Gazze'nin en büyük hastanesinde mahsur kalanlar için zaman daralıyor

Filistinlilerin zamanı tükeniyor. Onların cesaretini ve direncini onurlandırmanın tek yolu derhal ateşkes çağrısı yapmak

Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde hastalar ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (AFP)
Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde hastalar ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (AFP)
TT

Gazze'nin en büyük hastanesinde mahsur kalanlar için zaman daralıyor

Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde hastalar ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (AFP)
Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde hastalar ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Hannah Bond 

Gazze'deki en büyük sağlık kompleksi ve ailelere can simidi olan Şifa Hastanesi ve çevresine yönelik saldırılar son birkaç gündür yoğunlaştı. Durum bütünüyle yürek parçalayıcı; tüm tıbbi çalışmalar durdu, elektrik yok, gıda ve su gelmiyor, çocuklar tedavi edilemiyor ve cesetler gömülemiyor. İsrail, Savunma Kuvvetleri'nin Hamas'a düzenlediği kara harekatı kapsamında birliklerinin hastaneye girdiğini açıklarken, hastane kompleksinin içinde silah ve patlama sesleri duyuldu.

Hastaneler güvenli sığınaklar olmalı, biz onların korunmasını talep ediyor ve Gazze halkının çektiği acılara son verilmesi için acil ateşkes çağrılarımızı yineliyoruz. Özellikle kriz zamanlarında tıbbi yardım alma hakkı asla engellenmemeli. Daha fazla can kaybını önlemek ve Gazze'deki sağlık sisteminden geriye kalanları korumak amacıyla derhal insani yardım ateşkesi sağlanması için kararlı bir uluslararası eyleme ihtiyaç var.

Gazze'de sıkışıp kalan 2,3 milyon Filistinlinin karşı karşıya olduğu insani durumun feciliğini anlatmak çok zor. Hamas'ın İsrail'de düzenlediği, 1200 kişinin ölümü ve yaklaşık 240 kişinin rehin alınmasıyla sonuçlanan saldırısına yanıt olarak bir ay boyunca neredeyse aralıksız süren bombardıman sırasında mahalleler bütünüyle enkaza döndü ve (Hamas yönetimindeki Gazze'nin sağlık yetkililerine göre) 11 binden fazla kişi öldü. Tahminen 1,5 milyon kişi evlerinden oldu ve birçoğu birden fazla kez yer değiştirmek zorunda kaldı.

Ancak şeridin hiçbir yeri güvenli değil: Ne insanların kaçmaya teşvik edildiği Gazze'nin güneyi ne de binlerce kişinin sığındığı, BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından işletilen okullar ya da hastane önleri, hepsi hava saldırılarının hedefi olmaya devam ediyor.

Gıda kaynakları tükeniyor. UNRWA'ya göre nüfusun büyük bir kısmı halihazırda günde sadece iki parça ekmekle hayatta kalırken, pirinç, bakliyat ve bitkisel yağ gibi temel ihtiyaç malzemeleri neredeyse tamamen tükenmiş durumda. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi'nin (UNOCHA) tüketimde yüzde 92'lik bir azalma olduğunu bildirdiği su kıtlığı nedeniyle pek çok kişi deniz suyu ya da kirli su içmek zorunda kalıyor ve bu da hastalıklara yol açıyor. ActionAid olarak, anne sütü üretemeyecek kadar susuz kalan ve yeni doğan bebeklerinin gözlerinin önünde yetersiz beslenme nedeniyle sararmasını izleyen annelerden haber aldık.

7 Ekim'den bu yana, aşırı ihtiyaç duyulan yardımı taşıyan sadece 569 kamyon şeride girdi. Oysa bu tarihten önce halk, İsrail hükümetinin yoğun ablukası altında yardım ve diğer malzemeler için her gün ortalama 500 kamyona muhtaçtı. Yollar bombalar nedeniyle ağır hasar gördüğü için şu ana kadar gelen sınırlı yardımların hiçbiri kuzeyde barınanlara ulaşamadı.

Dahası, şu ana kadar yapılan teslimatların hiçbirinde, hastanelerin küvözdeki bebekleri ve diyalize giren böbrek hastalarını hayatta tutmak için acilen ihtiyaç duyduğu ve fırınların un stoklarını ekmeğe dönüştürmesi için gereken yakıt bile bulunmuyor. Yakıt olmadan kamu ve özel ulaşım imkansız hale gelirken, cerrahlar sezaryenleri ve büyük ameliyatları sadece telefonlarındaki fener ışığını kullanarak yapmak zorunda kalıyor.

İnternet ve telefon hatlarının kopmasından kaynaklanan bir dizi iletişim kesintisi, yaşanan karmaşa ve kaosu daha da derinleştirdi. İnsanlar sevdikleriyle hiçbir şekilde iletişim kuramaz halde bırakıldı ya da yaralıları kurtarmak için zaman zaman saatlerce ambulans çağıramadı.

