Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılması Cumhurbaşkanlığı krizini de uzatıyor

Muhalefet destek veriyor ve Basil, rekabetten çıkarmaya çalışıyor.

Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
TT

Lübnan Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin uzatılması Cumhurbaşkanlığı krizini de uzatıyor

Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)
Rai, Lübnan Kuvvetleri heyetini kabul etti (X)

Yeni yılın başında emekliliğe yaklaşan Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn’ın görev süresinin uzatılması için verilen mücadele, destekleyen veya adaylığına itiraz etmeyen çoğunluk ile onu rekabet alanından uzaklaştırmak için çalışanlar arasında cumhurbaşkanlığı mücadelesine dönüştü. Öyle ki başta (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket’in (ÖYH) Genelkurmay Başkanı Cibran Basil, bunu açıkça reddettiğini açıklamış ve bunun gerçekleşmesini engellemek için açık ve net bir şekilde çaba sarf etmişti.

Cumhurbaşkanlığı makamındaki boşluk bir yılı aşkın süredir devam ederken ve bu süre zarfında Genelkurmay Başkanı Avn, Lübnan içindeki ve dışındaki taraflarca defalarca aday gösterilmek üzere önerilirken, cumhurbaşkanlığı seçiminin bu ay içinde tamamlanabileceğine ilişkin herhangi bir göstergenin yokluğunda, Genelkurmay Başkanı’nın görev süresi de gelecek yılın başında sona erecek. Cumhurbaşkanlığındaki boşluğa paralel olarak Lübnan hükümeti ve parlamentosunun yetkilerinde de kısıtlanma yaşanıyor.

Buradan özellikle Lübnan’ın yaşadığı güvenlik koşulları dikkate alınarak General Avn ve bir takım güvenlik liderleri tarafından görev süresini uzatma üzerinde çalışmalar yapılmaya başlandı. Lübnan Kuvvetleri Partisi bloğu ve Ulusal Ilımlılık Partisi, bu doğrultuda iki yasal öneri sunarken, İlerici Sosyalist Parti ve diğer bloklar da desteklerini açıkladı. Aynı şekilde Maruni Patriği Beşara er-Rai de General Avn’ın görev süresinin uzatılmasına destek verirken açık sözlü davrandı ve ‘Lübnan’ın hayatının en hassas aşamasında ordu komutanını devirmenin utanç verici olduğunu’ söyledi.

Bununla birlikte Hizbullah, Basil ile olan ilişkisiyle ilgili nedenlerden dolayı ordu komutanının görev süresinin uzatılması konusunda sessiz. Ancak bu tür herhangi bir kararda yine de ilişkileriyle ilgili siyasi hesaplamaları dikkatle inceliyor. Bu durum ise hem hükümetin hem de parlamentonun karar almasını zorlaştırıyor. Geçici Başbakan Necib Mikati ve Hizbullah’ın müttefiki Meclis Başkanı Nebih Berri’nin bu uzatma üzerine çalıştığı bilinirken, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği ise Başbakanın görev süresini uzatma kararnamesini hazırlayacağı yasal bir çalışma hazırlayacak. Aynı şekilde Berri, uzatmanın onaylanması için bu ay sonuna kadar meclisi toplantıya çağırmayı ve hükümetin ne yapacağını beklediğini söyledi.

