Libya Başkanlık Konseyi’nde ulusal uzlaşıya bağlılık vurgusu

Trabluslu yetkililer, düzensiz göçle ilgili konferans düzenliyor.

Menfi, Dışişleri, Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile görüştü. (Başkanlık Konseyi)
Menfi, Dışişleri, Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile görüştü. (Başkanlık Konseyi)
TT

Libya Başkanlık Konseyi’nde ulusal uzlaşıya bağlılık vurgusu

Menfi, Dışişleri, Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile görüştü. (Başkanlık Konseyi)
Menfi, Dışişleri, Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile görüştü. (Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, üzerinde çalıştığı ulusal uzlaşı projesinin geçmişin sayfasını çevirmeyi amaçlayan kapsamlı ulusal bir süreç olduğunu vurguladı. Diğer yandan Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti, düzensiz göç konusunda bir konferans düzenlemeyi planlıyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı, Trablus’ta Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile yaptığı görüşmede “Ulusal uzlaşı yolu, çatışmaların açtığı yaraları sarmanın doğru yoludur” dedi.

Ofisine göre Menfi, geçen perşembe akşamı şu açıklamada bulundu:

“Uzlaşı, geçmişin sayfasını çevirmeyi, anlaşmazlık ve bölünmenin nedenlerini ortadan kaldırmayı ve intikamdan uzak, onarıcı adaleti sağlamayı amaçlayan herhangi bir siyasi çözümün en önemli bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor.”

sxcdfre
Menfi, Dışişleri, Frankofonlar ve Yurt Dışındaki Kongolular Bakanı Jean-Claude Gakosso ve Afrika Birliği Uzlaşma Danışmanı Muhammed el-Labbad ile görüştü. (Başkanlık Konseyi)

Kongo Dışişleri Bakanı, Menfi’nin Libya’da uzlaşma ve istikrarın temellerini atma çabaları nedeniyle Yüksek Düzeyli Komite Başkanına Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun övgüsünü iletti.

Batı Libya’daki güvenlik yetkilileri ülkeye düzensiz göçmen akınından şikâyet ederken, Ulusal Birlik Hükümeti ile konuyla ilgili ‘Güvenli Bir Akdeniz ve İstikrarlı Güney’ başlığı altında bir konferans düzenleyeceğini açıkladı.

İtalya merkezli Nova ajansının dünkü sayısında yayınlanan bir habere göre Libya hükümetinden bir kaynak, konferansın 27 ve 28 Kasım’da Trablus’ta Sahel ve Sahra ülkelerinden çalışma bakanlarının katılımıyla düzenleneceğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu bölgesel, kıtasal ve uluslararası etkinlik, Libya’da türünün ilk örneği niteliğinde ve İtalya ve Avrupa Birliği’ni de kapsayacak. Bazı taraflar, bunu önemli bir niteliksel sıçrama olarak nitelendiriyor.

Gözlemcilere göre ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle Birlik Hükümeti, göçmenleri suç örgütlerinin ve kaçakçıların eline bırakmak yerine onları organize etmenin önemini anlamış görünüyor.

Dönüm noktası, 25 Ekim’de çalışma prosedürlerini kolaylaştırmayı ve anlayış fırsatlarını iyileştirmeyi amaçlayan Bangladeş ile Yasal Göçün Teşvik Edilmesine Yönelik Mutabakat Zaptı ile gerçekleşti.

Libya Haber Ajansı’na göre metin, Libya’ya Bangladeşli işçileri organize etme ve kaydetme, yasal prosedürlerini tamamlama, yasal girişlerini düzenleme ve menşe ülkelerine dönüşlerini sağlama olanağı sağlıyor.

Anlaşma aynı zamanda, Libya’ya yasa dışı yollardan giren çok sayıda Bangladeşli işçinin yarattığı zorluklarla mücadelede karşılıklı iş birliğini de artıracak.

Uluslararası Göç Örgütü’nün Haziran 2023’te güncellenen en son raporuna göre Kuzey Afrika ülkesinde en az 23 bin 563 Bangladeşli yaşıyor. Bu da 703 bin 369 kişilik toplam göçmen nüfusun yüzde 3’üne denk geliyor.

