Mısır-Türkiye koordinasyonu Gazze’ye destek çabalarını artırır mı?

Fidan ve Şukri, Gazze Şeridi’ne daha fazla yardım ulaştırmanın yollarını telefonda görüştü

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Riyad’daki İİT-Arap Birliği Zirvesi’nin oturum aralarında yaptıkları görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Riyad’daki İİT-Arap Birliği Zirvesi’nin oturum aralarında yaptıkları görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır-Türkiye koordinasyonu Gazze’ye destek çabalarını artırır mı?

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Riyad’daki İİT-Arap Birliği Zirvesi’nin oturum aralarında yaptıkları görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları, Riyad’daki İİT-Arap Birliği Zirvesi’nin oturum aralarında yaptıkları görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı, Mısır-Türkiye arasındaki ortak koordinasyonun hızını artırdı. İki ülke arasındaki temaslar, ikili işbirliğinden bölgesel koordinasyon aşamasına geçti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, pazartesi akşamı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması konusunda telefonda görüştü.

Anadolu Ajansı’nın (AA) ismi açıklanmayan diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bakanlar görüşmede, Riyad’da 11 Kasım’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)-Arap Birliği Zirvesi’nde alınan kararların takibi için ne tür adımlar atılabileceği konusunda fikir alışverişinde bulundu.

Fidan ekim ayında, Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında bölgesel durumdaki gelişmeleri görüşmek üzere Kahire’yi iki kez ziyaret etti. Hamas-İsrail savaşını görüşmek üzere Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenen Kahire Barış Zirvesi’ne katıldı.

Aynı zamanda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Riyad’da düzenlenen İİT-Arap Birliği Zirvesi’nin oturum aralarında bir araya geldi.

Görüşmede, İsrail’in Gazze’ye yönelik şiddetini her geçen gün artıran saldırıları ile ilgili son gelişmeler ele alındı.

Erdoğan ve Sisi, sivillerin daha fazla riske ve can kaybına maruz kalmaması için Gazze Şeridi’nde devam eden saldırıların derhal durdurulması ve Gazze halkına insani yardımların ulaştırılması gerektiğini vurguladı.

Bölgesel koordinasyon

Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde Türkiye konusunda araştırmacı olan Kerem Said, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye Cumhurbaşkanı’nın, Riyad Zirvesi sırasında Mısır’ın Gazze Şeridi’ni desteklemedeki rolüne yönelik dikkat çekici övgüsüne ek olarak, Mısır ve Türkiye arasında, cumhurbaşkanlığı veya bakanlık düzeyinde yapılan çok sayıdaki istişareler, Mısır-Türkiye yakınlaşmasının ikili düzeyden bölgesel düzeye geçişinin açık bir göstergesidir.”

Şarku’l Avsat’a konuşan Said ayrıca şunları söyledi:

“Mısır-Türkiye koordinasyonu, Kahire ve Ankara arasındaki stratejik ilişki göz önüne alındığında, Mısır, Türkiye ve Katar’ın önemli rol oynadığı rehine konusunun yönetimi ve başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerle iletişim de dahil olmak üzere çeşitli düzeylerde daha etkili eylemler sağlayabilir.”

Önümüzdeki dönemde bölgesel düzeyde, özellikle Libya, Suriye, Yemen gibi konularda Mısır-Türkiye işbirliği hızının artmasını bekleyen Said, şunları dile getirdi:

“Bu işbirliği, Gazze’deki askeri operasyonlar veya gelecekte bunun bölgede genişleme ihtimali zemininde, her iki ülke ile İsrail arasında var olan gerilimin etkisiyle daha da derinleşecek.”

Kahire ve Ankara’nın Tel Aviv ile ilişkilerinin ‘benzeri görülmemiş bir gerilim aşamasından geçtiğine’ dikkat çeken Said, “İsrail, Mısır-Türkiye yakınlaşması ve aralarındaki çıkar uyumluluğunun, baskı yaratan bir bölgesel güç yaratabileceğinin farkındadır” dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı, birçok kez İsrail’i, Filistinlileri Gazze Şeridi’nden ‘zorla yerinden etme’ uygulamasına karşı uyararak, İsrail’in ‘meşru müdafaa hakkını ihlal ettiğini’ vurguladı.

FOTO: Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah Es-Sisi (AFP)
Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah Es-Sisi (AFP)

Mısır’ın Filistin meselesinin tasfiyesine izin vermediği ve vermeyeceğinin altını çizen Sisi, ulusal güvenliğini koruma konusunda rehavete kapılmayacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşını ‘katliam’ olarak nitelendirerek, planlanan İsrail ziyaretini iptal etti ve “(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hiçbir şekilde bizim için muhatap alınabilir biri değil artık. Onu sildik, attık” dedi.

