Sisi: Filistinlilerin Gazze'den Mısır'a sürülmesi konusu kırmızı çizgimizdir

Ülkesinin Refah sınır kapısını yardımlara kapatmadığını ve kapatmayacağını söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Filistinlilerin Gazze'den Mısır'a sürülmesi konusu kırmızı çizgimizdir

Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Kahire Stadyumu'nda Perşembe günü düzenlenen Filistinlilere destek etkinliğinde konuşan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin Mısır'a göç ettirilmeyeceğini bir kez daha vurgulayarak, Mısır'ın Gazze ve Batı Şeria'daki Filistinlileri Mısır ve Ürdün'e sürme planlarına karşı kararlı bir duruş sergilediğini ifade etti. Ayrıca, göç meselesinin kırmızı çizgi olduğunu ve asla kabul edilmeyeceğini veya izin verilmeyeceğini söyleyen Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin Refah Sınır Kapısını Gazze'ye yönelik insani yardımlara asla kapatmayacağını da vurguladı.

Mısır, 7 Ekim'de düzenlenen Aksa Tufanı operasyonundan bu yana Gazze sakinlerinin topraklarından zorla çıkartılarak Sina'ya doğru yönelmelerinin tehlikeli olduğu konusunda sürekli uyarılarda bulunuyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, Gazze'deki insanların zorla göç ettirilmesine karşı ülkesinin tutumunu, birçok farklı vesileyle net bir şekilde ifade etti. Geçen ay Sisi, Mısır'ın ulusal güvenliğine zarar verilmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulunarak, "Mısır'ın ulusal güvenliğini koruma konusunda hiçbir taviz verilmeyecek” dedi. Başka bir açıklamasında ise Sisi "Mısır güçlü bir devlet ve ona dokunulmaz" dedi.

Binlerce Mısırlı, Mısır ve Filistin bayraklarını taşıyarak, ‘Yaşasın Mısır, Filistin'le Omuz Omuza’ adlı etkinlikte bir araya geldi. Yardım malzemelerini taşıyan onlarca kamyon, Refah Sınır Kapısına gitmeden önce stadyum önünde sıralandı.

Mısır Cumhurbaşkanı, etkinlik sırasında yaptığı konuşmada, Filistin meselesinin ‘son derece tehlikeli ve hassas bir süreç’ içinde olduğunu, insana yakışmayan ve ölçüsüz bir tırmanışın yaşandığını, bu tırmanışın ‘kitlesel cezalandırma ve katliamlar yapma, halkı sürgüne gönderme ve toprakları ele geçirme’ amacı taşıdığını belirterek uyardı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire'nin bin 300 kamyon aracılığıyla Gazze’ye 12 bin ton yardım ulaştırdığını, bu yardımların 8 bin 400 tonunun Mısır’a ait olduğunu ve bu miktarın yardımların toplamının yüzde 70'ini temsil ettiğini vurguladı. Sisi, “Ülkemiz, Filistin halkına yönelik insani yardımları en üst düzeye çıkarmak konusunda sorumluluklarının bilincindedir. Bu çerçevede harekete geçtik ve ablukadaki iki milyondan fazla Filistinliye yardım sağlamak amacıyla kararlı bir çaba içindeyiz” dedi.

Mısır'daki Ulusal Sivil Kalkınma İttifakı 15 binden fazla gönüllünün katılımıyla Perşembe günü gerçekleştirilen bir etkinlikte yaklaşık 9 bin tonluk yeni yardımları içeren 500'den fazla kamyonun Filistin'e doğru hareket ettiğini duyurdu. Bu yardımların içinde ilaçlar, gıda maddeleri, giysiler ve battaniyeler bulunuyor. Yardımlar, Kahire Stadyumu önünden Refah Sınır Kapısı yönetimine teslim edilmek ve daha sonra Filistin'e gönderilmek üzere yola çıkıyor.

Sisi, “Ülkemiz, Refah Sınır Kapısını Gazze'ye yönelik insani yardımlara hiçbir zaman kapatmamış ve kapatmayacaktır. İsrail kuvvetleri Filistin tarafından kullanılan bu geçidi dört kez bombaladı. Mısır bu savaşın tırmanmasını engellemek için samimi ve etkili bir çaba sarf ediyor. Siyasi açıdan Mısır, ‘çatışmanın durdurulması ve Gazze Şeridi'ne insani yardım akışının sağlanması gerekliliğinin’ uluslararası alanda tanınmasını sağlamak amacıyla geniş uluslararası ve bölgesel katılımla Kahire'de ilk uluslararası zirveyi düzenledi” dedi.

