Lübnan... Fecr Kuvvetleri, Cemaati İslami’nin mi yoksa Hamas’ın mı askeri kolu?

Hizbullah, Cemaati İslami’nin kendisi için Sünni bir cephe olmasını mı istiyor?

Beyrut'un merkezinde, 29 Ekim tarihinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenlendi. (AP)
Beyrut'un merkezinde, 29 Ekim tarihinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenlendi. (AP)
TT

Lübnan... Fecr Kuvvetleri, Cemaati İslami’nin mi yoksa Hamas’ın mı askeri kolu?

Beyrut'un merkezinde, 29 Ekim tarihinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenlendi. (AP)
Beyrut'un merkezinde, 29 Ekim tarihinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenlendi. (AP)

Samir Zureyk

Geçtiğimiz 18 Ekim Çarşamba günü, Cemaatu’l İslamiyye fi Lübnan’ın (Cemaati İslam) askeri kanadı olan ‘Fecr Kuvvetleri’, işgal altındaki topraklarda İsrail düşmanının hedeflerini hedef alan roket saldırıları düzenlediğini ve bunlarda doğrudan isabet elde ettiğini duyurdu. Ayrıca, ‘Güney'deki halkımızı hedef alan herhangi bir saldırıya karşı daha fazla karşılık vermeye’ söz verdi.

Bu gelişme hem Lübnanlıları hem de dışarıdaki takipçileri şaşırttı. Sadece Müslüman Kardeşler örgütünün Lübnan'daki şubesi Cemaati İslam’ın, Lübnan-İsrail sınırında devam eden çatışmalara dahil olması değil, aynı zamanda silahlı bir kolunun olması da şaşkınlığa neden oldu. Bu aynı zamanda örgütün kendi yapısını için de bir sürpriz oldu. Çünkü liderlerinin çoğu olanlardan haberdar değildi ve onlar da bildiriyi diğerleri gibi okudu. Bunun, örgüt içinde yankıları oldu.

Cemaati İslam’ın askeri kanadı ‘Fecr Kuvvetleri’ kimdir? Kim tarafından komuta ediliyor? Çatışma hattına nasıl girdi Gerçekten güney sınırında operasyonlar mı yürüttü, yoksa operasyonları birileri mi yürüttü ve sorumluluğunu Cemaati İslam mı üstlendi?

‘Fecr Kuvvetleri’nin ilk ortaya çıkışı, İsrail ordusunun Beyrut'a kadar Lübnan'ı işgal ettiği 1982 yılına kadar uzanıyor. O dönemde, Fecr Kuvvetleri de dahil olmak üzere farklı ideolojik eğilimlere sahip örgütler, İsrail işgali karşısında askeri operasyonlar gerçekleştirmişti. Bu, Hizbullah’ın ortaya çıkmasından önceydi ve Hizbullah, yavaş yavaş ‘direnişi’ kendi kontrolü altına almaya başlamıştı. 1989 yılında, iç savaşı sona erdiren ‘Ulusal Mutabakat Belgesi’, milislerin silahlarını Lübnan devletine teslim etmesini öngörmüştü. Bu nedenle, Hizbullah dışındaki tüm partilerin ve silahlı kollarının gölgeye çekilmesi gerekmişti.

O zamandan bu yana Fecr Kuvvetleri adı yalnızca ara sıra kullanıldı. Ancak grubun organizasyon yapısı içinde kaldı ve kendi bütçesi vardı.

“Fecr Kuvvetleri, grubun liderlik çerçevesinin iki siyasi çizgi arasında bölünmesi nedeniyle iki veya üç kanada bölündü.”

