Lübnan Genekurmay Başkanı'nın emekliliğini erteleme hamlesi sürüyor

Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn'ın siyasi geleceği Hizbullah'ın elinde

Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
TT

Lübnan Genekurmay Başkanı'nın emekliliğini erteleme hamlesi sürüyor

Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )

Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın, emeklilik yaşını doldurması nedeniyle 10 Ocak 2024'te askeri hizmetten emekli edilmesinin ertelenmesi, güvenlik ve askeri sektörlerde boşlukları doldurmak için yapılan diğer yasa tekliflerinden öne çıkıyor. Bu teklifler arasında, ‘Demokratik Buluşma’ milletvekillerinin, en düşük askeri rütbeden en yükseğe kadar tüm güvenlik ve askeri sektörlerde çalışanlar için emeklilik yaşını yükseltme talebiyle, Orgeneral Avn'ın emekliliğini erteleme teklifini sunan ‘Güçlü Cumhuriyet’ (Lübnan Kuvvetleri Partisi) milletvekillerinin teklifi de bulunuyor. Ayrıca, bağımsız Sünni milletvekillerinden bazıları, mayıs ayında emekliye ayrılacak olan İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürü Tümgeneral İmad Osman'ı da kapsayacak şekilde emekliliğin ertelenmesi çağrısında bulunan bir dilekçe sunmayı planlıyor.

Öte yandan, Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Başkanı ve Milletvekili Cibran Basil'in yaptığı, bu tekliflerin dışında kalıyor. Basil, Orgeneral Avn'ın yerine yeni bir ordu komutanı, bir kurmay başkanı ve Genel İdare ve Genel Müfettişlik müdürleri (emekli olan çalışanları tarafından boşaltıldı) atanmasını talep ediyor. Bu atamaların, tüm hükümet üyelerinin imzaladığı bir acil kararname ile Bakanlar Kurulu tarafından yapılmasını öngörüyor.

Fotoğraf Altı:  Mikati ve Avn, geçtiğimiz 24 Ekim'de güney Lübnan'daki Lübnan Ordusu bölgelerine yaptıkları ziyaret sırasında (Ordu Komutanlığı)
Mikati ve Avn, geçtiğimiz 24 Ekim'de güney Lübnan'daki Lübnan Ordusu bölgelerine yaptıkları ziyaret sırasında (Ordu Komutanlığı)

Basil bu fikri yalnız başına savunuyor ve önerisini destekleyen kimse bulamıyor. Özellikle bu önerisiyle, cumhurbaşkanı olmadan atamalara karşı çıkan Ulusal Hareket'in pozisyonunu ihlal ediyor. Üst düzey bir bakan kaynağı Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Basil'in, bir yandan General Avn'ı artan Arap, uluslararası ve yerel desteğiyle Cumhurbaşkanlığı adayları listesinden çıkarmak, öte yandan da Güney Lübnan'da İsrail'le yaşanan çatışmada da yanında yer aldığı için baş müttefiki Hizbullah’ı köşeye sıkıştırarak onu Avn'ın görevden alınmasına sürüklemek için bu öneriyi sunduğunu söyledi.

Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi, diğer önerilerin önüne geçmesi, muhalefetteki milletvekillerinin Başbakan Vekili Necip Mikati ile yaptıkları görüşmede hakim olan olumlu atmosferle birlikte geliyor. Mikati, onlara ordu komutasında boşluk yaşanmasını önlemek için elinden geleni yaptığını ve özellikle de İsrail'in topraklarına yönelik devam eden saldırıları nedeniyle Lübnan'ın içinde bulunduğu olağanüstü koşullar göz önüne alındığında, askeri kurumda istikrarı korumamız ve onu herhangi bir sarsıntıya maruz bırakmamamız gerektiğini vurguladı. Bu, sivil barışı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir krize işaret ediyor.

Lübnan muhalefetinin bir parçası olan ve Cumhurbaşkanı Mikati ile görüşen milletvekillerinden bazıları, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusunda hemfikir olduklarını açıkladılar. Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada milletvekilleri, Başbakanın bu konudaki çabalarını desteklediklerini ve bu konuda bir uzlaşmaya varıldığını söylediler.

