Uluslararası Ceza Mahkemesi, Seyfülislam Kaddafi’yi yeniden tutuklamaya mı çalışıyor?

Savcı, mahkemeye Seyfülislam hakkında yeniden dava açılabileceğini bildirdi.

Eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam. (AFP)
Eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam. (AFP)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Seyfülislam Kaddafi’yi yeniden tutuklamaya mı çalışıyor?

Eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam. (AFP)
Eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam. (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Kerim Han, geçen çarşamba akşamı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) verdiği altı aylık brifingde eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’ın davasını yeniden gündeme getirdi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi zaman zaman Libyalı yetkililere, 2011’de Kaddafi’nin rejimini deviren 17 Şubat Devrimi’ne katılmış göstericilere karşı savaş suçları işlemekle suçlanan Seyf Kaddafi’yi teslim etme çağrısında bulunuyordu.

Başsavcılık, rejimin çöküşünü takip eden yıllarda Libya’da işlenen suçlara ilişkin geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Seyf Kaddafi’nin tutuklanması ve aleyhinde dava başlatılması fırsatları araştırılmaya devam ediliyor” dedi. Libyalı yazar ve akademisyen Mustafa el-Fituri, Han’ın sunduğu bu raporun son derece normal ve idari bir rutin olduğunu söyledi. Fituri, aralarında Seyfülislam’ın da bulunduğu bir grup vatandaşa yönelik emirler çıkarıldığını ve mahkemenin hâlâ Seyfülislam’a ulaşmaya çalıştığını belirtti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, 25 Eylül’de, Seyfülislam Kaddafi de dahil olmak üzere dünya genelinde 16 kişi hakkında ‘uygulamaya koymadığı’ aleni bir tutuklama emri yayınlamıştı. Mahkeme daha sonra taraf devletlere ve diğer taraflara, aranan kişilerin yakalanıp mahkemeye teslim edilmesi için gerekli iş birliği ve yardımın sağlanması çağrısında bulundu.

Fituri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Seyfülislam’ın davasına ilişkin herhangi bir gelişme yaşanmazken, Libyalı yetkililerin onun Libya’da yargılanması yönünde Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen bir talebi de bulunmuyor. Dolayısıyla mahkeme savcısı, dosya henüz açık olduğu için bu sözleri söyleyecek ve bunları tekrarlayacak.”

Savcının konuşmasının Libya İçişleri Bakanlığı için pek bir şey ifade etmediğini söyleyen Mustafa el-Fituri, “Geçtiğimiz yıllarda Libya Temsilciler Meclisi’nin çıkardığı yasa uyarınca Seyf’e af tanınmıştı. Bu da Seyf’in artık Libya’da yasal olarak aranmadığı anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Temmuz 2015’te bir Libya mahkemesi, Seyfülislam’ın yanı sıra Kaddafi rejiminden iki kişi için gıyaben idam cezasına hükmeden bir karar yayınladı. Söz konusu iki isim, Şubat Devrimi sırasında savaş suçları işlemekle suçlanan eski istihbarat servisi başkanı Abdullah es-Senussi ve eski rejimin son başbakanı el-Bağdadi el-Mahmudi’ydi.

Ancak toplantılarını doğudaki Tobruk şehrinde yapan Temsilciler Meclisi, Şubat 2011’in ortalarından Seyfülislam ve beraberindekilere ilişkin tebliğ tarihine kadar, ilk maddesinde ‘tüm Libyalılar için genel ve kapsamlı bir af’ öngören genel af gerektiren yasayı çoğunluk oyu ile hızlı bir şekilde onayladı.

Fituri, Seyfülislam’ın aldığı bu affa dayanarak, artık Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranmadığına ve mahkemenin talebinin devam etmesi halinde bunun kâğıt üzerinde kalacağına dikkat çekti. Buna kanıt olarak ise Libya’da Aralık 2021 yapılması planlanan, ancak gerçekleşmeyen seçimlerde Seyfulislam Kaddafi’ye yargı makamları tarafından ülke başkanlığına aday olma izni verilmiş olmasını gösterdi. Ayrıca “Belki de Libya’da siyasi bir çözüm olmadığı sürece mahkemedeki bu konuşmalar gelecek yıl da tekrarlanacak” dedi.

Aralarında ABD ve İngiltere’nin de bulunduğu pek çok ülke, Birleşmiş Milletler’deki (BM) temsilcileri aracılığıyla, Seyfulislam Kaddafi’nin Ceza Mahkemesi’nde yargılanması yönünde baskı yapıyor. İngiltere’nin eski Libya büyükelçisi Caroline Hurndall da daha önce bu konuda çağrı yaparak, ülkesinin Seyfulislam Kaddafi’nin yargılanması konusunda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni güçlü bir şekilde desteklediğini ve Kaddafi’nin kendisine yöneltilen suçlamalarla yüzleşmeye hazır olması gerektiğini açıklamıştı.

Konuyla ilgili olarak ülkesinde siyasi bir çözüm olması gerektiğini belirten Fituri şunları söyledi:

“Kastettiğim çözüm, Libya’da seçim yapılması. Bu da yasama ve yürütmenin hukuki otoritesinin var olmasını, böylece önlerindeki her şeyin değerlendirmeye alınmasını ve Ceza Mahkemesi’nin Dr. Seyfulislam’ın temsil edilmesini talep etmesine olanak tanır.”

Savcı Kerim Han’ın BMGK karşısındaki brifingi sonrasında Libya’nın BM Daimî Temsilcisi Büyükelçi Taher Muhammed es-Sünni şu açıklamada bulundu:

“Ceza Mahkemesi’ndeki Libya dosyası yıllardır durgundu. Bu durum sadece sizin döneminizde değil Sayın Han, sizden öncekilerde de geçerli. Mesele, bir yandan statükoyu kasıtlı olarak uzatma duygusu ile diğer yandan konunun siyasallaştırılması arasında karışmış durumda. Libya halkı şunu merak ediyor: Mahkemenin sonuçları nerede? Bunca yıl, soruşturmalar, raporlarınızda bahsettiğiniz bilgi, delil ve ipuçlarının paylaşılmasından sonra sonuçlar nerede? Bu Konseye 12 yıl ve 26 brifing verdim. Sayın Han, sizse ekibiniz için yaklaşık 15 görevden ve 4 binden fazla yoldaştan oluşan toplanmanızdan bahsettiniz.”

“Mesela Tarhuna’daki toplu mezar suçuna karışanların isimleri neden henüz açıklanmadı?” diye soran Taher Muhammed es-Sünni, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Libya topraklarında adaletin sağlanması, egemen bir yargı yetkisi ve feragat edilemeyecek bir ulusal yargı yetkisidir. Libya yargısı, ne kadar uzun sürerse sürsün, aranan herkes için adil ve tarafsız bir yargılama sağlamaya kararlıdır.”



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.