Gazze Şeridi'ne karadan giren İsrail güçleri, kuzeyden ve batıdan ilerlemeye çalışıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4645906-gazze-%C5%9Feridine-karadan-giren-i%CC%87srail-g%C3%BC%C3%A7leri-kuzeyden-ve-bat%C4%B1dan-ilerlemeye
Gazze Şeridi'ne karadan giren İsrail güçleri, kuzeyden ve batıdan ilerlemeye çalışıyor
Abluka altındaki Gazze Şeridi'ni havadan yoğun şekilde bombalayan İsrail ordusu, karadan Filistinli gruplarla girdiği şiddetli çatışmalar eşliğinde Gazze kentinin kuzey ve batısından ilerlemeye çalışıyor
Gazze Şeridi'ne karadan giren İsrail güçleri, kuzeyden ve batıdan ilerlemeye çalışıyor
(AA)
İsrail ordusu,1 Kasım'da kara operasyonlarının daha da genişletilmesine hazırlık amacıyla topçu birlikleri, savaş uçakları ve savaş gemileriyle karadan nüfuz ettiği bölgelerin çevresini bombalamayı yoğunlaştırdı.
Gazze kentinin kuzeybatı ve güneydoğu eksenlerinde yoğunlaşan bombardımanda, yollar, tarım arazileri ve boş evler hedef alındı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin Gazze kenti içerisinde operasyonlar düzenlediğini ve şehri çevrelediğini bildirdi.
İsrail askerlerinin, Gazze Şeridi'nin kuzeyinin merkezinde olduğunu aktaran Halevi, "Güçlerimiz Gazze şehrinde faaliyet gösteriyor, etrafını sarıyor, kara saldırısını ve başarılarını derinleştiriyor." ifadelerini kullandı.
İsrailli askeri kaynaklar, 31 Ekim'de ABD'den yayın yapan "Axios" haber sitesine yaptıkları açıklamada, Gazze'ye kara operasyonunun başlamasından bu yana 20 binden fazla İsrail askerinden oluşan iki zırhlı ve piyade tümeninin Gazze Şeridi'ne girdiğini söyledi.
Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre, İsrail ordusuna ait tanklar ve zırhlı araçlar, Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde bulunan Gazze kentinin kuzeyi ile doğusunda ilerlemeye çalışıyor.
Kentin kuzeyinde Beyt Hanun'da ilerleyen, güneyde ise Zeytun Mahallesi'nde ilerlemeye çalışan İsrail ordusu, güneydoğu ile kuzeyden gelen güçlerini sahil şeridinde birleştirerek Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile güneyini birbirinden ayırmayı planlıyor.
Gazze Şeridi'nin kuzeybatı kesimindeki İsrail güçleri, güneye doğru girdi. Sahile paralel uzanan Reşid Caddesi'nde ilerleyen İsrail güçleri, El-Halidi Camisi'nin bulunduğu bölgenin yakınlarına kadar ulaştı. Gazze kentinin kuzey kesiminde ise Nasr Caddesi uzantısındaki El-Makvasi kuleleri bölgesine doğru ilerleyerek, Gazze kentinin sınırlarına kadar ulaştı.
İsrail güçlerinin kuzeybatıda ilerlediği bölgelerde, ordu, yoğun hava saldırıları düzenlerken, sık sık aydınlatma bombaları atıldı. Filistin direniş güçlerinin hareket bölgelerinin ortaya çıkarılması için atılan aydınlatmalarla önceki gece Gazze kenti adeta gündüze çevrildi.
Bölge ağır silahlarla yoğun atışlara ve füze saldırılarına sahne olurken, İsrail güçlerinin ilerlediği Beyt Hanun beldesinde çatışma sesleri yükseldi.
İsrail güçlerinin ilerlediği bu bölgeler, sivillerin bulunmadığı, çoğunlukla boş tarım arazilerinin olduğu bölgeler ya da İsrail uçakları tarafından tamamen yıkılan ve boşalan sivil yerleşim yerlerinden oluşuyor.
Güney ekseni
İsrail savaş uçakları ve topçu birlikleri, Gazze kentinde son iki gündür Zeytun Mahallesi ve Tel el-Heva bölgesine yoğun saldırılar düzenledi. Bu bölgeye doğru karadan sınırlı bir şekilde giren İsrail güçleri, Hamas'a bağlı Kureyş askeri noktasının güney tarafının yakınlarına doğru ilerledi.
Zeytun Mahallesi'ndeki bu askeri nokta, Gazze Şeridi'nin güneyinden kuzeyine doğru uzanan Selahaddin Caddesi'nin paralelinde sahil boyunca uzanan Reşid Caddesi'ni dikey olarak bağlayan 10. Cadde üzerinde yer alıyor.
İsrail güçlerinin batıya doğru bu bölgede ilerlemesi, Gazze Şeridi'nin kuzeyini güneyinden ayırmak için sahil şeridinde yer alan Reşid Caddesi'ne ulaşmaya çalıştığını gösteriyor.
İsrail güçlerinin batıda da girdiği bölgeler, meskun yerler değil, tarım arazileriyle sınırlı.
Öte yandan Filistin direniş güçleri ise İsrail tankları ve zırhlı araçlarını tanksavar füzelerle hedef alıyor. Bunun yanı sıra İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında çatışmalar yaşanıyor.
Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.
Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.
Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.
Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5251821-l%C3%BCbnan-ile-i%CC%87srail-aras%C4%B1nda-%E2%80%9Cdo%C4%9Frudan-m%C3%BCzakereler%E2%80%9D-olas%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-azald%C4%B1
Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.
Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.
Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.
Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.
Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5251819-hizbullah-beyrut%E2%80%99un-g%C3%BCvenlik-zaaflar%C4%B1n%C4%B1-ortaya-%C3%A7%C4%B1kard%C4%B1-ve-g%C3%B6zetleme
Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.
Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması
Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler
Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)
İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.
Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.
Hizbullah’ın hareket özgürlüğü
Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)
Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.
Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)
Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة