kurtaracak bir esir takası anlaşması yapacak ya da güney ve kuzey sınırlarında konuşlu güçlerini serbest bırakıp Gazze'ye gönderecek.

Bergman, İsrail'in yoğun bombardımanının ardından Gazze'de yaşanan manzaralar ve özellikle çocuk ve kadın cesetlerinin fotoğrafları ve yansımaları konusunda uyardı.

Bergman, "7 Ekim'deki korkunç sahnelerin ardından dünyanın İsrail'e verdiği benzeri görülmemiş kredi kaybolmaya başladı" dedi. 

Kara operasyonu ve Benny Gantz tarafından sunulan planın uygulanması konusunda çözüm bulunmaması üzerine yaklaşık 3 haftadır Gazze sınırında bekleyen yedek askerlerin terhis edilmeye başlanması kararlaştırıldı.

Planın aşamalı olarak uygulanacağını ve bir yıldan fazla sürebileceğini gösteren parametreler var.

İhtiyaç da yokken yedek askerlerin İsrail bütçesine yüksek maliyeti bulunuyor.

Askeri birlikler, özel operasyon türleri konusunda ve Gazze Şeridi yakınındaki askeri faaliyetler kapsamında eğitimlere başladı.

Birime bölgeye veya İsrail sınırına giren bomba yüklü İHA'ya karşı nasıl karşı konulacağına dair eğitim veriliyor.

Askeri yetkililer, şu anda büyük bir kara operasyonu meselesinin ordunun elinden çıktığını söylüyor.

Genelkurmay Başkanı Herzi Halevy, "İsrail savaş yürütüyor. Bu aşamada bize daha hazırlıklı olabilmemiz adına gelişmek ve her dakikayı en iyi şekilde değerlendirmek için zaman kazandıracak taktiksel ve stratejik değerlendirmeler var.  Pek çok İsrail askeri ve güvenlik görevlisi yalnızca hava bombardımanı ile Tel Aviv'in Gazze savaşında Hamas'ı ortadan kaldırma ve tüm üyelerini Gazze'den çıkarma hedeflerine ulaşamayacağını söylüyor" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.