2016 yılında Cemaati İslam’ın Genel Sekreteri seçilen Azzam Eyyubi, Müslüman Kardeşler’in ideolojik mirasından nispeten uzaklaşmaya ve yerel siyasi güçlerle ve Arap devletleriyle yakınlaşmaya çalışan reformcu akımı temsil ediyordu. Eyyubi, Fecr Kuvvetleri’nin Komutanı Halid Bedi'yi ve diğer askeri liderleri görevden alma kararını aldı. Eyyubi'nin kararı, örgütün faaliyetlerinde mali ve organizasyonel usulsüzlükler keşfetmesinin ardından geldi. Eyyubi, örgütün üyelerinin sayısının yaklaşık bin kişi olduğu tahmin edilen resmi bir belgeyi teslim etmeyi reddetmeleri ve bütçeden pay almak için herhangi bir açıklayıcı veri sunmamaları nedeniyle de rahatsızdı. Eyyubi, Beyrut'un güneyindeki Harrub bölgesi sakini olan Tallal Haccar'ı örgütün yeni komutanı olarak atadı.

Ancak görevden alınan tüm liderler grubun bölünmesine yol açsa bile kararı uygulamayı reddettiler ve pozisyonlarında kalma konusunda ısrar ettiler. Bu, yeni genel sekreterin kararını geri çekmesine neden oldu. O zamandan beri, Cemaati İslam’ın askeri kanadı ikiye bölündü. Özellikle, bölgeselcilik, Lübnan'daki partilerin ve örgütlerin iç yapısında önemli bir rol oynuyor.

 Biri Halid Bedi tarafından yönetilen, Bedi'nin memleketi olan Sayda, Trablus ve Akkar'daki Fecr Kuvvetleri üyelerini içeren, diğeri Tallal Haccar tarafından yönetilen ve bölge ve Lübnan dağları kıyılarında ayrıca Bekaa'da bulunan Sünni yoğunluk bölgelerinden üyeler içeren iki grup var.

Fotoğraf Altı: Fecr Kuvvetleri tarafından dağıtılan bir fotoğrafta iki militanın füze taşıdığı görülüyor.
Fecr Kuvvetleri tarafından dağıtılan bir fotoğrafta iki militanın füze taşıdığı görülüyor.

Bu bölünme, Cemaati İslam’ın lider kadroları arasında Biri Türkiye ve Katar tarafından desteklenen, diğeri ise Hizbullah ve Mumanea (Engel) Ekseni ile ittifak etmek isteyen iki siyasi çizgi arasında gerçekleşen başka bir bölünmeyle aynı zamana denk geldi. Birinci çizgiyi Eyyubi ve diğer liderler, örneğin grubun tek ve şu anki milletvekili olan İmad el-Hut, yönetiyordu. İkinci çizgide ise Hamas hareketinin izleri açıkça görülüyordu ve çoğunluğu güvenlik veya askeri liderlerden oluşuyordu.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’Dan aktardığına göre sözü edilen Cemaati İslam’ın, Fecr Kuvvetleri dışında bir de güvenlik teşkilatı var. Bu teşkilatın görevi, Lübnan'ın askeri ve güvenlik birimleriyle koordinasyon sağlamak. Bu, Lübnan'ın siyasi geleneklerinden birini temsil ediyor. Bu geleneğe göre herhangi bir parti veya örgütün güvenlik birimleriyle koordinasyon halinde olması gerekiyor. Özellikle İslami durumda siyasi ve güvenlik çalışmalarının iç içe geçmesi nedeniyle önemli. Bilindiği gibi Lübnan, bazı aşırı İslami hareketlerin önemli bir faaliyet gösterdiği bir ülke. Bu hareketler, Suriye ve Irak'ta savaşmak için gençleri devşirmeye çalışıyor.

“Saleh el-Aruri, Hamas etrafında dönen ve onun tercihlerini destekleyen Cemaati İslam için bir Şura Konseyi ve siyasi ofis kurmayı başardı.”

Hamas hareketinde, hareketin yurtdışında bulunan eski başkanı Halid Meşal'in karardan dışlanmasının ardından Gazze'deki hareketin başkanı Yahya Sinvar ve siyasi ofisin başkan yardımcısı Salih el-Aruri gibi yeni liderlerin yükselişiyle paralel olarak, Lübnan'daki Cemaati İslam içinde de benzer bir mücadele sürüyordu.

