İsrail, Gazze Şeridi'ndeki tüm hastanelerin çevresini yoğun bombardımana tutuyor

"Gazze Şeridi'ndeki tüm hastanelerin çevresi yoğun İsrail bombardımanına maruz kalıyor. İşgalciler Gazze Şeridi'ndeki hastanelere yönelik tehditlerini uygulamaya başladı"

(AA)
(AA)
TT

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki tüm hastanelerin çevresini yoğun bombardımana tutuyor

(AA)
(AA)

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Başkanı Selame Maruf, düzenlediği basın toplantısında, "İşgalci İsrail üç gündür Gazze Şeridi'nde hiç kimsenin kuzeyden güneye ya da güneyden kuzeye gitmesine izin vermiyor ve ayrıca Mısır tarafından onaylanan yaralıların çıkışı konusunda Mısır, Birleşmiş Milletler (BM) ve Kızılhaç ile iletişim kurmamıza rağmen yaralıların çıkışını engelliyor." dedi.

İsrail'in her yıkıcı askeri saldırıya maruz kaldığında Gazze Şeridi'ndeki sivillere karşı "katliam" işlediğini söyleyen Maruf, " Gazze Şeridi'ndeki tüm hastanelerin çevresi yoğun İsrail bombardımanına maruz kalıyor. İşgalciler Gazze Şeridi'ndeki hastanelere yönelik tehditlerini uygulamaya başladı." diye konuştu.

Maruf, İsrail'in yaralıları Refah Sınır Kapısına taşıyan ambulansların Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönmesini engellediğini Kızılhaç'ın kendilerine bildirdiğini aktardı.

İsrail ordusunun "hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı" iddialarını yalanlayan Maruf, "Gazze Şeridi'ndeki hastanelerin durumunu incelemek için BM başta olmak üzere uluslararası komiteleri karşılamaya hazırız. İşgalci İsrail'in, Gazze'deki hastanelerle ilgili iddiaları, sahte ve uydurma fotoğraflara dayanıyor." ifadelerini kullandı.

Mısır Sağlık Bakanlığı 1 Kasım'da İsrail'in yoğun şekilde bombaladığı abluka altındaki Gazze Şeridi'nden 117'si yabancı uyruklu çok sayıda yaralının olduğu ilk grubun Refah Sınır Kapısı'ndan ülkeye giriş yaptığını duyurmuştu.



Dürzi lideri Yusuf Carbu Şarku'l Avsat’a konuştu: Dış güçler ateşkesin bozulmasını istiyor

TT

Dürzi lideri Yusuf Carbu Şarku'l Avsat’a konuştu: Dış güçler ateşkesin bozulmasını istiyor

Dürzi lideri Yusuf Carbu Şarku'l Avsat’a konuştu: Dış güçler ateşkesin bozulmasını istiyor

Dürzilerin önde gelen liderlerinden Şeyh Yusuf Carbu, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suveyda'da varılan ateşkes anlaşmasının, kendisi ve Şeyh Hamud el-Hanavi tarafından temsil edilen Dürziler ile Suveyda Vilayeti İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Ahmed ed-Dalati ve diğer yetkililer tarafından temsil edilen Suriye hükümeti arasında imzalandığını duyurdu.

Suriye hükümeti, son günlerde şehirde devam eden ve çok sayıda ölü ve yaralıya neden olan çatışmalara son vermek için dün Suveyda halkıyla ateşkes anlaşması imzaladı.

Şarku'l Avsat'ın incelediği anlaşma, tüm askeri operasyonların derhal durdurulmasını ve tüm tarafların güvenlik güçlerine ve kontrol noktalarına yönelik her türlü saldırıyı durdurma taahhüdünde bulunmasını öngörüyor.

Anlaşmaya göre, ateşkesin uygulanmasını denetlemek ve uyulmasını sağlamak için Suriye devleti ve Dürzi şeyhlerinden oluşan bir gözetim komitesi kurulması planlanıyor.

hyujı8o9
Dürzi cemaatinin ruhani liderlerinde Şeyh Hikmet el-Hicri, Suveyda'da kendisini destekleyen ‘Askeri Konsey’ üyeleri ile birlikte (Arşiv)

Şeyh Yusuf Carbu, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Suriye'deki Dürzi Cemaati Meclisi’nin üç şeyhi, yani Şeyh Yusuf Carbu, Şeyh Hamud el-Hanavi ve Şeyh Hikmet el-Hicri'yi bünyesinde barındırdığını belirterek, Hikmet el-Hicri'nin ‘farklı bir yönelime sahip olduğu’ için ‘anlaşmanın tarafı olmadığını’ söyledi.

Anlaşmanın tüm taraflarca imzalanmadığını, çünkü Suveyda'daki güvenlik durumunun seyahat ve toplantılara izin vermediğini belirten Şeyh Yusuf Carbu, anlaşmanın ‘yazışmalar yoluyla’ kabul edildiğini belirtti. Anlaşmanın ardından iyimser olsa da, Şeyh Yusuf Carbu “Dış güçler ateşkesin bozulmasını istiyor” ifadesini kullandı.

Şeyh Hikmet el-Hicri, çok geçmeden, ‘kendilerini sahte bir şekilde hükümet olarak adlandıran silahlı çetelerle herhangi bir anlaşma, müzakere veya yetki devri olmadığını’ teyit eden bir açıklama yayınladı. Bu ortak tutumdan sapan, tek taraflı iletişim veya anlaşma yapan herhangi bir kişi veya kuruluşun ‘istisnasız ve müsamahasız bir şekilde yasal ve toplumsal hesap verebilirliğe tabi tutulacağı’ uyarısında bulundu.