Milletvekilleri, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin bir yıl ertelenmesi önerisinde bulunduklarını, ancak Başbakan Mikati'nin, bu süreyi altı aya indirmeyi tercih ettiğini belirttiler. Bunun nedeni, bazılarının, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi durumunda, Lübnan'da cumhurbaşkanı olmadan işler yürüyormuş gibi davranabileceklerini düşünmesiydi. Ancak milletvekilleri, cumhurbaşkanının seçilmesinin, Lübnan'ın anayasal kurumlarına geri dönmesi ve yeni bir hükümetin kurulması için gerekli olduğunu vurguladılar. Bu hükümet, devlet dairelerinde ve kurumlarında boşlukları dolduracak ve Lübnan'ı mali toparlanma sürecine taşıyacak reformları gerçekleştirecek. Lübnan'ın, çöküşten kaçınması için bu gerekli.

Başbakan Mikati, onlara, uygun fırsatı beklediğini ve Bakanlar Kurulu'na, gündeminin dışında, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi önerisinde bulunacağını söyledi. Ayrıca, hükümetin teklifi oylaması için ortamı hazırlamak amacıyla bir dizi temas yürüttüğünü de sözlerine ekledi.

Başbakan Mikati, Meclis Başkanı Nebih Berri ile sürekli iletişim halinde olduğunu ve bu konudaki detaylara girmediğini söyledi. Berri, ziyaretçilerine yaptığı açıklamada, askeri kurumda boşluk yaşanmaması gerektiğini ve bu kurumun istikrarını ve bütünlüğünü korumanın vazgeçilmez bir ilke olduğunu vurguladı.

Meclis Başkanı Berri, askeri kurumun sürekliliğini ve siyasi çekişmelerden uzak tutulmasını vurgulamakla yetinerek, parolayı kendine saklıyor. Ancak, Hizbullah hâlâ sessizliğini koruyor ve milletvekilleri, ordu komutanı için uzatma konusuna değinmeyi reddediyor ve uzatma ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz konuşmaktan kaçınıyorlar. Ancak, Basil, onları köşeye sıkıştırmayı umuyor.

Meclis Başkanı Berri, dün, Lübnan Kuvvetleri partisi milletvekilleriyle bir araya geldi. Berri, milletvekillerinin, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi talebini desteklediklerini ve Başbakan Mikati ile yaptıkları toplantıya katıldıklarını belirterek, onların, Meclis'te bir oturum yapılması ve gündeminde tek madde olarak, Orgeneral Avn'un emekliliğinin ertelenmesi talebini içeren yasa teklifinin yer alması talebini anladığını söyledi. Berri, hükümetin bu konudaki kararını vermemesi durumunda, oturumu, ‘acil ve zamanında müdahale’ kapsamında, gelecek ay ilk madde olarak gündeme almayı da kabul ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat’a konuşan muhalif bir milletvekiline göre, Lübnan Kuvvetleri partisi, hükümet tarafından emeklilik ertelenmesi gerçekleştirilmesi durumunda, partinin tutumunu gözden geçirmeyi reddetmiyor. Çünkü bu durumda, partinin, ‘acil ve zamanında müdahale’ kapsamındaki yasa teklifini sunma girişiminin amacına ulaşmış olabileceği düşünülüyor. Bu teklif, içeriği itibariyle emeklilik ertelenmesi ile çelişmiyor.

Bu nedenle, Basil, General Avn'ın ordudan çıkarılması konusunda tek başına kalıyor. Şii ikilinin, bu konudaki tutumunu resmi olarak açıklamaması durumunda, bu tutumun kendi lehine yorumlanabileceğinden endişeleniyor. Özellikle, el-Marada Akımının lideri ve eski milletvekili Süleyman Franciye, Bnaşi ziyareti sırasında Basil ile mutabakata varılanın aksine uzatmayı desteklemekten kaçınmayarak pozisyonunu yeniden değerlendirdi. Bu, aynı zamanda, General Avn'a karşı tutumlarında farklı olan İlerici Sosyalist Parti lideri ve milletvekili Teymur Canbolat ile yaptığı görüşmeden de anlaşılıyor.

