Gazze savaşından sonra bölgenin stratejik geleceği nasıl şekillenecek?

Bölgede barışın sağlanması için önceden sarf edilmiş çabaları güçlendiren ‘barışa karşılık toprak’ ilkesi artık yeterli değil

 Reuters
Reuters
TT

Gazze savaşından sonra bölgenin stratejik geleceği nasıl şekillenecek?

 Reuters
Reuters

Remzi İzzeddin Remzi

İsrail’in Gazze’ye yönelik acımasız ve barbarca saldırısı sebebiyle Arap zirvesi, 11 Kasım’da Riyad’da acil olarak düzenlendi.

Bu koşullar altında akla gelen soru şu: Zirve Gazze’de meydana gelen insani felaketi hızlı bir şekilde sona erdirmek ve aynı zamanda Filistin-İsrail çatışmasını kalıcı çözüm bulma yönünde kararlı bir yola sokmak, daha geniş manada da Ortadoğu’da kapsamlı barışın sağlanmasına katkıda bulunmak için neler yapabilir?

Bu kesinlikle kolay bir şey değil. Burada kısa vadede ne elde edilebileceği ile daha sonra neyin elde edilebileceği arasında ayrım yapmak anlamıyla faydacılık (pragmatizm), temel bir gereklilik haline geliyor. Yani:

Birinci olarak; acil görev, kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkese varmak için uluslararası baskıyı hareket geçirmek üzere çalışmaya devam etmektir.

ABD’nin tutumunu göz önünde bulundurunca bu hedefin gerçekleştirilmesi, zorluklarla dolu bir görev. Bilindiği üzere ABD, başlangıçta İsrail’in saldırılarının herhangi bir şekilde durdurulmasına tereddütle yaklaştıktan sonra, şimdi sadece ‘insani ateşkes’ çağrısında bulunuyor. Avrupa ülkeleri de bu meselede bölünmüş durumda. Geçtiğimiz çarşamba günü yayınlanan G7 bildirisi, sadece insani bir ateşkes çağrısı yapıyor. Bu yüzden üzülerek söylüyoruz ki ateşkes, ABD tutumunu değiştirene kadar uzak bir hedef olarak kalacak.

Bununla birlikte resmî Arap tutumu, ilkesel bakımdan ateşkes çağrısında kararlı kalmalı. Zira tek bir Filistinlinin hayatının kurtulması, bu konuda biraz taktiksel esnekliğe değer. İnsani ateşkes, tek pratik seçenek olursa Arapların, ateşkes için çabalamaktan ödün vermeksizin bu ihtimali de uzak görmemesi gerekir. Bu, Arapların ateşkesin gerekliliği konusunda Washington’ı ikna etme becerisine bağlı. Washington’ı ikna edecek yol ve yöntem ise Arap ülkelerinin tek tek ve toplu olarak izlemeye karar verecekleri bir mesele.

Bu bağlamda Arap liderlerin, İsrail’e ve Gazze Şeridi’ne karşı yürüttüğü vahşice saldırısında onu himaye eden ülkelere yönelik maliyeti artırmak için gerekli her türlü araç üzerinde anlaşmaları lazım.

İkinci olarak; zirvenin, şu an yaşanan trajediyi ele almaktan öte bir düşünce geliştirmesi ve bölgede barış ve istikrar için bir vizyon ortaya koyması gerekir. Bölgesel tüm tarafların çıkarlarını dengeleyen kapsamlı bir barış sağlanmadan istikrar mümkün olmayacaktır.

Bölgede barışın sağlanması için daha önce gösterilmiş çabaları güçlendiren ‘barışa karşılık toprak’ ilkesi artık yeterli gelmiyor. Bu, belki İsrail’in Arap komşuları için yeterliydi ama Filistin halkı için kesinlikle uygun değil. Son yıllarda meydana gelen gelişmeler, özellikle de Gazze’deki son felaket, yönlendirici ilkenin ‘barış için adalet’ olmasını gerektiriyor.

“Bölgede barışın sağlanması için gösterilmiş önceki çabaları güçlendiren ‘barışa karşılık toprak’ ilkesi artık yeterli değil”

Bu, her şeyden önce uluslararası hukuka ve uluslararası meşruiyete tam anlamıyla riayet edilmesini ve dengeli bir şekilde uygulanmasını gerektirir. Bunun için öncelikle Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme ve ayakta kalabilir devletlerini kurma konusunda devredilemez haklarını kullanmaları lazım. Sonra da İsrail’in, işgal ettiği tüm Arap topraklarını boşaltması gerekir.

Bu hedefi gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar çerçevesinde görünen o ki bu aşamada mümkün olan şey, kapsamlı barış için güncel bir uluslararası çerçeve oluşturmaya vurgu yapmaktır. Bu, Gazze’deki çatışmaların sona ermesinden sonraki bir aşamada uygulanacak çözümün ilkeleri ve kriterleri üzerinde anlaşmayı ve Filistin ile İsrail liderliklerinin uluslararası toplumun aktif desteğiyle bir anlaşmaya varmaya hazır olmalarını gerektirir.

