Cumhuriyetçi senatör ABD güçlerinin Suriye'den çekilmesini istedi

Cumhuriyetçi senatör, ABD Kongresi ve Temsilciler Meclisi'ndeki daha önceki başarısız girişimlere rağmen ABD güçlerinin Suriye topraklarından çekilmesi çağrısında bulundu.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetinin Rumeylan kırsalındaki ABD güçleri (AFP)
Geçtiğimiz Temmuz ayında Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetinin Rumeylan kırsalındaki ABD güçleri (AFP)
TT

Cumhuriyetçi senatör ABD güçlerinin Suriye'den çekilmesini istedi

Geçtiğimiz Temmuz ayında Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetinin Rumeylan kırsalındaki ABD güçleri (AFP)
Geçtiğimiz Temmuz ayında Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetinin Rumeylan kırsalındaki ABD güçleri (AFP)

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul'un ofisi, Paul’un ABD Kongresi'ni 15 Kasım'da sunduğu ve Suriye'de konuşlandırılmış ABD güçlerinin geri çekilmesi çağrısında bulunan yasa tasarısını oylamaya ‘zorlayacağını’ söyledi.

Her ne kadar Paul böyle bir projeyi ilk kez sunmuyor olsa da ABD Kongresi üyelerinin desteğini almak için yaptığı önceki girişimde başarısız oldu. Paul’a yakın kaynaklar, Savaş Yetkileri Yasası’na dayanan bir mekanizmaya göre taslağın gelecek hafta sunulmasını bekliyor.

FOTO: Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, yardım paketiyle ilgili çekincelerini dile getirdi. (AP)
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, yardım paketiyle ilgili çekincelerini dile getirdi. (AP)

Bu karar, Başkan'ın ABD Kongresi'nden savaş izni talep edip almaması halinde, yayınlandıktan sonraki 30 gün içinde birlikleri geri çekecek.

Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Matt Gaetz de aynı şeyi yapmaya çalıştı ve bu yılın Mart ayında 103 oya karşı 321 oy çoğunluğuyla başarısız oldu. Demokrat Temsilci Jamaal Bowman'ın 2021, 2022 ve 2023'te iki tarafın desteğini alan ancak sonuçta başarısız olan benzer yasa tasarıları ve değişiklikleri sunması nedeniyle bu sadece Cumhuriyetçilerin meselesi değil.

FOTO: Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetindeki ABD askerleri (Şarku'l Avsat)
Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke vilayetindeki ABD askerleri (Şarku'l Avsat)

Paul yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Amerikan halkı Ortadoğu'daki bitmek bilmeyen savaşlardan bıktı. Ancak Suriye'de hâlâ hiçbir Amerikan çıkarı tehlikede olmayan, zafer tanımı olmayan, çıkış stratejisi olmayan ve Kongre'nin orada bulunma izni bulunmayan 900 Amerikan askeri var. Eğer genç kadın ve erkeklerimizi savaşmaları ve belki de sözde bir amaç uğruna hayatlarını feda etmeleri için Suriye'ye üniformalı olarak göndereceksek, onların seçilmiş temsilcileri olarak en azından onları oraya göndermenin yararlarını tartışmamız gerekmez mi? Bunu yapmamız gerekmez mi? Anayasal görevimizi yapıyor ve onları gönderdiğimiz misyonun gerçekleştirilebilir olup olmadığını tartışıyor muyuz?”

Yeni saldırı

CNN, Çarşamba günü Suriye'de Fırat Nehri üzerinde konuşlanan Amerikan kuvvetleri ve DEAŞ'e karşı uluslararası koalisyon güçlerinin füze saldırısına maruz kaldığını bildirdi. İsmi açıklanmayan bir ABD’li yetkilinin aktardığına göre füze can kaybına yol açmadı. Yetkili, saldırının arkasında kimin olduğunu belirtmedi.

Çarşamba günkü saldırı, İsrail ile Hamas arasında Gazze'deki savaşta ateşkesin sağlandığı 23 Kasım'dan bu yana ilk saldırı oldu. Amerikan kuvvetleri, özellikle Gazze'de savaşın başlamasının ardından son haftalarda, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) doğrudan İran tarafından desteklendiğini söylediği milisler tarafından füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) en az 74 saldırıya maruz kaldı.

FOTO: Geçtiğimiz Ocak ayında et-Tanf Askeri Üssü yakınında Özgür Suriye Ordusu savaşçılarıyla birlikte Amerikan askerleri. (X)
Geçtiğimiz Ocak ayında et-Tanf Askeri Üssü yakınında Özgür Suriye Ordusu savaşçılarıyla birlikte Amerikan askerleri. (X)

Biden yönetimi, bu saldırılara yanıt olarak hem Suriye hem de Irak'taki hedeflere sınırlı saldırı izni verdi. Paul gibi eleştirmenler, Suriye'deki operasyonun askeri güç kullanımına ilişkin 2001 ve 2002 yetkileri kapsamında olmadığını söylüyor. Ancak Barack Obama'nın 2015'teki Suriye iç savaşı sırasında kuvvetlerini konuşlandırmasından bu yana ABD ordusu, burada bir dizi devlet ve devlet dışı aktörle savaş halinde. Gazze Savaşı nedeniyle artan gerginlik ve saldırıların ABD güçlerinin geri çekilmesi meselesini zorlaştıracağı yahut da kolaylaştıracağı belli değil.