Meclis’teki Ulusal Ilımlılık Bloğu üyesi Milletvekili Ahmed el-Hayr, cumhurbaşkanlığı koltuğunun boşaldığı ilk günden itibaren Lübnan’da siyasetle ilgili her şeyin cumhurbaşkanlığı seçimiyle iç içe geçtiğini belirtti. Aynı şekilde Lübnan Kuvvetleri Partisi kaynakları da Basil’in, bu meseleyi başkanlık geçmişiyle ele aldığına dikkati çekerken, General Avn’un genişleme çabalarının cumhurbaşkanlığı için önleyici bir mücadele yürütmek anlamına gelmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hayr, “Bu istisnai ve tehlikeli durumda, bölgesel ve yerel olarak Lübnan’daki tüm tarafların güvenlik durumuyla ilgili her konuda dikkatli olmaları ve bu nedenle güvenlik ve istikrarın korunması için askeri kuruma mutlak destek sağlamaları gerekmektedir” dedi. Bloğu, güvenlik hizmetlerinin liderliğinin genişletilmesine ilişkin bir yasa teklifi sunmuş olmasına rağmen aynı kategori ve hedefe giren her türlü öneriye de açık olduğunu belirten Hayr, aynı zamanda tüm tarafların ulusal çıkarları kişisel çıkarların önünde tutmasını ve bu uzatmayı kişisel kavgalardan uzak tutmasını umduğunu söyledi. Milletvekili Ahmed el-Hayr, Basil’in General Avn’un görev süresini uzatma çabalarını reddedici tavrını eleştirirken, “Lübnan Merkez Bankası’na yeni bir yönetici atanmasını reddedenler, bu şartlarda bugün yeni bir ordu komutanının atanmasını nasıl kabul edebilecekler?” diye sordu. Hayr ayrıca, “Mevcut hükümetin tam donanımlı bir hükümet olduğuna inanıyor ve kararların kabine masasında ulusal uzlaşıyla alınmasını umuyoruz” şeklinde konuştu. Milletvekili ayrıca, uzatma kararının mecliste ya da hükümette alınması halinde en önemli şeyin kamu tesislerinin, özellikle de güvenlik ve askeri kurumların yönetimi olduğunu vurguladı.

Kuvvetler

Lübnan Kuvvetleri kaynakları, Basil’i ordu komutanının görev süresini uzatma yoluyla cumhurbaşkanlığı savaşına girmekle suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Kuvvetler, muhalefet ve diğerleri ulusal güvenlik, savaş, cumhurbaşkanlığı boşluğu ve mali çöküş temelinde mücadele ederken uzatmayı reddetme mücadelesini veren kişi, özellikle de Milletvekili Basil, kişisel kriterlere ve farklılıklara dayalı olarak Joseph Avn’u cumhurbaşkanlığı seçimlerinden dışlama temelinde cumhurbaşkanlığı mücadelesini veren kişidir” dedi.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı mücadelesini, görev süresinin uzatılması yoluyla vermediğini söyleyen kaynaklar, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Hizbullah yüzünden tartışmaya açık olmadığı ve yeniden incelendiğinde her olayın güncelliğini koruduğu biliniyor. Aynı şekilde General Avn’un görev süresinin uzatılması konusunda belli bir siyasi ekibin vetosu varsa ve görev süresi uzatılırsa, cumhurbaşkanlığına ulaşamayacaktır” şeklinde konuştu.

Kaynaklar ayrıca, “Cumhurbaşkanlığı hesaplarının kendine göre şartları var. Kuvvetler, günümüz realitesine göre, cumhurbaşkanının yokluğunda ve devam eden savaş ortamında bir general atanmasının uygun olmayacağı çerçevesinde bir uzatma için baskı yapıyor. Aynı şekilde ordunun ve askeri kurumun hiyerarşisini de en üst rütbeye çıkarak yıkmak mümkün değildir. Rai’nin bahsettiği şey buydu. Kendisi, konunun başkanlık mülahazalarıyla değil, ulusal, güvenlik ve askeri mülahazalarla ilgili olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Hizbullah’ın henüz netleşmeyen tavrıyla ilgili olarak ise kaynaklar, “Hizbullah’ın Basil’le ilişkinin son iplerini de kesmek istemediği ve Basil’in Avn’a olan nefretinin boyutunun farkında olduğu açıkça görülüyor. Basil’in itirazlarına, Hizbullah ile ilişkilerinin kopma noktasına gelmesini istememesine ve direnişinde yanında olduğunu kanıtlayan bir müttefik olarak ona ihtiyaç duyduğu bir anda ilişkilerinin tamamen kırılmasını istememesine rağmen Franciyye’yi aday gösteren Hizbullah’tı” dedi.