Hamas, Cemaati İslam’ın örgütsel yapısında büyük bir etkiye sahip. Zira, Hamas, son derece güçlü bir finansal yapıya ve yüzlerce kişiyi bünyesinde barındıran geniş bir hayırsever ve insani yardım kuruluşları ağına sahip bulunuyor. Bu nedenle, Cemaati İslam’ın onlarca örgüt üyesi, Hamas’tan maddi yardım alıyor.

Diğer yandan, Hizbullah, Cemaati İslam’ın Hamas ile ittifakını güçlendirmek için bu mücadeleyi destekledi ve besledi. Özellikle, 2021 yılının ağustos ayındaki iç seçimler, ‘Engel Ekseni’ ile ittifaka bağlı olan ekibin güçlenmesine yol açtı. Bu ekipte, Lübnan'da yaşayan ve Hizbullah ile koordineli olarak Cemaati İslam’ın iç seçimlerini planlayan Salih el-Aruri de yer alıyor.

Hamas elini uzattı

Nitekim Aruri, Hamas ekseninde dönen ve onun seçeneklerini destekleyen bir şura ve siyasi ofis kuruluna ulaşmayı başardı. Nitekim, 2022 yılının ağustos ayında, tarafsız ve siyasi olmayan bir kişilik olduğu düşünülen Şeyh Muhammed Takuş, Cemaati İslam’ın genel sekreteri seçildi. Ancak, Cemaati İslam içindeki kaynaklar, sonuncusunun Hamas seçeneklerini desteklediğini ve hatta ondan maddi yardımlar aldığını söylüyor.

Sadece bu da değil, Cemaati İslam üst düzey liderlik kaynakları, Hamas’ın Fecr Kuvvetleri içindeki çatışmaya müdahale ettiğini ve Beyrut'tan Ömer el-Keaki liderliğindeki üçüncü bir grubu desteklediğini ortaya çıkardı., şehirden ve sınır bölgesi köylerinden ve kasabalarından Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgelerden gelen unsurlar bu gruba bağlı bulunuyor. Zira, Cemaati İslam, hizmet, eğitim ve sağlık alanlarında önemli bir varlığa sahip.

Bu grup, Hamas’tan doğrudan finansman alıyor ve Aruri'nin emirlerine göre hareket ediyor. Grup, Cemaati İslam’ın kontrolü dışında. Güvenlik kaynakları, grubun içinden ve Hizbullah’a yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre, bu grup Hizbullah tarafından yoğun askeri eğitimler aldı ve almaya devam ediyor.

"Hizbullah, Sünni toplumla ahlaki uzlaşmanın sağlanmasına yardımcı olacağı umuduyla Cemaati İslam’a boyun eğdirmeye çalıştı.”

Cemaati İslam’ın son iç seçimleri, siyasi yaklaşımında büyük bir dönüm noktası oldu. O zamandan beri, yavaş yavaş Hizbullah’a yaklaşıyor. Gizli ve açık olarak aralarındaki koordinasyon toplantıları yoğunlaştı.

Cemaati İslam, Lübnan Parlamentosunda sadece bir milletvekiline sahip olmasına rağmen, Sünni nüfusun yoğun olduğu tüm bölgelerde varlık gösteren en eski Sünni siyasi örgütlerden biri. Eski Genel Sekreteri Azzam el-Eyyubi, Lübnan'ın en büyük Sünni kenti olan Trablus'ta ikinci bir parlamento koltuğu elde etmekten kıl payı kurtuldu. Ayrıca, başka bölgelerde de adaylara destek veriyor.

Hizbullah, son yıllarda Sünnilerle, hem elitler hem de halkla, Suriye savaşına askeri müdahalesinin ardından aralarındaki düşmanlığın artmasının ardından, manevi bir uzlaşma kurma arayışında. Bu nedenle, Cemaati İslam’ı kendi amacına ulaşmada yardımcı olabileceği umuduyla kendine çekmeye çalıştı. Bu, Sünnilerin son zamanlardaki siyasi kırılganlık durumunu ve halkı cezbedebilecek liderlerin ortaya çıkmamasını istismar ederek oldu. Ayrıca, ‘saha birliği’ sloganını uygulayarak, gerektiğinde Cemaati İslam’ı Sünni bir cephe olarak kullandı.

