Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasında gerilim artarken, ABD tansiyonu düşürmeye çalışıyor

Sınır kasabası Cabayn’da İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan evinin önünde duran Lübnanlı bir kişi (Reuters)
Sınır kasabası Cabayn’da İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan evinin önünde duran Lübnanlı bir kişi (Reuters)
TT

Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasında gerilim artarken, ABD tansiyonu düşürmeye çalışıyor

Sınır kasabası Cabayn’da İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan evinin önünde duran Lübnanlı bir kişi (Reuters)
Sınır kasabası Cabayn’da İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan evinin önünde duran Lübnanlı bir kişi (Reuters)

Hizbullah, Lübnan sınırında gerilimi tırmandırırken, ABD’nin Başkan Joe Biden’ın Enerji ve Altyapı'dan Sorumlu Danışmanı Amos Hochstein’ın İsrail’e yaptığı ziyaretle gösterdiği durumu sakinleştirme çabaları devam ediyor.

Hizbullah, İsrail ordusunun kuzey cephesine yönelik askeri baskısını, her seferinde yeni silahlar kullanarak, sınır boyunca her gün düzinelerce noktaya ulaşan bir saldırı düzeniyle sürdürüyor.

Bunlardan sonuncusu, dün yaklaşık yedi kamikaze drone’uyla yapılan ve yarım ton patlayıcı içeren Burkan füzeleriyle düzenlenen saldırılardı.

Öte yandan İsrail ordusu, Lübnan köylerinin eteklerinde, Hizbullah’a ait olduğu sanılan hedeflere misilleme saldırılarını sürdürdü.

Dün, Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin başkanlığını yaptığı Şii Emel Hareketi’nden bir milletvekilinin sınır kasabasındaki evi ile başka bir kasabadaki kiliseyi hedef alan bir saldırı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre, Biden’ın Enerji ve Altyapı'dan Sorumlu Danışmanı Amos Hochstein, Gazze’deki çatışmanın yayılmasını önleme de dahil olmak üzere Lübnan ile İsrail’in kuzey sınırıyla ilgili konuları görüşmek üzere dün Tel Aviv’e gitti.

Reuters’a konuşan ABD’li bir yetkili, söz konusu ziyaret hakkında şunları söyledi:

“Bu ziyaret, Hochstein’in bu ay Beyrut’a yaptığı ve ABD’nin Gazze’deki çatışmanın tırmanıp Lübnan’a yayılmasını istemediğini açıkça belirttiği bir ziyaretin devamı niteliğindedir. Hochstein, İsrail’de kaldığı süre boyunca, ülkenin kuzey sınırında sükunetin yeniden tesis edilmesinin ABD için son derece önemli olduğunu ve hem İsrail, hem de Lübnan için birinci öncelik olması gerektiğini vurgulayacak.”



DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
TT

DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)

Suriye'nin Deyrizor, Rakka ve Haseke arasında kalan alan el-Cezire bölgesi, DEAŞ terör örgütünün yeteneklerini test ettiği başlıca saha hâline geldi. Bu durum, örgütün önceliklerini yeniden belirlemesi ve Suriye hükümeti ve ülkedeki çeşitli kesimler ile coğrafya kazanımı konusunda yürüttüğü açıklanmamış yarış bağlamında değerlendiriliyor.

ABD’nin son geri çekilmesinin ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye devletine entegrasyonuna yönelik mutabakatlara varılmasının ardından örgüt, yıllarca özerk yönetim ya da uluslararası nüfuz altında kalan bölgelere Şam otoritesinin yeniden dönmesiyle doğabilecek ‘çelişkilerden’ medet umuyor. Örgüt; merkezi politikalara ilişkin aşiret kaygılarını istismar ederken kamplarda kendi safları için üye devşirme faaliyetleri yürütüyor.

Örgütün bugün ‘uyuyan hücre’ evresine girmesinin nedeni daralma dönemlerini yeniden konuşlanmak ve faaliyetlere yeniden başlamaya zemin hazırlamak amacıyla her türlü açıktan yararlanmaya alışmış olmasından kaynaklanıyor.

Bu yüzden yetkililer ne kadar çaba harcarsa harcasın DEAŞ’ın Şam'ı -en azından asgari düzeyde- ‘rahatsız etme’ yeteneğini halen sürdürdüğü görülüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)

Lübnan Sivil Savunması'nın açıklamasına göre, Lübnanlı gazeteci Amal Halil, dün İsrail'in güney Lübnan'daki sınıra yakın el-Tayri kasabasındaki bir evi hedef alan hava saldırısında öldürüldü.

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Sivil Savunma Genel Müdürlüğü arama kurtarma ekipleri, saatlerce süren arama çalışmalarının ardından, Tayri kasabasındaki bir eve düzenlenen düşman baskını sonucu şehit düşen gazeteci Amal Halil'in cesedini bulmayı başardı" denildi.

Gazeteci Halil'in çalıştığı Lübnan gazetesi Al-Akhbar, ölümünün ardından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan'da Al-Akhbar muhabiri olan meslektaşımız Amal Halil, düşman ordusuna ait uçaklar tarafından takip edildikten ve önce arabasına, ardından sığındığı eve düzenlenen bir dizi hava saldırısının hedefi olduktan sonra şehit oldu. Bu, Lübnan'daki basın ve gazetecileri açıkça hedef alan bir eylemdir."


Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
TT

Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)

Libya’nın doğusundaki Tobruk kentinde faaliyet gösteren Kızılay yetkilileri, dün yaptıkları açıklamada, Libya Ulusal Ordusu’na bağlı sahil güvenlik güçlerinin denizde zor şartlarla karşı karşıya kalan en az 404 göçmeni kurtardığını bildirdi.

Yetkililer, göçmenlerin farklı uyruklardan olduğunu ve 10 ayrı teknede bulunduklarını belirtti. Tobru, Libya’nın doğusunda Mısır sınırına yakın bir sahil kentidir.

Kızılay tarafından Facebook üzerinden paylaşılan görüntülerde, gönüllülerin kurtarılan göçmenlere ilk yardım sağladığı, yiyecek ve battaniye dağıttığı görüldü.

Libya, özellikle Sahra Altı Afrika’dan gelen göçmenler için önemli bir geçiş güzergâhı olmaya devam ediyor. Göçmenler, çatışma ve yoksulluktan kaçmak amacıyla çöl ve deniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken büyük riskler alıyor.

Öte yandan, pazartesi günü Tobruk açıklarında bir teknenin alabora olması sonucu 10 göçmenin hayatını kaybettiği doğrulandı. Üç Libyalı kaynak ve Uluslararası Göç Örgütü’ne göre 31 kişi ise hâlâ kayıp. Cumartesi günü dalgaların kıyıya sürüklediği altı cesedin bulunduğu bildirildi.