Hamas ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasının riskleri

Gözlemcilere göre cesetler de müzakerelere dahil edilebilir. Bunun yanı sıra yardımların ulaşması, nefes alma imkanı ve her iki taraftan da tüm mahkumların serbest bırakılması için bir anlaşma yapılabilir.

Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria'da Ramallah ile Beytuniya arasında bulunan Ofer askeri hapishanesine lazer tutuyor. (AFP)
Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria'da Ramallah ile Beytuniya arasında bulunan Ofer askeri hapishanesine lazer tutuyor. (AFP)
TT

Hamas ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasının riskleri

Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria'da Ramallah ile Beytuniya arasında bulunan Ofer askeri hapishanesine lazer tutuyor. (AFP)
Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria'da Ramallah ile Beytuniya arasında bulunan Ofer askeri hapishanesine lazer tutuyor. (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketi İsrail ile yapılan ateşkes anlaşması kapsamında çarşamba günü itibarıyla, rehin aldığı 60 kadın ve çocuğu serbest bıraktı. Bu rehinelerden bazıları çifte vatandaşlığa sahip. Ateşkes aynı zamanda İsrail hapishanelerindeki tutukluların serbest bırakılmasını da öngörüyor.

Anlaşmaya göre İsrail 180 Filistinli tutukluyu serbest bıraktı. Hamas’ın ayrıca anlaşma çerçevesi dışında serbest bıraktıklarının sayısı, çoğunluğu Taylandlı işçiler olmak üzere 23’tü. Katar, Mısır ve ABD'nin arabuluculuğunda dört günlük bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varıldı ve ateşkes iki gün daha uzatıldı. İlave uzatma için görüşmeler sürüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken dün ateşkesin uzatılması yönünde baskı yapmak üzere İsrail'e geldi. Bu ateşkes neyi gerektiriyor? Her iki taraf için de muhtemel uzatma gerekçeleri neler?

Cesetler ‘müzakerelere’ dahil edilebilir

İsrailli yetkililer, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e yönelik benzeri görülmemiş saldırısında 240 kişiyi rehin aldığını söylüyor. AFP’nin tahminlerine göre bunların arasında Gazze Şeridi'nde hâlen en az 36'sı kadın ve çocuk olmak üzere 130 tutuklu var.

Hamas haftalar önce, İsrail'in Gazze Şeridi'ni şiddetli bir şekilde bombalaması sonucunda 60 rehinenin öldürüldüğünü açıklamıştı. Hamas hükümetine göre İsrail saldırısı yaklaşık 15 bin yaşamına mal oldu.

Her iki tarafın da elinde bulundurduğu cesetler belli bir aşamada müzakerelerin bir parçası olabilir. İsrailli yetkililere göre İsrail'de Hamas'ın saldırısında çoğunluğu sivil bin 200 kişi yaşamını yitirdi.

Yardım ve nefes alma imkanı

Gazze Şeridi'ndeki yıkıcı bombalama ve İsrail'in 27 Ekim'de başlayan kara saldırısının ardından gelen ateşkes ne kadar uzun sürerse Hamas'ın pozisyonunu yeniden düzenleme ve savaşçılarını yeniden donatma fırsatı da o kadar artacak.

Cihat Hareketi Medya Departmanı Başkanı Davud Şehab, önceki gün AFP’ye şu açıklamada bulundu:

Bu ateşkes taktik ve saha ihtiyaçlarının yanı sıra insani ihtiyaçları da karşılıyor. Asıl amaç insanlarımıza nefes alma, yaralarını iyileştirme, evlerine dönüp inceleme yapma, şehitleri arama, enkaz altından çıkarma ve defnetme imkanını vermektir. Ayrıca istenilen şekilde sağlanamamış olsa da Gazze Şeridi'nin özellikle kuzey kısmına en büyük miktarda yardım yapılması yönünde baskı oluşturmaktır.

Ateşkes kapsamında İsrail'in 9 Ekim'den bu yana abluka altında tuttuğu ve su, elektrik ve yakıttan mahrum bıraktığı Gazze Şeridi'ne büyük miktarda yardım girdi. Bu yardım, 1,7 milyonu yerinden edilmiş 2,4 milyon Gazze sakininin nefes almasını sağlıyor.

Hamas'a hediye

Analistler ateşkesin Hamas'a bir ‘hediye’ olduğu görüşünde. Hamas daha önce İsrail'in rehineler ve mahkumlarla ilgili müzakereleri kabul etmesinin bir ‘zafer’ olduğunu belirtmişti. İsrail, Hamas'ı ortadan kaldırma kararlılığını açıkladıktan sonra, Filistin hareketinin hayatta kalmayı ve Gazze'yi yönetmeyi sürdürmeyi başardığı her an, kendisi için bir ‘zaferdir’.