Geçen ay Kahire'de düzenlenen barış zirvesine katılanlar (Reuters)
Geçen ay Kahire'de düzenlenen barış zirvesine katılanlar (Reuters)

Mısır'ın İskenderiye kenti geçen ay Sisi'nin çağrısıyla düzenlenen Barış Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Mısır Cumhurbaşkanı zirvede yaptığı konuşmada, ‘Filistin meselesinin adil bir çözüme ulaşmadan kapanmayacağını ve hiçbir ihtimalin asla Mısır'ın aleyhine olmayacağını’ vurguladı. Ayrıca, bu ay Riyad'da gerçekleştirilen Arap-İslam Zirvesi’nde, ‘Gazze kuşatmasını kırma ve acil olarak gıda, ilaç ve yakıtı içeren Arap, İslam ve uluslararası insani yardım konvoylarını Gazze Şeridi’ne ulaştırma’ çağrısında bulundu.

Sisi, konuşmasında ‘anında ateşkes ilan edilmesi ve adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için müzakere masasına dönülmesi gerekliliğini’ vurguladı. Ayrıca, bu barışın Filistin halkının meşru haklarına saygı gösterilerek, özellikle başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin tanınmasıyla sağlanması gerektiğini belirtti. Sisi, ‘Mısır'ın, ABD ve Katar ile birlikte ortak yürüttükleri çabaların, dört gün sürecek ve uzatılabilecek bir insani ateşkes anlaşmasına ulaşmada başarılı olduğunu ve bu anlaşmanın en kısa sürede ve gecikmeksizin uygulanmasını umduğunu’ dile getirdi.



İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.


İsrail ihlalleri krizi derinleştiriyor: Hamas’tan uyarı

Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
TT

İsrail ihlalleri krizi derinleştiriyor: Hamas’tan uyarı

Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)

Hamas yakın kaynaklar, hareketin İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki ihlallerinin sürmesi nedeniyle arabuluculara tepki gösterdiğini açıkladı. Son olarak, Kassam Tugayları’nın (hareketin askeri kanadı) önde gelen isimlerinden İyad eş-Şenberi’nin öldürülmesi bu tepkinin odağında yer aldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre Hamas, bu ihlallerin ve özellikle güvenlik alanındaki liderlerin hedef alınmasının, arabulucuların İsrail’i yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacak açık bir anlaşma tesis etme çabalarına darbe vurduğunu değerlendirdi. Hareket, arabulucuları “ciddi ve kararlı” şekilde müdahale etmeye çağırdı. Kaynaklar, ateşkesin 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmesinden bu yana süren ihlallerin yaklaşık bin Filistinlinin ölümüne yol açtığını belirtti. Arabulucuların ise ihlalleri durdurmak için çabalarını sürdürdüklerini belirtti.

Gazze Yönetim Komitesi ile temas halinde olan bir Filistinli kaynağın verdiği bilgiye göre, “Barış Konseyi”nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov, pazartesi günü İsrail’den Kahire’de yürütülen müzakerelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’ye yönelik hava saldırılarını 48 saat durdurmasını talep etti. Ancak bu çağrıya İsrail’den yanıt gelmedi. Hamas kaynakları ise bu talepten haberdar olmadıklarını söyledi.

fgrthy
Filistin Sivil Savunma ekipleri, Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısıyla hedef alınan bir aracı inceliyor (EPA)

Arabulucular ve “Barış Konseyi” tarafından sunulan yeni önerinin ardından Hamas’ın, plana ilişkin not ve değişiklik taleplerini içeren bir yanıt hazırladığı ve müzakere heyetinin bunu Mladenov ile arabuluculara ileteceği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın daha önce ulaştığı taslağa göre, “Barış Konseyi” temsilcileri ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucular ve ABD’nin katkısıyla hazırlanan yeni öneri, özellikle Gazze’nin silahsızlandırılması başlığına odaklanıyor. “Yol haritası” başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için öngördüğü kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamaya yönelik 15 maddeden oluşuyor ve ateşkesin ikinci aşamasının hayata geçirilmesini ele alıyor.

Kaynaklara göre Hamas’ın vereceği yanıt; İsrail’in çekilmesi için net bir takvim belirlenmesi, İsrail’i yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacak uluslararası garantilerin sağlanması, yeniden inşa sürecinin silahsızlandırma şartına bağlanmaması ve Filistinli grupların siyasi faaliyetlerini kısıtlama olmaksızın sürdürebilmesinin güvence altına alınması gibi talepleri içerecek.

Yeni belgede ayrıca, “Uygulamanın Doğrulanması (Teyidi) Komitesi” adıyla bir yapı kurulması öngörülüyor. Gazze’den sorumlu üst temsilci tarafından oluşturulacak bu komitenin; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Konseyi’nden oluşması planlanıyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini denetlemesi ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla desteklenmesi hedefleniyor.

