Gazze’de insani mola: BMGK’nin kararı “etkisiz” ve uygulanması “şüpheli”

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
TT

Gazze’de insani mola: BMGK’nin kararı “etkisiz” ve uygulanması “şüpheli”

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Gazze konusunda bir karar çıkarmaya yönelik dört başarısız girişimin ardından beşinci girişimde “Gazze Şeridi’nde çatışmalara acilen insani ara verilmesi, insani koridorlar oluşturulması ve tüm rehinelerin derhal serbest bırakılması” çağrısında bulunan bir karar kabul edildi. Bu sırada ABD veto hakkını kullanmayarak oylamada çekimser kaldı.

Hamas ile Filistinli direniş gruplarının unsurları tarafından İsrail’e karşı 7 Ekim’de gerçekleştirilen Aksa Tufanı operasyonunun ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının başlamasından bu yana Filistin ve Arap çevrelerinin altı haftadır beklediği karar, Arapların ‘durgun’ kabulü ve İsrail’in ‘kat’i’ reddiyle karşılandı. Şarku’l Avsat’a verilen ifadelere göre eski diplomatlar, hukuk uzmanları ve uluslararası örgütler kararın uygulanabilirliğinden şüphe duyuyor ve bunu “etkisiz bir karar” olarak nitelendiriyorlar.

BM’nin sitesine göre BM Güvenlik Konseyi’nin kararı, 12 üyenin ‘evet’ oyu vermesi ve ABD, Rusya ve İngiltere’nin ‘çekimser’ oy kullanması ile çarşamba akşamı çıkarıldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise BM’nin kararda yaptığı, Gazze Şeridi’nde “çatışmalara uzatılmış insani ara verilmesi” çağrısını reddederek “Hamas Hareketi elinde 239 rehineyi tutarken böyle bir şeyin mümkün olmayacağını” bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi, geçici insani araların “BM’ye bağlı insani kuruluşlar ve diğer doğrudan ortaklarına engel çıkartılmaksızın, insani yardımların eksiksiz, hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırılması için yeteri kadar sürmesi” gerektiğini açıkladı. Malta’nın sunduğu karar metninin hiçbir yerinde İsrail’in ismi geçmezken, Hamas Hareketi’nden sadece Gazze Şeridi’nde kaçırılan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması talebinde bahsediliyordu.

“Değersiz” bir karar

Fas’ın Fes kentinde bulunan Sidi Muhammed bin Abdullah Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Uluslararası Hukuk alanında öğretim görevlisi olan Dr. Said es-Sıddıki, BM Güvenlik Konseyi kararının “çok bir kıymeti” olmadığını söyledi. Çünkü “uluslararası hukuku delmeyi kendisine adet edinmiş olan ve uluslararası kararlardan -özellikle de Filistin meselesiyle ilgili olanlardan- kaçma hususunda uzun bir geçmişe sahip olan” İsrail’in bu kararı uygulamasını beklemediğini söyledi.

cdfrgt
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur çarşamba akşamı oturumda konuşma yaparken (EPA)

Sıddıki, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda İsrail’in en iyi ihtimalle bunu “kısmen uygulayabileceğini” veya Filistin direniş gruplarını sınırlı ateşkesleri ihlal etmekle suçlayarak uygulamadan kaçmaya çalışabileceğini söyledi. Kararın “Gazze halkına koruma sağlamayacağını ve İsrail bombardımanına ve yıkımına geçici bir süreliğine ara vermekten başka bir şey olmayacağını” belirtti.

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Uluslararası Kamu Hukuku Uzmanı ve Uluslararası Çatışmalar Uzmanı Dr. Muhammed Mahmud Mehran, BM Güvenlik Konseyi’nin kararını “ateşkes çağrısı yapmama konusundaki bariz eksikliğiyle birlikte, sivilleri koruma ve onların acılarını durdurma yönünde olumlu bir adım” olarak gördü. Mehran “şu anda bunun sıkı bir şekilde uygulanması, yardımların ulaşmasının sağlanması ve kuşatmanın sona erdirilmesi için baskı yapılması gerektiğini” vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mehran, Rusya delegesi tarafından kararın orijinal metnine konulması önerilen, mütarekeye yol açacak kalıcı bir insani ateşkes çağrısında bulunan eklemenin kararın etkinliğini artırmış olacağını, ancak bu değişikliğin BM Güvenlik Konseyi’nde yeterli desteği bulamadığını, ABD’nin buna karşı çıktığını ve bu durumun daimi üye devletler arasında devam eden derin bölünmeleri ve kriz konusunda kendi tutumlarında ısrarcı olduklarını ortaya koyduğunu söyledi.