Rai

General Avn’ın görev süresinin uzatılmasına destek çalışmaları kapsamında Lübnan Kuvvetleri bloğunun resmi ziyareti çerçevesinde Lübnan Kuvvetleri’nden bir heyet, dün Maruni Patriği Beşara er-Rai ile bir araya geldi. Bu bağlamda Milletvekili Pierre Bouassi, görev süresinin uzatılması, bir cumhurbaşkanı seçilmesi ve 1701 sayılı Kararın uygulanması gerektiğini vurguladı. Bouassi, “Ordu komutanının görev süresinin uzatılması konusunda blok ve partinin iradesini ifade ettik. Dikkat edilmesi gereken konular var. Bunlar, Lübnan’daki patlayıcı durum ve bir cumhurbaşkanının yokluğu. Çünkü koşullar, bir ordu komutanının atanmasına izin vermiyor” dedi. Milletvekili Pierre Bouassi, “Siyasallaşmamış bir ordu komutanı istiyoruz ve bugün atanacak herhangi bir komutan, kendisini atayan parti tarafından siyasallaştırılacaktır” dedi.

Bouassi, “Bazılarının iddia ettiği gibi ülkenin başsız, kurumların başsız olması ayrıntı değildir. Cumhurbaşkanının olmadığı bir ülkede refah, istikrar ve özgürlük ihtimalinin olduğu iddia ediliyor. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılabilmesi için kanunlara ve anayasaya saygı gösterilmesi ve Temsilciler Meclisi’nin açılması gerekmektedir” dedi. Milletvekili Pierre Bouassi, Rai’den alıntı yaparak, “Temsilciler Meclisi’nin felce uğramasının, cumhurbaşkanının seçilmesi sürecinin, devlet başkanının bulunmamasının sorumlusu engelleyiciler ve boykotçulardır” diyerek, sözlerinin devamında ise “Devlet, kurumlarındaki istikrar eksikliği nedeniyle tehdit altında ve Lübnan ordusunun, özellikle güney bölgesi olmak üzere Litani’nin güneyindeki sınırları kontrol edememesi nedeniyle tehdidi altında. Ancak Lübnan’a inanıyoruz ve halkının dayanıklılığına hâlâ güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Egemenlik Cephesi

Aynı şekilde dün Egemenlik Cephesi, ordu komutanıyla bir toplantı yaptı. Daha sonra bir basın toplantısında, bir Cumhurbaşkanının yokluğunda liderlik pozisyonuna yeni atanmayı kabul etmediklerini açıkladı. Cepheye göre Lübnan’ın tanık olduğu hassas ve istisnai koşullar (savaş, çöküş ve cumhurbaşkanlığı koltuğundaki boşluk) ışığında en önemli şey, ordu komutanlığı pozisyonunda herhangi bir boşluk oluşmasını önlemektir. Bunun için en etkili ve tek çözüm ise Genelkurmay Başkanı’nın, anayasa tarafından komutayı üstlenecek bir isim önerme hakkı tanınan bir cumhurbaşkanı seçilinceye kadar görevde kalmasıdır.

Egemenlik Cephesi, yaptığı açıklamada, “Devletin geriye kalan özelliklerinin son omurgası ordudur. Ancak iktidar hırslarını kuruma sokan kişiler var. Ve burada imkansızı ortaya koyuyorlar. Buradan bir partiye, oradan bir harekete, buradan bir lidere ve oradan bir bloğa, liderlikteki Joseph Avn’dan kurtulmak için yalvarıyor. Ayrıca utanmaz, fırsatçı bir tavırla ortaya çıkıyor, tüm ilkeleri, gelenekleri, milletin çıkarlarını hiçe sayıyorlar. Benzeri görülmemiş bir siyasi pervasızlığın hizmetinde anayasayı ve tüzükleri ayaklar altına alıyorlar. Bu yüzden biz onlara izin vermeyeceğiz. Siz de onlara izin vermeyeceksiniz. Böylece cumhuriyet yargı oyunuyla devrilmeyecek” dedi.



İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti
TT

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi sakinleri, yaklaşık iki yıl süren savaş günlerini hatırlatan kanlı bir gün yaşadı. İsrail’in, Gazze’nin farklı bölgelerinde birçok hedefi vuran bir dizi hava saldırısı düzenlemesi sonucu, aralarında Hamas ve İslami Cihad mensuplarının aile bireylerinin de bulunduğu onlarca kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu saldırılar, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının yeni bir ihlali olarak değerlendirildi.

Gazze halkına, Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık iki yıllık savaş sırasında yaşadıkları zor anları hatırlatan İsrail hava saldırıları; evleri, apartman dairelerini, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı çadırları ve Hamas hükümetine bağlı bir polis merkezini hedef aldı.

Bu dağınık hava saldırılarında, aralarında 6 çocuk ve 3 kadının da bulunduğu en az 31 Filistinli hayatını kaybetti. Bazıları ağır olmak üzere Çok sayıda kişi ise çeşitli derecelerde yaralandı. Bu durum, can kaybının ilerleyen saatlerde artabileceğini gösteriyor.


İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

TT

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail’in bugün Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir dizi hava saldırısında 28 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Hamas, saldırıların ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak baltalamayı amaçladığını öne sürdü.

Bu bilanço, çatışmaları durdurmayı hedefleyen ateşkes anlaşmasından bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayda geçti.

Filistin Enformasyon Merkezi, “İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirdiği çok sayıda katliam sonucu bugün şehit olanların sayısının 28’e yükseldiğini” duyurdu. Merkez, İsrail savaş uçaklarının sabah saatlerinde Gazze kentinin kuzeybatısında yer alan Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni hedef aldığını, saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı da İsrail savaş uçaklarının, Gazze kentinin batısındaki Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni vurduğunu, saldırı sonucu çok sayıda polis memuru ve personelin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Öte yandan İsrail uçaklarının, Gazze kentindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde bir evi de bombaladığı, saldırıda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

fevefv
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgeyi inceleyen Filistinliler, 31 Ocak 2026 (Reuters)

Daha önce Nasır ve Şifa hastanelerinden yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzey ve güneyini hedef aldığını, bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu bildirmişti. Saldırılarda, iki ayrı aileden iki kadın ve altı çocuk hayatını kaybetti.

sdfvgt
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen bir Filistinli (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Nasır Hastanesi ise bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının yangına yol açtığını, saldırıda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu saldırıyı gerekçelendirdi

İsrail ordusunun ilk açıklaması ise Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’den geldi. Adraee, X platformunda yaptığı paylaşımda, İsrail ordusu ile iç istihbarat servisi Şin-Bet’in (Şabak), Gazze Şeridi’nde Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ait liderleri ve altyapıları hedef aldığını belirtti. Adraee, bunun, ‘dün ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesine yanıt’ olduğunu savunarak, Refah bölgesinde ‘yer altındaki bir tünelin içinden sekiz militanın çıktığını’ öne sürdü.

Adraee, “İsrail ordusu ve Şin-Bet, geçtiğimiz gece ve bu sabah Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde Hamas ve İslami Cihad’a mensup dört lideri ve unsuru hedef aldı. Ayrıca Gazze’nin orta kesiminde Hamas’a ait bir silah deposu, bir silah üretim tesisi ve roket fırlatma için kullanılan iki altyapı noktası vuruldu” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda Adraee, İsrail ordusu ve Şin-Bet’in ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesini ‘son derece ciddi’ gördüğünü belirterek, Gazze Şeridi’ndeki örgütlerin İsrail ordusuna ve İsrail vatandaşlarına yönelik saldırı girişimlerine karşı harekete geçmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Hamas ‘tehlikeli tırmanışı’ kınadı

Hamas, ‘işgal güçlerinin katliamlarını sürdürmesini ve yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırları hedef almasını tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının kasıtlı biçimde baltalanması’ olarak değerlendirdi.

