Gazze savaşı, İsrail'in limanları ve tankerlerine ekonomik bir darbe indiriyor

Petrol alıcıları Tel Aviv gemilerinden kaçınıyor. Füze tehdidi sigorta primlerini 10 kat artırıyor. Şirketler, karasulara girmekten kaçınmayı tavsiye ediyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Gazze savaşı, İsrail'in limanları ve tankerlerine ekonomik bir darbe indiriyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

Muhammed Muhtar 

Gazze savaşının yalnızca kara harekatından ibaret değil, zira savaşın dördüncü haftasında denizin de savaş alanına dahil olduğu görülüyor.

Kızıldeniz'deki Tel Aviv gemilerini hedef alan tehditlerle eş zamanlı olarak Hamas, İsrail'in deniz hedeflerine karşı ilk kez kullanılan torpidoyu tanıtırken, S&P Global Platts'ın yakın tarihli bir raporuna göre, Asya genelinde petrol ve rafine ürün alıcıları, İsrail'e ait tankerleri kullanmaktan kaçınıyor.

Çatışmaların devam etmesi ve Orta Doğu bölgesini kapsayacak şekilde genişlemesi halinde savaş risklerine karşı sigorta primlerinde olası artışa ilişkin endişeler de sürüyor.

Küresel ajansın bildirisi Güney Kore, Norveç ve Singapurlu denizcilik şirketlerinden alınan verilere dayanıyor.

Bu veriler, tankerlerin hareket ettiği coğrafi bölgenin risk içerdiğini ve gemiciliğin ciddi baskı altında olduğu bir dönemde savaş riski primlerinin artmasının beklendiğini söylüyor.

Bu verilere göre Aşkelon limanı gibi İsrail limanlarına yanaşan gemilerin savaş risklerine karşı sigorta primleri son üç haftada arttı.

Ayrıca çatışmanın büyümesi halinde bu primlerin hızlı bir şekilde artacağı yönündeki uyarılar da artıyor.

Umman Körfezi, birkaç yıldır deniz sigortası açısından yüksek riskli bir bölge olarak sınıflandırıldı ve bu da petrol ithalatçılarının savaş riskleri için her yıl milyonlarca dolar ek prim ödemesine neden oldu.

Bu primler, tankerin büyüklüğüne, yaşına, kapasitesine ve yüksek riskli bölgede geçirdiği sürenin uzunluğuna bağlı olarak tankerden tankere değişiklik gösteriyor.

Limanlara ekonomik darbe

ABD kurumlarının muhtırası, uzun bir tankerle Kuzey Asya'ya yapılacak tek bir seyahat için ek savaş riski ödeneğinin, toplam her yedi gün için 5 bin ila 60 bin $ arasında değişebileceğini belirtiyor.

Ayrıca muhtıraya göre bu süre boyunca her ilave 12 saat için oransal olarak ek bir miktar ödeniyor. 

Geçen hafta Tayvanlı konteyner nakliye şirketi Evergreen, İsrail'in güney kıyısındaki Aşdod limanına giden bir sevkiyatta mücbir sebep ilan eden ilk şirketlerden biri oldu.

Savaş nedeniyle güvensiz durumun devam ettiğine dikkat çekilirken gemi, daha sonra kuzeydeki Hayfa limanına yönlendirildi. Şirket daha sonra tüm gemilerinin yönlendirileceğini duyurdu.

Gazze Şeridi sınırına 40 km uzaklıkta bulunan Aşdod limanı, ithalat ve ihracat da dahil olmak üzere İsrail'in toplam deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 40'ından sorumlu.

Koruyucu barınaklarla donatılan, karada ve denizde Demir Kubbe hava savunma füze sistemiyle korunan liman, bu savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana ekonomik darbeye maruz kaldı.

Aynı şekilde Hayfa Limanı'ndan başta tahıl, petrol ve hammaddeler olmak üzere yılda 30 milyon ton mal geçiyor.

İsrail, tüketim malları ve temel gıda maddelerine olan talebin güvence altına alınması da dahil olmak üzere dünyayla ticaretine hizmet etmek için limanlarından yararlanıyor.