İlerici Sosyalist Parti, milletvekili grubu aracılığıyla, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi ile yeni bir genelkurmay başkanının atanması arasında bir bağlantı kurmayı planlamıyor. Çünkü, parti, Lübnan'ın içinde bulunduğu acil ve olağanüstü koşullar altında askeri kurumun boşluğa sürüklenmesini önlemek istiyor.

Burada sorulması gereken soru şudur: Şii ikilisi, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusundaki olumlu tutumların karşısında nasıl bir tavır takınacak? Bu tutum, sadece Maruni Kilisesi'nin başı ile sınırlı değil, aynı zamanda Lübnan'daki istikrarı korumakla ilgilenen Vatikan ve diğer aktörleri de içeriyor. Özellikle, Arap ve Avrupalı ​​elçilerin çoğunluğu, ABD büyükelçisinin yanı sıra, resmi veya siyasi olsun, görüşmelerinde Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusunu gündemlerine alıyor.

Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi, Şii ikilinin zamanında tavrını söylememesi durumunda, güvenli bir limana ulaşamaz. Çünkü, bu erteleme talebinin hayata geçirilmesi için zorunlu bir geçiş yoludur. Hükümetin bu erteleme talebini kabul etmesi için gerekli siyasi çoğunluk, Şii ikilinin elinde.



Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
TT

Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birkaç gün önce ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi yürütme organı aracılığıyla Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını doğruladı.

Gazze dışında yaşayan üst düzey bir Hamas yetkilisi, “Sunulan teklif adeta bir tehdit mesajı gibiydi” dedi. Gazze içinden iki Hamas kaynağı ve bir başka Filistinli grup yetkilisi de teklifin “Gazze Şeridi içindeki tüm silahların istisnasız teslim edilmesini” öngördüğünü aktardı.

Filistinli gruptan bir kaynak, teklifin yalnızca silahlı grupları değil, aşiretleri ve bireysel silahları da kapsadığını belirterek, “İstenen, tüm fraksiyonların, aşiretlerin ve hatta kişisel silahların, üst düzey liderler dâhil olmak üzere, tamamen bırakılmasıdır; bu silahlar kişisel güvenlik amacıyla bile tutulamayacak” dedi.

Reuters, geçen cumartesi günü iki kaynağa dayandırdığı haberinde, “Barış Konseyi”nin Hamas’a silah bırakma sürecine ilişkin yazılı bir teklif sunduğunu aktardı.

Ajans, söz konusu teklifin Kahire’de düzenlenen ve Nikolay Mladenov (Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi) ile ABD’li temsilci Steve Witkoff’un özel yardımcısı Aryeh Lightstone’un katıldığı bir toplantıda ele alındığını belirtti.

grgtbgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas’tan üst düzey bir yetkiliye göre, hareket heyeti toplantıda Gazze’deki “direniş gruplarının” varılan anlaşmalara bağlı olduğunu, tüm aşamaları uygulamaya hazır olduklarını ve şu aşamada önceliğin mutabık kalınan aşamalara geçiş olduğunu, silah meselesinin ise daha sonra müzakere edilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail ile Hamas arasında geçen yıl ekim ayında, Trump tarafından sunulan 20 maddelik ve aşamalara bölünmüş bir plan çerçevesinde ateşkes anlaşmasına varılmıştı. Ancak İsrail’in, Gazze’nin yüzde 55’ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmeyi öngören maddeyi hâlâ uygulamadığı, silahsızlanma maddesinin ise daha sonraki aşamalarda yer aldığı ifade ediliyor.

“Teklif değil, tehdit mesajı”

Hamas kaynaklarına göre plan, yeniden inşa sürecini ve Gazze’de yönetim yapısının değiştirilmesini doğrudan silahların teslimine bağlamayı hedefliyor.