Hamas, bugün yayımladığı basın açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanını sürdürdüğünü, savaş uçaklarının Han Yunus’ta yedi kişilik yerinden edilmiş bir ailenin kaldığı çadırı hedef alması sonucu tamamının hayatını kaybettiğini bildirdi. Açıklamada, son saatlerde Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde yaşamını yitirenlerin sayısının altısı çocuk olmak üzere 12’ye yükseldiği belirtilerek, bunun ‘vahşi bir suç ve ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali’ olduğu vurgulandı.

Hamas, sivillerin, ailelerin ve çocukların sığındığı çadırların hedef alınmasının, İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik ‘soykırım niteliğindeki savaşı’ sürdürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamada, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen bu saldırıların devam etmesinin, İsrail’in anlaşmayı ciddiye almadığını, arabulucuların ve garantör ülkelerin çabalarını hiçe saydığını gösterdiği kaydedildi.

Hamas, ateşkes anlaşmasının garantör ülkelerine ve ABD yönetimine çağrıda bulunarak, “İsrail’in ateşkesi baltalamaya yönelik politikasını durdurmak, sivillere yönelik savaş ve katliamları sona erdirmek ve varılan anlaşmanın oyalama ya da manevra olmaksızın uygulanmasını sağlamak için derhal harekete geçilmesi” gerektiğini belirtti.

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bin 300’ü aşkın ihlal sonucu bin 850’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bildirildi.

vfedvf
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkaz altında kalanları arayan Filistinliler (Reuters)

İsrail, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana dört askerinin öldürülmesinden Filistinli silahlı grupları sorumlu tutuyor. İsrail ordusu bir gün önce, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta bir tünelden sekiz militanın çıktığını tespit ettiklerini, bunlardan üçünün öldürüldüğünü, dördüncü kişinin ise bölgede Hamas’ın önde gelen liderlerinden biri olarak tutuklandığını açıklamıştı.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik yirmi maddelik planının ikinci aşamasının uygulanması hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak yaşanıyor. Planın ilk duyurusu, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından bu ayın başında, bölgede teknokrat bir Filistin hükümeti kurulmasıyla birlikte yapılmıştı.

Planın ikinci aşaması, Hamas’ın silahsızlandırılması gibi hassas konuları içeriyor. Ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi’nin bazı bölgelerinden çekilmesi ve barışı koruma amaçlı uluslararası bir gücün konuşlandırılması öngörülüyor.

Söz konusu plan kapsamında, savaş boyunca büyük bölümü kapalı kalan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nın yarın yeniden açılması bekleniyor.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail’in bugün (Cumartesi) şafak vaktinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bu rakam, çatışmaların durdurulmasını hedefleyen Ekim ayında varılan anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak dikkat çekti.

Nasser ve Şifa hastanelerindeki yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzeyi ve güneyini hedef aldığını; bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu aktardı. Hayatını kaybedenler arasında iki kadın ve iki farklı aileden altı çocuk yer aldı.

Associated Press (AP) haberine göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının öldüğünü açıklarken; Nasser Hastanesi ise bir çadır kampına düzenlenen saldırının yangına yol açtığını, bunun sonucunda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Görsel kaldırıldı.
Gazze kentinde İsrail saldırısının vurduğu alanı inceleyen bir Filistinli. (Reuters)

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun anlaşmayı 1300’den fazla kez ihlal etmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve yirmi maddeden oluşan planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Plan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ay başında açıklanmış; Gazze’de teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetinin kurulmasını da öngörmüştü.