ABD’nin İsrail’i himâyesi

Öte yandan Filistinli eski diplomat ve uluslararası örgütler uzmanı Büyükelçi Bereket el-Ferra, İsrail’i kararı uygulamaya zorlama olasılığı noktasında tamamen karamsar olduğunu ifade ederek kararın “etkisiz ve herhangi bir ateşkes işaretinden yoksun” olduğunu kaydetti. Ferra, kararda İsrail’in adı geçmese bile İsrail’in vakit kaybetmeden kararı reddettiğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrinde ailesinden 43 şehit veren Ferra, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in sivilleri acımasızca bombalamaya ve kuşatmaya devam ederken, ABD’nin işgal hükümetini BM Güvenlik Konseyi’nde herhangi bir şekilde sorumlu tutulmaktan korumak için harekete geçeceğini söyledi.

dvegr
Çin’in BM Daimi Temsilcisi ve BM Güvenlik Konseyi’nin şu anki başkanı Zhang Jun çarşamba akşamı oturumda konuşma yaparken (EPA)

Geçtiğimiz haftalarda BM Güvenlik Konseyi çarşamba gününe kadar ortak bir tutum sergilemeyi başaramamıştı. Gazze’deki savaşla ilgili daha önce hazırlanan karar tasarıları, bir yandan ABD’nin, diğer yandan Rusya ve Çin’in veto yetkisini kullanması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Geçtiğimiz ayın sonunda BM Genel Kurulu, 193 üyesiyle, Arap grubunun Genel Kurul’a sunduğu ve daha çok İsrail’i eleştiren bir kararı büyük çoğunlukla kabul etmişti. Ancak kararın uluslararası hukuk açısından bir bağlayıcılığı bulunmuyor.

Uygulanma hakkındaki şüpheler

“Kararın uygulanması” meselesi sadece Gazze sakinleri ve onların destekçilerinin endişe ettiği bir konu değil, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi Başkanı’nın da gündeminde olan bir meseleydi. Konsey’in şu anki başkanlığını yürüten Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, BM Güvenlik Konseyi kararlarının etkinliğinin “onların uygulanmasında yattığını ve anahtarın, ilgili tarafların kararın hükümlerini harfiyen uygulaması olduğunu” belirtti.

Kararın kabul edilmesinin akabinde oylamayı açıklayan Çinli temsilci, BM Güvenlik Konseyi’nin bunun uygulanmasını izleyip durumu raporlamak üzere takip önlemleri alacak bir mekanizma kurmasının gerekli olduğunu söyledi.

Burada Dr. Said es-Sıddıki, işgal yetkililerine Gazze’ye yönelik saldırılarını ve kara işgalini durdurmaları için baskı yapacak “koordineli bir uluslararası kampanya” düzenlemenin ve bunu yaparken İsrail’in müttefiklerini, özellikle de ABD’yi hedef almanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Aynı fikirde olan Büyükelçi Bereket el-Ferra, bölgedeki ABD çıkarları üzerinde yönetim ve halk düzeyinde baskı uygulamanın, Washington’u yanıt vermeye itecek “doğru yol” olduğuna dikkat çekti. Zira çifte standartların vücut bulmuş hali olan uluslararası örgütlerde hukuki yola başvurmanın “zaman kaybı” olduğunu söyledi.

Öte yandan Dr. Mehran, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcı olduğunu öngören BM Antlaşması’nın 25. maddesine atıfta bulunarak, BM Güvenlik Konseyi kararlarının “reddetse de İsrail için bağlayıcı” olduğunu söyledi. Ayrıca Konsey’in, BM Antlaşması’nın Yedinci Bölümü uyarınca yaptırımlar da dahil olmak üzere, İsrail’in kararı uygulamasını sağlamak için ciddi önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Uluslararası uzman, İsrail’in BM Güvenlik Konseyi kararını uygulamaması halinde uluslararası hukukun İsrail’e karşı alınmasını gerektiren çeşitli hukuki ve siyasi önlemlere dikkat çekti. Bu bağlamda, İsrail’i kınayan bir kararın çıkarılmasının yanı sıra, BM Antlaşması’nın Yedinci Bölümü uyarınca güç kullanımına varabilecek ekonomik yaptırımlar uygulanabileceğini söyledi.

Mehran’a göre, uluslararası örgüt ve kuruluşlardan İsrail’in çıkarılması veya üyeliğinin askıya alınması, ülkelere büyükelçilerini İsrail’den çekme ve Tel Aviv ile diplomatik ilişkilerini kesme çağrısı yapılması ve Gazze’de işlenen suçlar ve uluslararası insancıl hukuk ihlalleri hususunda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Başsavcısı’na meselenin havale edilmesi gibi diplomatik yaptırımlar uygulanabileceği gibi, BM Antlaşması’nın 12. Maddesi uyarınca daha ileri adımlar atılması için BM Genel Kurulu’ndan müdahalede bulunması da talep edilebilir.

Ancak Ferra ve Sıddıki’ye göre tüm bu önlemler, yasal olarak geçerli olsa da, 70 yıldır Tel Aviv’in uluslararası alanda herhangi bir şekilde hesap vermekten kurtulmasını sağlayan ‘ABD koruması’ gerçekliği ile çarpışıyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.