Aynı kaynak, teklifin sunulduğu toplantıda ikinci aşamanın uygulanmasını hızlandırmaya yönelik çeşitli başlıkların ele alındığını belirterek, “Sunulan şey, müzakereye açık, rasyonel bir tekliften ziyade, olumlu ve olumsuz yönleri tartışılabilecek bir çerçeve değil; bize ve genel olarak Filistin ulusal yapısına dayatılmak istenen şartlar içeriyor” dedi.

Buna rağmen Hamas kaynakları, teklifin hareket içinde ve Filistinli gruplar arasında değerlendirilmek üzere iletildiğini, ayrıca yanıt için belirli bir süre sınırı konulmadığını aktardı.

Teklifi inceleyen bazı isimlere göre Hamas ve Gazze’deki diğer gruplar arasında hâkim eğilim, silahsızlanmanın yeniden inşa süreciyle ilişkilendirilmesine karşı çıkılması yönünde.

Gazze içindeki bir Hamas yetkilisi ise, “Bu, daha önce sunulan pek çok tekliften yalnızca biri. Hareketin eline ulaşan metin nihai değil ve silah meselesi ile ikinci aşamaya ilişkin diğer konuların tamamını kapsayan net bir çerçeve sunmuyor” dedi.

“Ortak ulusal tutum” arayışı

Gazze’deki en büyük silahlı yapı olan Hamas, teklif konusunda Filistinli gruplarla yürütülecek istişarelere dayanarak özellikle silah meselesinde “ortak ulusal bir tutum” oluşturmayı hedefliyor.

Gazze dışında bulunan Hamaslı üst düzey yetkili, “İlkesel pozisyonlardan taviz verilmemesi ve Filistin meselesinin dünya gündeminde kalmasını sağlayacak bir çerçeve içinde, işgal sona erene kadar, hatta açık bir siyasi süreçle egemen bir Filistin devleti kurulmasını güvence altına alacak bir anlaşmaya varılmasına karşı değiliz” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ise İran destekli Hamas’a, ağır ve hafif silahlar dâhil olmak üzere tüm silahlarını bırakması karşılığında olası bir anlaşma kapsamında af teklif edilebileceğini belirtti.


Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok
TT

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Cumhurbaşkanlığı ekibinin 29 Ocak tarihli anlaşmanın uygulanmasını takip eden sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yapılan anlaşma kapsamında Haci Muhammed Nebo’nun, bilinen adıyla “Ciya Kobanê”nın, Halep ve Haseke illerinde konuşlu 60. Tümen’in komutan yardımcılığına atandığını doğruladı.

Hilali, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Haseke’de eski SDG unsurlarından oluşan üç tugayın 60. Tümen’e bağlanacağını söyledi.

fvfrb
Çiya Kobanê, Suriye Ordusu'ndaki 60. Tümen komutanın yardımcılığına atandı (Arşiv)

Askerî kaynaklara göre Kürt komutan, ABD güçlerine yakın bir isimdi ve Haseke, Deyrizor ve Rakka’da önemli askerî operasyonlara liderlik etti.

Kadın birlikleri tartışması

“Özerk Yönetim”e bağlı Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) Suriye ordusuna entegrasyonu konusuna değinen Hilali, SDG’nin etkinliğinin azalmasından önce kadın savaşçı sayısının 15 ila 20 bin arasında olduğunu, ancak bugün Kamışlı, Haseke, Derbesiye ve Amude gibi kuzeydoğu bölgelerinde SDG’nin varlığını sürdürmesine rağmen bu sayının 7 binin altına gerilediğini belirtti.

Suriyeli yetkili, bu kadın kadroların askerî alan dışında da değerlendirilebileceğini, özellikle İçişleri Bakanlığı bünyesinde kadın polis ihtiyacına dikkat çekerek, sorgulama, cezaevleri ve kamu kurumlarında görev alabileceklerini ifade etti.

grbgr
Suriye güvenlik yetkilileri, İçişleri Bakanı Enes Hattab eşliğinde, Şam kırsalındaki Kadın Polis Enstitüsü'nü gezdi (Suriye İçişleri Bakanlığı).