Bu zorunluluk, ‘Aksa Tufanı’ operasyonundan sonra kendiliğinden ortaya çıktı. Hizbullah, İsrail sınırındaki bölgenin tamamına hakim olan bir güç olarak, Hamas ve Filistin İslami Cihad Hareketi’nin sınırın diğer tarafına sızma ve İsrail'e füze atma operasyonları yürütmesine izin verdi.

Ancak, Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Filistin İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı olan Kudüs Tugayları’nın Lübnan topraklarında açıkça ortaya çıkması, siyasi arenada, özellikle de Hristiyan kesimlerde olumsuz bir etki yarattı. Bu kesimler, hafızalarında yer eden 1969 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü ile Lübnan Devleti arasında imzalanan Kahire Anlaşması’nı hatırlattı. Bu anlaşma, Lübnan'ın güneyi ve diğer bölgelerde silahlı Filistinlilerin yayılmasına yol açmıştı ve bu durum, iç savaşın patlak vermesinin nedenlerinden biri olmuştu.

Fotoğraf Altı: Al-Arouri, Hasan Nasrallah ve Ziad Al-Nakhalah 25 Ekim'de görüştü. (AP)
 Al-Arouri, Hasan Nasrallah ve Ziad Al-Nakhalah 25 Ekim'de görüştü. (AP)

Bu nedenle, Salih Aruri, Kudüs Tugayları içindeki kendi grubunu kullanarak, İsrail sınırında operasyonlar yürütmeye başladı. Bu, Hizbullah’ın onayıyla oldu. , Cemaati İslam’ın içinden kaynaklara göre Hizbullah, Lübnan'da ‘direniş’ için bir Sünni cephe oluşturmak istiyordu. Bu nedenle, Kudüs Tugayları’nı koruması altına aldı ve Lübnan ordusunun onları tutuklamasını önlemeye çalıştı.2023 yılının ağustos ayında, Lübnan ordusunun istihbaratı, Kudüs Tugayları’na mensup üç kişiyi, İsrail yerleşim yerlerine füze fırlatmak için platformlar hazırlarken yakaladı. Cemaati İslam, o sırada bu olayı örtbas etmeye çalıştı, ancak medyaya sızdı ve bu da Cemaati İslam büyük bir zorluk yaşattı. Cemaati İslam, medyadaki tartışmayı eleştiren resmi bir açıklama yaptı, ancak olayı yalanlamadı.

Aynı açıklamaya göre Fecr Kuvvetleri tarafından açıklanan üç operasyonun aslında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından, örgüt içinde Aruri Grubu ile ortaklaşa gerçekleştirildiği bildiriliyor. Kaynaklar, bu iddialarını, Hamas veya Hizbullah gibi örgütlerin yaptığı gibi, söz konusu operasyonların görüntülerinin veya videolarının yayınlanmamasına dayandırıyorlar.

Örgütün bazı liderleri, Genel Sekreter Muhammed Takuş'tan kamuoyuna sunmak üzere fotoğraf veya video talep ettiklerinde, Takuş, zamanın uygun olmadığını yanıtını verdi. Takuş, Fecr Kuvvetleri’nin ne yapacağını veya kendisine ne atfedileceğini neredeyse tek bilen lider.

“Perde arkasında, Sünni milletvekilleri ile bakanlar arasında, Sünnileri silahlanma ve şiddet ocağına iterek milislerin yolunu reddetmek için iletişim kuruluyor.”

Fecr Kuvvetleri’nin füze saldırıları hakkındaki açıklamaların artmasıyla birlikte, örgütün içindeki örgütsel koridorlarda sert tartışmalar yaşandı. Özellikle bu tür bir kararın, Genel Büro'nun onayına ve Şura Meclisi'nden bağlayıcı bir oylamaya ihtiyacı var, ki bu da olmadı.