Filistinli tutukluların rehineler karşılığında serbest bırakılması, 1967'den bu yana İsrail'in işgali altında olan Batı Şeria'da Hamas'ın popülaritesinin artmasına neden oldu. Batı Şeria, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki Fetih Hareketi’nin kalesi olarak kabul ediliyor. İsrail hapishanelerinden serbest bırakılan tutukluların çoğu Batı Şeria'dan geliyor.

Cihad Hareketi, Hamas’la birlikte salı günü ilk kez beşinci rehine grubunun Uluslararası Kızılhaç'a teslim edilmesine katıldı. Bu, Cihad hareketinin de elinde rehineler bulundurduğunu gösteriyor. Diğer yandan Cihad Hareketi, Hamas'ın yanında İsrail ordusuyla savaştığını defalarca açıkladı.

Hamas Sözcüsü önceki gün, kalan rehinelerden bazılarının İslami Cihad Hareketi ve belirtmediği diğer gruplar tarafından tutulduğunu bildirdi. Ancak kaynaklar, bazılarının rehineleri para karşılığında takas etmek isteyebileceğini belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun hükümeti, tüm rehinelerin geri dönmesini sağlamak için iç baskı altında. Ateşkes ne kadar uzun sürerse, o kadar çok rehine serbest bırakılacak.

Askeri ivme dağıldı

Ateşkesin uzatılması, İsrail'in ‘ortadan kaldırmak’ istediği Hamas hareketine yönelik askeri ivmeyi dağıtırken aynı zamanda askeri operasyonların yeniden başlamasına ve buna bağlı yıkıcı insani sonuçlara karşı diplomatik baskıyı artıyor.

Mevcut ateşkes anlaşması, yalnızca Filistinli kadın mahkumlar ve 19 yaşın altındaki çocuklar karşılığında İsrailli kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılmasını öngörüyor.

Rehin alınan kadın ve çocukların sayısı azaldıkça, ilgi artık yaşlı erkeklere ve belki de cesetlere odaklanıyor.

Rehine meselesinde belki de en zor olacak şey, İsrail ordusundaki askerlerin ve İsrail'de savaşabilecek yaştaki erkeklerin (40 yaşına kadar yedek asker olarak kabul edilirler) değişimi. AFP'nin tahminlerine göre Gazze Şeridi'nde Filistinli gruplar tarafından gözaltına alınan en az 11 erkek ve bir kadın asker ile 40 yedek personel bulunuyor.

Rehinelerin ve mahkumların değeri

İsrail askerleri Filistinliler için İsrail ile müzakerelerde en değerli unsur. İsrailli asker Gilad Şalit, Hamas tarafından beş yıl boyunca esir tutulduktan sonra 2011 yılında serbest bırakıldığında, karşılığında bin 27 Filistinli serbest bırakılmıştı.

Ateşkes anlaşmadan kaynaklanan ihtilaflar bu tür müzakerelerin kırmızı çizgilerini belirlemekten sorumlu bir İsrail komitesinin kurulmasına yol açtı. Yahya es-Sinvar, 2017'de Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketinin lideri olmadan önce serbest bırakılanlar arasındaydı ve bugün İsrail tarafından 7 Ekim saldırısını planlamakla suçlanan ilk kişi oldu.

Şalit'in yaşadığını kanıtlayan Hamas videosu karşılığında 20 Filistinli tutuklu serbest bırakılmıştı.

Hamas, 7 Ekim'deki rehinelerin yanı sıra, 2014 yılında iki taraf arasındaki savaşta öldürülen iki asker Oron Shaul ve Hadar Goldin’in cesetlerini de dokuz yıldır elinde tutuyor. Hamas bu askerlerin ölümlerini hiçbir zaman doğrulamadı.

Ateşkesin ardından çatışmaların yeniden başlaması

İsrail, savaşın ‘bitmediğini’ ve ateşkes biter bitmez savaşın devam edeceğini tekrar tekrar açıklıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu çarşamba günü bir kez daha ‘tüm rehineleri teslim alma’ sözü verdi. Diğer yandan İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, “İsrail ordusu savaşa devam etmeye hazır. Geçici ateşkesten hazırlıklarımızı güçlendirmek açısından faydalanacağız.” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’Dan aktardığına göre Hamas lideri Basim Naim önceki gün yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Hamas'ın iki temel hedefi var: Birincisi bu savaşı bitirmek, ikincisi ise işgal zindanlarındaki Filistinli tutsakların, özellikle de ağır ceza almış, gazi ve hasta tutsakların serbest bırakılmasını sağlamak. Bunu başarmak Hamas'ı ‘herkes için’ kapsamlı bir anlaşmayı kabul etmeye itecek. O da şu: Düşmanın zindanlarındaki esirlere ve savaşın sona ermesine karşılık elimizdeki tüm esirler. Diğer yandan Filistin direnişi yeniden mücadeleye dönmekten de asla korkmuyor ve direnme yeteneğine sahip.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.