Gazze savaşı, İsrail'in limanları ve tankerlerine ekonomik bir darbe indiriyor

Petrol alıcıları Tel Aviv gemilerinden kaçınıyor. Füze tehdidi sigorta primlerini 10 kat artırıyor. Şirketler, karasulara girmekten kaçınmayı tavsiye ediyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Gazze savaşı, İsrail'in limanları ve tankerlerine ekonomik bir darbe indiriyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

Muhammed Muhtar 

Gazze savaşının yalnızca kara harekatından ibaret değil, zira savaşın dördüncü haftasında denizin de savaş alanına dahil olduğu görülüyor.

Kızıldeniz'deki Tel Aviv gemilerini hedef alan tehditlerle eş zamanlı olarak Hamas, İsrail'in deniz hedeflerine karşı ilk kez kullanılan torpidoyu tanıtırken, S&P Global Platts'ın yakın tarihli bir raporuna göre, Asya genelinde petrol ve rafine ürün alıcıları, İsrail'e ait tankerleri kullanmaktan kaçınıyor.

Çatışmaların devam etmesi ve Orta Doğu bölgesini kapsayacak şekilde genişlemesi halinde savaş risklerine karşı sigorta primlerinde olası artışa ilişkin endişeler de sürüyor.

Küresel ajansın bildirisi Güney Kore, Norveç ve Singapurlu denizcilik şirketlerinden alınan verilere dayanıyor.

Bu veriler, tankerlerin hareket ettiği coğrafi bölgenin risk içerdiğini ve gemiciliğin ciddi baskı altında olduğu bir dönemde savaş riski primlerinin artmasının beklendiğini söylüyor.

Bu verilere göre Aşkelon limanı gibi İsrail limanlarına yanaşan gemilerin savaş risklerine karşı sigorta primleri son üç haftada arttı.

Ayrıca çatışmanın büyümesi halinde bu primlerin hızlı bir şekilde artacağı yönündeki uyarılar da artıyor.

Umman Körfezi, birkaç yıldır deniz sigortası açısından yüksek riskli bir bölge olarak sınıflandırıldı ve bu da petrol ithalatçılarının savaş riskleri için her yıl milyonlarca dolar ek prim ödemesine neden oldu.

Bu primler, tankerin büyüklüğüne, yaşına, kapasitesine ve yüksek riskli bölgede geçirdiği sürenin uzunluğuna bağlı olarak tankerden tankere değişiklik gösteriyor.

Limanlara ekonomik darbe

ABD kurumlarının muhtırası, uzun bir tankerle Kuzey Asya'ya yapılacak tek bir seyahat için ek savaş riski ödeneğinin, toplam her yedi gün için 5 bin ila 60 bin $ arasında değişebileceğini belirtiyor.

Ayrıca muhtıraya göre bu süre boyunca her ilave 12 saat için oransal olarak ek bir miktar ödeniyor. 

Geçen hafta Tayvanlı konteyner nakliye şirketi Evergreen, İsrail'in güney kıyısındaki Aşdod limanına giden bir sevkiyatta mücbir sebep ilan eden ilk şirketlerden biri oldu.

Savaş nedeniyle güvensiz durumun devam ettiğine dikkat çekilirken gemi, daha sonra kuzeydeki Hayfa limanına yönlendirildi. Şirket daha sonra tüm gemilerinin yönlendirileceğini duyurdu.

Gazze Şeridi sınırına 40 km uzaklıkta bulunan Aşdod limanı, ithalat ve ihracat da dahil olmak üzere İsrail'in toplam deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 40'ından sorumlu.

Koruyucu barınaklarla donatılan, karada ve denizde Demir Kubbe hava savunma füze sistemiyle korunan liman, bu savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana ekonomik darbeye maruz kaldı.

Aynı şekilde Hayfa Limanı'ndan başta tahıl, petrol ve hammaddeler olmak üzere yılda 30 milyon ton mal geçiyor.

İsrail, tüketim malları ve temel gıda maddelerine olan talebin güvence altına alınması da dahil olmak üzere dünyayla ticaretine hizmet etmek için limanlarından yararlanıyor.

