Gazze’de insani mola: BMGK’nin kararı “etkisiz” ve uygulanması “şüpheli”

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
TT

Gazze’de insani mola: BMGK’nin kararı “etkisiz” ve uygulanması “şüpheli”

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini kapalı devre televizyon aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine seslendi (AP)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Gazze konusunda bir karar çıkarmaya yönelik dört başarısız girişimin ardından beşinci girişimde “Gazze Şeridi’nde çatışmalara acilen insani ara verilmesi, insani koridorlar oluşturulması ve tüm rehinelerin derhal serbest bırakılması” çağrısında bulunan bir karar kabul edildi. Bu sırada ABD veto hakkını kullanmayarak oylamada çekimser kaldı.

Hamas ile Filistinli direniş gruplarının unsurları tarafından İsrail’e karşı 7 Ekim’de gerçekleştirilen Aksa Tufanı operasyonunun ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının başlamasından bu yana Filistin ve Arap çevrelerinin altı haftadır beklediği karar, Arapların ‘durgun’ kabulü ve İsrail’in ‘kat’i’ reddiyle karşılandı. Şarku’l Avsat’a verilen ifadelere göre eski diplomatlar, hukuk uzmanları ve uluslararası örgütler kararın uygulanabilirliğinden şüphe duyuyor ve bunu “etkisiz bir karar” olarak nitelendiriyorlar.

BM’nin sitesine göre BM Güvenlik Konseyi’nin kararı, 12 üyenin ‘evet’ oyu vermesi ve ABD, Rusya ve İngiltere’nin ‘çekimser’ oy kullanması ile çarşamba akşamı çıkarıldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise BM’nin kararda yaptığı, Gazze Şeridi’nde “çatışmalara uzatılmış insani ara verilmesi” çağrısını reddederek “Hamas Hareketi elinde 239 rehineyi tutarken böyle bir şeyin mümkün olmayacağını” bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi, geçici insani araların “BM’ye bağlı insani kuruluşlar ve diğer doğrudan ortaklarına engel çıkartılmaksızın, insani yardımların eksiksiz, hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırılması için yeteri kadar sürmesi” gerektiğini açıkladı. Malta’nın sunduğu karar metninin hiçbir yerinde İsrail’in ismi geçmezken, Hamas Hareketi’nden sadece Gazze Şeridi’nde kaçırılan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması talebinde bahsediliyordu.

“Değersiz” bir karar

Fas’ın Fes kentinde bulunan Sidi Muhammed bin Abdullah Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Uluslararası Hukuk alanında öğretim görevlisi olan Dr. Said es-Sıddıki, BM Güvenlik Konseyi kararının “çok bir kıymeti” olmadığını söyledi. Çünkü “uluslararası hukuku delmeyi kendisine adet edinmiş olan ve uluslararası kararlardan -özellikle de Filistin meselesiyle ilgili olanlardan- kaçma hususunda uzun bir geçmişe sahip olan” İsrail’in bu kararı uygulamasını beklemediğini söyledi.

cdfrgt
Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur çarşamba akşamı oturumda konuşma yaparken (EPA)

Sıddıki, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda İsrail’in en iyi ihtimalle bunu “kısmen uygulayabileceğini” veya Filistin direniş gruplarını sınırlı ateşkesleri ihlal etmekle suçlayarak uygulamadan kaçmaya çalışabileceğini söyledi. Kararın “Gazze halkına koruma sağlamayacağını ve İsrail bombardımanına ve yıkımına geçici bir süreliğine ara vermekten başka bir şey olmayacağını” belirtti.

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Uluslararası Kamu Hukuku Uzmanı ve Uluslararası Çatışmalar Uzmanı Dr. Muhammed Mahmud Mehran, BM Güvenlik Konseyi’nin kararını “ateşkes çağrısı yapmama konusundaki bariz eksikliğiyle birlikte, sivilleri koruma ve onların acılarını durdurma yönünde olumlu bir adım” olarak gördü. Mehran “şu anda bunun sıkı bir şekilde uygulanması, yardımların ulaşmasının sağlanması ve kuşatmanın sona erdirilmesi için baskı yapılması gerektiğini” vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mehran, Rusya delegesi tarafından kararın orijinal metnine konulması önerilen, mütarekeye yol açacak kalıcı bir insani ateşkes çağrısında bulunan eklemenin kararın etkinliğini artırmış olacağını, ancak bu değişikliğin BM Güvenlik Konseyi’nde yeterli desteği bulamadığını, ABD’nin buna karşı çıktığını ve bu durumun daimi üye devletler arasında devam eden derin bölünmeleri ve kriz konusunda kendi tutumlarında ısrarcı olduklarını ortaya koyduğunu söyledi.