Hilali, Suriye Arap Ordusu’nun yapısında kadınlara özel birliklerin bulunmadığını ve şu aşamada böyle bir planın da olmadığını vurguladı. Bunun gerekçesinin ise ülke yönetiminin önceliğini askerî genişleme yerine istikrar, güvenli alanların oluşturulması, barış ortamının güçlendirilmesi ile yeniden imar ve hizmetlere vermesi olduğunu söyledi.

Bireysel katılım vurgusu

Kadın unsurların İçişleri Bakanlığı bünyesinde güvenlik kurumlarında görev alabileceğini belirten Hilali, “Alan geniş, her ilde gönüllü olunabilir” dedi. Ancak bu katılımın toplu değil bireysel olacağını, ayrıca özel eğitim programlarının düzenleneceğini ifade etti.

Hilali daha önce yaptığı açıklamada, entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte “Özerk Yönetim” ve “Asayiş” gibi paralel yapıların ortadan kalkacağını belirtmiş, Kürt subay ve unsurları Suriye ordusuna dönmeye çağırmıştı.

“Olumlu işaret” değerlendirmesi

Hilali, SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin siyasi ve devrimci gerekçelerle yapılan tutuklamaların durdurulmasına yönelik taahhütlerine bağlı kaldığını ve son dönemde yeni gözaltı vakalarının kaydedilmediğini belirterek bunu “olumlu bir işaret” olarak nitelendirdi.

dcds
YPJ merkez karargahı

Cumhurbaşkanlığı temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’in de anlaşma kapsamında tüm bileşenlerin haklarının güvence altında olduğunu, SDG dışında kalan Kürtler dâhil herkesin haklarının korunacağını ifade etti.

Öncelikler: Tutuklular ve geri dönüş

Hilali, tutuklular dosyası ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün öncelikli konular arasında olduğunu, kayıpların akıbetinin araştırıldığını ve cezaevlerinin devlet kontrolüne devri için koordinasyon yürütüldüğünü söyledi. Resulayn’dan yerinden edilenlerin dönüşünün de gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından gerçekleşeceğini belirtti.

Öte yandan, Kürt vatandaşların haklarına ilişkin 13 sayılı kararname kapsamında çalışmaların kademeli şekilde sürdüğünü ve bunun olumlu karşılandığını, Cezire bölgesinde yeni projelerle destek sağlandığını ifade etti.

Newroz gerilimi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Newroz kutlamaları sırasında Afrin ve Ayn el-Arab (Kobani) bölgelerinde ulusal bayrağın indirilmesiyle yaşanan gerilime de değinen Hilali, devletin Kürt dosyasına açık yaklaşımına rağmen bazı tarafların kışkırtma ve nefret söylemini körüklediğini söyledi.

fvfd
Suriye Kürtleri, 21 Mart'ta Afrin kentinde Newroz'u kutluyor (Reuters)

İç güvenlik güçlerinin olayları kontrol altına almak için sorumlu şekilde hareket ettiğini belirten Hilali, Afrin ve Kobani’de bayrağın indirilmesi ve saldırı olaylarına karışan kişilerin gözaltına alındığını ifade etti.

Kürt siyasi aktörler ve yapılar da bayrağın indirilmesini “bireysel bir davranış” ve “fitne çıkarma girişimi” olarak kınayarak gerilimi düşürmeye çalıştı.

dvf
Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'de 21 Mart'ta Newroz kutlamaları sırasında genç bir aile (Reuters)

 


Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
TT

Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)

Mütevazı ve sakin görüntüsüne rağmen, Irak’ta Haşdi Şabi lideri Falih el Feyyad, rakipleri dâhil birçok kişi tarafından kurnaz, fırsatları değerlendirmede son derece yetenekli ve düşmanlarına karşı “sert mücadeleler” yürütebilen bir isim olarak görülüyor. Bu özellikleri, kurum içindeki yoğun kutuplaşma ve güç mücadelelerine rağmen, onu 10 yılı aşkın süredir Haşdi Şabi’nin zirvesinde tutmayı başardı.

