Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılması Cumhurbaşkanlığı krizini de uzatıyor

Muhalefet destek veriyor ve Basil, rekabetten çıkarmaya çalışıyor.

Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
TT

Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılması Cumhurbaşkanlığı krizini de uzatıyor

Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)

Yeni yılın başında emekliliğe yaklaşan Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn’ın görev süresinin uzatılması için verilen mücadele, destekleyen veya adaylığına itiraz etmeyen çoğunluk ile onu rekabet alanından uzaklaştırmak için çalışanlar arasında cumhurbaşkanlığı mücadelesine dönüştü. Öyle ki başta (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket’in (ÖYH) Genelkurmay Başkanı Cibran Basil, bunu açıkça reddettiğini açıklamış ve bunun gerçekleşmesini engellemek için açık ve net bir şekilde çaba sarf etmişti.

Cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluk bir yılı aşkın süredir devam ederken ve bu süre zarfında Genelkurmay Başkanı Avn, Lübnan içindeki ve dışındaki taraflarca defalarca aday gösterilmek üzere önerilirken, cumhurbaşkanlığı seçiminin bu ay içinde tamamlanabileceğine ilişkin herhangi bir göstergenin yokluğunda, Genelkurmay Başkanı’nın görev süresi de gelecek yılın başında sona erecek. Cumhurbaşkanlığındaki boşluğa paralel olarak Lübnan hükümeti ve parlamentosunun yetkilerinde de kısıtlanma yaşanıyor.

Buradan özellikle Lübnan’ın yaşadığı güvenlik koşulları dikkate alınarak General Avn ve bir takım güvenlik liderleri tarafından görev süresini uzatma üzerinde çalışmalar yapılmaya başlandı. Lübnan Kuvvetleri Partisi bloğu ve Ulusal Ilımlılık Partisi, bu doğrultuda iki yasal öneri sunarken, İlerici Sosyalist Parti ve diğer bloklar da desteklerini açıkladı. Aynı şekilde Maruni Patriği Beşara er-Rai de General Avn’ın görev süresinin uzatılmasına destek verirken açık sözlü davrandı ve ‘Lübnan’ın hayatının en hassas aşamasında ordu komutanını devirmenin utanç verici olduğunu’ söyledi.

Bununla birlikte Hizbullah, Basil ile olan ilişkisiyle ilgili nedenlerden dolayı ordu komutanının görev süresinin uzatılması konusunda sessiz. Ancak bu tür herhangi bir kararda yine de ilişkileriyle ilgili siyasi hesaplamaları dikkatle inceliyor. Bu durum ise hem hükümetin hem de parlamentonun karar almasını zorlaştırıyor. Geçici Başbakan Necib Mikati ve Hizbullah’ın müttefiki Meclis Başkanı Nebih Berri’nin bu uzatma üzerine çalıştığı bilinirken, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği ise Başbakanın görev süresini uzatma kararnamesini hazırlayacağı yasal bir çalışma hazırlayacak. Aynı şekilde Berri, uzatmanın onaylanması için bu ay sonuna kadar meclisi toplantıya çağırmayı ve hükümetin ne yapacağını beklediğini söyledi.

Meclis’teki Ulusal Ilımlılık Bloğu üyesi Milletvekili Ahmed el-Hayr, cumhurbaşkanlığı koltuğunun boşaldığı ilk günden itibaren Lübnan’da siyasetle ilgili her şeyin cumhurbaşkanlığı seçimiyle iç içe geçtiğini belirtti. Aynı şekilde Lübnan Kuvvetleri Partisi kaynakları da Basil’in, bu meseleyi başkanlık geçmişiyle ele aldığına dikkati çekerken, General Avn’un genişleme çabalarının cumhurbaşkanlığı için önleyici bir mücadele yürütmek anlamına gelmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hayr, “Bu istisnai ve tehlikeli durumda, bölgesel ve yerel olarak Lübnan’daki tüm tarafların güvenlik durumuyla ilgili her konuda dikkatli olmaları ve bu nedenle güvenlik ve istikrarın korunması için askeri kuruma mutlak destek sağlamaları gerekmektedir” dedi. Bloğu, güvenlik hizmetlerinin liderliğinin genişletilmesine ilişkin bir yasa teklifi sunmuş olmasına rağmen aynı kategori ve hedefe giren her türlü öneriye de açık olduğunu belirten Hayr, aynı zamanda tüm tarafların ulusal çıkarları kişisel çıkarların önünde tutmasını ve bu uzatmayı kişisel kavgalardan uzak tutmasını umduğunu söyledi. Milletvekili Ahmed el-Hayr, Basil’in General Avn’un görev süresini uzatma çabalarını reddedici tavrını eleştirirken, “Lübnan Merkez Bankası’na yeni bir yönetici atanmasını reddedenler, bu şartlarda bugün yeni bir ordu komutanının atanmasını nasıl kabul edebilecekler?” diye sordu. Hayr ayrıca, “Mevcut hükümetin tam donanımlı bir hükümet olduğuna inanıyor ve kararların kabine masasında ulusal uzlaşıyla alınmasını umuyoruz” şeklinde konuştu. Milletvekili ayrıca, uzatma kararının mecliste ya da hükümette alınması halinde en önemli şeyin kamu tesislerinin, özellikle de güvenlik ve askeri kurumların yönetimi olduğunu vurguladı.