Bu nedenle, yaşananlar, mevcut liderliğin ‘Engel Ekseni’ ile ilişkisine bağlı hesaplamalara bir iç ihlal olarak kabul edildi. Kaynaklar, örgütün içindeki muhalif görüşün, füzelerin fırlatılmasının siyasi ve askeri dengede hiçbir şeyi değiştirmediğini ve Lübnan topraklarına karadan bir işgal olması durumunda hazır bulunulması gerektiğini düşündüğünü açıkladı. Ancak, Cemaati İslam’ın, Hizbullah’ın Sünni bir vitrini gibi görünmesi, genel olarak Sünni pozisyonu üzerinde olumsuz yansımalara sahip olacak ve örgütü iç ve dış eleştirilere maruz bırakacak.

Bölgesel rahatsızlık mı?

Kaynaklara göre, bölgesel güçler Fecr Kuvvetleri’nin sahada ortaya çıkmasından rahatsızlık duydu. Bu nedenle, operasyonlarının durması ve sadece üçe sınırlı kalması dikkat çekiyor. Ayrıca, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın yerel örtü sağlayışı işe yaramadı, hatta Sünni çevrelerde olumsuz bir tepkiye yol açtı. Bunun nedeni, Hizbullah’ın, muhaliflerine siyasi gerçekler dayatmak için daha sonra kullanacağı bir Sünni milis kuvvetinin ortaya çıkmasına izin verdiği düşüncesi.

Fotoğraf Altı: Cemaati İslami’nin 29 Ekim'de Beyrut şehir merkezinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenledi. (Reuters)
Cemaati İslami’nin 29 Ekim'de Beyrut şehir merkezinde Gazze'yi desteklemek için gösteri düzenledi. (Reuters)

Takuş ve örgütün siyasi bürosu başkanı Ali Ebu Yasin'in, genel seferberlik ilan edilmesiyle cihat ilanına benzeyen bir açıklama yapması ve Fecr Kuvvetleri’ne gönüllülük için kapı açması işleri daha da zorlaştırıyor.

Elde edilen bilgilere göre, kulislerde mevcut ve eski Sünni milletvekilleri ve bakanlar arasında, Sünnileri silahlanma ve şiddet olaylarına sürükleyerek hazırlanmakta olan milisçi yolu reddetme amacıyla ortak bir tutum geliştirmek için görüşmeler yapılıyor.

Cemaati İslam Milletvekili İmad Hut, yaşananlara en sert muhalefet edenlerden biri olarak kabul ediliyor. Aynı şekilde Azzam Eyyubi ve diğer önemli liderler de öyle. Ancak hepsi, anlaşmazlıkları örgütün iç koridorlarında tutmaya özen gösteriyorlar. Hut'un son medyatik çıkışlarında gerginlik yüzünde açıkça görülüyordu.

Son olaylar, Hamas’ın Lübnan'daki Cemaati İslam içindeki nüfuzunun boyutunu gösterdi. Peki savaştan sonra Cemaati İslam’ın rolü ne olacak ve sınırları nelerdir? Bu, şimdi Lübnan'daki Sünni çevrelerde sorulan bir soru.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Hizbullah’ın hamleleri, ülke içinde gerilimin artabileceği endişelerini artırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde güvenlik güçlerinin düzenlediği baskın sırasında ilaç şirketinin binasının önünde motosikletler. (Sosyal medyada paylaşılan görüntü)
Beyrut’un güney banliyösünde güvenlik güçlerinin düzenlediği baskın sırasında ilaç şirketinin binasının önünde motosikletler. (Sosyal medyada paylaşılan görüntü)
TT

Hizbullah’ın hamleleri, ülke içinde gerilimin artabileceği endişelerini artırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde güvenlik güçlerinin düzenlediği baskın sırasında ilaç şirketinin binasının önünde motosikletler. (Sosyal medyada paylaşılan görüntü)
Beyrut’un güney banliyösünde güvenlik güçlerinin düzenlediği baskın sırasında ilaç şirketinin binasının önünde motosikletler. (Sosyal medyada paylaşılan görüntü)

