Riyad görüşmeleri Mısır'ın Suriye ve İran ile yakınlaşmasını güçlendirdi mi?

Sisi, Esed ve Reisi ile ilk kez ikili görüşmeler gerçekleştirdi

Mısır Cumhurbaşkanı İranlı mevkidaşı ile Riyad'da görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı İranlı mevkidaşı ile Riyad'da görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Riyad görüşmeleri Mısır'ın Suriye ve İran ile yakınlaşmasını güçlendirdi mi?

Mısır Cumhurbaşkanı İranlı mevkidaşı ile Riyad'da görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı İranlı mevkidaşı ile Riyad'da görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin'le dayanışma amacıyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği (AL) Olağanüstü Ortak Zirvesi oturum aralarında Şam rejimi lideri Beşşar Esed ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile ilk kez ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Bunun üzerine Riyad’daki görüşmelerin Mısır'ın Suriye ve İran ile yakınlaşmasını güçlendirip güçlendirmediği soruları gündeme geldi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Kahire Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tarık Fehmi, Sisi’nin Esed ve Reisi ile yaptığı görüşmelerin ‘diplomatik protokoller’ çerçevesinde gerçekleştiğini söyledi. Prof. Dr. Fehmi, her bir görüşmenin uzun yıllar sonra bir ilk olma özelliği taşısa da Mısır'ın Şam ve Tahran'la ilişkilerinin farklı mahiyetleri bakımından da ayrı ayrı anlamları olduğunun altını çizdi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Sisi-Esed görüşmesinde Filistin meselesinin çözümü, Filistinlilerin yerinden edilmesinin reddedilmesi ve ateşkes ilan edilmesi ihtiyacı gibi konular ele alındı. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve Suriye'deki gelişmelere de değinildi. Sisi, Mısır'ın, kardeş ülke Suriye’de halkın çıkarlarını gözeten, Suriye'nin birliğini ve güvenliğini koruyan ve ülkede güvenlik ve istikrarı yeniden tesis eden kapsamlı bir siyasi çözüm bulunmasını istediğini vurguladı.

Mısır-Suriye ilişkileri, geçtiğimiz şubat ayında Suriye’yi ve Türkiye’yi vuran yıkıcı depremin ardından iki ülkenin dışişleri bakanlarının karşılıklı ziyaretleriyle gelişme kaydetti.

Sisi-Esed görüşmesinin ‘beklenen bir görüşme’ olduğunu ifade eden Prof. Fehmi, görüşmenin ‘iki ülke arasındaki iletişim ve Mısır’ın Suriye dosyasındaki varlığının teyit edilmesi çerçevesinde’ gerçekleştiğine dikkati çekti. Son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerde, kalkınma alanındaki yavaşlıkla öne çıkan bir gelişme yaşandığına işaret eden Prof. Fehmi, liderlerin bir birilerini ziyaret etmemelerinin ortak komiteler düzeyinde herhangi bir toplantı yapılmamasından ve ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik herhangi bir girişimde bulunulmamasından kaynaklandığını söyledi. Prof. Fehmi, bu durumun aynı zamanda Şam’ın AL üyeliğine dönmesinin ardından hızlı bir ilerleme kaydedilemeyen Suriye-Körfez ülkeleri ilişkilerindeki gelişmelerle de paralellik gösterdiğini ifade etti.

Ancak Sisi ile Esed arasındaki görüşmenin diplomatik protokoller gereği olmasına rağmen iki ülke arasındaki ilişkilere ivme katabileceğini belirten Prof. Fehmi, önümüzdeki dönemde Mısır-Suriye ilişkilerinde cumhurbaşkanlığı düzeyinde bir ilerleme kaydedilebileceğini öngördü.

Sisi, Riyad’da Esed ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Riyad’da Esed ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi, geçtiğimiz mayıs ayında, Suriye hükümetinden heyetlerin, AL Konseyi ve ona bağlı tüm kuruluşların ve organların toplantılarına yeniden katılmaya başlamalarını onaylamıştı. Suriye’de protestoların başlamasından 8 ay sonra, Şam Arap Birliği üyeliğinin 2011 kasımında askıya alınmasına ilişkin verilen kararın süresinin sona ermişti. Ancak kararda Suriye ile Arap ülkeleri arasındaki ikili ilişkilerin yeniden kurulmasına yönelik zaman çizelgesinin ve yönteminin belirlenmesinde inisiyatif Arap ülkelerine bırakıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, dün yapılan İİT ve AL Olağanüstü Ortak Zirvesi oturum aralarında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile de bir araya geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre toplantıda Gazze Şeridi’ndeki son duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede Filistinlilerin Gazze Şeridi'nde maruz kaldığı insani acıların yükünü hafifletmeye yönelik eylem planları da ele alındı. Mısır ve İran cumhurbaşkanları, savaşın bölgeye yayılmamasının ve bölgenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasının önemini vurguladılar.

Mısırlı siyaset bilimi profesörü Fehmi, İran’ın daha önce de birçok kez böyle bir toplantının yapılması talebinde bulunduğunu, ancak Mısır’ın temkinli davrandığını söyledi. Tahran'ın Kahire ile ilişkileri geliştirmeye çalıştığına, Kahire'nin ise buna ihtiyatla ve ertelemeyle karşılık vermeyi sürdürdüğüne dikkati çeken Prof. Fehmi, her ne kadar son dönemde iki ülkenin yetkilileri arasında yapılan görüşmeler ve İran’ın vatandaşlarını Mısır’a turistik seyahat için teşvik etme yönünde yaptığı çalışmalar sayesinde İran-Mısır ilişkilerinde bir miktar gelişme yaşanmış olsa da kısa vadede ilişkilerde bir atılım beklenmediğinin altını çizdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinin önünde engel olan çok sayıda dosyanın olduğunu söyleyen Prof. Fehmi, bu ilişkilerin zaman zaman değerlendirilerek bölgedeki çeşitli dosyalar üzerinde Tahran'ın tutumunun incelendiğini kaydetti. Prof. Fehmi, Sisi ile Reisi arasındaki görüşmenin diplomatik protokoller gereği olduğunu ve ilişkiler üzerinde herhangi bir etkisi ya da etkili olması beklentisi olmadığını vurguladı.

Mısır ve İran dışişleri bakanlarının geçtiğimiz eylül ayında, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları oturum aralarında bir araya gelmelerinden birkaç gün sonra İran Ekonomi Bakanı'nın Mısır Maliye Bakanı ile görüşmesiyle son dönemde Mısır ile İran arasında yakınlaşmaya yönelik adımlar atıldı.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, geçtiğimiz mayıs ayında Dışişleri Bakanlığı’na Mısır ile ilişkilerin güçlendirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması talimatı vermişti. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1979 yılında kesilmiş, ancak bundan 11 yıl sonra, karşılıklı çıkarlar çerçevesinde maslahatgüzar düzeyinde yeniden başlamıştı.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.