ABD’nin İsrail’i himâyesi

Öte yandan Filistinli eski diplomat ve uluslararası örgütler uzmanı Büyükelçi Bereket el-Ferra, İsrail’i kararı uygulamaya zorlama olasılığı noktasında tamamen karamsar olduğunu ifade ederek kararın “etkisiz ve herhangi bir ateşkes işaretinden yoksun” olduğunu kaydetti. Ferra, kararda İsrail’in adı geçmese bile İsrail’in vakit kaybetmeden kararı reddettiğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrinde ailesinden 43 şehit veren Ferra, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in sivilleri acımasızca bombalamaya ve kuşatmaya devam ederken, ABD’nin işgal hükümetini BM Güvenlik Konseyi’nde herhangi bir şekilde sorumlu tutulmaktan korumak için harekete geçeceğini söyledi.

dvegr
Çin’in BM Daimi Temsilcisi ve BM Güvenlik Konseyi’nin şu anki başkanı Zhang Jun çarşamba akşamı oturumda konuşma yaparken (EPA)

Geçtiğimiz haftalarda BM Güvenlik Konseyi çarşamba gününe kadar ortak bir tutum sergilemeyi başaramamıştı. Gazze’deki savaşla ilgili daha önce hazırlanan karar tasarıları, bir yandan ABD’nin, diğer yandan Rusya ve Çin’in veto yetkisini kullanması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Geçtiğimiz ayın sonunda BM Genel Kurulu, 193 üyesiyle, Arap grubunun Genel Kurul’a sunduğu ve daha çok İsrail’i eleştiren bir kararı büyük çoğunlukla kabul etmişti. Ancak kararın uluslararası hukuk açısından bir bağlayıcılığı bulunmuyor.

Uygulanma hakkındaki şüpheler

“Kararın uygulanması” meselesi sadece Gazze sakinleri ve onların destekçilerinin endişe ettiği bir konu değil, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi Başkanı’nın da gündeminde olan bir meseleydi. Konsey’in şu anki başkanlığını yürüten Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, BM Güvenlik Konseyi kararlarının etkinliğinin “onların uygulanmasında yattığını ve anahtarın, ilgili tarafların kararın hükümlerini harfiyen uygulaması olduğunu” belirtti.

Kararın kabul edilmesinin akabinde oylamayı açıklayan Çinli temsilci, BM Güvenlik Konseyi’nin bunun uygulanmasını izleyip durumu raporlamak üzere takip önlemleri alacak bir mekanizma kurmasının gerekli olduğunu söyledi.

Burada Dr. Said es-Sıddıki, işgal yetkililerine Gazze’ye yönelik saldırılarını ve kara işgalini durdurmaları için baskı yapacak “koordineli bir uluslararası kampanya” düzenlemenin ve bunu yaparken İsrail’in müttefiklerini, özellikle de ABD’yi hedef almanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Aynı fikirde olan Büyükelçi Bereket el-Ferra, bölgedeki ABD çıkarları üzerinde yönetim ve halk düzeyinde baskı uygulamanın, Washington’u yanıt vermeye itecek “doğru yol” olduğuna dikkat çekti. Zira çifte standartların vücut bulmuş hali olan uluslararası örgütlerde hukuki yola başvurmanın “zaman kaybı” olduğunu söyledi.

Öte yandan Dr. Mehran, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcı olduğunu öngören BM Antlaşması’nın 25. maddesine atıfta bulunarak, BM Güvenlik Konseyi kararlarının “reddetse de İsrail için bağlayıcı” olduğunu söyledi. Ayrıca Konsey’in, BM Antlaşması’nın Yedinci Bölümü uyarınca yaptırımlar da dahil olmak üzere, İsrail’in kararı uygulamasını sağlamak için ciddi önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Uluslararası uzman, İsrail’in BM Güvenlik Konseyi kararını uygulamaması halinde uluslararası hukukun İsrail’e karşı alınmasını gerektiren çeşitli hukuki ve siyasi önlemlere dikkat çekti. Bu bağlamda, İsrail’i kınayan bir kararın çıkarılmasının yanı sıra, BM Antlaşması’nın Yedinci Bölümü uyarınca güç kullanımına varabilecek ekonomik yaptırımlar uygulanabileceğini söyledi.

Mehran’a göre, uluslararası örgüt ve kuruluşlardan İsrail’in çıkarılması veya üyeliğinin askıya alınması, ülkelere büyükelçilerini İsrail’den çekme ve Tel Aviv ile diplomatik ilişkilerini kesme çağrısı yapılması ve Gazze’de işlenen suçlar ve uluslararası insancıl hukuk ihlalleri hususunda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Başsavcısı’na meselenin havale edilmesi gibi diplomatik yaptırımlar uygulanabileceği gibi, BM Antlaşması’nın 12. Maddesi uyarınca daha ileri adımlar atılması için BM Genel Kurulu’ndan müdahalede bulunması da talep edilebilir.

Ancak Ferra ve Sıddıki’ye göre tüm bu önlemler, yasal olarak geçerli olsa da, 70 yıldır Tel Aviv’in uluslararası alanda herhangi bir şekilde hesap vermekten kurtulmasını sağlayan ‘ABD koruması’ gerçekliği ile çarpışıyor.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.