Salı günü, ABD’ye ait olduğu düşünülen bir hava saldırısının Musul kentindeki “Arap Mahallesi”nde Feyyad’ın kullandığı bir evi hedef aldığı öne sürüldü. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre kaynaklar Feyyad’ın saldırı sırasında evde bulunmadığı ifade ettiler.

Falih el Feyyad kimdir?

Falih el Feyyad, 1956 yılında Bağdat’ta doğdu. 1977’de Musul Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Kuzey Bağdat’taki Raşidiye ve Tarmiye bölgelerinde geniş tarım arazilerine sahip olan el-Bu Amir (el-Bu Hamis) aşiretine mensuptur.

fdvdev
Yerel sakinler tarafından kaydedilen görüntüde, bugün Musul’da bombalanan bir noktadan yükselen duman görülüyor. Sakinler, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını belirtti.

Aşiret bağlarının, Saddam Hüseyin döneminde idamdan kurtulmasında etkili olduğu iddia ediliyor. 1980’de yasaklı Dava Partisi’ne üyelik suçlamasıyla idama mahkûm edilen Feyyad’ın cezası, Saddam Hüseyin’in aileyi ziyareti sonrası affedilerek 20 yıl hapse çevrildi.

2003 sonrası erken dönemde siyasete atılan Feyyad, eski başbakan İbrahim Caferi’nin siyasi akımına katıldı. Ancak asıl yükselişini, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve ardından Haşdi Şabi içindeki görevleriyle elde etti.

2014’te, Ali Sistani’nin DEAŞ’e karşı yayımladığı “cihad-ı kifai” fetvasıyla eş zamanlı olarak Haşdi Şabi Komitesi’nin başına getirildi. 2016’da Irak Parlamentosu’nun “Haşdi Şabi Yasası”nı kabul etmesiyle görevi resmiyet kazandı.

Feyyad, bir dönem Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı ancak 2018’de dönemin başbakanı Haydar el-İbadi tarafından görevden alındı. 2020’de ise eski başbakan Mustafa el-Kazımi tarafından yayımlanan kararnameyle Haşdi Şabi Başkanlığı görevine asaleten yeniden atandı.

Gücünü koruyan isim

Kurum içindeki çekişmeler, özellikle Asaib Ehl el-Hak’ın açık muhalefetine ve 2021’de insan hakları ihlalleri gerekçesiyle ABD yaptırımlarına rağmen, Feyyad görevini korumayı başardı.

Kaynaklara göre Feyyad, siyasi ve güvenlik alanındaki etkisini İran ile yakın ilişkilerinden ve özellikle 2020 başında Bağdat’ta ABD saldırısında öldürülen Kasım Süleymani ile kurduğu bağlardan aldı.

rftbrf

Feyyad’ın, Haşdi Şabi’deki merkezi konumunu kullanarak çeşitli ortaklıklar ve sözleşmeler üzerinden mali kazanımlar elde ettiği de öne sürülüyor. Ayrıca Sünni aşiret güçlerini organize edip sadakatlerini kendi etrafında toplaması, özellikle Ninova ve Musul’da kendisine önemli bir siyasi taban oluşturdu.

Aşiret “seferberliği”

Kaynaklar, genellikle Sünni siyasetçilere bağlı olan aşiret güçlerinin, sağladığı çıkarlar nedeniyle Feyyad’a bağlılık sunduğunu belirtiyor. Bu ilişkiler ağı sayesinde Feyyad, Sünni çoğunluklu bölgelerde, özellikle Ninova’da önemli bir siyasi aktör haline geldi ve yerel mecliste kayda değer bir temsil gücü elde etti.

Buna karşın rakipleri, Feyyad’ı Musul’daki birçok proje ve yatırım üzerinde kontrol kurmakla suçluyor. Ayrıca Haşdi Şabi içinde hassas görevlere kendi aşiretinden kişileri yerleştirdiği iddiaları da dile getiriliyor.