Lübnan’da, Hizbullah destekçilerinin Beyrut ve güney banliyölerindeki saha hareketliliği ile örgütün özellikle patlayıcı sevkiyatına el konulması başta olmak üzere son güvenlik ve yargı tedbirlerine yönelik sert siyasi tutumu nedeniyle ülke içinde gerilimin yükselebileceği endişeleri artıyor.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, istikrarın ancak devlet otoritesinin ülkenin tamamında tesis edilmesi ve savaş ile barış kararının anayasal kurumların yetkisinde olmasıyla sağlanabileceğini vurguladı. Selam, Beyrut’ta güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasının artırılmasını memnuniyetle karşılarken, Dahr el-Baydar bölgesinde ele geçirilen patlayıcı sevkiyatına ilişkin yasal işlemlerin ve soruşturmaların sürdürüleceğini belirtti.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırma kapasitesini sorguladı. Netanyahu ayrıca İsrail’in, Lübnan’ın güneyinde “güvenlik bölgesi” olarak nitelendirdiği alanda asker bulundurmaya devam edeceğini ifade etti.


Tağşiş edilmiş benzin ve halkın öfkesi, Suriye Petrol Şirketi Başkanı’nı koltuğundan etti

Suriye’nin kuzeydoğusunda, 16 Eylül’de Tel Temir girişinde akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı devam eden protestolar sırasında, Rümeylan’daki petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek isteyen bölge sakinleri yolu kapattı. (AP)
Suriye’nin kuzeydoğusunda, 16 Eylül’de Tel Temir girişinde akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı devam eden protestolar sırasında, Rümeylan’daki petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek isteyen bölge sakinleri yolu kapattı. (AP)
TT

Tağşiş edilmiş benzin ve halkın öfkesi, Suriye Petrol Şirketi Başkanı’nı koltuğundan etti

Suriye’nin kuzeydoğusunda, 16 Eylül’de Tel Temir girişinde akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı devam eden protestolar sırasında, Rümeylan’daki petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek isteyen bölge sakinleri yolu kapattı. (AP)
Suriye’nin kuzeydoğusunda, 16 Eylül’de Tel Temir girişinde akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı devam eden protestolar sırasında, Rümeylan’daki petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek isteyen bölge sakinleri yolu kapattı. (AP)

Yusuf Kablavi’nin Suriye Petrol Şirketi İcra Kurulu Başkanlığı görevinden alınması ve yerine yeni bir ismin atanması, kendisinin “iş yoğunluğu baskısı” nedeniyle istifasını sunmasından ve hakkında parlamentoda ve kamuoyunda hesap vermesi yönündeki taleplerin artmasından günler sonra gerçekleşti. Suriye hükümetine yakın kaynaklar, Kablavi’nin görevden alınmasının nedeninin standartlara uygun olmayan benzin krizi olduğunu belirtiyor. Söz konusu kriz, kamuoyunda tartışmalı ve çatışmacı bir figüre dönüşen Kablavi’ye ve Suriye Petrol Şirketi’ne yönelik tepkiyi daha da artırdı.

Bu çerçevede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün 190 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni yayımlayarak mühendis Mahir Halil el-Hasan’ı Suriye Petrol Şirketi İcra Kurulu Başkanı olarak atadı. Böylece ülkedeki akaryakıt sektörünü etkileyen geniş çaplı kamuoyu tartışmaları ile operasyonel ve idari krizlerin ardından eski Başkan Yusuf Kablavi’nin görevine son verildi.

h
Suriye Petrol Şirketi İcra Kurulu Eski Başkanı mühendis Yusuf Kablavi (SANA)

Mühendis Kablavi’nin görev süresi, Suriye enerji sektörünün en çok tartışılan dönemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Kablavi, özellikle çatışmacı açıklamaları ve kamuoyunda tartışma yaratan çıkışları nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı. Bunların başında, şirketteki çalışanların maaşlarının aylık 4 bin ila 10 bin dolar arasında değiştiğine ilişkin açıklamaları geldi. Ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik kriz ortamında bu sözler geniş çaplı tepkiye yol açtı.

