Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılmasına yönelik prosedürler araştırılıyor

Lübnan Genelkurmay BaşkanıBakanlar Kurulu kararıyla veya Temsilciler Meclisi yasama oturumunda onay verildi.

Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn, Güney Lübnan’daki Uluslararası Güçler (UNIFIL) Komutanı Aroldo Lazaro ile bir araya geldi (Ordu Komutanlığı internet sitesi)
Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn, Güney Lübnan’daki Uluslararası Güçler (UNIFIL) Komutanı Aroldo Lazaro ile bir araya geldi (Ordu Komutanlığı internet sitesi)
TT

Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılmasına yönelik prosedürler araştırılıyor

Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn, Güney Lübnan’daki Uluslararası Güçler (UNIFIL) Komutanı Aroldo Lazaro ile bir araya geldi (Ordu Komutanlığı internet sitesi)
Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn, Güney Lübnan’daki Uluslararası Güçler (UNIFIL) Komutanı Aroldo Lazaro ile bir araya geldi (Ordu Komutanlığı internet sitesi)

Bakanlar Kurulu aracılığıyla Başbakan Mikati’nin gündem dışından onaya sunduğu öneriyle, ya da bir dizi temsilci tarafından yasama oturumunda onaylanmak üzere sunulan bir yasa teklifiyle General Joseph Avn’ın Genelkurmay Başkanlığı’nın uzatılması kararının uygulamaya konması bekleniyor. Özellikle parlamento yeter sayısının Şii İkili’nin (Hizbullah ve Emel) desteğiyle sağlanacağı garanti edilirken, hükümetin bu süreyi güvenli bir şekilde uzatma konusunda ilerleme kaydedememesi durumunda Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, bu konuda adım atma sözü verdi. Meclis Başkanı ve Hizbullah liderliğiyle iletişim kuran siyasi güçler de kararlarını verdiklerini ve bundan geri dönüş olmadığını belirtiyor.

Bu çerçevede General Avn’ın görev süresinin uzatılmasına hükümetin girişimi eşlik edecek. Başbakan Mikati ise bir Genelkurmay Başkanı ile İdare ve Genel Müfettişlik müdürlerinin atanması yoluyla Askeri Şura’nın toplanması için yeterli çoğunluğun sağlanması yönünde taahhütte bulundu. Çünkü bu atamalarla gerçekleştirilmeden, askeri kurumun aktif hale getirilmesi ve Genelkurmay Başkanlığı’ndaki boşluğu dolduracak, Ordu Komutanının yokluğunda adına hareket edecek birinin sağlanması için uzatma yeterli değil.

İletişim görevi, (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP) Genel Başkanı Teymur Velid Canbolat tarafından yürütülüyor. Canbolat, müttefik ve muhalif tüm siyasi güçlerle iletişim kurarak siyasi çıkmazı kırmak başlığı altında, parti genel başkanlığına seçildiğinden bu yana en geniş kapsamlı toplantıyı gerçekleştirecek. Çünkü başta ‘cumhurbaşkanını seçme ufkunun tıkanması ve askeri kurumun boşluğa girmesinin engellenmesi’ olmak üzere ülkenin tanık olduğu istisnai koşullar, farklılıkları örgütleme konusunda bile iletişimi gerektirdiğinden, öne çıkan siyasi konulara yaklaşımda bakış açılarını yakınlaştırmaya çalışmak amacıyla koşulsuz bir diyaloğa girmeyi gerektiriyor. Ordu Komutanı General Joseph Avn’ın 10 Ocak’ta emekli olması beklenirken, emekliliğin uzatılması için gerekli ortamın hazırlanarak bundan kaçınılması amaçlanıyor.

Canbolat’ın sürdürdüğü toplantıların, kapsamlı olması isteniyor. İSP’den bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Canbolat’ın herkesle en iyi iletişimi kurabilen isim olduğunu ve zaman zaman tanık olunan olumsuzlukları ortadan kaldırmak için ortamın soğutulması ve rakipleriyle ilişkilerinin normalleşmesine, müttefikleriyle ise güçlendirilmesinin gerekliliğine bağlı olduğunu söyledi.

Kaynak, Canbolat’ın toplantılarını gelecek hafta (Maruni Hristiyan) Ketaib Partisi Başkanı Sami Cemayel, Bağımsızlık Hareketi lideri Milletvekili Mişel Muavvad ve diğerleriyle yapacağı toplantıyla tamamlayacağını açıkladı. Kaynak, Demokratik Toplantı üyesi temsilcilerle aralarındaki mevcut koordinasyon çerçevesinde Değişim Güçleri’ne mensup bazı temsilcilerle, ortak parlamento komitelerinin gündeminde yer alan mevzuat konularıyla ilgili temaslarını kesmediğini söyledi.