Bu kadar dehşetin ortasında ve dünyanın içinde bulundukları kötü durum karşısında büyük ölçüde kayıtsız kaldığı bir ortamda, Gazze'deki Filistinlilerin ne kadar umutsuz hissettiklerini ancak hayal edebiliriz. Yine de her şeye rağmen, insanlar olağanüstü bir direnç, birlik ve nezaket göstermeyi sürdürüyor.

İster güneyde yaşayanların evlerini kuzeyden gelen yerinden olmuşlara açıp her odada bir düzineden fazla kişi barınmaları, isterse insanların bir daha ne zaman yemek yiyeceklerini bilmemelerine rağmen son ekmek parçalarını komşularıyla paylaşması olsun, Filistinliler ellerinden gelen her şekilde toplumlarına destek oluyor.

Öte yandan her gün aile fertlerini kaybeden doktorlar, hemşireler ve cerrahlar kişisel trajedilerini bir kenara bırakıp hastanelere riskli bir yolculuk yapıyor ve giderek azalan tıbbi malzemelerle giderek artan sayıda hastayı tedavi etmeye çalışıyor. Sokaklarda ebeveynler, sevdiklerinin açlıktan öldüğünü görmemek için hava saldırısı tehlikesine rağmen ailelerine yiyecek alabilmek için 6 saate varan sürelerde kuyruklarda bekliyor. Gazze genelinde yakıt stokları azalırken topluluklar, kapanmanın eşiğindeki küvözlere elektrik sağlamak umuduyla son kaynaklarını hastanelere getirdi.

Her gün görülen bu cesaret ve dayanışma eylemleri haber gündeminde başı çekmiyor olabilir ancak bu onların gerçekleşmediği anlamına gelmiyor. Gazze halkı, en korkunç koşulların ortasında, ortak insanlıklarını canlı tutmayı başarıyor.

Halihazırda onların cesaretini ve kararlılığını onurlandırmanın en iyi ve tek yolu, derhal ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulunma çabalarımızda üstelemek ve nihayetinde kabuslarına bir son vermektir.

Hannah Bond, ActionAid UK'de Politika, Hak Savunma ve Programlar eş direktörüdür

Independent Türkçe



İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
TT

İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)

Reuters'e dün konuşan iki İsrailli yetkili, İsrail ve Lübnan'ın önümüzdeki günlerde Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yol açacak kalıcı bir ateşkes sağlamayı amaçlayan görüşmeler yapmasının beklendiğini, ancak bu görüşmelerin zamanlaması ve şartları konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirtti.

Lübnan, görüşmeler için bir heyet oluşturmak üzere çalışıyor, ancak henüz bir tarih belirlenmedi. Dün üç Lübnanlı yetkili, Beyrut'un, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ilk olarak dile getirdiği noktaya, yani müzakerelerin önünü açacak tam bir ateşkese İsrail'in uyup uymayacağı konusunda açıklığa ihtiyaç duyduğunu söyledi.

İsrail gazetesi Haaretz, cumartesi günü beklenen görüşmelerle ilgili ilk haberi veren gazete oldu. Bir Lübnanlı yetkili dün, Lübnan'ın bu görüşmelerle ilgili olarak İsrail'den henüz resmi bildirim almadığını söyledi.

İki İsrailli yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yakın çalışma arkadaşı Ron Dermer'in İsrail tarafında görüşmelere başkanlık edeceğini ve Fransa'nın da bu girişime dahil olduğunu belirtti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün yaptığı açıklamada, Lübnan ile herhangi bir görüşmenin yapıldığını yalanladı. Lübnan, 2 Mart'ta Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını almak amacıyla İsrail'e saldırmasıyla Ortadoğu'daki daha geniş çatışmanın içine çekildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Lübnan'da 800'den fazla kişinin ölümüne ve 800 binden fazla kişinin evlerinden kaçmasına neden olan bir saldırıyla karşılık verdi.

Avn, savaşı sona erdirmek için İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya hazır olduklarını ifade etti.

Lübnan hükümetinin İsrail ile görüşme isteği, Hizbullah'ın silahlı bir grup olarak statüsü konusunda Lübnan içinde artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde geliyor. Lübnan hükümeti bu ay Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasakladı, ancak grup bu kararı reddederek savaşmaya devam etti ve İsrail'e yüzlerce roket fırlattı.


İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
TT

İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail ordusunun sabah saatlerinde bölgedeki çeşitli mahalleleri kapsayan bir tahliye uyarısı yayınlamasının ardından, İsrail dün akşamı Beyrut'un güney banliyölerini hedef alan hava saldırısı düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'in bu ayın başlarında savaşın yeniden başlamasından beri defalarca hedef aldığı Hizbullah kalesi bölgesine yönelik son saldırıda, şehrin çeşitli yerlerinde şiddetli bir patlama sesi duyuldu.


Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.