İsrail Vergi Dairesi geçen haftanın başlarında, İsrailli veya yabancı gemilere, İsrail ekonomik sularında kalmaları halinde, gerçek hasarın yüzde 100'ü oranında savaş hasarı tazminatı verileceğini açıklamıştı.

Aşkelon limanı kapatıldı

İsrail'in, ülkenin güneyi de dahil olmak üzere Gazze'den yoğun bir roket yağmuruna tutulması ve kuzey sınırında çatışmalara girmesi, daha küçük ve Gazze Şeridi'ne coğrafi olarak daha yakın olan Aşkelon limanının kapanmasına yol açtı.

Birkaç gün önce gemi takip ve deniz analiz şirketi Marine Traffic'ten alınan veriler, limana giden bir petrol tankeri ve bir konteyner gemisinin de aralarında bulunduğu üç gemiye ek olarak mal taşıyan en az üç kuru yük ve kargo gemisinin, yakındaki sularda durmadan önce Aşdod limanına doğru yola çıktığını gösterdi. Şu anda limana 13 gemi yanaşmış durumda.

Aşdod limanı, tehlikeli maddelerin taşınmasına kısıtlamalar getirerek, geçiş sürecinde yavaşlamaya neden oldu. Liman, internet sitesinde yayınlanan son açıklamasında, savaş zamanlarında bile her zamanki gibi faaliyetlerine devam ettiğini açıkladı.

Liman, vatandaşların herhangi bir sıkıntı olmadan iyi durumda kalmasını sağlamak için İsrail ekonomisine günün her saatinde gereken her şeyi sağlamaya devam etmeye hazır olduğunu da belirtti. 

Deniz güvenliği ajansı Dryad Global'e göre İsrail ordusunun günlerdir içeride yürüttüğü kara operasyonuna rağmen Gazze'deki savaşın devam etmesi ve Gazze'den fırlatılan roket bombardımanının devam etmesi nedeniyle deniz taşımacılığının ve İsrail limanlarında veya yakınındaki faaliyetlerin karşı karşıya olduğu riskler yüksek.

Sigorta primleri 10 kat arttı

Ajans, bir raporda uzun vadeli bir çatışmanın çıkması ve savaşın genişlemesi ihtimaliyle birlikte liman altyapısına zarar verme ihtimalinin de giderek arttığını belirtti.

Aşkelon ve Aşdod limanlarının Gazze Şeridi'ne yakınlığı nedeniyle risk altında olduğunu ifade eden ajans, aynı zamanda bazı nakliye operasyonlarının devam edeceği konusunda da uyarı yaptı. 

Ajansa göre bir dizi güvenlik şirketi, geçen hafta sonu gemiler Aşdod ve Hayfa limanlarına girip çıkarken ticari operatörlere İsrail sularından kaçınmalarını tavsiye etti.

Reuters, daha önce sigorta sektöründe çalışan kaynaklardan ek primlerin savaş öncesine göre 10 kat arttığını bildirmişti.

Birkaç gün önce uluslararası kuruluşlar, savaşın devam etmesi sonucunda İsrail'in yaklaşık 500 milyar dolarlık ekonomisinin zarar gördüğünü belirtiyor. 

Söz konusu kuruluşlar, özellikle Hamas hareketine desteğini gizlemeyen İran'ın Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi kesintiye uğratması durumunda, bu çatışmanın genişleyerek bölgedeki ticaret akışlarını tehdit etme olasılığı hakkındaki endişelerini de gizlemedi. 

Büyük ihtimalle ekonomik göstergeler savaşa ve sahadaki askeri duruma bağlı kalacak.

İsrail, kendi ifadesine göre Gazze Şeridi'nde kara operasyonları gerçekleştirerek savaşın ikinci aşamasını hayata geçirmek için harekete geçerken, çatışmadaki bu gelişme, durumun başka cephelerde alevlenmesine ve ilerleyen dönemde diğer cephelerin de açılmasına neden olabilecek ciddi sonuçlar doğurabilir.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.