Foto: Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud, Arap dışişleri bakanlarının Riyad’daki olağanüstü Arap zirvesine hazırlık toplantısında (Reuters)
 Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud, Arap dışişleri bakanlarının Riyad’daki olağanüstü Arap zirvesine hazırlık toplantısında (Reuters)

Filistin halkının arzularını yerine getirmek için etkin bir Filistin liderliğine imkân tanınmalıdır. Bu sadece Filistin Yönetimi’ni desteklemeyi değil, aynı zamanda İsrail’in onu baltalamasını engellemeyi de gerektiriyor.

İsrailliler de nasıl bir ülkede yaşamak istediklerine karar vermeli ve ardından bu isteklerini gerçekleştirecek hükümetin türünü seçmelidir. Gazze’deki son olayların İsraillilere gösterdiği şey, teknik yetenekleriyle desteklenen askerî güçlerinin tek başına onlara güvenlik ve barış sağlayamadığıdır.

Ortadoğu’da barış için güncel uluslararası çerçeve temelinde bir anlaşmaya varmak, ilkesel bakımdan zor olmasa gerek. Güvenlik Konseyi ve Ortadoğu Dörtlü Komitesi, bu bağlamda çok sayıda belge yayınladı ve bunların hepsi de ABD dahil olmak üzere daimî beş üye tarafından destek gördü.

“Filistin halkının arzularını gerçekleştirecek etkin bir Filistin liderliğine imkân tanınmalı”

Bu bağlamda zirvenin, birbirini takip eden ve birbiriyle bağlantılı şu üç adımdan oluşan bir ‘yol haritası’ benimsemesinde fayda var:

1. Derhal ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması ve acil ve büyük insanî yardımların sunulması.

2. Hem Gazze Şeridi’nde hem de Batı Şeria’daki Filistinlilere siyasi bir gelecek umudu veren somut faaliyetler yürütülmesi. Bu konuda Gazze’nin kaderi ile Batı Şeria’nın kaderi arasında bir ayrım yapılmaması ve Gazze’nin geleceğinin Batı Şeria’yla organik olarak bağlanması gerekir. Gazze ve Batı Şeria’da yürütülen faaliyetlerin mahiyeti farklı olabilir ama nihai hedef özetle, bir Filistin devleti kurulması yönünde ilerlemenin temin edilmesidir.

Hem Gazze’de hem de Batı Şeria’daki Filistinliler için uluslararası himaye sağlanması, tüm yerleşimci faaliyetlerin durdurulması ve ilk adım olarak Filistin Yönetimi’nin yalnızca sivil işleri idare ettiği B Bölgesi’nin (yüzde 22) sivil ve güvenlik işlerini idare ettiği A Bölgesi’ne (yüzde 18) aktarılması, söz konusu faaliyetler arasında sayılabilir.

Foto: Gazze Şeridi’ndeki İsrailli askerler (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki İsrailli askerler (Reuters)

3. Güvenlik Konseyi’nin, Konsey’in daha önce kabul etmiş olduğu ilkelere dayalı olarak kapsamlı barış için güncel bir çerçeveyi onaylaması suretiyle Ortadoğu’nun geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturulması. Daha önce kabul edilen ilkeler şunlar:

- 242 sayılı kararda öngörüldüğü üzere barışa karşılık toprak ilkesi

- İki devletli çözümü uygulama taahhüdü. Güvenlik Konseyi daha önce 2002 yılında aldığı 1397 sayılı kararla bu fikri desteklemişti.

- Ortadoğu Dörtlü Komitesi’nin onayladığı ve ABD’nin de 2003 yılından beri dahil olduğu 2002 Arap Barış Girişimi’nde öngörüldüğü üzere Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi.

- Tüm tarafların beklentilerini karşılayan ‘bölgesel bir güvenlik sisteminin’ inşa edilmesi. Bu sistem, kapsamlı ve genel olup, bölgesel herhangi bir tarafa yönelik askerî-siyasi bir uygulama olmamalıdır.

- Barış için uluslararası bir konferans düzenlenmesi (Avrupa Birliği, 26 Kasım 2023 için bunu onayladı).

Bu esnada Arap ülkeleri de İsrail’in askerî operasyonu sonlanıncaya kadar Gazze’nin geleceğine ilişkin tartışmalara çekilme konusunda direnmeyi sürdürmelidir.

Buna ek olarak Arap liderlerin gerek BM düzeyinde gerekse ikili veya uluslararası düzeyde kendi vizyonlarını takip etmeleri gerekir. Bu süreçte Filistinlilere destek olmak için uluslararası kamuoyunu daha fazla harekete geçirmekte fayda görebilirler.

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.