FOTO: 21 Kasım'daki ABD saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah mensubunun cenazesi. (AFP)
21 Kasım'daki ABD saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah mensubunun cenazesi. (AFP)

Biden yönetimi caydırıcılık amacıyla bölgede ABD askeri varlıkları inşa etmeye çalışıyor, ancak bunun gerilimi daha da kötüleştirdiğini söyleyen eleştirmenler var.

Paul açıklamasında, ABD güçlerinin Suriye ve Irak'tan çekilmesiyle ABD'nin ‘İsrail'e verdiği destek nedeniyle ABD güçlerine karşı misilleme konusunda endişelenmesine gerek kalmayacağını’ belirtti. Paul’un ‘siyasi durgunluk ve siyasi korkaklık’ olarak tanımladığı şey, Irak ve Suriye'deki ABD askeri personelini, ABD'yi daha büyük bir bölgesel savaşta cezalandırmak isteyenler için kolay hedefler olmaya mahkûm ediyor.



İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)

Sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı. Bu, haftalardır kaydedilen en yüksek vefat sayısının görüldüğü günlerden biri olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda İsrail, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarını sürdürdü.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Gazze Şeridi’ndeki sağlık görevlileri ve İçişleri Bakanlığı, ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde gerçekleşen İsrail hava saldırısında bir üst düzey polis yetkilisi ile sekiz kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, çoğunluğu yoldan geçen kişiler olmak üzere en az 14 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Dün sabah saatlerinde ise sağlık yetkilileri, Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlenen bir başka hava saldırısında, hamile bir kadın ve çocuğunun bulunduğu bir aileden üç kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

safrgt
İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze töreninden (Reuters)

İsrail ordusu, dün Gazze’ye düzenlediği saldırının, bir gün önce Hamas mensuplarının İsrail güçlerine ateş açmasına karşılık olduğunu açıkladı.

Ordu, polisin hayatını kaybettiği saldırıya mı yoksa Nuseyrat’taki saldırıya mı atıfta bulunduğunu belirtmedi. İşgal altındaki Batı Şeria’da ise Filistin sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin bir aileden anne, baba ve iki çocuğu araçlarında katlettiğini açıkladı. İsrail ordusu, olayla ilgili inceleme yürüttüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi, 7 Ekim 2023’te Hamas önderliğindeki saldırıların ardından patlak veren ve iki yıl süren yıkıcı savaşın ardından geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana tekrarlanan şiddet dalgalarına tanık oldu.

Bölge sakinleri, sağlık görevlileri ve analistlere göre, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlangıcında Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar azalmış, ancak daha sonra yeniden artış göstermeye başlamıştı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, İsrail’in İran’la savaşın başlamasından bu yana en az 36 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, ekim ayındaki ateşkesten bu yana en az 670 kişinin İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail ise aynı dönemde Gazze’de militanlar tarafından dört askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

“Bize doğrudan ateş açıldı”

Batı Şeria’daki Tammun kasabası sağlık yetkilileri, 37 yaşındaki Ali Halid Beni Avde, eşi 35 yaşındaki Vâd ve çocukları 5 yaşındaki Muhammed ile 7 yaşındaki Osman’ın başlarından vurularak öldürüldüğünü, iki çocuğun da yaralandığını açıkladı.

İsrail ordusu, Tammun’da ‘güvenlik güçlerine karşı terör faaliyetlerine karıştıkları’ iddiasıyla aranan Filistinlileri yakalamak için bir operasyon düzenlendiğini duyurdu.

Ordu açıklamasında, “Operasyon sırasında bir araç hızla kuvvetlere doğru ilerledi. Kuvvetler bunu doğrudan bir tehdit olarak görüp ateş açtı. Sonuç olarak, araçtaki dört Filistinli öldü. Olayın ayrıntıları inceleniyor” ifadeleri yer aldı.

Hayatta kalan çocuklardan 12 yaşındaki Halid, Reuters’a verdiği röportajda, annesinin ağladığını ve babasının dua ettiğini duyduğunu, ancak diğer kardeşlerinden hiçbir ses gelmediğini, ardından aracın kurşun yağmuruna tutulmasıyla sessizlik çöktüğünü anlattı.

Halid, “Bir anda doğrudan ateş açıldı. Araçtaki herkes hayatını kaybetti, sadece ben ve kardeşim Mustafa kurtulduk” dedi.

sdfergty
Filistinli Mustafa, dün onları taşıyan araca ateş açan İsrail askerleri tarafından yaralandı; aynı saldırıda anne babası ve iki kardeşi hayatını kaybetti. (AFP)

Halid, askerlerin onu araçtan çıkardıktan sonra kendisine, “Köpekleri öldürdük” dediklerini aktardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, bir Filistinlinin de gece saatlerinde yerleşimciler tarafından düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğini açıkladı.

İnsan hakları örgütleri ve sağlık görevlileri, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sırasında uygulanan hareket kısıtlamalarını fırsat bilerek Filistinlilere saldırdıklarını belirtiyor. Ayrıca, askeri kontrol noktalarının ambulansların kurbanlara hızlı ulaşmasını engellediği vurgulanıyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı, yerleşimcilerin şubat ayı sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte Batı Şeria’da en az beş Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi.


Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.