En önemli kırılma noktalarından biri ise sosyal medya platformlarında petrol anlaşmalarını eleştirenleri hedef alarak, “Facebook’un peşinden sürü gibi gidiyorlar” ifadesini kullanması oldu. Gelen tepkiler ve görevden alınması yönündeki çağrıların ardından Kablavi özür dilemek zorunda kaldı.

Standartlara uymayan “tağşiş edilmiş benzin” krizi ve aykırı yakıt sevkiyatına imza atmayı reddeden bir teknik mühendisin işten çıkarıldığına ilişkin sızıntılar, Kablavi Kablavi’nin görevindeki son aşamayı oluşturdu. Bu gelişmeler, parlamentoda ve kamuoyunda kendisinden hesap sorulmasına yönelik sert talepleri beraberinde getirdi. Denetim ve teftiş soruşturmalarıyla aynı dönemde istifasını sunan Kablavi’nin görevden alınması, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin yayımlanmasıyla kesinleşti. 

cvfgbhj
Kuzey Suriye’deki Bab kentinde göstericiler, 14 Eylül Pazartesi günü akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto etmek amacıyla yanan lastiklerle yolu kapattı (AFP)

Suriye Enerji Bakanlığı ile Merkezi Denetim ve Teftiş Kurumu tarafından yürütülen soruşturmalar, standartlara aykırı yakıt sevkiyatının ciddi bir “operasyonel hata” sonucu Suriye Petrol Şirketi’nin depolarına boşaltıldığını ortaya çıkardı. Olay yüzlerce vatandaşın aracının zarar görmesine ve kamuoyunda büyük öfkeye neden oldu. Şirket ayrıca daha önce yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla da karşı karşıya kaldı.

Enerji Bakanlığı, hata ve ihmalle bağlantılı sorumlular hakkında her birinin sorumluluk derecesine göre yasal işlem başlatıldığını duyurdu. Bakanlık ayrıca Suriye Petrol Şirketi’ni, zarar gören vatandaşların zararının tazmin edilmesi için bir mekanizma oluşturmakla görevlendirdi. Petrol ürünlerinin teslim alınması, depolanması ve yeniden sevk edilmesine ilişkin operasyonel ve denetim süreçlerinin gözden geçirilmesi; ürünlerin piyasaya sunulmadan önce standartlara uygunluğunun doğrulanması da talimatlar arasında yer aldı.

Yeni icra kurulu başkanı Mahir el-Hasan kimdir?

1986 yılında Hama’da doğan mühendis Mahir Halil el-Hasan, mevcut geçiş dönemi yönetiminin liderliğine yakın genç teknokrat isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Hasan, 2010 yılında Humus Üniversitesi Petrol Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına Hayyan Petrol Şirketi’nde saha çalışmalarında başlayan Hasan, Humus’un doğusundaki petrol sahalarının yönetiminde de denetleyici olarak görev yaptı.

Hasan, daha sonra eski rejimin devrilmesinin ardından Muhammed el-Beşir başkanlığında kurulan geçiş dönemi hükümetinde İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı görevini üstlendi. Aralık 2024 ile Mart 2025 arasındaki bu dönemin ardından iç ticaretten sorumlu Ekonomi ve Sanayi Bakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Gıda güvenliği, tahıl, değirmenler ve piyasa denetimi dosyalarının yönetiminde öne çıktı.

Ancak Hasan’ın atanması, gıda güvenliği, tahıl ve fırıncılık alanlarından Suriye ekonomisinin en karmaşık ve hayati sektörlerinden biri olan enerji alanına geçişi konusunda çeşitli soru işaretlerini beraberinde getirdi. Hasan’ın bu dosyayı yönetme kapasitesi, yoğun baskılarla başa çıkabilmesi ve önündeki acil sorunlara çözüm üretme yeteneği yakından izlenecek.