Kaynak ayrıca Canbolat’ın siyasi güçlerle iletişimin, Meclis Başkanı Berri ile doğrudan görüşmeler yoluyla ya da İSP’nin eski Genel Başkanı Velid Canbolat’ın yaptığı görüşmeler aracılığıyla kendisine açık olmasından kaynaklandığını belirtti.

(Dürzi) İSP ile (Şii) Hizbullah arasındaki görüş ayrılıklarının örgütlenmesinin hala var olduğunu ve sona ermediğini söyleyen kaynak, partinin eski lideri Gazi el-Aridi’nin, Velid Canbolat ve partinin koordinasyon ve irtibat yetkilisi Vefik Safa ile zaman zaman kurduğu iletişimin yanı sıra partinin Genel Sekreteri siyasi asistanı Hüseyin Halil ile olan iletişimi yoluyla bu görevi üstlendiğini söyledi. Kaynağa göre Milletvekili Vail Ebu Faur da acil siyasi ve geçim sorunlarına ve bunlara mümkün olduğunca çok çözüm sunma gerekliliğine ayak uydurmak için geçici Başbakan Necib Mikati ile iletişimden sorumlu.

Canbolat’ın geçen salı günü Milletvekili Süleyman Franciyye ile kayınpederi iş insanı Muhamed Zindan’ın daveti üzerine uzun bir görüşme gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Toplantıya eski Milletvekili Aladdin Taro ve Canbolat’ın eski danışmanı Hüssam Harb’ın yanı sıra milletvekilleri Vail Ebu Faur ve Faysal es-Saye’nin da katıldığı belirtildi.

Toplantının Canbolat ve Franciyye ile sınırlı bir dinleme içerdiği, atmosferinin olumlu olduğu ve başkanlık dosyasına yaklaşımdaki farklarının Canbolat ve Franciyye aileleri arasındaki tarihsel ilişkinin derinliğini değiştirmediği belirtildi. Ayrıca kaynak, askeri kurumda istikrarın sağlanması, General Avn’ın görev süresinin uzatılması ve Genelkurmay Başkanı ile Genel İdare ve Genel Müfettişlik direktörlerinin atanması yoluyla Askeri Konsey’de yeterli çoğunluğun sağlanması gerektiği konusunda uzlaşı sağlandığını söyledi.

İSP kaynağına göre askeri kurumda istikrarı korumayı amaçlayan çabaları desteklemeyi ve İsrail’in kendisini hedef alan saldırganlığı nedeniyle Lübnan’ın yaşadığı istisnai koşullar ışığında bu kurumun yeteneklerini felce uğratmama konusunda da anlaştılar.

Aynı kaynak ayrıca, General Avn’ın bazı dost ve bağışçı ülkelerin daveti üzerine yurtdışına çalışma ziyaretleri yaptığı için özür dilediğini ortaya koydu. Kaynağa göre General ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı’ndaki boş kadroya atıfta bulunarak, kendisi adına birisinin yokluğundan dolayı Kuveyt’i ziyaret ettiği için de özür diledi.

Kaynak, Canbolat’ın Güçlü Cumhuriyet bloğunu temsil eden parlamento heyetiyle yaptığı görüşmede oluşan olumlu atmosfere değindi. Kaynak ayrıca General Avn’ın görev süresinin uzatılmasında herhangi bir sorun olmadığını, Lübnan Kuvvetleri’nin bu uzatmayı İç Güvenlik Kuvvetleri Genel Müdürü Tümgeneral İmad Osman’ın görev süresinin uzatılmasıyla ilişkilendirme gereği görmediğini, çünkü bu konuya girmek için henüz çok erken olduğunu, Tümgeneral Osman’ın Mayıs ayında emekli olacağını açıkladı.

Ancak Lübnan Kuvvetleri, İSP’nin yasama oturumlarını zorunluluktan dolayı reddetme tavrını yeniden gözden geçirme talebine yanıt vermezken, çünkü parlamentonun işlevinin bozulmasına izin verilemeyeceğini söyledi.