Mısır-Türkiye ilişkileri, 10 yıl süren kesinti ve gerilimin ardından son aylarda normale döndü.

İki ülke, temmuz ayında arasındaki diplomatik ilişkilerin büyükelçilik seviyesine çıkarıldığı duyuruldu.

İki ülke cumhurbaşkanları, geçtiğimiz yıl uluslararası etkinliklerin oturum aralarında iki kez bir araya geldi. Mısır ve Türkiye’den bakanlar ve önde gelen yetkililer de birçok kez görüştü.

Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, İsrail’in Filistinli sivillere, özellikle de kadın ve çocuklara yönelik ihlallerinin ‘tam teşekküllü savaş suçu anlamına geldiğini’ vurguladı.

Şukri, Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous ile dün yaptığı görüşmede, derhal ateşkes sağlanması ve Gazze’ye insani yardımların tam, sürdürülebilir ve güvenli bir şekilde ulaştırılması gerektiğini vurguladı.

Şukri ve Bahous, Filistin bölgesinde kötüleşen koşulları iyileştirme ve İsrail’in Filistinlilere, özellikle de kadınlara ve çocuklara yönelik saldırılarını durdurma yollarını görüştü.

FOTO: Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Bahous görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki kadınların maruz kaldığı koşulların, özellikle Filistin bölgesinde 55 binden fazla hamile kadının varlığı, hastanelerin sürekli hedef alınması, yaralı ve hastalara sağlık hizmeti verememesi nedeniyle kötüleştiğini vurguladı.



SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
TT

SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Halep, İdlib, Deyrizor ve Rakka’da uzlaşı sürecine katılmak isteyen SDG mensuplarına işlemlerini tamamlamaları ve resmi evraklarını temin etmeleri için 1 Mart’a kadar süre tanıdı. Buna karşılık, Münih Güvenlik Konferansı sonrasında SDG yöneticilerinden gelen adem-i merkeziyetçilik ve özerk yönetime bağlı askeri-sivil yapıların entegrasyonuna dair açıklamalar, Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın uygulama aşamasına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, SDG güçleri ile özerk yönetime bağlı sivil kurumların entegrasyon sürecinin hâlâ çok sayıda engelle karşı karşıya olduğunu, uygulamaya dair ayrıntıların iki taraf arasında müzakere edilmeye devam edildiği belirtti. Kaynaklar, “olumlu yönde ilerleme kaydedildiğini” vurgularken, Münih’te SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesi ya da SDG’den başka isimlerin bu göreve aday gösterilmesi önerisinin ele alındığını, bu başlıkta görüşmelerin sürdüğünü aktardı.

fbfbv
Şara’nın 18 Ocak’ta ateşkes anlaşmasını imzaladığı sırada (EPA)

Kuzeydoğu Suriye’deki Özerk Yönetim’in Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in medya açıklamaları ise Mazlum Abdi’nin, kendisine bazı görevler teklif edilmesine rağmen Suriye hükümetinde herhangi bir resmi pozisyon üstlenmeme kararını netleştirdiğini ortaya koydu. Ahmed, SDG’nin Savunma Bakan Yardımcılığı için aday isimler sunduğunu söyledi.

Ahmed ayrıca, Şam ile yapılan anlaşmada “Özerk Yönetim” kurumlarının feshedilmesine dair açık bir hüküm bulunmadığını ifade ederek, görüşmelerin Suriye devleti çatısı altında “adem-i merkezi” bir yapı çerçevesinde kurumların yeniden düzenlenmesi üzerinde yoğunlaştığını, böylece söz konusu kurumların hizmet ve idari rolünün korunmasının hedeflendiğini belirtti.

cdsc
YPG bayrağını taşıyan bir çocuk, 13 Şubat’ta Tel Hams beldesi kırsalındaki çatışma hatlarından çekilen SDG’ye ait bir aracın yanında (Reuters)

Askeri entegrasyon konusunda ise sürecin fiilen başladığını söyleyen Ahmed, mevcut anlaşmanın güçlerin Haseke’de üç tugay ve Kobani’de bir tugay şeklinde yapılandırılarak Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öngördüğünü kaydetti. Nihai isimlendirme meselesinin Savunma Bakanlığı ile yürütülen görüşmelere bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Ahmed, anlaşmanın uygulanmasında çeşitli zorluklar bulunduğunu kabul ederek, entegrasyon sürecinin devamı için yeni bir zihniyet ve toplumsal teşvikin gerekli olduğunu vurguladı; siyasi süreci sekteye uğratabilecek fitne çağrılarına karşı uyarıda bulundu.