Kuvvetler

Lübnan Kuvvetleri kaynakları, Basil’i ordu komutanının görev süresini uzatma yoluyla cumhurbaşkanlığı savaşına girmekle suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Kuvvetler, muhalefet ve diğerleri ulusal güvenlik, savaş, cumhurbaşkanlığı boşluğu ve mali çöküş temelinde mücadele ederken uzatmayı reddetme mücadelesini veren kişi, özellikle de Milletvekili Basil, kişisel kriterlere ve farklılıklara dayalı olarak Joseph Avn’u cumhurbaşkanlığı seçimlerinden dışlama temelinde cumhurbaşkanlığı mücadelesini veren kişidir” dedi.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı mücadelesini, görev süresinin uzatılması yoluyla vermediğini söyleyen kaynaklar, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Hizbullah yüzünden tartışmaya açık olmadığı ve yeniden incelendiğinde her olayın güncelliğini koruduğu biliniyor. Aynı şekilde General Avn’un görev süresinin uzatılması konusunda belli bir siyasi ekibin vetosu varsa ve görev süresi uzatılırsa, cumhurbaşkanlığına ulaşamayacaktır” şeklinde konuştu.

Kaynaklar ayrıca, “Cumhurbaşkanlığı hesaplarının kendine göre şartları var. Kuvvetler, günümüz realitesine göre, cumhurbaşkanının yokluğunda ve devam eden savaş ortamında bir general atanmasının uygun olmayacağı çerçevesinde bir uzatma için baskı yapıyor. Aynı şekilde ordunun ve askeri kurumun hiyerarşisini de en üst rütbeye çıkarak yıkmak mümkün değildir. Rai’nin bahsettiği şey buydu. Kendisi, konunun başkanlık mülahazalarıyla değil, ulusal, güvenlik ve askeri mülahazalarla ilgili olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Hizbullah’ın henüz netleşmeyen tavrıyla ilgili olarak ise kaynaklar, “Hizbullah’ın Basil’le ilişkinin son iplerini de kesmek istemediği ve Basil’in Avn’a olan nefretinin boyutunun farkında olduğu açıkça görülüyor. Basil’in itirazlarına, Hizbullah ile ilişkilerinin kopma noktasına gelmesini istememesine ve direnişinde yanında olduğunu kanıtlayan bir müttefik olarak ona ihtiyaç duyduğu bir anda ilişkilerinin tamamen kırılmasını istememesine rağmen Franciyye’yi aday gösteren Hizbullah’tı” dedi.

Rai

General Avn’ın görev süresinin uzatılmasına destek çalışmaları kapsamında Lübnan Kuvvetleri bloğunun resmi ziyareti çerçevesinde Lübnan Kuvvetleri’nden bir heyet, dün Maruni Patriği Beşara er-Rai ile bir araya geldi. Bu bağlamda Milletvekili Pierre Bouassi, görev süresinin uzatılması, bir cumhurbaşkanı seçilmesi ve 1701 sayılı Kararın uygulanması gerektiğini vurguladı. Bouassi, “Ordu komutanının görev süresinin uzatılması konusunda blok ve partinin iradesini ifade ettik. Dikkat edilmesi gereken konular var. Bunlar, Lübnan’daki patlayıcı durum ve bir cumhurbaşkanının yokluğu. Çünkü koşullar, bir ordu komutanının atanmasına izin vermiyor” dedi. Milletvekili Pierre Bouassi, “Siyasallaşmamış bir ordu komutanı istiyoruz ve bugün atanacak herhangi bir komutan, kendisini atayan parti tarafından siyasallaştırılacaktır” dedi.