Özgür Yurtsever Hareket lideri Milletvekili Cibran Basil’in Canbolat ile görüşmesiyle ilgili olarak ise Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Canbolat, Genelkurmay Başkanının görev süresinin uzatılmasını desteklediğinin dolaylı olarak kendisine bildirilmesinin ardından Basil’in Batroun’da görüşme davetine olumlu yanıt verdi. Ancak Canbolat, bu uzatmanın bir ordu komutanı ile idare ve müfettişlik direktörlerinin atanmasıyla ilişkilendirilmesi karşısında şaşkınlık yaşadı. Bu durum, toplantının sivil barışı ve bir arada yaşamayı sürdürmek amacıyla atmosferi temizlemek ve gerginlik düzeyini azaltmak için Cebel-i Lübnan’ın şehir ve kasabalarındaki ortak komitelerin çalışmalarını teşvik etmekle sınırlı kalmasına yol açtı.



İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
TT

İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Arap diplomat George Deek’i “Hristiyan dünyaya özel temsilci” olarak atama kararı aldı. Saar, bu adımın “İsrail’in dünya genelindeki Hristiyan topluluklarla ilişkilerini derinleştirmeyi” amaçladığını belirtirken, söz konusu kararın, Hristiyan dini sembollere yönelik artan saldırılar nedeniyle zedelenen ülke imajını düzeltmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.

Son olarak Lübnan’ın güneyindeki Dibl köyünde bir Hristiyan heykelinin tahrip edilmesi uluslararası tepkilere yol açmıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İtalyan birliğinin desteğiyle köydeki Hz. İsa heykeli yeniden dikildi.

Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Kudüs’te Paskalya yürüyüşünün yasaklanmasının ardından Hristiyan dünyasında İsrail’e yönelik öfke ve kınamanın zirveye ulaştığını belirtti. Vatikan ise Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, din adamlarına ve rahibelere yönelik hakaretler, Batı Şeria’daki Tayibe kentinde bir kiliseyi yakma girişimi, çeşitli kilise ve mezarlıklarda tahribat ile Gazze’de üç kilisenin yıkılmasına dikkat çekti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları sırasında da yerel halk benzer saldırılardan şikâyet etti. Geçtiğimiz hafta Dibl köyünde bir İsrail askerinin bir heykelin başını çekiçle kırdığı anlara ait görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Başlangıçta sorumluluğu reddeden İsrail ordusu, askerlerin görüntüleri paylaşması ve övünmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Sosyal medyada yaklaşık 10 milyon kişi tarafından izlenen görüntüler, küresel ölçekte tepki çekti. Pek çok kullanıcı, İsrailli yetkililerin “Hristiyanların ibadet özgürlüğüne sahip olduğu tek ülke” yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, Hristiyan kutsallarına ve din adamlarına yönelik saldırıların yanı sıra Mescid-i Aksa’daki olaylara ait görüntüler paylaştı.

İsrail ordusu olayda sorumluluğu kabul ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Saar kamuoyundan özür diledi ve sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Ordu, heykeli tahrip eden asker ile görüntüleri kaydedip paylaşan askerin yakalandığını, bir ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve ordudan ihraç edildiklerini bildirdi.

Olay sırasında müdahale etmeyen sekiz asker de cezalandırıldı. Ordu ayrıca heykelin yeniden inşa edilmesini sağladı ve kırılan haçın yerine yeni bir haç yerleştirdi. Ancak İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Dibl sakinlerinin bu tür bir saldırıyı affetmeyi reddettiğini yazdı.

Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre George Deek, 1948 Filistinlilerinden olup Yafa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 18 yıldır İsrail diplomasi teşkilatında görev yapan Deek, son olarak İsrail’in Azerbaycan Büyükelçisi olarak görev yapmış ve bu unvanla ilk Arap Hristiyan büyükelçi olmuştur.


Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

ABD’nin Irak üzerindeki baskısı, yeni hükümetin kurulma sürecindeki tıkanmayla eş zamanlı olarak artıyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’ın silahlı milisler dosyası üzerinden gelecek yönetimi erken bir sınavla karşı karşıya bırakabilecek ‘daha sert’ talepler için zemin hazırladığını belirtiyor.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bazı silahlı grup liderlerine önde gelen isimler hakkında bilgi vermeleri karşılığında mali ödüller teklif edilmesinin ‘yalnızca geleneksel bir istihbarat yöntemi olmadığını, aynı zamanda sonraki aşamada yeni hükümetten bu liderlerin tutuklanmasının talep edilebileceği bir sürecin hazırlığı’ olduğunu ifade etti. Bu taleplerin, ABD ile güvenlik iş birliğinin sürdürülmesine bağlanabileceği kaydedildi.