vdvd
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki görüşme(AFP)

Ahmed’in açıklamaları, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Münih’teki Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Kürt medyasına yaptığı değerlendirmelerin ardından geldi. Abdi, Kuzeydoğu Suriye’deki Kürtlerin temel talebinin “hangi ad altında olursa olsun adem-i merkezi yerel yönetim” olduğunu, yani bölge halkının Suriye devleti çerçevesinde kendi işlerini kendisinin yönetebilmesini istediklerini söyledi. Bu ifadeler, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Kürtlerin “özerk yönetim” talebinde bulunduğu yönündeki iddiaları reddetmesine yanıt niteliği taşıdı.

Abdi, “özerk yönetim” kavramının kullanılmasının Kürt tarafı için zorunlu olmadığını, asıl odaklarının Kürt çoğunluklu bölgelerde fiili bir yerel yönetim güvencesi sağlanması olduğunu, bunun da Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzlaşıya varılacak herhangi bir formülün yalnızca Kürtlerin değil, tüm yerel bileşenlerin haklarını güvence altına alması gerektiğini dile getirdi.

13 Şubat’ta Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı marjında, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başkanlığındaki bir heyet ile SDG lideri Mazlum Abdi ve “Özerk Yönetim” Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi; ayrıca ABD Kongresi üyeleriyle de ayrı bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmelerde entegrasyon süreci, Şam’ın DEAŞ’la mücadele çabaları ile yerel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıldı.

Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye dosyasını, entegrasyon sürecini, anlaşmaların uygulanmasını ve terörle mücadeleyi öncelikleri arasında gördüğünü belirtti.

Toplantı sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı, SDG’ye “düşman değil, ortak” olarak baktıklarını ifade ederek, önceliğin SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun başarıyla tamamlanması olduğunu, Suriye’nin bölünmüş bir durumda kalmasını istemediklerini söyledi.

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, SDG’ye mensup unsurlar için açılan uzlaşı merkezlerinin 1 Mart itibarıyla kapatılacağını duyurdu; ilgili kişilere, sürenin bitiminden önce merkezlere başvurarak işlemlerini tamamlamaları ve resmi belgelerini almaları çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımın ilgili bölgelerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediğini belirtti.

Bakanlık, 26 Ocak’ta Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde SDG ile çalışan unsurların durumlarının düzeltilmesi için iki merkez tahsis etmiş; bu kişilerin silah ve teçhizatlarını teslim etmeleri ve normal hayatlarına dönmelerinin sağlanmasını amaçladığını açıklamıştı. Bu adımlar, Suriye Arap Ordusu’nun Rakka ve Deyrizor kentlerinde kontrolü sağlamasının ardından Savunma Bakanlığı’nın Doğu Suriye’de asker alma ve seferberlik müdürlükleri açmasıyla eş zamanlı yürütüldü.


İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
TT

İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)

İsrail hükümeti, son yıllarda Kudüs'teki egemenliğini pekiştirmek için adımlar atmaya devam ederek Yeşil Hat'ın özelliklerini değiştirdi.

Yediot Aharonot gazetesinde yayımlanan bir rapora göre Binyamin bölgesindeki Adam yerleşiminde (“Adam/Giv’at Binyamin”) hayata geçirilen bir konut projesi, resmi olarak yerleşim bloğunun genişletilmesi olarak sunulsa da Altı Gün Savaşı'ndan bu yana ilk kez Kudüs'ün sınırlarını 1967 öncesi hatların ötesine taşıyacak. Bu adım, bölge üzerinde fiili egemenlik kurulması ve başkentin sınırlarının genişletilmesi anlamına gelecektir.

 cs csd
Batı Şeria'daki Ramallah'ın dışında 60 numaralı karayolunun genişletme çalışmaları (AFP)

Plan, Adam yerleşiminden biraz uzakta bulunan ve daha önce iki bölgeyi birbirine bağlayacak bir köprü inşa edilmesi konusunda yapılan görüşmelere rağmen, yerleşimden doğrudan erişimi olmayan bir araziye yüzlerce konut biriminin inşa edilmesini öngörüyor. Belirlenen alanda yapılacak inşaat, Kudüs içinde coğrafi süreklilik yaratacak ve Neve Ya'akov mahallesini fiilen genişletecektir. Plana göre, konutlar Haredi (aşırı Ortodoks) topluluğu için tasarlandı.