Bouassi, “Bazılarının iddia ettiği gibi ülkenin başsız, kurumların başsız olması ayrıntı değildir. Cumhurbaşkanının olmadığı bir ülkede refah, istikrar ve özgürlük ihtimalinin olduğu iddia ediliyor. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılabilmesi için kanunlara ve anayasaya saygı gösterilmesi ve Temsilciler Meclisi’nin açılması gerekmektedir” dedi. Milletvekili Pierre Bouassi, Rai’den alıntı yaparak, “Temsilciler Meclisi’nin felce uğramasının, cumhurbaşkanının seçilmesi sürecinin, devlet başkanının bulunmamasının sorumlusu engelleyiciler ve boykotçulardır” diyerek, sözlerinin devamında ise “Devlet, kurumlarındaki istikrar eksikliği nedeniyle tehdit altında ve Lübnan ordusunun, özellikle güney bölgesi olmak üzere Litani’nin güneyindeki sınırları kontrol edememesi nedeniyle tehdidi altında. Ancak Lübnan’a inanıyoruz ve halkının dayanıklılığına hâlâ güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Egemenlik Cephesi

Aynı şekilde dün Egemenlik Cephesi, ordu komutanıyla bir toplantı yaptı. Daha sonra bir basın toplantısında, bir Cumhurbaşkanının yokluğunda liderlik pozisyonuna yeni atanmayı kabul etmediklerini açıkladı. Cepheye göre Lübnan’ın tanık olduğu hassas ve istisnai koşullar (savaş, çöküş ve cumhurbaşkanlığı koltuğundaki boşluk) ışığında en önemli şey, ordu komutanlığı pozisyonunda herhangi bir boşluk oluşmasını önlemektir. Bunun için en etkili ve tek çözüm ise Genelkurmay Başkanı’nın, anayasa tarafından komutayı üstlenecek bir isim önerme hakkı tanınan bir cumhurbaşkanı seçilinceye kadar görevde kalmasıdır.

Egemenlik Cephesi, yaptığı açıklamada, “Devletin geriye kalan özelliklerinin son omurgası ordudur. Ancak iktidar hırslarını kuruma sokan kişiler var. Ve burada imkansızı ortaya koyuyorlar. Buradan bir partiye, oradan bir harekete, buradan bir lidere ve oradan bir bloğa, liderlikteki Joseph Avn’dan kurtulmak için yalvarıyor. Ayrıca utanmaz, fırsatçı bir tavırla ortaya çıkıyor, tüm ilkeleri, gelenekleri, milletin çıkarlarını hiçe sayıyorlar. Benzeri görülmemiş bir siyasi pervasızlığın hizmetinde anayasayı ve tüzükleri ayaklar altına alıyorlar. Bu yüzden biz onlara izin vermeyeceğiz. Siz de onlara izin vermeyeceksiniz. Böylece cumhuriyet yargı oyunuyla devrilmeyecek” dedi.



Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
TT

Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)

The Times of Israel gazetesi, iki hafta önce Suriye'deki İsrail askerlerinin yaklaşık 250 keçiden oluşan bir sürüyü çaldığını ve Batı Şeria yerleşim yerlerindeki çiftliklere kaçırdığını bildirdi.

Gazete, Channel 12'nin kolluk kuvvetlerinden aldığı bilgiye göre askerlerin Golan Tepeleri'nde görev yapan birliklere mensup olduğunu ve Suriye topraklarında görev yaparken, Suriyeli çiftçilere ait olan keçi sürüsünü fark edip Batı Şeria'daki çiftliklere kaçırdıklarını belirtti.

Habere göre keçiler önceden hazırlanmış gibi görünen kamyonlara yüklendi ve hayvancılığın yaygın olduğu Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerlerindeki birkaç çiftliğe nakledildi.

Ordu, kanala yaptığı açıklamada, olayla bağlantılı olarak manga komutanının görevden alındığını, bölük komutanının kınama cezası aldığını ve askerlerin uzun süre görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)

Kanalın haberine göre olay, sürünün kaçırılmasından sonraki sabah, Golan Tepeleri'ndeki çiftçiler yol üzerinde dolaşan onlarca keçiyi fark edip orduya bildirdiklerinde ortaya çıktı ve soruşturma başlatıldı.

Haberlere göre keçilerin aranması halen devam ediyor. Yaklaşık 200 keçinin Batı Şeria'da damgasız ve aşısız olduğu düşünülürken, sürünün geri kalanı Suriye topraklarına dağılmış durumda.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre, İsrail güçleri, Beşar Esad rejiminin Aralık 2014'te devrilmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde dokuz noktaya konuşlandırıldı, bunların çoğu iki ülke arasındaki sınır boyunca BM gözetimindeki tampon bölge içinde.

Güçler, Suriye topraklarının 15 kilometre (yaklaşık 9 mil) içindeki bölgelerde faaliyet gösteriyor ve İsrail'in “düşman güçlerin” eline geçmesi halinde ülkeye tehdit oluşturabileceğini söylediği silahları ele geçirmeyi hedefliyor.


Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan Televizyonu’nun haberine göre Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişinin öldüğünü bildirdi.

Bakanlığın halk sağlığı acil durum operasyon merkezi açıklamasında, ölen iki kişiden birinin bu sabah Tire bölgesindeki Mansuri kasabasında bir kamyonu hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti.

Açıklamada, ikinci kişinin ise dün gece Nebatiye bölgesindeki bir arabayı hedef alan İsrail saldırısında öldürüldüğü belirtildi.


Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.