Aynı kaynaklara göre, şu aşamada Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi ile Seyyid eş-Şuheda Tugayları lideri Ebu Ala el-Velai’yi de kapsayan bu talepler, hedef alınan isimlerin siyasi ve askeri yapı içindeki hassas konumları nedeniyle herhangi bir yeni hükümet için ‘en zorlu sınavlardan biri’ olarak değerlendiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusuABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusu

Gözlemciler, bu yönelimin ABD’nin stratejisinde ‘çevreleme’ politikasından Bağdat ile yeni angajman kuralları dayatma girişimine doğru bir değişimi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Washington ile Tahran arasındaki gerilimle bağlantılı bölgesel tansiyonun artması, çoğu zaman Irak sahasında silahlı gruplar üzerinden etkisini gösteriyor.

Bu çerçevede üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD’nin Bağdat’ta düzenlenmesi planlanan uluslararası koalisyonun teknik toplantısını iptal ettiğini ve mevcut hükümetle rutin dışı tüm iletişim kanallarını, yeni hükümetin şeklinin netleşmesini bekleyerek askıya aldığını bildirdi.

Öte yandan Amerikan basınında daha önce yer alan haberlerde, Washington’ın Irak petrol gelirlerinden yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir mali transferin Bağdat’a ulaştırılmasını engellemiş olabileceği öne sürülmüştü. Bu adımın, Irak hükümetinin İran’a yakın grupları dağıtma yönündeki çabalarında yaşanan tıkanmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre ABD, başbakanlık için belirli bir adayı desteklemiyor; ancak daha geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik iş birliğini, silahlı milislerin etkisini sınırlamaya yönelik ‘somut ve ciddi’ adımların atılması şartına bağlıyor.

Özel düzenlemeler

Bu mesajlar, derinleşen iç siyasi krizle de örtüşüyor. Şii siyasi güçler, hükümeti kurmak için öngörülen anayasal süreleri uzlaşı sağlayamadan tüketirken, bu durum ülkeyi karmaşık senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu senaryolar arasında istisnai düzenlemelere başvurulması ya da mevcut geçici hükümetin daha uzun süre görevde kalması ihtimali yer alıyor. Ancak bu seçenek, Muhammed Şiya es-Sudani’nin muhalifleri tarafından reddediliyor.

Son günlerde Koordinasyon Çerçevesi toplantılarında da belirgin bir gerilim yaşandı. Özellikle Nuri el-Maliki ile Sudani arasındaki anlaşmazlık dikkat çekerken, taraflar başbakanlık için bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı. Siyasi kaynaklara göre, ihtilaflar artık yalnızca isimlerle sınırlı değil; aynı zamanda seçim mekanizması ve kurulacak hükümetin yapısı konusunda da derinleşmiş durumda. Taraflardan bazıları kapsamlı bir uzlaşıdan yana tavır alırken, diğerleri sürecin oylama yoluyla sonuçlandırılmasını savunuyor.

24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)

Müzakereler sırasında Haydar el-İbadi, Adnan ez-Zurfi ve Muhammed Sahib ed-Deraci gibi isimler gündeme gelirken, özellikle ABD ile İran arasındaki dengelerin gözetilmesi ihtiyacı çerçevesinde, iç ve dış kabul görebilecek ‘uzlaşı adayları’ üzerinde de duruluyor.

Analistler, ABD’nin baskısının başbakan seçimi sürecini dolaylı biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede bazı siyasi aktörlerin, söz konusu taleplerle başa çıkabilecek ve geniş siyasi ile askeri nüfuza sahip silahlı gruplarla iç çatışmaya sürüklenmeden süreci yönetebilecek bir ismi desteklemeye yönelebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı gruplar, ABD’nin şartlarına tam uyum sağlanmasının iktidar ittifakının dağılmasına ya da iç gerilimlerin tırmanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle alınacak adımların büyük siyasi güçlere yakın liderleri hedef alması halinde bu riskin artabileceği dile getiriliyor.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, yeni hükümetin önünde karmaşık bir denge arayışı bulunuyor. Artan uluslararası baskılarla başa çıkma zorunluluğu ile iç siyasi bütünlüğün korunması ihtiyacı arasında kurulacak denge, bölgesel gerilimlerin yoğun olduğu bir ortamda Irak’ı karşıt çıkarların kesiştiği bir alan haline getiriyor.


Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.