Dün Nova’ya konuşan Libyalı kaynağa göre Trablus hükümeti, Bangladeş ile imzalanan mutabakatın aynısını diğer Sahel ve Sahra ülkelerine de sunmayı planlıyor. Gerçekleşmesi durumunda bu ‘tarihi bir başarı’ olacak.

sdwvd
Birlik hükümetinden sorumlu İçişleri Bakanı Trablisi, Yasadışı Göçmenlik Bürosu önünde konuşma yaptı. (İçişleri Bakanı)

Birlik Hükümeti’nden sorumlu İçişleri Bakanı İmad Trablisi, geçen perşembe akşamı Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin inceleme turu sırasında Libya’nın yasadışı göç akışından mustarip olduğunu belirtti. Trablisi şu ifadeleri kullandı:

“Tutukluların temini, barınması ve ülkelerine sınır dışı edilmesi nedeniyle kurum üzerinde borç birikmesine neden olan bu olgunun azaltılmasında kurum çalışanlarına büyük sorumluluk düşmektedir.”

xscdf
Trablus’taki Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi günlük toplantısını gerçekleştirdi. (İçişleri Bakanlığı)

Trablisi, Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin bazı üyelerinin günlük toplantısı sonrasında yaptığı konuşmada, ‘üyelerin, İçişleri Bakanlığı bütçelerine yük getiren bu olguyla mücadele etmek için Libya’nın her yerinde gösterdiği çabaları’ takdir ettiğini ifade etti.

Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre Libya’da 175 bin 132 (toplamın yüzde 25’i) Nijer, 165 bin 924 (yüzde 24) Mısır, 123 bin 607 (yüzde 18) Çad, 30 bin 95 (yüzde 4) Nijerya, 14 bin 783 (yüzde 2) Gana ve 12 bin 581 (yüzde 2) Mali göçmeni bulunuyor.

Diğer yandan Dibeybe hükümeti, dün yaptığı açıklamada Bakanlar Kurulu’nun, ‘tüzel kişiliğe ve bağımsız mali sorumluluğa sahip olmak, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olmak ve hizmetlerini tüm vatandaşlara sunmak’ şartıyla Libya’nın güneyindeki Sebha şehrinde bir psikolojik bakım merkezi kurulması yönünde bir karar aldığını duyurdu.

Aynı şekilde Doğu Libya’daki Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı Savcısı, Suluk belediye başkanının ‘zimmete para geçirme’ suçlamasıyla dava süresince tutuklanmasına karar verdi.

Savcılık ofisi, Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı’nın kendisine sunulan raporlarda yaptığı incelemelerde ‘belediye başkanının kendisine verilen görev yetkisini kötüye kullandığı’ sonucuna ulaştığını açıkladı. Söz konusu rapora göre 929 bin dinar zimmete geçirildi, kamu parası yönetimine ilişkin kural ve kontroller feshedildi.

sdferg
Libya Denetim Bürosu Başkanı Halid Şakşak, Dibeybe ile bir araya geldi. (Denetim Bürosu Medya Ofisi)

Libya’da Başsavcılığın son Denetim Bürosu’nda belirtilen hususlara ilişkin yürüttüğü soruşturmanın yanı sıra, savcılığın zaman zaman ortaya koyduğu ‘yolsuzluk vakaları’ nedeniyle hükümet yetkilileri ve çalışanları sıklıkla hapis cezasına çarptırılıyor.

Denetim Bürosu, 25 Ekim’de yayınladığı 2022 yılı raporunda Birlik hükümeti de dahil olmak üzere ülkedeki birçok partinin kamu fonlarının ‘istismar ve israf edildiğini’ ortaya çıkarmıştı.

Raporda, araba satın almak için milyonlar harcanmasının yanı sıra, kurgusal sözleşmeler yoluyla kamu fonlarının zimmete geçirilmesi ve tedarik sözleşmelerinin imzalanmasının genişletilmesi ile başlayan birçok yolsuzluk olayına yer verildi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.