Bu sorunların başında kamuoyunun güvenini yeniden kazanmak, standartlara aykırı yakıtın yol açtığı zararları gidermek, sıkı bir denetim sistemi geliştirmek ve arzın istikrarını sağlamak geliyor. Vatandaşlara kesintisiz akaryakıt ve ev tüpü gazı tedarikinin güvence altına alınmasının yanı sıra yolsuzlukla mücadele, sözleşmelerin yeniden yapılandırılması, petrol yatırımlarında tam şeffaflığın sağlanması ve zarar gören kritik tesislerin denetleyici kurumların gözetiminde yeniden işler hâle getirilmesi de Hasan’ın öncelikleri arasında bulunuyor.

gthy
Suriye Petrol Şirketi bünyesindeki Suriye Gaz Şirketi, kısa süre önce sabotaj saldırısında zarar gören Cebse gaz ihracat hattının Arabidi bölgesindeki onarım çalışmalarına başladı (Suriye Petrol Şirketi)

Uzmanların bir bölümü, yürütme organına bağlı kurumlarda görevlerin aynı isimler arasında yeniden dağıtılmasının ve mevcut yönetime yakın kişilerin atanması politikasının sürdürülmesinin sakıncalarına dikkat çekiyor. Bazıları ise Mahir el-Hasan’ın atanmasının Suriye Petrol Şirketi’ndeki yetkinliği artırmayı, kuruma yeniden disiplin kazandıracak esnek bir mühendislik yaklaşımı geliştirmeyi ve şirketin ekonomi ile enerji başta olmak üzere ilgili kurum ve bakanlıklarla koordinasyonunu güçlendirmeyi amaçladığını savunuyor.

Suriye Halk Meclisi Enerji Komisyonu Başkanı İkbal Mansur’a göre, Mahir el-Hasan’ın alanında uzman, idari deneyime ve kurumsal tecrübeye sahip bir isim olarak atanmasının karar alma süreçlerinde esnekliği ve bağımsızlığı güçlendirdiğini, ayrıca yürütme organının kamuoyundan gelen talepleri takip ettiğini gösterdiğini belirtiyor.

Hasan’ın göreve gelmesinin, kamu kurumları, Enerji Bakanlığı ve parlamenter otorite arasındaki koordinasyonu artırarak, bakanlıkların çalışmalarında şeffaflığın güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.


Mısır’dan Suudi Arabistan’a her türlü desteği sağlama mesajı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başkanlığında dün toplanan Ulusal Savunma Konseyi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başkanlığında dün toplanan Ulusal Savunma Konseyi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’dan Suudi Arabistan’a her türlü desteği sağlama mesajı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başkanlığında dün toplanan Ulusal Savunma Konseyi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başkanlığında dün toplanan Ulusal Savunma Konseyi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, Suudi Arabistan’ın talepte bulunması hâlinde Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’ye olası bir müdahale için yetki verilmesini görüşmek üzere bugün ikinci gün üst üste toplanıyor. Mısır Ulusal Savunma Konseyi ise Suudi Arabistan’a güvenliğini ve istikrarını koruması, kaynaklarını ve toprak bütünlüğünü muhafaza etmesi ve İslam’ın kutsal mekânlarını savunması için gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanacağını açıkladı.

Sisi, dün Ulusal Savunma Konseyi toplantısına başkanlık etti. Toplantıda, bölgedeki mevcut gelişmeler ve özellikle Suudi Arabistan’ın maruz kaldığı kabul edilemez saldırıların artması karşısında yaşanan ciddi gelişmeler ele alındı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şinavi, Ulusal Savunma Konseyi’nin, iki kardeş ülkenin halklarını birbirine bağlayan tarihî ilişkiler ve güçlü bağlar doğrultusunda Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olma ve ülkeyi bütünüyle destekleme kararı aldığını belirtti. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin Mısır ve Arap dünyasının ulusal güvenliğiyle bağlantılı olduğuna inanıldığı vurgulandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ulusal Savunma Konseyi ayrıca, bölgedeki gerilimin azaltılmasına ve yaşanan krizlerin barışçıl yollarla çözüme kavuşturulmasına katkı sağlamak amacıyla ilgili bölgesel ve uluslararası taraflarla koordinasyon içinde yürütülen siyasi ve diplomatik çabaların sürdürülmesi ve yoğunlaştırılması kararı aldı.