Ayrıca, projeye giden erişim yolu Kudüs'ün Neve Ya'akov mahallesinden başlayıp tekrar oraya dönecek. Bu plan, Kudüs'ün belediye yetki alanını genişletecek; bu da 1967'den beri gerçekleşmemiş bir durum.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Sivil İdare içinde yaptığı kapsamlı değişiklikler, özellikle yeni bir Yerleşim İşleri Dairesi'nin kurulmasıyla birlikte, Batı Şeria planlama sürecinde planın ilerletilmesini önemli ölçüde daha verimli hale getirdi. Onay sürecinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Son yıllarda benimsenen yeni prosedürler kapsamında, proje birkaç yıl içinde hayata geçirilebilir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Smotrich, uzun bürokratik prosedürlerin yerini hızlandırılmış onay kanallarıyla değiştirerek, hükümetin Batı Şeria'daki yerleşim inşaatına yaklaşımını yeniden şekillendirdi.

Konut planı, Batı Şeria ile ilgili bir dizi çarpıcı kabine kararının yanı sıra, hükümetin bu hafta 1967'den beri ilk kez Batı Şeria'daki arazilerin devlet adına tesciline yeniden onay vermesinin ardından geldi. Bu adımlar, Arap dünyasındaki ve Batı'daki dost ülkelerden eleştiriler aldı ve "fiili ilhak" olarak kınandı.

İsrail merkezli barış yanlısı grup Barış Şimdi, son hamleyi sert bir dille eleştirerek, "1967'den beri ilk kez, yeni bir yerleşim yeri kurma bahanesiyle hükümet arka kapıdan ilhak gerçekleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, "Yeni yerleşim yeri her bakımdan Kudüs'ün bir mahallesi gibi işlev görecek ve onu Adam'ın bir mahallesi olarak sunmak sadece bahane ve Batı Şeria'daki bölgelere fiilen İsrail egemenliğini uygulama girişimidir" diye belirttiler.

sdcd
Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün el-Barit banliyösünde, İsrail'in araçların girişini engellediği kontrol noktasının yakınında, ayrılık duvarının yanında bisiklet sürüyor (AFP)

Demokrat Parti'den Knesset Üyesi Gilad Kariv, Konut Bakanı Haim Katz'a acil bir soruşturma dilekçesi sunarak, planlanan alanın Kudüs'e ilhak edilmesi niyetinin olup olmadığını ve resmi olarak Adam bölgesinin bir parçası olarak sınıflandırılan mahalle sakinlerinin, Kudüs belediyesinden hizmet alıp almayacağını sordu.

Kariv, “Planlanan hamle, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki sürtüşmeyi daha da artıracak, gereksiz gerilimler yaratacak ve nihayetinde Kudüs'ün İsrail'in başkenti olma statüsüne zarar verecektir” ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere İsrail'in uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır ve Netanyahu'nun aşırılıkçı ortaklarına tamamen teslim olduğunu yansıtmaktadır.”


Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
TT

Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Kürt yetkililer bugün, Suriye'nin kuzeydoğusunda tutuldukları kampın müdürüne göre DEAŞ savaşçılarının aile üyeleri olan 34 Avustralyalıyı, akrabalarından oluşan bir heyete teslim etti.

Haseke Valiliği'nde bulunan Roj kampının yöneticisi Hakimiya İbrahim, "Avustralya vatandaşlığına sahip 34 kişiden oluşan 11 aileyi ailelerine teslim ettik" diyerek, kampta "hiç Avustralyalı kalmadığını" açıkladı.

Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)

Kampta bulunan AFP'nin bir fotoğrafçısı, bazıları tamamen peçeli kadınların çocuklarıyla birlikte minibüslere bindiklerini, bazılarının da çantalar taşıdığını gördüğünü belirtti.

Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Irak sınırına yakın, Malikiye'nin (Derik) güneydoğu kırsalında, izole edilmiş kayalık bir bölgede bulunan Roj kampının, DEAŞ ile bağlantılı kişilerin ailelerinin yıllardır tutulduğu birçok kamptan biri olduğu belirtilmelidir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre şu anda yaklaşık 2bin 600 kişiye ev sahipliği yapan kampta, 50 farklı Batı ve Arap ülkesinden yaklaşık 900 yabancı kadın bulunmakta ve sakinlerinin %65'i 14 yaşın altındaki çocuklardan oluşmaktadır. Kadınlar arasında, Özerk Yönetim tarafından işletilen ve SDG tarafından denetlenen rehabilitasyon ve eğitim merkezlerinde izole edilmiş halde yaşayan 800'den fazla erkek çocuğun annesi de bulunmaktadır.