İsrail Vergi Dairesi geçen haftanın başlarında, İsrailli veya yabancı gemilere, İsrail ekonomik sularında kalmaları halinde, gerçek hasarın yüzde 100'ü oranında savaş hasarı tazminatı verileceğini açıklamıştı.

Aşkelon limanı kapatıldı

İsrail'in, ülkenin güneyi de dahil olmak üzere Gazze'den yoğun bir roket yağmuruna tutulması ve kuzey sınırında çatışmalara girmesi, daha küçük ve Gazze Şeridi'ne coğrafi olarak daha yakın olan Aşkelon limanının kapanmasına yol açtı.

Birkaç gün önce gemi takip ve deniz analiz şirketi Marine Traffic'ten alınan veriler, limana giden bir petrol tankeri ve bir konteyner gemisinin de aralarında bulunduğu üç gemiye ek olarak mal taşıyan en az üç kuru yük ve kargo gemisinin, yakındaki sularda durmadan önce Aşdod limanına doğru yola çıktığını gösterdi. Şu anda limana 13 gemi yanaşmış durumda.

Aşdod limanı, tehlikeli maddelerin taşınmasına kısıtlamalar getirerek, geçiş sürecinde yavaşlamaya neden oldu. Liman, internet sitesinde yayınlanan son açıklamasında, savaş zamanlarında bile her zamanki gibi faaliyetlerine devam ettiğini açıkladı.

Liman, vatandaşların herhangi bir sıkıntı olmadan iyi durumda kalmasını sağlamak için İsrail ekonomisine günün her saatinde gereken her şeyi sağlamaya devam etmeye hazır olduğunu da belirtti. 

Deniz güvenliği ajansı Dryad Global'e göre İsrail ordusunun günlerdir içeride yürüttüğü kara operasyonuna rağmen Gazze'deki savaşın devam etmesi ve Gazze'den fırlatılan roket bombardımanının devam etmesi nedeniyle deniz taşımacılığının ve İsrail limanlarında veya yakınındaki faaliyetlerin karşı karşıya olduğu riskler yüksek.

Sigorta primleri 10 kat arttı

Ajans, bir raporda uzun vadeli bir çatışmanın çıkması ve savaşın genişlemesi ihtimaliyle birlikte liman altyapısına zarar verme ihtimalinin de giderek arttığını belirtti.

Aşkelon ve Aşdod limanlarının Gazze Şeridi'ne yakınlığı nedeniyle risk altında olduğunu ifade eden ajans, aynı zamanda bazı nakliye operasyonlarının devam edeceği konusunda da uyarı yaptı. 

Ajansa göre bir dizi güvenlik şirketi, geçen hafta sonu gemiler Aşdod ve Hayfa limanlarına girip çıkarken ticari operatörlere İsrail sularından kaçınmalarını tavsiye etti.

Reuters, daha önce sigorta sektöründe çalışan kaynaklardan ek primlerin savaş öncesine göre 10 kat arttığını bildirmişti.

Birkaç gün önce uluslararası kuruluşlar, savaşın devam etmesi sonucunda İsrail'in yaklaşık 500 milyar dolarlık ekonomisinin zarar gördüğünü belirtiyor. 

Söz konusu kuruluşlar, özellikle Hamas hareketine desteğini gizlemeyen İran'ın Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi kesintiye uğratması durumunda, bu çatışmanın genişleyerek bölgedeki ticaret akışlarını tehdit etme olasılığı hakkındaki endişelerini de gizlemedi. 

Büyük ihtimalle ekonomik göstergeler savaşa ve sahadaki askeri duruma bağlı kalacak.

İsrail, kendi ifadesine göre Gazze Şeridi'nde kara operasyonları gerçekleştirerek savaşın ikinci aşamasını hayata geçirmek için harekete geçerken, çatışmadaki bu gelişme, durumun başka cephelerde alevlenmesine ve ilerleyen dönemde diğer cephelerin de açılmasına neden olabilecek ciddi sonuçlar doğurabilir.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.