Belgenin ilk maddesinde, tüm tarafların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı ile Trump’ın kapsamlı planına tam bağlılık göstermesinin önemi vurgulanıyor. Bu iki çerçevenin, sürecin uygulanmasında temel referans olacağı belirtilirken; sivil yaşamın yeniden tesis edilmesi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden inşa, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile Filistin halkının kendi kaderini tayin edebileceği güvenilir bir sürece ulaşılmasının hedeflendiği ifade ediliyor.


İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
TT

İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan

Suriye İçişleri Bakanlığı dün akşam, ‘İki Guta’nın Düşmanı’ olarak bilinen Mizer Suvan’a ait itirafları içeren bir video yayımladı. Suvan, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere uluslararası yaptırım listelerine alınmıştı ve Doğu Guta ile Batı Guta’ya yapılan hava saldırılarından sorumlu tutuluyordu.

Söz konusu video, daha önce rejim güçlerinde görev yapmış 3 eski pilotun sorgularını içeriyor. Bu 3 pilottan biri olan Suvan, hava saldırılarına dair emirlerin Beşşar Esed’den geldiğini doğruladı.

Videoda Suvan’ın yanı sıra, Abdulkerim Aliya ve Rami Süleyman yer aldı.

Suvan, askeri alanda çeşitli görevlerde bulunmuş ve özellikle Dumeyr Hava Üssü’nde 20. Hava Tümeni’nin komutanlığını yapmıştı. Esed’in devrilmesinin ardından, Guta’daki halk ayaklanmalarına karşı savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırılara dair emir veren kişiler arasında yer alıyordu. Guta yıllarca muhalif grupların en önemli kalesi olarak biliniyordu.

Suvan’ın, geçtiğimiz haziran ayında, devrik yönetim sonrasında başlayan tutuklamalar çerçevesinde gözaltına alınması, eski rejim üyeleri ve Esed ailesine yakın isimleri kapsayan bir dizi tutuklamanın parçasıydı. Bu tutuklamaların en sonuncusu, Beşşar Esed’in kuzeni ve uyuşturucu ticaretine karıştığı iddia edilen isimlerden biri olan Vesim Esed’di.

Kameraya kaydedilen sorgulamada Suvan, “Bombardıman emri bize Beşşar Esed’den geliyordu” dedi.

dvevf
15 Aralık 2024’te çekilen bu fotoğrafta, Doğu Guta’daki Suriye kasabası Cuber’de yıkılmış binalar görülüyor. (AFP)

Suvan açıklamalarına şöyle devam etti: “2013’ün başlarında, savaş uçakları güneydeki geniş bölgeleri, özellikle Dera ve Guta’yı bombalamaya başladı. Bazı pilotlar ise özel ayrıcalıklara sahipti ve bu onlar için farklı bir statüydü.”

Bombalama emirlerinin nasıl alındığına dair ise “Emirler, faks yoluyla iletiliyordu. Faksla, uçuş sayıları ve koordinatlar belirleniyor, ardından bu emirler hava üslerine dağıtılıp uygulanıyordu” dedi.

Suvan, pilotların görevlerini ‘hedefleri bilmeden ve rastgele’ yerine getirdiklerini de belirtti. Bir soru üzerine “Hedefi bilmiyordum, seçmedim. Sadece verilen emirleri yerine getiriyordum, çünkü reddedemezdim. Reddedersem, hem benim hem de ailemin sonu idam olurdu” şeklinde konuştu.

yju
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

Birleşik Krallık, ‘Beşşar Esed rejiminin politikalarına hizmet eden’ Mizer Suvan’ı Suriye’ye yönelik yaptırım listesine dahil etti.

AB de Suvan’ı, ‘sivillere yönelik şiddetli baskı uygulamakla, özellikle de sivil alanlara hava saldırıları düzenlemekle’ suçladı.

Diğer taraftan Suriyeli pilot Rami Süleyman, Duma’ya iki vakum bombası attığını anlattı. Süleyman, “Ne içerdiğini bilmiyordum, belki kimyasal bombalardı. Guta üzerinde 50 metre yükseklikten uçtum, bir insansız hava aracı (İHA) da saldırıyı kaydediyordu… Ertesi gün, medyada kimyasal saldırı haberi yayıldı” ifadelerini kullandı.

fdvfv
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

21 Ağustos 2013’te gerçekleşen ve rejim güçlerine atfedilen kimyasal saldırıda, bin 400’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 10 binden fazla kişi ise yaralanmıştı. Çoğu kurban, çocuklar ve kadınlar olarak kayıtlara geçti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) o dönemdeki Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından 16 Eylül 2013’te yayımlanan raporuna göre, “Kimyasal silahların, Suriye’deki çatışmada, özellikle sivillere ve çocuklara karşı yaygın şekilde kullanıldığı” sonucuna varıldı. Raporda, bu bulguların kesin ve tartışmasız olduğu vurgulandı.